Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1747
 

''İnce ince yağmur var, hava kasvetli bugün''

''İnce ince yağmur var, hava kasvetli bugün''
 

''İnce ince yağmur var, hava kasvetli bugün
Şehitliğe girerken ruhumu sardı hüzün
...
Yağmur artıyor şimdi sema ağlıyor bugün
şehitlikten çıkarken ruhuma doldu hüzün''

14 Haziran 2007 Perşembe sabahı Jandarma Uzman Erbaş Cihan Kızıltaş'ın şehit olduğu haberi aileye verildi. Aileyi, sokağı ve mahalleyi hüzün sardı. Şehidin annesi Havva annenin feryadı ile bizler de sokağa doluştuk; öfke ile gözyaşları birbirine karıştı. Zor bir gündü, zor da olsa akşama erecekti bugün de... Akşam daha da kalabalıklaştı, şehidimizin evinin bulunduğu sokağa onlarca, yüzlerce insan geliyordu, kimi bizimle birlikte sabahladı; kimi 15 Haziran 2007 Cuma günü gelmek üzere evine gitti.

Sabaha kadar bekledik şehidimizi. Saat on buçuk gibi bayrağa sarılı tabutu içindeki şehidimiz Jandarma Uzman Erbaş Cihan Kızıltaş; anaocağının, babaocağının kapısı önüne getirildiğinde hüznün, acının, öfkenin kıyameti koptu. Evladının bayrağa sarılı tabutuna sarılan Havva anne ağlayıp öptü tabutu ve haykırış, yakarış yüklü bir sesle: ''Açın tabutu, gösterin bana evladımı!..'' derken hiçbirimizde hal kalmamış, öfke yüklü gözyaşlarımız sel olmıuştu bile.

İki askeri minibüs aileyi aldı, komutanlar, askerler ve şehit ailesi önde ve şehidimizi ebediyete taşıyan cenaze arabası arkasında ve biz mahhalle sakinleri de otobüslerle şehidimizin ardında hareket ettik.

İkinci Levent Afet Yolal Camii Şerif'inde iki şehidimizin; Jandarma Uzman Erbaş Cihan Kızıltaş ve Piyade Kıdemli Binbaşı Murat Özyalçın'ın bayrağa sarılı naaşları yanyanaydı. Komutanlar başta olmak üzere cami avlusu, camiyi çevreleyen sokaklar şehitlerimizi uğurlamaya gelenlerle hıncahınç doldurulmuştu. Tam da o sırada askeri üniforma içindeki komutanlar arasında babasını göremeyen şehit binbaşımızın henüz dört yaşındaki küçük oğlu Utku annesine ''Anne babam neden gelmedi?'' diye soruyor.

''Anne babam neden gelmedi?'' Küçük Utku'nun büyük sorusu bu, Türk tarihinin, Türk milletinin kaderinin sorusu bu!..

Terör, Türk milletinin günlük hayatını, ideallerini, hayallerini; varlığını, birliğini, dirliğini ve geleceğini hedef almış durumdadır. Beşinci sınıfı bitiren öğrencilerime o gün karne dağıtamadım. Öğrencilerimle o son karne gününü yaşayamadım, konuşamadım ve vedalaşamadım onlarla... Malkara Lisesi'nde Matematik öğretmeni olan şehit binbaşımızın eşi Serap Özyalçın da o gün sınıf öğretmenliğini yaptığı öğrencilerine karne dağıtamadı. Kızları Ezgi ile Özge'nin karnelerini de alamadı. Ne öğrencilerinin ne de çocuklarının karne hayacanını yaşayamadı. Terör canımızı alıyor, günlük hayat akışımızı değiştiriyor ve geleceğimizi karatma hedefini güdüyor. Düşman içte de hain dışta da...

Afet Yolal Camii Şerifi cemaatle tıklım tıklım doluydu; saflar çok sıkışıktı ve herbirimiz bir diğerimize yer açmaya çalışarak kıldık cuma namazımızı. İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı Türk tarihinden, Türk milletinin bir ve bütün olmasının öneminden, Çanakkale Savaşı'ndan ve Atatürk'ten uzun uzun bahsetti. Öyle ya, ateş artık yalnızca düştüğü yeri değil; tüm milleti ve tüm vatan sathını yakıyordu. O halde bir ve bütün olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur.

Edirnekapı şehitliğinde her rütbeden şehitlerimiz yanyana, mütevazı mezarlar ve her şehidimizin mezar taşında ipekten küşük Türk bayrağı var. Bir gelincik tarlası gibi. Girişte bir çeşme ve yazımın başına aldığım bir şiir, mermer sütun üzerinde. Şiir Emekli Orgeneral Burhanettin Bigalı'nın.

Saat 16.45'te şehitlerimizin vatan toprağı ile kucaklaşması tamamlandı, dualardan sonra cemaat ayrıldı. Başta komutanlar ve halk öfke ile ağlayış ile ve bir o kadar da dirlik ve birlik duyguları ile ayrıldık şehitlikten. Ayrılırken Serap öğretmeni, kızları Ezgi ve Özge ile Utku'yu gördüm, yeni bir gözyaşı seliyle yürümeye çalıştım. O gün ağzımı bıçak açmadı benim. Günlerdir ne yazı yazabildim, ne de doğru dürüst okuyabildim. Çok büyük bir acı bu; bizi idare edenler biraraya gelmezlerse Türk milletini kurtaracak bir vatan evladı elbette bulunur, ama bu biraraya gelmeyenleri kurtaracak kimse bulunamaz.

Geniş tabanlı bir koalisyonla ve Türk'ü Türk gibi idare etsinler; mert, çalışkan, cesur ve dürüst olsunlar!..

Şehitlerimize ve onların yakınlarına borcumuz var; ey Türk milleti bunu unutma!..

''İnce ince yağmur var, hava kasvetli bugün / Şehitliğe girerken ruhumu sardı hüzün / (..) Yağmur artıyor şimdi, sema ağlıyor bugün / Şehitlikten çıkarken ruhuma doldu hüzün. (E.Org.Burhanettin Bigalı)


fot. http://www.marmarakampus.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

benim bu yazdıklarımmdan biraz etkişlenipte bizim için mücadele veren ve verecek olan herkese teşekkürler asıl sorun artık türk silahlı kuvvetlerinin profilinin değişmesi lafı uzatmayayım sıkıntım uzman erbaşların ordunun her bel kemiği olduğu ve hala sıkıntılarının hala giderilömitor olması birileri korkusuzca bir şeylerin üzerine giderken gazeyecilerin sıntılarımızı yazmaktan niye çekindiğini anlamak zor ama belli tsk. ile zıt düşmemek dertlerimizi artık gündeme getirsin ler

murat gedik 
 03.01.2008 17:32
 

Yazınızı okudum ve çok duygulandım sevgili meslektaşım. Şehitlik yüksek bir mertebe. Doğu gerçeği bizim biliğimizden çok farklı. Orada yaşamak lazım. Başkalarının fikirlerine saygılı olmama rağmen orada görev yaptığım zamanda sadece etnik farkım nedeniyle zorluklar yaşadım. Yazınızdaki şehit çocuğunun sözleri hala kulaklarımda çınlıyor.

Eşit Ağırlık 
 06.07.2007 23:34
Cevap :
Sevgili Harun Deniz, ''İnce ince yağmur var, hava kasvetli bugün'' Bir tek bugün değil yıllardır yurdumuzda ''hava kasvetli'' ve insanların iiçlerine gömdükleri acılar artık içlerinde gömülü kalmıyor. Kan ve artan acı veba gibi, kolera gibidir; kin ve nefretle toplumun büyük çoğunluğunu sarar ve bir an gelir ne olacağını kimse bilemez. Türkiye'de geniş tabanlı bir koalisyon kurulmalı ve farklı görüşten insanlar vatan ve millet için biraraya gelmelidir. Şu anki iktidar da kendi içinde sağduyulu bir muhakeme yapmalıdır. Partiler hırsla değil akılla yoğurmalıdır kendilerini. Hepimiz yelkenleri suya indirmeliyiz. Utku ve Özge ve Ezgi... Hiç unutamam bu çocukları... Teşekkür ederim... Selam ve Sevgilerimle...  07.07.2007 0:07
 

Bunların hesabı birgün sorulacak sayın hocam.Biz evlatlarımızı Amerikan,Rus pazarlarında bulmuyoruz.Bizi de orada bulmadılar.Bunların hesabını verecekler.

Merve Yağlı 
 03.07.2007 22:12
Cevap :
Sevgili Merve Yağlı, az önce bir gencimizi askere uğurladık, ''en büyük asker bizim asker'' diye mahalleyi çınlattık. Ardısıra araç konvoyu, kalabalık gençler ve alkışlayan mahalleli... Bu duyguları hep yaşayacağız, birlik olacağız, çok okuyacağız; Türk milletinin bu coğrafyada sonsuza kadar birlik içinde, huzur içinde, barış içinde yaşaması için hiç durmadan atamızın izinde ilerleyeceğiz. Çok teşekkür ederim sana, kahraman Türk milletinin çalışkan evladı. Sevgilerimle...  03.07.2007 22:40
 

Üzüldüm, hem de çok... Bu üzüntüleri yaşamayı hak ettik mi, analar nasıl unutur evlatlarının acılarını ve ne uğruna şehit olduklarını...Ateş düştüğü yeri yakar, Allah dayanma gücü versin ama özellikle o annenin yüzü güler mi artık... Ençok anlayamadığım ne biliyor musunuz, hala nasıl oluyor da bu iğrenç örgütü savunan kişilerin seçimlere katılıp da meclise girme çabaları... Ne yüzle, hangi sebeple bu hakkı kendilerinde buluyorlar... Lanet olsun hepsine ve lanet olsun müttefik görünüp bunlara göz yumanlara...

Sema Sener 
 02.07.2007 3:07
Cevap :
Sevgili Sema Sener, ta Amerikalardan yazı yazıyorsunuz, üstelik bizlere yorum da yazıyorsunuz; sizi kutlarım, çok teşekkür ederim. Çok çalışkansınız... ''ASKERCE UĞURLADI: Tunceli'de PKK'nın mayınlı tuzağında şehit olan Astsubay Atilla Şener'in cenaze törenine Jandarma Astsubay Okulu öğrencisi olan eşi Ayşegül Şener üniformasıyla katıldı. Teröristleri sevindirmemek için bir tek damla gözyaşı dökmeyen Ayşegül Şener tören sonunda eşinin tabutunu omuzladı.Mayınlı tuzakta şehit olan Uzman Çavuş İsmail Dursun'un(40) tayini Kastamonu'ya çıkmış, geçici görevle Tunceli'ye gönderilmişti.Şehit Uzman Çavuş Ümit Eker'in şehit olmadan bir gün önce babası Kamil Eker'i telefonla arayarak, ''2-3 güne kadar beni televizyonda görürseniz şaşırmayın'' dediği belirtildi.''(Posta 02.07 2007 Pazartesi) Zor bu günler,zor... ABD, AB ve demokrasicilik oyunlarıyla bu işler halledilmez. Türk milleti herşeyin farkında... Size ve sevgili oğlunuza selamlar... Esen kalınız... Sevgilerimle...  02.07.2007 18:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 316
Toplam yorum
: 578
Toplam mesaj
: 319
Ort. okunma sayısı
: 2038
Kayıt tarihi
: 04.09.06
 
 

Yaşanan her hayat en iyi hayattır; yeter ki içinde kötülük olmasın!.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster