Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Şubat '09

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
4677
 

''BENJAMİN BUTTON'un tuhaf hikayesi'' üstüne

''BENJAMİN BUTTON'un tuhaf hikayesi'' üstüne
 

Bugün, günlerdir vizyona girmesini beklediğim Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi'ni izledim.
Yaklaşık 2,5 saat süren ilginç filmin yönetmenliğini, David Fincher yapmış.
Fantastik sayılabilecek bu film, Scott F.Fitzgerald'ın öyküsünden sinamaya uyarlanmış.
Senaristliğini ise Eric Roth yapmış.
Başrollerde ise Brad Pitt ve Cate Blanchett oynamış.
...
I.Dünya Savaşında oğlu ölen bir saatçi; sevdiklerini geri getirmesi umuduyla, tersine işleyen bir saat yapar ve bu saati, tren istasyonuna asar.
Saatçinin ölen oğlu geri gelmez elbette, ama takip eden günlerde ilginç bir olay yaşanır...
Savaşın resmen bittiği gün, doğum esnasında hayatını kaybeden bir kadının, yüzü gözü kırışık, çirkin, ucube, garip ve 80 yaşında bir ihtiyarın fiziksel özelliklerini taşıyan bir bebeği olur. Doğumun ardından anne hayatını kaybeder.
Çok üzülerek, bu durumdan hem korkan hem de telaşa kapılan baba; çocuğu kaparak kaçırır, bir yaşlılar evinin merdivenlerine bırakır.
Yaşlılar evinin bakıcısı Queen, bu bebeği bulur, sahiplenir ve annelik eder. Benjamin adını verdikleri bebeğin yaşlılığından dolayı her gün ölüme adım adım yaklaştığını sanırlarken, bebeğin zamanla, yaşlılıktan gençliğe geçtiğini farkederler.
Yıllar boyunca bu yaşlılar evinde yaşayan Benjamin, yaşlılıktan gençliğe doğru tersine yaşarken, denizcilik yapar, hayata ilişkin pekçok deneyim yaşar, aşık olur, savaşa katılır, evlenir, çocuğu olur. Gitgide gençleşen, çocuklaşan ve küçülen Benjamin'in gerçekten çok farklı ve sıradışı öyküsünün yanısıra, Brad Pitt ve Kate Blanchett'in performansları  hayranlık uyandırıcı...Gerçekten çok farklı, etkileyici, 13 dalda Oscar'a aday gösterilmeyi hak eden bir film.
...
Benim çıkarımlarıma gelince:
Hayatım yaşlılıktan bebekliğe doğru tersine de gitse; ya da şu anda olduğu gibi; bebeklikten yaşlılığa, farketmeyecek...

Hayata başladığım zamanla, kaçınılmaz sona yaklaştığım  yani yaşlandığım zaman (eğer sağlıkla yaşlanacak şansım varsa!) yaşayacağım şeyler birbirine ne kadar da benziyor.
( Bir bebek - bir ihtiyar...)
Benim ve elbette herkes için hayatın durduğu o son nokta, final...

Sahip olduklarımın kıymetini biliyor muyum?

Kaybettikten sonra değerini anladığım neler var hayatımda?
Ve herşey zamanla değişir (mi)? 

Yoksa değişmeyen şeyler de var( mı)dır ?
...
Filmde pekçok sahne ve pekçok diyalog inanılmaz etkileyiciydi...
Aşkın kesiştirdiği yolları ayıran tersine akan hayatlar, hayatın keyfi, ölümün hüznü...

Seyretmenizi öneririm.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sinemada seyretmek ayrıcılığına eriştiğim ender güzellikte bir görsel şölendi. Brad Pitt yakışıklılığının ötesine geçmiş çok değerli bir öyuncu. Filmde kimse sırıtmıyordu, herkes o denli iyi rol yapıyordu ki, atmosferin çok doğal bileşenlerini oluşturuyorlardı. Örneğin Tilda Swinton çok farklı bir rolde karşımıza çıktı; Benjamin evli sevgilisi Elizabeth Abbott. Filmin sonunda Benjamin'in bebekliğe varmadan önceki çocukluk hali ise çok doğal ve ilginçti. Asık suratlı, konuşmayan, üç-beş yaşlarında bir çocuk. Tek kelimeyle mükemmel bir filmdi. O atmosferi yeniden yaşadım. Teşekkürler.

Güz Özlemi 
 10.10.2012 12:08
Cevap :
Siz de yorumunuzla o ilginç filmi bana yeniden hatırlattınız...Asıl ben size teşekkür ederim..:)   10.10.2012 20:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 247
Toplam yorum
: 2172
Toplam mesaj
: 113
Ort. okunma sayısı
: 1467
Kayıt tarihi
: 29.01.08
 
 

Antalya ve Akdeniz aşığı bir öğretmenim. Feci duygusal, iflâh olmaz bir romantiğim..:) Bol bol ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster