Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
668
 

''Ana kuzuları...''

''Ana kuzuları...''
 

Yeni bir gün başlıyor. Sabahın ilk ışıkları odamı dolduruyor. Okul servisleri birer birer geliyor. Okul bahçesi çocuk cıvıltılarıyla doluyor. İlk, orta, lise öğrencileri... Hepsi birer çiçek... Onlar gelmeden güneş bu kadar güzel değildi.

Çocuk seslerine kuş sesleri karışıyor... Kuşlar, çocukları ne kadar seviyorlar... Çocuklar olmadan hiç sesleri çıkmıyordu... Çocukların başlarında... barış güvercinleri... Teğet geçiyorlar... Sevildiklerini biliyorlar...

Ah bu çocuklar yok mu? İşte ben bu yüzden ayrılamıyorum mesleğimin 34. yılında... Müptelası olmuşum onların... Çocuk cıvıltılarına kuş şakımaları karışıyor... Çok renkliler...Ortalık bir bayram yerine dönüşüyor...

Bahçemiz bir gelincik tarlası olmuş... Armonikanın tuşları gibi diziliyorlar... Hepsi umut dolu... Hepsi gülüyorlar... Andımızı okuyorlar.Küçük ciğerleri şişiyor iniyor... Omuzları dik... Arkasından şarkı söyleyerek giriyorlar sınıflarına...

''Tamzaradan gece geçtim... Soğuk sularından içtim...'' Sonra... evet... Sonra... bir sessizlik... Öğretmenlerin ayak sesleri... Öğretmenler yorgun ve üzgünler...

Çocuklar henüz kavanoz dipli Dünyanın kirliliklerinden uzak... Sabah şekerlerini paylaşıyorlar sevgi , yüreklerinde atıyor... Yakıştıramıyorum onların küçük dudaklarına ''Savaş haykırmalarını...''

Demek ki tüm insanlar böyle çocuk kalsalar hiç kirlenmeyecek Dünya...

Neden yaşlanıyoruz ki... Neden kirleniyoruz böyle ? ''-Durdurun Dünya'yı inecek var ! ''Demek geliyor içimden... Çocuk gözüyle renkli, sevgi ve barış dolu her yer... Çiçeklerden resimler asmışlar panolara...

Elma şekerlerinin tadında ; salıncakların esintisinde; uçurtmaların özgürlüğünde yazılar yazmak varken... Nedir bu ? Neler yazıyorum ben ?

Boya kalemlerinin kokusunda, defterlerin kenar süslerinde; üzerine çocuk kahramanlarının çıkartmalarını yapıştıracağım sayfalarda yazmak istiyorum.

Kalemimin içindeki kırmızı renkli mürekkebi kim koymuş oraya ? Ah bu büyükler yok mu? Ne kadar da çabuk kirlettik dünyayı ? Almayın bebekleri annelerinden... Ayırmayın onları sevgililerinden...

Sizin kafanızda patlasın icat ettiğiniz bombalar... Savaş öykülerini de kendiniz yazın, kendiniz okuyun karanlık dehlizlerinizde...!!! ''Çocuklara kıymayın efendiler...!!! ''

Keşke herkes kendi bebeği gibi görebilse tüm çocukları... Sımsıcak, mis gibi kokulu...

Hani çocuğunuz hastalanır da geceleri nöbet tutarsınız başında... Gözlerinizdeki yaşları saklarsınız çocuktan...Onun ateşi düşsün diye doktor... doktor... eczane eczane koşarsınız...

Gözünü açıp gülümseyince bebek... Dünyanın bütün çiçekleri dökülür başınızdan... Koklarsınız onu... İçinize okyanusların serinliği dolar ya...

Hani o, çocuk büyür ya... Sizin de saçlarınıza düşen ilk ak var ya... O çocuk, okullar okur, siz de onunla okursunuz ya... O bebek halen sizin bebeğinizdir... Kız arkadaşından, uçan kuştan kıskanırsınız ya...

Büyüdüğünü ancak anlarsınız, yanağınıza sert sakalları dokunduğunda...Ya da dudaklarına ince ruj süren kızlarınız olduğunda...Artık oğlunuzun askerlik çağı gelmiştir...Kızınız da gelin olacak...

Damadınız da askerlik hazırlığında... Büyümüş bebeğinize, yeni kalın iç çamaşırları alırsınız... Hatta kalın çoraplar... Aman askerde üşümesin diye... Askere giden şimdiki çocuklar yanlarında parfümlerini de götürürler...' 'Güzel kokayım'' diye... En iyisinden cilalı ayakkabı boyaları alırlar ki potinleri parlasın... Renkli telefonları ceplerinde... Bayraklarla süslenir evleriniz...

Askerlik bitecek arkasından düğünler ve de torunlar hayal edersiniz... Hatta çoğunun sevgililerine verilmiş sözleri vardır...' 'Bekle beni sevdiceğim... '' ... ''Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım...''
...................

Ve büyükler yine kirletiyorlar dünyayı... Savaşı icatettiler... Elleri kırılasıcalar... Petrol, kan, silah tacirleri...

Bebekler... Çocuklar... Delikanlılar... Askerler... Kimi gitti ve döndü... Anaların yüzü güldü...

Kimine de telefon geldi... Acı mı acı...

''-Anne ben yaralandım...! ''

''-Yavrum orada bir yere saklan...!!! ''

''-Anne ben vücudumu hissetmiyorum ki...!!!!! '' Ve bir bebeğin toprağa düşüşü...Vampirler, akbabalar üşüşüyor...

Gidip de dönemeyen ''Bebeklerin '' Anaları ne haldedir şimdi...?

O yürek patlamaz mı şimdi...? İşte o bebeklerden biri daha ana kucağından koparıldı...

Şehit piyade asteğmen...FURKAN...Umut doluydu...Sevgi doluydu gönlü...Anasının kuzusuydu...

Teskeresini alıp da internet sitesi kurup onunla geçinecekti...Gönlünü verecekti tüm insanlara...

Dünyaya gelmiş bir melekti o...Karıncayı bile hiç üzmemişti....

Nasıl da kıydılar....???? Şırnak Dağlarında çiçek biter mi gayrı...

Bu koca yürekler susar mı gayrı...???

Ya za mı yo ruummm...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şehir hikayesimidir bilemediğim bir şey dinledi.Sizinde yazdığınız.,Yaralı bir askerin evini arayıp tel.diğer ucunda ailesine ölümünü yaşatması, beni çok yaraladı.Bu acıyı Allah kimselere yaşatmasın.Saygılarımı sunuyorum.

ay.şe 
 27.10.2007 23:45
Cevap :
Aycan Hanım,acı ama gerçek olaylar yaşıyoruz...Bunları eskiden ateşin düştüğü yürekler yaşıyordu ...Ama şimdi duyarlı yurtseverler yaşıyor...Diğerlerini bilemem...Saygılarımla...  28.10.2007 0:25
 

Ne giden geri gelir, ne de anaların acısı diner. Kapanmayacak, hiç bir zaman kabuk tutmayacak bir yaradır bu, kaleminize sağlık Mesut Bey. Selamlar, sevgiler...

Özlem Akaydın 
 27.10.2007 21:08
Cevap :
Keşke bu savaş yaşlılar arasında olsaydı da gençler gitmeseydi...Daha görecekleri çok günleri vardı...Bahar tadında günler görmek dileğimle...  28.10.2007 0:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1522
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1580
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster