Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Haziran '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
541
 

''Arap'', ard niyetsiz bir lakaptır.

''Arap'', ard niyetsiz bir lakaptır.
 

Son günlerdeki olaylardan sonra İsrail ile yaşanan gerilim, bu ülke ile ilişkilerimizin yeniden gözden geçirilmesi sonucunu doğururken, Arap’ların alayının birleşip de baş edemediği İsrail’e, Başbakan’ın ‘’one minute’’ ile başlayan posta koyma sürecini, korsanlığa karşı eyleme dönüştürmesi ile devam ettirmesi üzerine medyada bir ‘’eksen kayması’’ fırtınası esip duruyor. Gırgır dergisinin son sayısındaki dergi kapağı, olayı Başbakanın’ın Arap ülkelerinden gördüğü itibar ve desteği mizahi bir şekilde olarak yorumlamış.

Bu ülkenin eksenini nedense batıya kaydırmak için bu ülkede çeşitli iktidarlar çok uzun yıllardır mücadele ediyor ve çeşitli bahanelerle ‘’bugün git yarın gel’’ diye oyalanıyordu. AB bünyesine Kıbrıs Rum Kesimi ve Malta gibi birkaç absürt devleti bile dahil ederken, Türkiye’nin ısrarlı taleplerini hep geri çevirdiler. Ne zaman ki müşterek paraları euro paraşütsüz inişe geçti, Yunanistan krizi çıktı, bu çelimsiz ülkelere borç verenler telaşa düştü, o zaman Türkiye’nin gücünü ve genç nüfusunu fark ettiler. Şimdi vizeyi kaldırma sürprizi hazırlıyorlarmış. Bunun için az mücadele edilmemişti.

Hıncal Uluç dünkü yazısında olayı ‘’eksen, mesken kaymıyor’’ diye yorumlayınca , zaten mesele de kalmadı!... Her ne kadar o, durmadan Fenerbahçe’nin sürekli kayrıldığını yazsa da nedense Fenerbahçe de öyle olmadığını ispatlarcasına, bir türlü şampiyon olamaz, kupa mupa kazanamaz o da ayrı mesele…

Hayatı boyunca İstanbul’da yaşayan birinin, ülkemizle sınırları olan Arap ülkeleri insanları için ahkam kesmesini doğru bulmadığım için Araplar hakkında da yorum yapmak imkansız. Bu sınırlara yakın illerimizdeki insanlarımız mutlaka onlarla daha içli dışlı. Çok vefalı oldukları söylenemez, onlar da bizi anlamamış tarih boyunca ama din kardeşliğimizden doğan adı konmayan bir yaklaşım hep olmuş.

T. Özal döneminde İstanbul Laleli semtini mekan edinmişlerdi. Burada sezonluk evler kiralarlardı. Kalabalık guruplar halinde gezerlerdi. Yıllarca burada oturan insanların çocukları bu piyangodan nasibini fazlasıyla almış, sonradan bu semt, her şeyin satıldığı bir bavul ticareti merkezi olmuştu. Daha biraz zenginleri ise Sarıyer, Tarabya gibi semtler başta olmak üzere Boğazı mekan edinmişlerdi. Petrol zengini olanlar ise Güney’in 6 yıldızlıklarında, kral dairesindeydi zaten.

Benim Arap’lar hakkında bildiğimin hepsi bu. Bir de coşkulu müziklerinden, eğlenceyi seven, neşeli insanlar olarak bilirim o kadar. Alıp veremediğim yoktur. Batılılar kadar bencil, kaba ve insan ilişkileri zayıf olmadıklarını düşünürüm. Saygılıdırlar, misafirperverdirler.

Dünyayı derinden sarsan ekonomik kriz, hayal aleminde yarattıkları sanal zenginlik içinde yaşayan batının tüm gerçeklerini gözler önüne sererken, şimdi bu durumdan kurtulabilmek için çare bulamıyor, çözüm üretemiyorlar.. Birbirleriyle anlaşamıyorlar.

Böyle bir dünyada, elbette Türkiye elindeki yüksek potansiyeli, birikimli insan gücünü, üretimini başka pazarlara yönlendirecektir. İster ekseni ile, ister merkezi ile. Buna kimse itiraz edemez. Bu ülkede 4 gençten biri işsiz. Böyle de bir gerçek var. Ayrıca Türkiye'nin, kıtaları birleştiren çok önemli coğrafi konumu unutulmamalı. Türkiye bu önemli konumunun avantajını şimdiye kadar fazlasıyla değerlendiremedi.

Kanada nere, Japonya nere? Ama Japonya’ya, Kanada’dan gıda maddesi ihracatı yapılıyor.

70 yıl önceden ‘’Yeni bir Dünya kurulur, Türkiye o Dünya’da yerini alır’’ diyen büyük devlet adamı, bu ülkenin kurucularından, İsmet İnönü’dür.

Yalnız, Başbakan’ın geçen gün sarfettiği bir söz var ki, fena halde alındım.

‘’Arapları aşağılamak için köpeklerine Arap ismi koyan, onu arap diye çağıranlar var’’ demiş.

Küçükken bir arkadaşın elinde tahta gören ahşap evin sahibi çok yaşlı bir kadın, evimin tahtalarını söküyorlar diye mahallenin bütün çocuklarını şikayet etmişti. Çocukluk aklımızla, yapmadığımız bir şey için kendimizi nasıl savunamıyacağımızı düşünüp, amma da korkmuştuk?.

2006 ylında Gölcük’ün yüksek bir tepesinde site içinde olan iş yeri lojmalarında camdan bakarken, bir küçük karaltı fark ettim, akşam olmaktaydı. Dikkatli bakınca bunu bir yavru köpek olduğunu fark ettim. Av köpeği cinsiydi sanırım. Ayakları uzunca, kafası küçük, çok hareketliydi. Hemen yiyecek bir şeyler verdim. Hiç köpek dostum olmamıştı. Bunun anası da yoktu. Zamanla bana alıştı. Simsiyah bir şeydi. Akşamları beni beklemeye başlamıştı. Buna karşılık uyuz gibi kaşıntısı vardı. Arkadaşların gayreti ile ilaçla onu da iyileştirdik. Gelgelim adını Arap koymuştuk!..

Şimdi Başbakan öyle demiş ya, aklıma geldi. .Bu sevimli köpek insanlık adına üstümüze kaldı, açlığını giderdik, hastalığını iyileştirdik ama ona ‘’arap’’ adını koyarken de hiç kimseyi aşağılamak da aklımıza gelmedi. Çok başka şeylerdi onlar. Düşünseniz, bunu bulamazsınız. Aklınıza gelmez. Birilerinin üzüleceğini bilseniz zaten o ismi koymazsınız ama etrafta değil, çevre illerde bile arap vatandaşının ‘’a sı yok. Ayrıca Arap'tan nefret eden falan da yok. Arap, kimsenin aklında yok.

40 yıllık arkadaşlarımızdan birinin lakabının ‘’arap’’ olması da arap hayranlığından değil, renginin çok esmer olmasındandı. Tıpkı gözleri çekik olana ‘’’Japon ‘’ lakabı verildiği gibi.

Eskiden mahalle kabadayıları vardı. Şurasında, burasında falçata izi bulunan kalıplı ve yürekli insanlardı, mahallenin medarı iftiharı idiler. Mahallenin namusundan sorumlu efsane idiler. . Efsaneyi yüceltmek için de mutlaka başına bir ''arap''' lakabı eklenirdi. Arap Kemal, Arap Yaşar gibi.. Öylesi daha haşmetli olurdu. Peki buna ne demeli?

Mahallede bir sürü sokak köpeği var. Kulakları künyeli. Kimseye zararları yok ama çocuk parkını mekan edinmişler. Bebeler biraz ürküyor. Mahalleli onlara sahip çıkıyor, karnını doyuruyor. Bakacağım.

İçlerinde beyaz var, kahverengi var, simsiyah olanlar var. Uyaracağım. Beyaz olana Beyaz deseniz Beyazıt Öztürk’e ayıp, arap deseniz, Başbakan kızar. Ona göre…

Bırakın onları adsız dolaşsınlar..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Başbakanımız herşeye, herkese kızar, arap denmesine kızmasına şaşmamak lazım.Arap - Türk ilişkilerini görmek için Osmanlı Dönemine ve Türkiye Cumhuriyeti Dönemine iyi bakmak, incelemek, yansız yorumlar gerekir.Arap Coğrafyasında yaşayanların bize karşı öğünecekleri, işte biz de böyle dostluk gösterdik diyecekleri elle tutar hiçbir geçmişleri, tarihi olayları yoktur.Ya güce , ya paraya kendilerini yakın hissederler, böyle tanıyoruz. Peki köpeklere: DÜK, LORD, MAYK, HANS gibi isimlerde takılıyor.Lordlar Kamarasına ayıp olmuyor mu, ya Arşidükler üzülüp, gurur yapıp intahar ederlerse ne olacak. Adamlar hindiye Türk diyorlar, şimdi ne olacak. Nadir Bey, kedilere ve köpeklere ne isimler konulabilir, yasakları ön plana alan bir düzenleme var mı. Ya başka isimleri katillerde hırsızlarda görmek, o da ayrı bir tartışma konusu.

FERDI KARAN 
 18.06.2010 18:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 459
Toplam yorum
: 146
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 922
Kayıt tarihi
: 15.01.09
 
 

İstanbul doğumluyum.. İstanbul'un  tramvaylı döneminden bu şehirde yaşıyorum. Gençlik yıllarında ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster