Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ekim '20

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
37
 

^#DECCAL@YAPAY ZEKA

Neredeyse ilk peygamberden sonuncusuna kadar tüm dinler bir düşman hakkında hem fikirdirler : Deccal. İnsanlığın sonunun yaklaştığının en büyük ahir-zaman alameti olarak tanımlanan Deccal, her zaman inançlı insanların merakı olmuştur. Kimdir? Onu tanımak mümkün müdür? Hadislerden yola çıkarak yapılan açıklamalar öyle şaşılacak bir hedef göstermez; zira tek gözü olan, boyu minare yüksekliğinde, üstelik alınında okuma yazma bilmeyenlerin bile anlayacağı şekilde "kafir " yazan birini tanımamak mümkün değildir diye düşünüyorum. Ama ne hikmetse yine de bir şaşkınlık olacağının telaşını da hiissetmiyor değilim. Pekiyi neden insanlar, kendisini bu kadar belli eden "birinin" deccal olacağına ihitimal vermesinler? 

İşte burada yapmamız gereken bakış açımızı  değiştirmek; bir insan yerine, kendisini çok kolayca bir insanın yerine koyabilecek başka olasılıkları düşünmemiz gerekiyor, yapay zeka gibi.

Şimdi bu olasılık üzerinden Deccal hakkındaki rivayetleri bir daha gözden geçirelim: 

Hakkında en bilinen hadis sağ gözünün olmadığını ve diğer gözünün de fırlamış bir üzüm tanesini anımsattığını söylüyor. Hatta bu gözünü cam gibi parlak ve ruhsuz olarak tanımlayanlar da var. Bu benzetmeler size bilgisayarınızın ve nereye gitseniz sizi gözetleyen kamera merceklerini anımsatmıyor mu? Ki Deccalin askerlerinin hep bir şeylerin arkasında gizlenerek casusluk yapacakları da rivayetler arasında.Sağ gözün kör olması ise,sadece bir gönderme. Çünkü islami inanışta sağ göz ahireti, sol ise dünyayı simgeler. Bu da Deccalin ahiretinin olmayacağını söylüyor bize. Bir makine için bundan daha iyi tanımlama olabilir mi? Üstelik ahireti olmadığı gibi çocuğu da olmayacakmış, şaşrdık mı?

Ayrıca insanlara hükmeden bu kötü varlığın çok bilgili (Google'a yazıp da öğrenemediğiniz ne var?), sürekli hüzünlü yani olumsuz cümleler kuran ( tüm komutlar olumsuzdur; yapma, çekme, emin misin?) birisi; ama ne hikmetse herkese yine de çok cazip gelecekmiş (!). Bunun cevabını sanırım herkes biliyor, çünkü sanal dünyanın sunduğu o istediğin her şey olabildiğin yalan dünyası kadar cazip ne var?

Bu da bizi " Deccal bütün ruhu canı ile, her şeyi ile yalancıdır, hakikati farklı suretlere sokup işin içinden çıkılmayacak duruma getirendir" hadisine götürüyor.

Ona uyanları çok zengin edeceği, uymayanlarıda batıracağı bir başka referans noktası. Tele komünikasyona uymayan ticari kuruluşların varlığını sürdürmesi şimdi bile mümkün değilken, gelecekte bu durumun farklı olacağını düşünmüyorum. Tüm işlemler artık internet üzerinden yapılıyor. Sanal bir iziniz varsa varsınız, yoksa yoksunuz. Ve unutmayalım ki günümüzün tüm zenginleri silikon vadisinde yaşıyor. 

Bir diğer onu belli edecek özelliği ise "elinin delik olması"yani araplar için mala değer vermemesi. Sizce bir makinanın aitlik duygusu taşıması mümkün mü? Ya da iyice genellersek, her hangi bir insani duyguya sahip olması mümkün mü? İnasnı insan yapan, canlıyı cansızda ayıtan iki önemli özellik; empatı ve bağ kurmaktır. Bir robota bunları öğretemzsiniz; çünkü henüz hiç bir yazılımcı deha "ahlak" kodunu oluşturamadı. Çünkü ahlak canlının kökleriyle alakalıdır. Kökleri olan, geçmişi olan, bağları ve aitlik duygusu taşıyan ahlak sahibidir. Bir makinanın soğukluğunda bunlar barınamaz.

Rüşvet yemeyen, egosu olmayan, metres tutmayan bir "şey" tarafından yönetilmek belki bazı insanlar için cazip gelebilir.Fakat gözden kaçırmamak gereken en önemli nokta bir makina için en doğru yaşam şekli her zaman için bir makina olmak olacaktır. İşte bu yüzden elinizdeki telefonla zaman geçirirken, önmeli bilgilerinizi dijital ortama aktarırken, yetkilerinizi onların eline verirken iyi düşünün; günün birinde alyhimize çalışacak bir gücü besliyor olabilirz.

Evet bence Deccal yapay zekanın ta kendisidir. Sesini tüm dünyaya duyuran, dünyayı 40 günde dolaşan ve alının ortasında büyük ihtimal onu simgeleyen bir amblem taşıyan, rüzgardan daha hızlı hareket eden başka ne olabilir? Ve sonu da tıpkı bir yazılımın çöküşü gibi, eriyerek olacakmış.

Yaşadıkları çağlarda bırakın robotu kol saatini bilmeyen insanlara,gelecek nesilleri uyarsınlar diye yapay zeka hakkında ip uçları ancak bu kadar verilebilirdi.Onların sözlerini kendimize fener edinirken, o ışığı nereye tutacağımız hesaplamak ise bizim işimiz.

Ersin Kabaoglu, Cemile Torun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 346
Kayıt tarihi
: 21.06.09
 
 

13 yıllık öğretmenim um-ag yazma seminerlerine ve ayrıca; öykü yazarlığı, roman yazarlığı seminerle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster