Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '09

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
508
 

''Bella Donna''

Bizans İstanbul olalı
Hiç görmedi böyle çelişki

Bu akşam bir İspanyol kahvesindeyim ama ne yazık ki İspanyolca bilmiyorum. Önümde üç şekerli bir çay içip içmemekte kararsızım. Öyle güzel öyle kırmızı ki içmeye kıyamıyorum. Pencereden Barselona geçiyor. Garson İspanyolca ‘’bu Ağustos dünyanın son Ağustosu mu?’’ diye soruyor bir İngiliz’e. İngiliz İspanyolca bilmiyor kibarca gülümsüyor garsona. Pencereden Madrid geçiyor. Bir sigara yakıyorum, pencereden yâr geçiyor. Radyoda ‘’Bella Donna’’ alıyor beni Fransa’ya götürüyor. Picasso’ya rastlıyorum Paris sokaklarında, beyaz bir güvercinin kanadında rastlıyorum Picasso’ya… Bir İtalyan restoranında yemek yiyorum. Pencereden Floransa geçiyor. Ne yaparsam yapayım Mikelanjelo’dan ayrı düşünemiyorum Floransa’yı. Nasıl ki Sovyetler Birliği denince Moskova denince akla Lenin geliyorsa. Nasıl ki Türkiye denince İstanbul denince akla Nâzım Hikmet geliyorsa. Floransa denince de aklıma Da Vinci geliyor. Bir türlü bir bütün olarak düşünemiyorum Van Gohg’la kulağını.

Duvarda ‘’Cafe Terrace’’ yıl 1888 pencereden Hollanda geçiyor.
Ankara'dan Ahmed Arif geçiyor. Dört yön, on altı rüzgar, yedi iklim, beş kıta'dan Nâzım Hikmet Geçiyor.

Alman olduklarını bildiğim halde her defasında Rus gibi geliyor bana Marx’la Engels. Kim bilir belki de Bethoveen sağır olmasaydı besteleyemezdi dokuzuncu senfoniyi. Israr ediyorum Niçe filozof falan değil akıl hastasıdır. Oysa coğrafya kitabıma göre sadece bir kara parçasıdır Afrika. Rodin’in ‘’Düşünen Adam’’ adlı heykelini cezaevine atıyor Menderes Hükümeti. Tam orda film kopuyor. Pencereden Amerika geçiyor…

Özgürlük Heykeli’nin elinde kırk beş kalibrelik bir Nagant. Fidel Kastıro’yu nasıl öldüreceğini düşünüyor. Pencereden Küba geçiyor… Somos sosyalistas palante palante

Yıl 1941 Aralık ayının ilk günleri, Petrişçevo’da Vereiya şehri dolaylarında, Almanlar 18 yaşında bir kızı asıyor. TANYA dünyanın en genç Komünisti. ‘’Beyaz, genç dişleriyle ısırılmaktan şişmiş dudakları. Bacaklarında, boynunda, alnında kan. Kolları iple bağlı arkadan çıplak ayakları karda, iki yanda süngü’’ yürüyor hiç korkmadan ölüme doğru.‘’Cellat çekiyor ipi boğuluyor nazlı boynu kuğu kuşunun.’’ İpin ucunda koyu kestane gözlü çocuk, ipin ucunda seven, anlayan, inanan inandıkları için ölen insan, ipin ucunda Tanya sallanıyor. Pencereden Faşizm geçiyor…

Bir İspanyol kahvesindeyim bu akşam. Oysa hiç görmedim İspanyayı ama yine de ben bir İspanyol kahvesindeyim bu akşam. Sen kıraathane diyebilirsin. Ay ışığı denize düşmüş ay ışığı değil de sanki çok uzun çok beyaz bir kadın uzanmış denize. Sen yakamoz diyebilirsin. Ben onu bir tablo olarak görmek istiyorum. Ay ışığı değil bu akşam denize düşen, bu akşam denize düşen Bouguereau’nın ‘’Biblis’’ adlı tablosu…

Bu akşam bir İspanyol kahvesindeyim. Önümde üç şekerli bir çay, yürüyorum.. Nereye gittiğimi bilmiyorum. Sadece gitmek istiyorum. Kendimden. Geride bırakmak istiyorum kendimi. Bilhassa kalbimi. Bu kalp bu bedendeyken ne ben sana gelebilirim ne de sen bana gelebilirsin ne ben senden gidebilirim ne de sen benden gidebilirsin. Yürüyorum. Sevdiğim kadınlar geçiyor önümden. ‘’Beni elimden tutup yumuşacık yerden kaldıran kadınlar, çoğuna birkaç şiirden başka bir şey veremedim biraz da keder belki hepsine minnetliyim.’’

Bu akşam bir ispanyol kahvesindeyim. Pencereden Taksim geçiyor. Ülkem geçiyor şahdamarımdan...
Bin altı yüz kilometre öteden İstanbul geçiyor… Yüreğime basa basa içimden Beyoğlu geçiyor…
Bu akşam…
Bu akşam, aslında bu akşam ben hiçbir şey yazmak istemiyorum. Bir lodos, bir kürek bir kayık ve birkaç şişe yakut dışında…
‘’Yer gök kırmızı…’’


Ağustos 08
Murat ÇELİK
''Aradığınız Kişiye Şu Anda Sevişilemiyor'' adlı kitaptan.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 506
Kayıt tarihi
: 27.12.08
 
 

Murat Efe Çelik 1980 yılında Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Erga..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster