Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mart '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
931
 

''Çanakkale Geçilmez'', Turgutlu'da nikel madeni işi!.. / Bir Turgutlu varmış, bir Turgutlu yokmuş!

''Çanakkale Geçilmez'', Turgutlu'da nikel madeni işi!.. / Bir Turgutlu varmış, bir Turgutlu yokmuş!
 

''Ege'nin yükselen yıldızı, Turgutlu''!...


Dün Çanakkale'de 18 Mart'ın, ülkemizi işgal etmek isteyen başta İngiliz emperyalistleri olmak üzere, yedi düvelin, Çanakkale'de hesabını görmemizin 95. yılını kutluyorduk... Ve kutlamalardan birinde, beyaz camda, gözleri dolmuş, bir etkinliği seyredip, hararetle alkışlayan Manisa milletvekili sayın Bülent Arınç'da dikkatimi çekti... Saygın bir durumdu...

Geçen mayıs ayında, ''muhafazakar'' , Haber7 kanalı, ''Turgutlu'ya nikel madeni müjdesi'' veriyordu ki, haber yolları açık, ak ve aydınlık olsun... Bu mutlu haber de, açılacak ocağın ve yan tesislerin yaklaşık 650 kişiye iş imkanı vereceği müjdeleniyordu ki, ne kadar güzel ve anlamlı bir yeni durumdu!...

Yani dünyanın ve ülkenin en münbit topraklarına sahip bir bölgede, bir şekilde işsiz kalan işsizlere, yoksullara iş müjdesi veriyordu!... Ve kurulucak tesisin ÇED raporlu ve AB normlarına uygun olduğunu da vurgulamaktan geri durmuyordu!...

Türkiye için stratejik öneme sahip yeraltı kaynaklarının AKP iktidarı döneminde özelleştirilme süreci daha da hızlanmıştı... 2004 yılında bu ülkenin başına bir şekilde bela edilen yeni ''Maden Yasası'' ile, Türkiye madenleri yabancıların daha doğrusu çok uluslu maden şirketlerinin insafına, üniversal yerli işbirlikçileri marifetiyle terkedilmişti...

Osman Pepe’nin yerine getirilen yeni Orman bakanı Veysel Eroğlu, Sardes isimli İngiliz madencilik şirketine Turgutlu Çal Dağı'nda, 3 milyon m2'lik ormanlı bölgede, nikel madeni çıkarılmasına ve bunlar için asit tesisleri kurulmasına ve 143 bin ağırlıklı kızılçam ağacınını da kesilmesine izin vermişti!... Ayrıca İngiliz şirketi, 2026 yılına değin bu bölgeyi kullanabilecekti...

Kurulacak Sülfirik asit fabrikası, yılda bir milyon ton asit üretecek, işletme de toplamda 25 milyon ton sülfirik asit kullanılacak, bunun için milyonlarca ton kükürt tüketilecek ve canım Ege'de ilginçtir; ne asit sisi, ne ondan etkilenmiş toprak olmayacak, yeraltı suları ve doğal orman çevresi de eskisi gibi kalacaktı!... Gerçi raporlarda, kirletilen su ve tarım arazileriyle ilgili de hiçbir olumlu verisel bilgi ortalıkta görünmüyordu.!.. Olsa da, bu izni verenler ve bundan nemalananlar nasıl olsa, 25 yıl sonra bu topraklarda büyük olasılıkla yaşamayacaktı!...

Bir Ege cennetinde böylesi bir işin nasıl ve ne şekilde geliştirildiği konusunda eski bakan Pepe, kendi döneminde izin vermediği Manisa Turgutlu’daki Nikel madeni işletmesine daha sonra izin verilmesini şirketin güçlü olmasıyla açıklıyor(!) ve “Büyük devlet imkanını da arkasına almış, uluslararası bütün mekanizmaları kullanan, yukarıdan bakan bir şirket.” ifadesini kullanıyordu!...Şirketin ortaklarından biri OECD'den uluslararası alanda üşvet vererek haksız rekabet yapmakla suçlanmış sabıkalı bir şahsiyet, diğeri de ülkede büyükelçilik yapmış, Türkçesi mükemmel ve politik ve bürokratik ilişkileri üst düzeyde bir beyefendiydi!...

Majestelerinin madeni, çok karlı bir şekilde çalışacak gibiydi... Bir koyup, yirmi alacakları bir yatırımdı yani bu!... Yani onbeş yılda 25 milyar dolar kadar!...

Bilmem ki, böyle tatlı bir yatırım için, Britanya'da topraklarını hür teşebbüs erbabına açar da, ben de şöyle Londra'nın birkaç yüz kilometre yukarısında, örneğin Bedford yakınlarında, böyle bir ocak açmaya kalksam, majesteleri bana acaba izin verirler miydi?.. Amaç ne de olsa İngiliz ekonomisine ve İngiliz işçi sınıfına katkı sunmak, ülkeye yararlı olmak değil miydi?... Yoksa ilk uçakla beni, adanın dışında daha uygun bir yere mi postalarlardı?...

Türkiye’nin madenleri elimizden çıkmakta, son maden yasası ile Türkiye madenlerinin tamamı yabancı şirketlerin ve Angloamerikan ve İngiliz şirketlerinin eline geçmekteydi!... Madenlerimizin bu vahim durumu , madenlerini hammadede olarak elinden çıkartan Türkiye’ye ve şüphesiz ki, G-20 nin ilk on ülkesinden biri olmayı hayal eden Türkiye'ye, kuşkusuz ilerki zamanlarda, küçük hesaplarla, yabancılara hoyratça kullandırılan maden rezervleri , ülke ekonomisine çok büyük sıkıntılar da yaşatacaktı!...

Neyse; biz ''Çanakkale Geçilmez''i bürokratik alkışlar ve hamasi nutuklarla kutlarken, bu modern zamanlarda Çanakkaleler farklı bir şekilde geçilmeye devam ediyordu!...

19.mart.2010 / Tarabya,

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok Uluslu Şirketler'in (Ç.U.Ş.)bu kuralsız egemenlik çağın da hemen her taşın altından onlar çıkıyor... Uluslararası tröstlerin uzak karakolları karşımıza kimi zaman da doğa katili bu tür üretim tesisleri halinde çıkabiliyor! İnsan bu durumda Ç.U.Ş. demeden kendini alamıyor...İktisadi bir terim kısaltmasının anlamca çok daha öte yakalarına kabaca da olsa söylenircesine... Toplumsal ve doğa duyarlılığınıza gıpta ve dostça selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 22.03.2010 14:07
Cevap :
Zaten bu gidişatla, bu her anlamda kirletilen dünyaya karşı kökten bir önlem zamanı geldiğinde, dünya halkları onlara gerçek anlamda bir ''çüş!... Dur bakalım demek zorunda kalacaklar!... Türkiye'de, hani bu kısaltmada zaten doğuştan adamlara ve onun yerli tayfalarına pek de uygun düşmüş... Dostça selamlarımla.  22.03.2010 14:13
 

bir bilgeyi okur gibi okuyorum. Kaleminize sağlık.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 20.03.2010 12:07
Cevap :
Teveccüh göstermişsiniz, teşekkürlerimle, dostça selamlarımla.  21.03.2010 16:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 392
Toplam yorum
: 729
Toplam mesaj
: 164
Ort. okunma sayısı
: 4291
Kayıt tarihi
: 12.03.07
 
 

İstanbul doğumluyum. Sağlıklı beslenme, yüzme, doğada yürüyüş ve çevre özel ilgi alanlarım. Şiiri ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster