Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Nisan '19

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
98
 

''Avec Moi'' 'Yanımda' idi..

 Uzun zaman olmuş yazmayalı. Aslında bu yazının başlığı 'Yarım bırakanlara rağmen' olmalıydı. Yaklaşık dört aydır bulutların üzerinde bir mutuluk yaşarken, kalemin bana küseceğini hesaba katmamışım. Ve ben acıları yazmayı sevdiğimi hiç anlamamışım.

 Ben bundan yaklaşık dört buçuk ay önce, kalbimi taşa çevirdiğime kendimi ikne etmişken aşık oldum. 27 yaşında bekar bir anne olarak. Her defasında ben sevemem edemem ayıp derken kalbimin yerinden çıkarcasına böylesine çarpmasına inanamadım. Kendime yakıştıramazdım, malum toplum baskısı ama o his beni öyle bir sardı ki. Evet dedim bu o. Hep o gelecek mutlu olacaksın dedikleri adam geldi işte. Aslında mutluluk hep gözünün önündeymişte sen görememişsin dedim. Kim ne derse desin hayatımın dengesini kurduğum sürece hem anne hem kadın olabilirim. Size şu konuda yemin edebilirim ki bu yaşıma kadar duygusal bağ kurduğum hiç bir erkeğe sırtımı bu kadar güvenerek yaslamadım. Ve hiç biri bana bu kadar şevkatli bakmadı. İlk defa sadece onun gözlerinde gördüm kendimi. Ben gözlerimin parladığını çocukluğumdan sonra ilk defa aynada gördüm. Durup durup sesini kokusunu aklıma getirip gülümsediğim oldu. İş arkadaşıydık aylarca birlikte çalıştık. Kaderin birleştireceği varmış ki dışarda görüşmeye başlayıp, yazışır olduk. Bunları buraya yazdığım için çok kızacak ama benim bunları anlatacak kimsem olmadı. Ve daha fazla içimde tutamayacağım için yazıyorum. İnsanlara zayıf yönlerini gösterme, insana dert anlatlırmı  derdi evet doğru ona dert anlatamıyorum. Zaten benim derdimi tek anlatabildiğim göz yaşımla ıslattığım kağıdıma dökebildiğim kelimelerim.

 Yaşayamadığım çocukluğum, anlatamadığım hayallerim belki de kimseye veremeyeceğim en büyük sırlarımın ortağı oldun sen. Her erkeğin, saçının teline zarar gelmesine dayanamam dediği cümleyi yaşadım seninle. Gerçekten kıyamadın bana. Hep sardın, hep destek oldun. Kızsan da dinledin beni. Elimi hep sımsıkı tuttun. Gözlerimle, yüreğimi birlikte güldürebilen tek insan oldun. Bir akşam sebepsizce yollarda seviyorum diye bağırarak yürümüştün ya, utanıp seni susturmaya çalıştığım için öyle pişmanım ki. Kime neydi ki? Bilsem ki sevginden ve sesinden mahrum kalacağımı, kırardım elimi uzatmazdım dudaklarına. Sendromsuz pazartesilerimin sebebiydi varlığın. Sabah seni görmek, güneşi görmekten daha mutlu ediciydi. Eğer azcık çekinmeseydim insanları umursamasaydım, ben de bağırmak isterdim seni seviyorum diye. Yapamadım diye umarım beni affedersin. Ben hiç böyle olmadım ne on yıl önce kanım kaynarken ne de bundan on yıl sonra. Hem aklı başında hem romantik hem de yakışıklı olsun ister her kadın hayatındaki adamın. Sen benim dört dörtlüğüm değil, üçte üçümdün. Dördü varsın başkalarının olsun ben seninle mutluydum.

 Hayatımda hiç sevgilim olan biriyle sinemaya gitmemiştim mesela. Şampiyon filminin sonunda ben şaşırdığımda gayet sakin bir biçimde beni izlemene, hep elimi tutmana şevkatle saçımı okşamanı unutmayacağım. Topu karpuz gibi fırlatıp iki tırnağımı kıracak kadar beceriksiz olsam da, beni yeneceğini bildiğin halde bowling oynamaya zorlamanda ayrı bir hatıra içimde. Sanırım bir daha asla cesaret edemeyeceğim. Senin yanında öyle fazladan beceriksiz hissediyordum ki kendimi. Seni kendime öyle fazla görüyordum ki anlatamam. Bunu sana çok fazla dile getirmedim ama. Belki de bana göre çok fazla mukemmeldin sen. Herşeyden kaçıp o yağmurlu sabah üsküdarda yaptığımız kahvaltıdan sonra hiç doya doya kahvaltı yapamadım. Anladım ki yemeğimde suyumda uykumda sen olmalıydın. Çünkü eksik parçamdın. Ve ben tamamdım. Elini tutup yürüdüğüm zaman hissettiğim şey öyle farklı ki, güven, huzur, mutluluk..

 Şimdi anlıyorum ki bana onca zaman çocuğun olduğunu sakla diyen geri kafalı zihniyete inat dürüst olmak en büyük nimetmiş. Sizi siz olduğunuz için kabul etmeyen hiç kimseyi hayatınızda tutmayın. Çünkü bana bu mutluluğu veren adam benim anneliğime öyle güzel saygı duydu ki. Oğlum hasta olduğunda ve ben geceyi uykusuz geçirdiğimde sabah masama bir fincan kahve bırakmakla yetinilecek cinsten değil. Gece uykusuz kalmadı benimle oturmadı ama dönüp arkasını sabaha kadar da uyumadı defalarca uyanıp bana hep yazdı. Hastanede kalırsam bir telefonuma geleceğini bilecek kadar güvenim vardı. Gün sonunda eve gittiğimde önce Can sonra Canan diyen oydu. 

 Olmayacak hayaller peşinden koşmadık. Çünkü çocuk değildik. Hayat tüm gerçekleriyle önümüzdeydi. Evet belki katlanması aşılması zor olan engellerimiz vardı ama mücadele etmeyi seçtik biz. Son hiç kimse için net değildir. Bizim için de öyleydi. Başarabilirsek biz olacağız, yuva olacağız ama olmazsakta dünyanın sonu olmamalı dedik. Ve aynı iş yerinde bir ilişki sürdürmek en zor şeylerden biriymiş. Çünkü iş başka aşk başkaydı. Ben iş çıkışları onunla el ele sokaklarda yürümeyi sevdim. Şimdi o sokaklardan yalnız geçmek zorunda kalsam bile. 

 Bugüne gelelim. Bir daha kimseyi sevemem, kimseye aşık olamam demeyin. Böyle dediğiniz için sadece ötelersiniz. Allah öyle güzel şeyler çıkartıyor ki karşınıza utanıyorsunuz. Meğer yapabiliyormuşum diye. Medeni, fiziksel, maddi her ne olursa durumunuz hayat sizin hayatınız. Hissettiğiniz sevgi sizin yanınıza kar kalıyor, acıyı hissedip üzülen geceleri uyuyamayan, iştahı kaçan yine siz oluyorsunuz. Hani hepimiz kendi sınırlarımızı kendimiz biliriz ya, işte o sınıra kadar yaşayın, sevin. Küsmeyin, trip atmayın. Uyumlu olun, bir konu varsa ortak yol bulmaya çalışın, karşılıklı adımlar atın. Tamamen teslim olmayın. Kendiniz olmaktan vazgeçmeyin. Sizi seven böyle olduunuz için sevsin yanınızda olsun. Ve kolay kolay bırakmayın çükü hayat çok kısa ve yarın siz birlikte olamayabilirsiniz..

 Çok uzattım ama bu yazıyı okumasını dilediğim tek bir adam var ve bu paragraftan sonrası benim ona son sözlerim.

 Hayatta esmer erkek beğenmeyen bir kadını, bir akşam ansızın elini tutup yüreğinden vurduğun için tebrik ederim. Sen bir kadını nasıl mutlu edeceğini çok iyi bilen bir adamsın. Sen gerçekten adamsın. Vicdanın merhametin seni en özel yapan şeylerden birisi. Keşke senin kadar inatçı ve gururlu olsaydım biliyor musun? Günlerce senin sesini duymadan nasıl durabildiğimi merak etmiyorsundur. Asıl ben seni merak ediyordum. Nasıl yapabiliyor diye. Her gün daha çok sevdim. Bana güçsüzsün demiştin evet ben güçsüzüm ama güçsüz olsam da yaşıyorum çünkü mecburum. Sen benim elimi tuttuğunda hani daha güçlüydüm ya konuşmuştuk. Sen o gücü benden esirgedin. Bana korkma demiştin. Beni kaybetmekten korkarsan kaybedersin. Seni kaybettim. Şimdi aynı şeyi işim için yaşıyorum ve yolun sonundayım. Gül yaprakları kurudu cam bir kavanozda, yeşil kartta yazdığın not hala cüzdanımda duruyor. Pamuk ise sevimli gözleriyle bana bakıyor. Artık çikolatalar mutlu etmiyor çünkü yemiyorum. İki insan birbirini sevince yeter sandım ben. Neden biliyor musun? Çünkü ortak yol bulunur sandım. Karşılıklı fedakarlık yapılır dedim. Dertler paylaşılır derman olunur, çözüm bulunur destek olunur, bana öyle öğrettiler. Benim çok konuşmam, senin üzerine çok gelmem hep kaybedeceğimden korkmamdandı. Benim seni benimsediğim gibi benimsenmek istedim. Yüzün asıldığında güldüren olmak, hasta olduğunda şifan olmak istedim. Ben sana çok inandım. Balat'taki gibi olamayız diyorsun ama sana her baktığımda hissettiğim şey aynı. Sen bana şükrün ne güzel nimet olduğunu hatırlattın. Seni bana gönderdiği için hep şükrettim Rabbime. Ben çok güzel hayaller kurdum. Aslında hayalde değil. Gerçekten ulaşılıp zamanla yapılacak şeylerdi. Hep ben diye başlıyorum cümleye ama sen ne hissettin ne düşündün inan bilmiyorum artık o yüzden kendimden pay biçerek yazıyorum. 9 nisandan sonra hiçbişey eskisi gibi olmadı. O güne kadar ne konuda tartışırsak tartışalım bana beni sevmediğini söyleyip yaralamamıştın beni. Bu benim önüme duvar oldu. O gece sana heryerden ulaşmamı engelledikten sonra sabah bin bir umutla seni beklerken yüzüme seni sevmiyorum, seni artık istemiyorum dedin ya. Beni orda yerin bin kat dibine gönderdin. İstemiyorum dedikten sonra bir daha seninle birebir yüz yüze gelmemeye çalışacağım çünkü dayanamayıp barışacağım demene de anlam yükleyemedim sert bakışların yüzünden. Evet korktuğum seni kaybetmekti, senin beni sevmemendi ve bu da oldu. Sinirdendir dedim. Üzerine gelmemek için tuttum kendimi. Sen beni engelledin ama ben hep yazdım sana. Sen bilmedin. Uzaktan uzağa baktığını hep gördüm. Ve artık insanlara karşı beni korumadığınıda. Üzerine iki kez hasta oldum ki geceleri uyumadığımı nasıl ağladığımı hissedeceğini de biliyorum. Ama geçen hafta o kazayı geçirdiğimde. Dönüp insanlık adına bile ne oldu nasıl trafik kazası geçirdin demedin ya. O gün bekledim. Hastaneden eve geldiğimde her uyanışımda. Bu kadar umursamaz olacağını, bu kadar sileceğini hiç tahmin etmemiştim. Canımdan çok kalbim acıdı biliyor musun? Ve bunu sen yaptın. En çok güvendiğim adam. Saçımın teline, gözümün yaşına kıyamayan adam. Ben hergün sana hayran hayran bakanlar varken aynı yerde sizi görüp çalışmak zorundayım. Bunun ne demek olduğunu anlayabilir misin? Tek bir şey istiyordum o sabah seni beklerken. Mantıklı bir açıklama. Neden durduk yere beni bıraktığını anlatmanı ve kendi anlatacaklarımı dinlemeni. Sen bunu çok gördün Yusuf.. Belki de en büyük haksızlığı seni hala seven bu kadına yaptın sen. Benim konuşacak kimsem olmadığını biiliyordun. Konuşamadıklarımın içimde beni hasta edeceğini biliyordun ve gördün hasta oluğumu. seni bu kadar mı yordum yıprattım bilmem ama ne tutup kolundan konuşabildim ne yazabildim. Zaten ben ne yapabildim ki.. Herşey içeride kanayan bir yara artık.. Geceleri defalarca uyanıp telefona bakmak kadar anlamsız hayat.

 Hani ' AVEC MOI ' fransızca yanımda  demekti ya, dön desem de artık yanımda değil..

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 116
Kayıt tarihi
: 30.11.17
 
 

Herkesi, her şeyi sildik yeniden başlıyoruz... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster