Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
298
 

...Bu ülkenin bir diktatöre ihtiyacı var...

...Bu ülkenin bir diktatöre ihtiyacı var...
 

...Bu Ülkenin Bir Diktatöre İhtiyacı Var...


Her gün bir kavram kargaşasıdır almış başını gidiyor. Laiklik, irtica, demokrasi, türban v.b. yıllardır sanki bu kavramlar üzerinde hemfikirdik de şimdi fikir ayrılığına düştük. Cumhuriyetin kurulduğu günden bu güne dek bu ve benzeri kavramlar siyasetçiler, aydınlar ve halk tarafından doğru anlamlandırılıp algılanıyordu da, şu birkaç yıl içinde bu kavramların algılama ve anlamlandırılması değişti. Nedense yılan sanırım artık bazı kesimlere de dokundu. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyenler bu günlerde ısırılma tehlikesiyle karşı karşıya olmalılar ki bu karmaşadan lehlerine bir sonuç çıkması için ellerinden geleni yapıyorlar.

Demokrasi, laiklik bizim batıdan aldığımız ve yıllardır halkımıza benimsetmeye çalıştığımız kavramlar malumunuz. Ve maalesef bizler bu benimsetmeyi çoğu zaman dikte yoluyla yapmaya çalıştığımız için halk bunu benimseyemedi. İlk önce bilinçlendirilmesi, bilgilendirilmesi gereken halkı biz dikte yoluyla eğitmeye çalıştık ve şimdi de meyvelerini topluyoruz. Demokrasi halkın üstünlüğü, öngörüsü diyoruz ama köydeki çobanla kendi oyumuzu bir tutmuyoruz. Tek başına iktidar edilmiş bir partiye demokratik çoğunluğa rağmen kapatma davası açabiliyoruz ve bu davayı demokrasi, laiklik adına yapıyoruz. Demokrasi çoğunluğun fikrini kabul etmek ve onu uygulamak ve yaşamaksa buyurun AKP en güzel demokratik duruşu sergiliyor. Halkın çoğunluğunun dilek ve düşüncelerini hem yasalara, hem sosyal hayata uyguluyor. Nedendir AKP karşıtlığı ey demokratik ve laik insanlar. İşte bu noktada demokrasiyi irdelemek üzerimize farz oluyor.

Demokrasilerde halkı yönetecek kişiyi halk, oyuyla seçer. Halkın oyunun nitelikli olup olmaması… Halkın çoban veya manken olmasının bir önemi yoktur. Demokrasilerde Hatice’ye değil neticeye bakılır sonuçta. Aysun Kayacı’nın düşüncelerine demokrasinin anlayış ve yaşayış biçimiyle baktığımda onu şiddetle kınıyorum. Demokrasiyse buyurun size demokrasi. Ama ters mantıkla baktığımda ne kadar haklı olduğunu düşünüyorum. Gerçekten de köydeki çobanla benim oyum nasıl bir olabilir. Vergi v.b. maddi konular anlamında değil tabi. Düşünsel, bilgisel boyutta… Bir çoban ülke yönetimi, ekonomi, dış ilişkiler v.b. hakkında ne kadar bilgiye sahip olabilir ki? Ne kadar kültürlü ve bilgilidir oy kullanan bireyler. Evet, bunlar çok önemli olmalı ülke yönetimi seçimi için. Buradan anlaşılıyor ki daha ülkemiz demokrasi rejimine hazır değil. Ülke yönetimi bir diktatörün eline teslim edilmeli ve halk bilinçlendirilip, bilgilendirilmeli. Belirli bilgi ve kültür düzeyine ulaşmış olan halkın oyuna böylece güvenebiliriz, demokrasi diyebiliriz. Ama bunu da yapmamız mümkün değil. Dikte, ister modernlik adına, ister bilgi-kültür adına, isterse din adına yapılsın medeniyete aykırı bir yönetim ve düşünüş biçimi.

Laiklikte aynı şekilde karmaşanın başında yer alıyor. Laik bir devletiz diyoruz ama Diyanet İşleri Başkanlığı devletin kurumu. Camii hocaları devletten maaş alıyor. Hani devlet din işlerine karışmayacaktı. Laiklik diyoruz ama bir şeyhin ‘demokrasinin gereği’ devlet yönetimine gelmesini engelleyecek bir yargı hakkımız yok. Fetvalarla hareket eden devlet büyüklerimize sahibiz. Hani din devlete karışmayacaktı. Haydi, buyurun çıkın işin içinden. Tabi çıkabilirseniz…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

2.Dünya Savaşını diktatörler çıkarmıştı. Milyonlarca kişi Hitler ve Musolini'nin ihtirasları yüzünden can verdi. Çağımızın diktatörleri ise küçükleri saymazsak Bush ve Putin'dir.Bush Afganistan ve Irak'ı, Putin Çeçenistan ve elinin uzandığı eski sovyet cumhuriyetlerini içten karıştırarak kan gölüne çevirmiştir. Eskiden resmen diktatör olanlar vardı .Şimdi ise diktatörlük dünyayı ahtapot gibi saran büyük şirketlerin menfaatlerini korumak için gizlice yapılır oldu. Biz ne olursa olsun halkın denetlediği gerçek demokrasiden yana olalım.Selamlar.

Mehmet Oyan 
 07.04.2008 9:43
Cevap :
Size hak vermemek ne mümkün. Hiç bir toplum dikte yoluyla eğitilemez, medeni toplumlar seviyesine yükseltilemez. Aksine dikta rejimleri toplumları sığ ve körü körüne bir inanış ve düşünüşe sevkeder. Bu konularda modern düşünmek, medeni yaklaşımda bulunmak çok önemli. Fakat malumunuz medeniyet, modernizm maskesi altında ülkeyi dikta bir rejimle yönetme gayret ve düşüncesinde olan bir avuç insan ülke yönetiminde ve gündeminde oldukça etkili. Bu maskelerinin farkına varamayan modern ve medeni insanlarımız ise diktanın tuzağına düşüyor. Büyük şirketlerin menfaatleri ancak kapitalizmle korunabiliyor. Ki kapitalizmin temelindede büyük şirketlerin menfaatlerinin korunması var. Hani bizde bazı resmi işler için makbuz keserler ve o makbuzun ödenmesi mecburidir. Fakat makbuza bir bakarsınız bağış makbuzu :))) Zorunlu bağış gibi. Kapitalizmin ürettiği herşeye istesekte istemesekte maruz kalıyoruz. Kültürler, inançlar, ideolojiler v.s. bizlere dayatılıyor. Ve bu dayatmada çok seçenekli bir dayatma  08.04.2008 2:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 336
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 370
Kayıt tarihi
: 14.02.08
 
 

1983 Aksaray doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Aksaray'da tamamladım. Lisan eğitimimi Fırat Ünivers..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster