Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
411
 

...Mış gibi - 2-

...Mış gibi - 2-
 

resimhayattir.com


"...Mış gibi " demeye başlamıştık ya...

Araya acılı günler girdi devamını getiremedik. Kaldığımız yerden devam edelim...

Adamın kapasitesi bellidir.

Ancak O, kendini herkesten daha ileride, yüksekte görmekte, çevresindekilere parazit gözüyle bakmaktadır.

Gel gelelim hem işini sürdürmek için, hem de belki şartlar öyle gerektirdiği için beğenmediklerine de ihtiyacı vardır. Bu durumda yapacağı tek şey beğenmediklerine itibar etmektir...

Mecburen "itibar etmiş gibi" yapar...

Çevresindekilere gelince...

İşte işin ilginç bir yanı da buradadır.

Adamın parazit gibi gördükleri de kendilerini çok akıllı, iş bitirici , amaca ulaşmak için her tür insanı kullanıcı olarak gördüklerinden, onlar da bu adamı beğenmemektedirler. Ancak gidilen yolda o beğenmedikleri kişi durmaktadır. Sonuca ulaşmak adına Ona tahammül ediyormuş gibi yaparlar.

Bir partili, görünürde parti başkanının hayranıdır. Ne dese inanır, ne istese yapar. En büyük şakşakçısı budur adeta...

Bu tip, her protesto toplantısında ön saflardadır, her televizyon programında boy gösterir, diğer görüşlere veryansın eder durur.

Seçim zamanı ya da partinin kurultayı gibi önemli zamanlar gelene dek, bu hal devam eder durur. Eğer istediği yere getirilmezse, kafasındaki makamı kapamazsa adam adeta bir top olur ve üçyüzaltmış derece döner ve bu kez diğer görüşe, başka bir partinin başkanına, programına hayranmış gibi oluverir. Hele kaotik zamanlarda bu tipler futbolcuymuş gibi transferler yaparlar.

Yine benzer bir tip de rengini belli etmeyen tiptir.

Hangi düşüncenin iktidarı gelirse gelsin bu tip oradadır. Görünürde o partinin düşünce sistemine tam olarak tabi olmasa da bunu açıkça söylemez ve önemli olan "Memlekete, halka hizmettir " kalkanının ardına saklanarak ortaya çıkar.
Kendisini her seferinde altın tabakla sunar. Referanslarını kullanarak istediği yere gelir.

Eğer karşı görüştekilerden bir eleştiri gelirse hemen saklandığı kalkanını göstererek "ben aslında onlardan değilim ama maksat devletin işleri yürüsün " der.
Kendisini memleketi için feda ediyormuş gibi yapar.

Belediyelerimize göz atmazsak olmaz…

Bir ilde, ilçede yahut beldede, biri hasbel kader belediye başkanı olmuştur...

Seçilmeden önce kendisinden öncekileri eleştirmiş, yerden yere vurmuş, önceki ve ekibini hırsızlıkla bile suçlamıştır. Bir paritinin rüzgarı ile yelkenlerini şişirip seçimi kazanır, koltuğa oturur.

Aslında bu makamı çok istemiş ve sonunda amacına ulaşmıştır.

Ancak çevresine bu işi beceremeyeceğini, ayrılmak istediğini bile söyleyerek o makamlarda gözü yokmuş, çok mütevaziymiş gibi yapar.

Belediyelerdeki personele gelince...

Belediye bir öncekinden kalan sözleşmeli personelle doludur. Her biri yerinden memnundur ve işlerini kaybetmek istememektedirler. Oysa yeni başkan her an sözleşmelerini iptal edebilir, yenilemeyebilir…

Yapılacak tek şey vardır.

Yenisine, eskisini kötüler, hataları söylediklerini ama onun kendilerini hiç dinlemediğini anlatıp yeni başkanın emrinde olduklarını söylerler. Neticede personeldirler ya amir ne derse onu yapacaklardır. Gelene ağa, gidene paşaymış gibi yaparlar.

Seçim zamanı yaklaşmaya başlayınca bu personel usul usul değişmeye başlar. Görünürde saygılıymış gibidirler ama başkanın ardından dedikodu kazanını kaynatıp, aleyhinde olan haberleri el altından çevreye, medyaya uçurmaya başlamışlardır bile...

Bu tipler, en karşı görüşlü ve en ağır eleştirilerin yapıldığı basın organları için adeta minik kuşmuş gibi çalışırlar.

Başkanın kötünün iyisi misali güvenilir sanıp, itibar ettiği adamları da öyleymiş gibi yaparlar.

Başkanların icraatlarına gelirsek...

Hemen her belediyede olduğu gibi, yollar kazılır, borular, vanalar değişir, eski denen kaldırımlar sökülür yenileri döşenir, parklar çiçeklendirilir, kaçak yapılar tespit edilip bir iki tanesi göz boyamak adına yıkılıyormuş, kanunlara harfiyen uyuluyormuş gibi yapılır.

İhaleler açılır, istenilen sonuca erişilmeyince ihaleler kitabına uygun olarak iptal ediliyormuş gibi yapılıp, yeniden açılır. Başkalarının emekleri, fikirleri kendininmiş gibi gösterilir.

"El kesesinden ihsanım, develer olsun kervanım" mantığı egemen olduğundan davetler, fakir fukara yardımları, hayır hasenat işlerinde bir numaralı isimmiş gibi lanse edilmeler gına gider.

Gezilere gidilip, görev yapılıyormuş gibi harcırahlar alınır. Uçulur, uçurulur.

Şehir kalıcı bir işin değil, kendisinin ön plana çıkartıldığı afişlerle donatılır. Makyaj her zaman tamamdır...

Eş, dost, ahbap özellikle kollanır, kazanırken kazandırılır ki konuşacak halleri kalmasın...Tehlike arz edenlerin, yalakalık yapamayanların, başkanların "dürüstlük" kriterlerine uyamayanların defterleri çok önceden dürülmüştür zaten.

Şehir, bir inşaat sahasına döner, bir çiçeklenip şenlenir.

Esnafla bir kavga edilir, bir yanındaymış gibi davranılır.

Hazret, eskiden düşmanıymış gibi görüp hep aleyhine konuştuğu ve yanına sokmadığı kişileri aslında seviyormuş gibi belediye sırtından ziyafetlere davet eder. Buna gerçekten basınmış gibi tafra satanlar da dahildir.

Afaki düşünceler, hatalı tercihler haklıymış, doğruymuş gibi gösterilir.
Halka, ölümü gösterip sıtmaya razı edilme taktiği uygulanırken bir yandan da halkın içindeymiş gibi poz poz resimler yayımlanır.

İşi bilenler yapılanların dişe dokunan bir şey olmadığını bilirler.

Bir faaliyet vardır var olmasına da kalıcı bir eser yoktur ortada...

Görünürde çok işler yapılıyormuş, başarılıyormuş gibidir...

İlk sene içinde mütevaziymiş gibi görünmeler hızla kaybolur.

Çıkarcılar her zaman "Siz en iyisini bilirsiniz, bu işleri ancak siz yapabilirsiniz " diyerek gaz verirler...

Bu öyle bir şakşaktır ki değil belediye başkanları, hanımları bile kendilerini devletin en üst makamındaki kişilere denk, hatta onlardan daha da üstünmüş gibi görmeye başlarlar.

Kimi başkan hanımları STK'lara onursal başkan yapılır ama onlar bunu ordinaryüslük zanneder. Hatta bazıları işin boyutunu büyütüp eşleri başkan iken kendileri belediyeyi idareye kalkarlar.

Bu konuda basında herhangi bir haber konu olunca da, çok üzgünmüş gibi davranıp, eşlerinin asla önünde değil, hep arkasındaymış gibi yaparlar.

İşin komiği bazı başkanlar da konuyu medyaya taşıyarak, çok kırılmış bir halde eşinin artık evden dışarı çıkmayacağını, tüm ilgilendiği konulardan elini ayağını çekeceğini, ailecek son derece üzgün olduklarını söyleyip halka bu konuda söz vermiş gibi yaparlar..

Burada aklımıza geliverip sıraladığımız örneklerin bin bir çeşidini çevrenizde görebilmeniz mümkün.

Laikmiş gibi, Atatürkçüymüş gibi, dürüstmüş gibi, Milliyetçiymiş gibi, dindarmış gibi ve benzeri pek çok şeymiş gibi olan yüzlerce örnek verilebilir.

Üstelik işin en acı tarafı " miş, mış gibi " yapanların sayıları giderek çoğalmakta.

Sormak lâzım.

Neden insanlar gerçekte oldukları gibi davranmazlar, doğal olmazlar?

Ya da ölene dek göründükleri gibi kalmaya gayret etmezler?

Bundan sonrası biraz vicdanın, biraz inancın biraz da ilgili bilim dallarının incelemesine girmekte, haddimizi bilip susalım ve bu yazının sonunu bağlamak için son örneği halktan verelim.

Bizim halkımız birilerinin dediği gibi "balık hafızalı olup, göbeğini kaşıyanlardan" oluşmuş bir halk değildir asla.

Akılıdır ve her şeyi hem akıl hem de gönül hanesine yazar.

Seçim zamanı geldiğinde, yanına veya yaşadığı yerin meydanına hangi parti başkanı, vekili, bakanı, il, ilçe başkanı gelirse gelsin hepsini dinler, alkışlar.

İlle de hepsine "Türkiye seninle gurur duyuyor" sloganını da atar.

Yani her gelene, vereceği oy adeta o partininmiş gibi yapar.

Sonra...

Seçim günü gelip çatar…

Ve vatandaş sandıkta gereğini yapar.

Cumhuriyetimizin 85.yılında gerek Cumhuriyetin, demokrasinin değerlerini gerekse insan olabilmenin olmazsa olmazlarını benimsemiş, ...mış gibi yapmayan insanlar olabilmeyi,

her zaman olduğu gibi tarihe silinmez izler bırakmayı ilke edinmiş insanların yaşadığı güzel yurdumda nice 85 yılları ardında bırakılabilme şuuruna sahip olarak yaşanacak güzel zamanlar diliyor,

Cumhuriyet Bayramımız hepimize kutlu olsun diyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Az önce başka bir arkadaşıma da yazdım buraya da yazmalıyım; aylardır balkonumda duran "Atatürk"ü artık kaldırsam mı diye düşünüyorum. İşte şimdi de Atatürk için, bu "mış" gibi yapanlar yüzünden. Sevgiler, kucak dolusu.. Nice 85 yıllara!

derinmavi.. 
 30.10.2008 19:38
Cevap :
1-Balkonda duran Atatürk çiçeği ise lütfen kaldırıp içeriye alın, üşüyebilir zira havalar serinledi. 2- Eğer Atatürk posteri ise mutlaka durmalı "mış gibi" yapanlara inat... Benden de kucak dolusu sevgiler...  02.11.2008 22:36
 

Ya da ölene dek göründükleri gibi kalmaya gayret etmezler? demişsiniz.. Bu soruları ben de sormaktayım yıllardır. Bulduğum cevap, insanlardan tecrit yaşamanın ne güzel olacağıdır!!! Elbette yasak bu ve elbette -yasaksa- güzel olan da değil nihayetinde. Sorumlulukları göğüslemek için kimi kez birilerine şirin gözükmek gerekiyor"muş" gibi sanki. Yoksa, bir çok kere, hayata sil baştan yeniden başlamak gerekecek. Bu durumlarda, gitmeyi severim, diyorum. Herhalde kesin gidişe kadar gel-gitlerle kalıyor-muş- gibi yapmaya devam edeceğim. Bu arada, mış gibi yapmayı bırakıp, İNSAN olabilmek var ya... İşte onu kaybetmemek lazım. Dualarınızı istiyorum.

Mehmet Arda 
 30.10.2008 7:52
Cevap :
Yoruma teşekkür ediyorum. Dualarım hepimiz içindir. Sevgiye, saygıyla efendim...  30.10.2008 11:54
 

Cetinankara(20:20) Bn.Altınöz: Öncelikle,selamlar,saygılar. Ayrıca;Genç Türkiye Cumhuriyetinin,kuruluşunun,(85.) yılı tüm ulusumuza,esenlikler ve güzellikler getirmesi dileği ile,kutlu olmasını diliyorum Sn:Altınöz;(Mış/2 Gibi) Başlığı altında işlemiş olduğunuz "konuların" büyük bir bölümüne,bundan kısa bir süre önce, "eğlenceli bir bakış açısını" öne çıkararak cevaplamağa çalışmıştım..! Şimdi ise; Şayet uygun görürseniz;Acı bir "yaklaşım taşıyan vurgularla,şahsi görüşümü ortaya koymağa çalışayım...? Şöyle kİ: Yaşadığımız dünya,maalesef Kral çıplak diyebilenlerin "azınlıkta kaldığı" bir dünya olduğu herkes tarafından bilinmektedir. O halde;Bu oyun ! böyle sürüp gideceğinden emin olabilirsiniz..? Bu satırların yazarı "Şiir dünyasında" bu konuyu "acı dizelerle işlemişti" İşte (0) acı şiirimdem ilk "dörtlük" DOSTLARIM TOPLANIN ÖLDÜĞÜM ZAMAN RİYAYI (0) GÜNLÜK BİR YANA ATIN TUTUNUZ TABUTUN BİR KENARINDAN BİR DERİN ÇUKURA BENİ FIRLATIN Saygılar sunuyorum. 29/10/2008

Cetin Ankara 
 29.10.2008 20:45
Cevap :
Bu yoruma yorum yazmamak gerekir. Teşekkür ederim. Saygılarımla  30.10.2008 0:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 79
Toplam yorum
: 180
Toplam mesaj
: 65
Ort. okunma sayısı
: 1955
Kayıt tarihi
: 17.07.06
 
 

Salyangozları bilirsiniz... Onları görmeseniz bile geçtikleri yerde bıraktıkları izlerden anlarsı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster