Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Aralık '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
1210
 

'' Hoşgeldin dost '' diyebilmek...

'' Hoşgeldin dost '' diyebilmek...
 

http://www.kaut.org/wp-content/uploads/2006/03/Elster-im-Nebel.jpg


Ruhumuza karanlık çöktüğünde ve düşüncelerimizin pusu yüreğimize perde perde iner olduğunda savunmasız kalırız biz. Kalırız ve göğüs kafesimizde her zaman titizlikle sakladığımız narin yüreğimize rahatlıkla inebilir olur beynimizin kıvrımlarında pusuya yatmış olan vahşi kurtlar.

Biliriz hepimiz aslında kurtların puslu havaları sevdiğini. Bal gibi biliriz aslında puslu ruhumuzun bu buz gibi havasında, ortalıklarda dost kimseler kalmamışken.. Arkadaşlarımız sıcacık evlerine çekilmişken, savunmasız kalan kalbimize nasıl da kolayca saldırabileceklerini.

Saldırma açlığının savaşa hazır salyalarıyla parlayan ağızlarındaki yırtıcı dişlerini ne de kolay batırabileceklerini biliriz kalbimize.

Ama savunmaya geçmeyiz.. Geçemeyiz belki de..

Mazoşist bir yaklaşımla, can acısında ararız teselliyi.

Acı, acımayı ve acınmayı da beraberinde getirecektir ve belki de biz kendimize acımayı seçeriz en çok böylesi anlarda..

Kendimize acımaya başladığımızda çünkü, başka hiç kimselerden şefkât beklemeye gerek bırakmayacaktır kendi kendimize sunduğumuz şefkâtimiz..

Savunma içgüdüsüyle kollarımızı göğsümüzde birleştirip, ellerimizi boynumuzun sıcaklığında ısıtmaya çalışırken yapayalnız yatağımızda, upuzun.. Çok uzunca bir müddet, uzanacak başka sımsıcak ellere kapatmayı yeğleriz kendimizi, göğsümüzde kavuşmuş kollarımızın korumasında.

Düşünmek istemeyiz..

Sesleri duymak, konuşmak, sormak-sordurmak şöyle dursun, hissetmeyi bile istemeyiz o anda hiçbirşeyleri.

Ne açlık duygusu, ne susuzluk, ne ses, ne de nefes?!

Nâfile gelir hepsi..

Kudurmuş hayal ve yaşam kırgınlığımız, bir parça ışıktan bile korkutmaya başlamıştır bizi ağzından saçtığı köpüklerle..

Yaşamak saçma… Nefes almak.. Yemek, içmek.. Sohbet etmek, dans etmek.. Gülmek, hele de katıla katıla gülmek! Çok anlâmsız ve uzak gelmektedir katıla katıla ağlama isteğinin yanında..

Gözyaşlarımızla yıkamaya mı çalışırız kirlenmiş dünyamızı..Başkalarından üzerimize sıçramış pisliklerden bu tuzlu su ile mi arınmaya çalışırız bilmiyorum..

Ama bilmemiz gereken bir şey var ki; bu umutsuz ve kapkara bakmakta olan gözlerden akan her damla yaş, buharlaşıp buharlaşıp daha fazla beslemekte düşüncelerimizin sisini..

Ve karanlık ruhumuzun derinliklerindeki ıssız vadilere, daha kalın perdeler halinde indirmekte sisi.. Daha fazla üşütmekte yalnızlığın ayazında buz kesmeye yüz tutmuş yüreğimizi.

O vahşi salyalarını akıtmakta olan kurt sürüsünün işini daha bir kolaylaştırmakta.

O zaman vakit, boylu boyunca uzandığımız o yatağı terk ederek, göğsümüzde savunma amaçlı birleştirdiğimiz kollarımızı çözmek.. Ve dostun sıcacık boynuna, güçlenme amaçlı sarma vaktidir.. Hani o etrafımızdan yolladığımız ve kendi karanlığımıza adım atmasına izin vermediğimiz dostlar var ya?!.

Bu dost bazen bir meşguliyet.. Bazen etiyle, kanıyla, sıcacık yüreğiyle bir insan.. Bazen de belki sadece kendi aydınlık düşüncelerimizdir.

Şimdi sadece kapıya kulak vermeli ve gönül penceremizi örten kapkalın perdeyi açmaya hazır, sıcacık elleriyle kapımızda bekleyen o dostu buyur etmeli..


Buyur etmeli ki; içimize doldurduğu aydınlıkla ısınacak yüreğimizin sıcağı dağıtıversin pusları. Ama elbette, ‘’Hoş geldin dost’’ diye mırıldanmayı unutmadan ve vakit çok geç olmadan.

Hoş geldin dost…

Sanı/Yorum: Belki de anlık baskınlar, bizim dost ellerimizin zillere uzanması için en uygun zamanlardır… Başkalarına gidecek gücü ve cesareti o an için kendinde bulamasa da birileri, çalan kapısının ziline heyecanla ve ümitle koşacak kimseler yok mudur sizce de?

Canip DOĞUTÜRK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hayata,yaşananlara,olanlara ve olacaklara ''Merhaba hüzün,yaşasın yaşam!'' diye iyi bir 'zılgıt' çekmişsin,çaktırmadan.Hem 'üle' ve hem de 'büle' . N'olacak?!.Hayat işte!..İrezil hayat!..İyi de etmişsin.Ufkumuz açıldı...Kalplerimizde yaktığımız ateşe rağmen ,tenimizdeki bu ürpertiler nedendir?..Ümitsizliklerimize yağan kırağı'ya rağmen,verilen 'kuyruğu dik tutma savaşı mı'' bunca çekilen eziyetler.Üşümüş ellerimizi,boynumuzun sıcaklığında ısıtmamız..Ne güzel bir 'psikoloji' yazısı bu büle!...İnsanların zaafları ve çok bilmişliği arasında gidip gelen saatin 'pandül' ü gibi(kimisi pantolon' der) bitmek bilmeyen hayatın nabzını tutan tik-tak'ların akıp gidişiYeter ki ruhların rakkasesi bozulmasın(Saba Melikesi'nin kulakları çınlasın.Ne demekse?!) Ümitsizliklerimize kırağı çalınmasın...Gönül kırıklıklarımız ıslanmasın...Umutlar hep,yeşil kalsın!!.İşte büle dersen,ben de büle derim.Düşinirim,...Düşinirim.Başka bi yeş bulamirim...

Muzaffer Cellek 
 24.12.2007 8:25
Cevap :
''Ümitsizliklerimize yağan kırağıya rağmen''.. Çok hoşuma gitti bu ifaden ve oturdum düşündüm üzerine de tabii gene filozof Leyla olaraktan :)) Kırağı ne zaman çözülmeye başlar? Hıı? Ne zaman o sert soğuk, puslu beyazlık ışıl ışıl, canlı su tanelerine dönüşür? Ve ne zaman (yaprak ihtiyacı olan nemi almıştır bu arada, kırağıya geçmiş olsun), buharlaşıp bulutlara karışır gider yine?! Hıı? Ne zaman?.. Ben söyliim :)) Güneş ortaya çıkıp da, sıcağını herkesler paylaşsın diye, ışıl ışıl ortalara dökünce. Demek ki neymiş? Doğanın güneşini veya kendi güneşimizi yaşamımızdan eksik etmemek gerekirmiiş :)) Her daim, karanlık geceleri idam etmek üzere bir ip gibi uzatırmış güneş ışınlarını dünyaya, dünyamıza :)) Kafayı sıyırmadan, sana ''Hoşgeldin dost'' deyip vedalaşmakta fayda var sanki. (Bak! Görüyon mu? Burda da bir tezat!) Hoşgeldin deyip de gider mi insan?!. Giderse neden gider? ''Hoşçakal'' deyip de gelmek mümkün mü peki? Her bitiş bir başlangıç?! Başlangıçlar bitiş mi? Ööff yaaa!  24.12.2007 13:38
 

yine beni karşıladı gül ile... benim sadık yarim...' İnsan insanın kurdudur... katılmadığım noktalar bu yazının güzelliğine gölge vuramıyor... Mersinden sevgiler sana...

yeşilsoğan 
 22.12.2007 22:22
Cevap :
Özgürlüğümüz tam da bu noktada şekillenmiyor mu işte!?. Yani, benim özgürlüğümün başladığı noktada seninki, seninkinin başladığı nokta da benimki son bulmuyor mu zaten? Ya da onunki, öteninki, berininki?.. :)) Bana düşünmekte ve düşündüğümü yazmakta, konuşmakta özgür olduğumu anımsattığın için teşekkür ediyorum. Ve ''rağmen'' alkışlayana şapkamı çıkarıyorum ben de :))) Kal sağlıcakla dostum. Bizans'tan sevgiler sana..  23.12.2007 14:00
 

Seni tanımak ve sana hoşgeldin diyebilmek az bir şey mi?... seni seviyorum..

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 19.12.2007 16:06
Cevap :
Duygular karşılıklı olursa anlamlı değil mi arkadaşım? Gönül kapıları karşılıklı açılırsa buluşabilir sevgiler ve dostluklar! O halde ben de sana diyorum ki; ''Hoş geldin dost'' Hem de ağız dolusu! :)))))  19.12.2007 16:30
 

"yazmak cehennemdir" der ilhan berk her yalnız kaldığında çoğalıyorsun aslında..sana cehenneminde dost elleri her zaman uzanacaktır arkadaşım..bugünkü gibi...mahir

mahir dogan 
 19.12.2007 14:57
Cevap :
O zaman sana da hakettiğin şekilde, kocaman bir ''Hoşgeldin dost'' diyorum Mahir'ciğim. Eski arkadaşlarım tarafından okunduğumu bilmek nasıl mutlu ediyor bilemezsin :)) Sizler benim yazma serüvenime en yakın olanlarsınız. Sınıfımızda az işkence yapmamıştım yazdığım kompozisyon ve şiirlerimle, bilirsin :)))))) Kal sağlıcakla..  19.12.2007 15:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 889
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2039
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1969 İstanbul'unda açmışım gözlerimi bu dünyaya... Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu, şimd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster