Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Aralık '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
299
 

' Cumartesi İtirafı '

' Cumartesi İtirafı '
 

Cumartesi günü hepimiz için samimi bir gülümseme ifade eder. Sabah kalkılır kahvaltılar hazırlanır. Hafta içinden farklı olarak sofralara ek sunumlar yapar evin mutfağından sorumluları. Bazıları rafadan yumurta ekler kimisi patates kızartır. Domatesle doğranan salatalıklar ile üzerine gezdirilen zeytinyağlı baharatlar... Karadenizliyseniz dolabınıza giren organik domates, bal ve peynir de cabası. Gazeteler ekmek ile alınır. Başlıklara şöyle bir göz atılır. Sıcak çay dolar bardaklara ve başlar günün bağrına yolculuk. Öğleden sonrası için program yapar kimimiz. Bazılarımız mangal yakar, bazılarımız eğlenmeye çıkar, kimisi ailesiyle oturup programlar izler tweet atar, kimisi de çay demleyip filme dalar. Yaşama sevinci veren ve pazartesi işe gitmeyi çekilebilir kılan en renkli gündür cumartesi.

Gazeteler ve sosyal medya da hafta sonunda bir başka olur elbet. Nasıl kahvaltı sofralarımız daha özenli ayrıntılı ve eklemeliyse gazetelerde öyledir. Hafta sonu ekleri serbest zamanını iyi bir şekilde geçirmek, bilgilenmek ve değişen günün şartlarından haberdar olmak isteyenler için hazırlanır. Aradığınız keyifli hafta sonu yazıları gazetelerin eklerindedir.  Zaten onun için sizin hayatınızı mercek altına alırlar. Neyi okumak istediğinizi düşünürler, kafa yorarlar, öğrenmeye çalışırlar ve yazarlar.

' Hafta sonu ekleri iyidir güzeldir de kim nasıl yazıyor bunları ' diye soruyor bir arkadaşım

Hafta sonu eklerinde sanat, magazin, hayata dair bilgiler, gezi yazıları ve gurmesinden tut mekan analizine kadar pek çok yazı bulmamız mümkündür. Bu yazıları üniversitelerin ilgili bölümlerinden mezun olmayan, kalemi kendince ve yayım yönetmenince iyi bulunmuş kimseler yazıyor diyebiliriz. Örnek olarak Helin Avşar. Helin hanım bir dönem Habertürk gazetesinde röportaj yapıyordu. Harika pozlar veriyor en büyük iş adamlarının yanına gidiyor güzel fotoğraflar çekt .. pardon röportajlar yapıyordu. Bazen  entelektüellerle bazen de entelektüel göstermek istedikleriyle konuşuyordu. Röportaj yaptığı kimseler önemli kimselerdi. Bazen de değildi. Daha bir kaç ay öncesine kadar da yine Habertürk gazetesinde İzzet Çapa röportaj yapıyordu. Şuan Hürriyet ' te yazıyor.  Anlayacağınız bu iş medyatiklikten geçiyor diyebiliriz. Sanat değil ünlü camiasında isim yapmış kimseler ya çevreleriyle ya da fizikleriyle gazetelerde aylık 5-10 bin lira parayla yazılar yazabiliyorlar. Nasıl mı ?

Bu kimselerinde asistanları var elbet. O kimseler yanlarında tuttukları asistanlara ses kaydını veriyorlar ve hoop bir bakıyorsun ki röportaj gazetede. Anlayacağınız basit iş. Bu iş için iletişim fakültesine gerek yok anlayacağınız. Hem zaten gazete yönetimi yeter ki sizi kabul etsin. Zaten iyi bir gazetedeyseniz kimi koyarsanız koyun okunur. Cümle yapınız biraz düzgün olsun yeter. Aslında herkes için aynı şeyi söyleyemeyiz. Bazı yazarlar var ki inanın iş olsun diye oradalar. Yazdıkları yazının insanı harekete geçiren, duygusunda ufacık bir kıpraşmaya neden olan hiçbir taraf yok. Laf olsun torba değil de köşe dolsun mantığıyla hareket eden kimseler var ve hergün yazıp işkence ediyorlar. Ben böyle görüyorum ama elbet gazete yönetiminin bildiği bir şeyler vardır. Ya reklam getiriyordur ya başka bir şey. Belki de benim sevmediğimi insanlar sevmiştir. Kim bilir.

Bu işi yapıyorsanız bazı hilelere başvurmadan olmuyor neticede. İnsanların tercihi bu yöndeyse bize de kuru kuruya yazmak kalıyor anlayacağınız.

Twitter Fenomenleri

Geçen perşembe okulda Türkiye İletişim Kulübünün verdiği eğitimdeydim. Sosyal medya eğitimi. Bu iş öyle twitter kullanmakla olmuyor onu en başta söyleyelim. Sosyal medyadan kasıtları insanlara daima reklam yapıp ceplerindeki parayı almak o kadar. Ama günümüzde yeni bir iş olanağı dersek işte tam olarak da oradasınız. Sektörün şu anda boş olduğundan ve daha da ilerleyip dallanacağından bahsetti çeşitli alanlardan uzmanlar. Bazıları da sosyal medyanın haber alıp vermede işlerini yürütmede ne kadar kolaylık sağladığı üzerine bir kaç cümle söyledi. Eski Akşam gazetesi yazarı şuan Cine5'te 'Uzun Lafın Kısası' adlı programı yapan şeker bir hanım Ece Vahapoğlu da oradaydı ve bilgilerini, deneyimlerini paylaştı bizlerle. Kendisi bir öğrencinin aradığı örnek bir kimseydi. Samimi, güleryüzlü ve yardımsever tavrıyla iletişimcileri kendine hayran bıraktı diyebiliriz. Diğerleri de böyle olsun isterdik elbet. 'Parayı bulanın, ünlü olanın şekli değişiyor arkadaş gerçekten' dediğinizi duyar gibi oldum. Kısacası sosyal medyanın haber alıp verme, ürün pazarlama, reklam yürütme, bilgi ve kültür edinme açısından önemi konuşuldu. Benim koca günden çıkardıklarım bunlardan ibaret.

Vee tabii ki fenomenler sahne aldı sonlara doğru. Kutupzencisi, twidinebandim, tacikalkavan ve tiwiti gelen bir arkadaş daha. Geldiler paşalar gibi oturdular ve sohbete başladılar. Kutupzencisinin sesi  pek fazla çıkıyordu. Zenciydi sonuçta güveni vardı kendine. Bununda espirisini geciktirmeden yaptı zaten. Taci Kalkavan hepsinden farklıydı biraz daha kendine güveni fitlerce yüksekteydi. Takipçi sayısının diğerlerinden fazla olmasından mı kaynaklanıyor bilemedim. Takipçi sayısı düştükçe konuşmaların sesi de kısılıyordu.

Kutup zencisi  sorulan soruların üzerine şöyle söyledi deyip bitirelim. '' Yarın internet kapansa niye kapandı demem. Hayatımı buna bağlamadım. Benim zaten bir işim var onunla uğraşıyorum. ''

Bir küçük not olarak şunu yazacağım. Bazı fenomenlerin yazdıklarını okuyorum da hayal kırıklığına uğruyorum. İçerisinde zekice bir mesaj bulunmuyor, pek fazla bir şeyde ifade etmiyor. Ama bir kere fenomen olmuş ya o yazılan anlamsız yazıyı yüzlerce kişi RT ediyor. İşte buna aklım ermiyor. Okuma yazma tamam da anlama ve anlamlandırıp beğenme oranı bu kadar mı düşük. Bu kadar mı sığ bakıyoruz. Bu kadar mı çabuk beğeniyoruz her şeyi merak ediyorum. İnanılmaz dertliyim bu konuda. İnsan bir kere ünlü olmayadursun ne derse tamamdır herkes beğeniyor. Ya kardeşim senin hiç mi kendine ait bir düşüncen yok. Hiç mi beğenmezsin diye söyleniyorum kendimce.

Twitter konusunda bir şey daha ...  Kadınlar ve kadın gibi görünen erkekler

Kızlarımızın maşallahı var. Oje sürüyor, saçlarını yapıyor, anında tweet atıyor. Acıkıyor, tabiri caizse iki erkeğin yediği kadar yiyor bunu da yazıyor. Dişi ağrıyor, başı ağrıyor, sevgilisi terk etmiş acı çekiyor bunları da yazıyor. Akşamdan fazla doldurmuş midesini onu da yazıyor. Eeee benim de midem bulanıyor ama. Kadın deyince benim aklıma zarif, bakımlı, temiz, güzel konuşan varlıklar geliyor. Kadın imajını gözümde düşürmeye çalışan kadın görünümlü erkeklere tavsiyem lütfen cazip şeyler yazın. Akıllıca düşünün, insanlara hitap edin ve anlamlı kelimeler kaleme alın. Takip etme diyeceksiniz biliyorum ama sağ olsunlar onların sayesine bakış açım o kadar zenginleşiyor ki anlatamam. Varlıklarıyla beni sinirlendirip mutlu edecekler her daim.

Dilekler ...

Her ne kadar benden iyi bilenler olsa da burası bana ait olduğundan yazmakta sakınca görmüyorum. Yapıp yapmamak size kalmış ama kötü bulduğumu yazacak ya da tavsiye edecek kadar iki yüzlü olmadım henüz. Hem daha iyi bilenler mail atabilir mesaj yazabilir. Eleştiri geliştirir diyerekten beklerim her zaman.

- Zamanınız yok biliyorum. Hafta içi olmadı hafta sonu gazetelere göz atın.

- Twitter'i facebook gibi facebook'u da Twitter gibi kullanmayın.

- Bir kaç kitap bulundurun masanızda. Arada bir kaç sayfa göz çıkarmaz. Ama gidip de iş olsun diye yazılan kitaplardan değil elbette. Tavsiye olarak John Steinbeck'in Fareler ve İnsanlar'ı bu hafta yağmur gibi yağabilir üzerinize.Deneyin derim.

- Şiir okuyun. Hatta şiirlerin yazım aşamalarındaki sohbetlerden haberdar olun. Nitekim bunun için en güzel örnek Cahit Sıtkı'nın Ziya'ya mektuplarıdır.

- Belgesel izleyin fırsat buldukça. Kenan Işık'ın sesi olaylara doğaüstü bir hal veriyor.

- Haftada bir içilen rakı sağlıklı yaşam reçetesidir. Mehmet Öz konuşadursun siz masayı donatın.

- İnsanları sevin ama onları kazanmak için ucuz hilelerle övmek yoluna gitmeyin. Şayet onlarında bir kaç iletişim kitapları okumuşluğu vardır.

- Önce yardım etmeyi öğrenin sonra yardım edilmesi için dua edin. Hep bana diyenler soluğu cami avlusunda alır.

- Kitapçı dükkanlarında çok satanlar listelerinde gördüklerinize inanmayın. Onlar çok satanlar değil, çok satılması istenenler listesidir.

Not: Fotoğraf benim eserimdir.Hikayesi özgündür.

İyi hafta sonları, sağlıcakla kalın.

ozgurkose_54@hotmail.com

https://twitter.com/ozgurkse

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 202
Kayıt tarihi
: 13.12.11
 
 

1987'de doğdu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Mezunu ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster