Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '18

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
3883
 

''Hiçbir Şey Yoktan Var Olmaz Varken de Yok Olmaz.''

''Hiçbir Şey Yoktan Var Olmaz Varken de Yok Olmaz.''
 

Sen bende, ben sende saklı… Evren, sır, bizde saklı!


''Hiçbir şey yoktan var olmaz varken de yok olmaz.'' Öğrencilik yıllarımda çokça duymuştum bu söylemi. Tabii üzerine çokta kafa yorduğumu söyleyemem. O dönemlerde kafa yormadığım hemen hemen her şey, bugünümün pişmanlık müzesinde birer eser olarak yer almakta. Müzeyi merak ediyorsanız eğer ziyarete kapalı olduğunu belirtmek isterim.

''Hiçbir şey yoktan var olmaz varken de yok olmaz.'' Doğa Filozoflarından biri olan Democritus’tan tutunda yukarıdaki söylemin sahibi Fransız kimyacı A. L. de Lavoisier’e kadar birçok filozof, bilim insanı ya da sanatçı bu konuda birikimlerini önümüze dökmüşlerdir. Lavoisier buna ''Maddenin veya kütlenin korunumu kanunu'' demektedir.

Yine 1969 yılında Âşık Veysel’le yapılan bir röportajda sunucu sorar: ''Çocuklarınıza vasiyet olarak mezarınızın üzerine taş koyulmamasını, beton dökülmemesini önemle vurgulamışsınız. Bu konuda neler söylemek istersiniz?''

Âşık Veysel cevap olarak: ''Eğer gözlerim olsa idi ben toprağı göremeyecektim, toprağın özelliklerini bilemeyecektim, çiğneyip geçecektim toprağı… Şimdi taş koymayın dediğimin sebebi şu; ben öldükten sonra üzerimde otlar bitsin, çiçekler açsın. Taş kapatır, çimento kapatır. Hiç kimse istifade edemez. Oradaki biten otlardan koyun yesin et olsun, kuzu yesin süt olsun, arı yesin bal olsun. Ben orada taşın altında yatmak ile bir istifadem olamaz.’’ der.

Birbirlerinden yüzlerce, hatta binlerce yıl zaman aralığında yaşayan tüm bu insanların ''yoktan var, vardan yok olmaz'' kavramı üzerine ifade ettikleri düşüncelerinin ulaşmak istediği hedef hep aynıdır. Yollar farklı da olsa hedef ortaktır.

Konuyu biraz daha açarsak eğer; ne demek bu ''yoktan var, vardan yok olmaz'' kavramı? Ben bir ağacı, bir ormanı yakar ve yok ederim diyebilirsiniz. Koca ormanı yok ettiniz; evet ağaçlar işlevselliğini kaybedecektir fakat madde yok olmayacaktır. Sadece duman ve küle dönüşecektir. Bir maddeye ne yaparsak yapalım, hacmini, yapısını, kütlesini ve işlevselliğini değiştirebiliriz ancak yok edemeyiz.

Mademki  ''Hiçbir şey yoktan var olmaz varken de yok olmaz.'' O zaman var olunan ilk an neresidir? Tüm bilimsel veriler ve deliller göstermektedir ki bu an ''Big Bang''dir. Yani Büyük Patlama. Evren bundan yaklaşık 14 milyar yıl önce sıfır hacimden var edilmiştir.

Ünlü fizikçi Michio Kaku bilimsel keşiflerin gösterdiği gerçekleri kısa ve özlü biçimde şu şekilde anlatmıştır: ''Cisimler hareketlidir, o halde bir ilk hareket ettirici vardır. Cisimler sebeplerle var olurlar,  o halde bir ilk sebep olucu vardır. Cisimler mevcuttur, o halde bir Yaratıcı vardır.''

Şu an bu yazıyı okumanızı sağlayan bilgisayar ya da telefonunuz, üzerinizde bulunan elbiseniz, yudumlamakta olduğunuz çayınız, kahveniz, suyunuz, odanızı aydınlatan ışığınız, etrafınıza bir göz atın; gördüğünüz her şey tam 14 milyar yıl önce yaratıldı, var oldu. Sadece bu saydığımız, gördüğünüz cisimler mi? Hayır, siz de, ben de tam 14 milyar yıl önce yaratıldık.

***

Bırakın şimdi kimyayı, fiziği, felsefeyi…

Anlamaya çalışın anlatılmak istenileni, duyun seslenileni, görün gösterileni…

Kaldırın ellerinizi havaya, kapatın gözlerinizi, dokunun sağ elinizle sol elinize… Okşayın! Tırnaklarınızı hissedin, eliniz üzerindeki tüyleri, kıvrımları. Dokunun yüzünüze, hissedin kirpiklerinizi, dudaklarınızı, elmacık kemiklerinizi.

Yolculuğa çıkın zaman içerisinde, öyle üç yıl öncesini düşünmek gibi değil; milyonlarca, milyarlarca yıl içerisine açılan pencereden bakın. İzleyin ''O'' anı. Her şeyin başladığı, ''Var'' edildiği o patlamayı. Savrulan o parçalar şu an içinizde, okşadığınız kirpiğinizde saklı. Kulaç atın ''O'' andan geleceğe… İzleyin kızgın evrenin sakinleşmesini, ateşin soğumasını, güneşin, dünyanın oluşmasını.

İzleyin toprağı ilk yarıp yeşeren bitkiyi, hissedin o ilk esen rüzgârı, o ilk düşen damlayı, yükselen dağları, yeşeren bağları, azgın okyanusları. İlk yüzen balığı, ilk uçan kuşu, ilk koşan memeliyi izleyin. Hissedin.

Tanışın ilk insanla, ilk dili konuşun, ilk dansı yapın. İlk şarkıyı söyleyin, ilk şiiri okuyun.

Eğer bitirdiyseniz yolculuğunuzu… Açın gözlerinizi, seyredin kendinizi, anlayın etten kemikten var olmadığınızı, anlayın yirmi, kırk, atmış, seksen yaşında olmadığınızı… İşte, hissettiğiniz, gördüğünüz, içerisinde süzüldüğünüz o zaman şimdi sizde saklı. Güneş, ay, yıldızlar sizde saklı. Âdem ile Havva sizde saklı. Savaşlar, soykırımlar, ihtilaller, devrimler sizde saklı. Tarih, Kimya, Felsefe sizde saklı.

Evren İnsanda, İnsan evrende saklı…

Sen 14 milyar yıl yaşındasın…

Ben 14 milyar yıl yaşındayım…

Sen bende, ben sende saklı… Sır, bizde saklı!   

***

Saygıyla... 2 Ekim 2018 - Denizli / Özkan SARI

Adil Bozkurt, ETEM SEVİK, Kenan ışık bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Özkan Sarı bu yazınızı okurken inanın çok farklı bir açıdan bakmamı sağladınız. Yüreğinize sağlık. Onlarca algoritmayı düşündür dünüz. Karışık olan bazı kavramlar tünelde görünen bir ışık hüzmesi gibi geldi. Teşekkürler bu güzel yazınız için. Saygılarla.

Adil Bozkurt 
 02.10.2018 20:39
Cevap :
Ben de güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Hayata ve kendimize farklı bakabilirsek, her şeyin daha farklı olduğunu anlayabileceğimizi düşünüyorum. Saygıyla...  03.10.2018 10:39
 

müthiş bir beyin fırtınası yaşattın hepimize.. Sağol Özkan aslan kardeşim.. Selamlar saygılar Atölyeden..

yucel evren 
 02.10.2018 11:22
Cevap :
Teşekkürler Yücel Abi... Saygı ve selam ile Sekizler'e...  03.10.2018 10:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 106
Toplam yorum
: 338
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3274
Kayıt tarihi
: 05.09.15
 
 

Kalın Sağlıcakla... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster