Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '07

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
910
 

''Kral Übü'' ve manyakları!...

''Kral Übü'' ve manyakları!...
 

Tiyatromania

Yaşam rüzgarı bir dönem beni İstanbul’dan Bodrum’a sürükledi.

23 yıl yaptığım gazetecilik ve turizm yazarlığını sona erdirme kararı ile bir karavan alıp bir kış günü (13 Şubat) İstanbul’da kar yağarken herkesin şaşkın bakışları arasında eşim, muhabbet kuşum ve ben Sarayburnu’nda bizi bekleyen İzmir Feribotu’na saat 15.30’da yerleştik.

İzmir’de sabah 09.00 civarı güneşli bir havada feribottan inerek karavanımızla Bodrum’a doğru yola çıktık. Ve tam Bodrum yakınlarındaki Güvercinlik kıyısına geldiğimizde arabamızın yeni aküsü bize azizlik yaptı ve kendini imha etti. Bu imha sonucu biz yeni yaşam sahnemizi Güvercinlik’te çok sevgili dostum Ali’nin Sun Camping’inde limon ağaçlarının altında kurduk.

Tam dört yıl süren bir Bodrum Masalı’nın ilk perdesini burada açtık. "Yaşam cesurların hakkı olmalı" der düşünürler. Deniz kıyısında kurduğumuz yeni evimiz (karavan) bugüne kadar süren birçok dostlukların ve zevkli paylaşımların karargahı oldu.

Bodrum maceralarımı ileride sizlerle paylaşmak isteğimi şimdilik bırakıp benim için ilginç bir tiyatro serüvenini iletmek istiyorum.

Ben gittiğimde çok nadir Bodrum’a gelen turne tiyatrolarının dışında kalıcı ve yerleşik bir tiyatro grubu yoktu. Bodrum’da değişik firmalarda çalışan ve yaz kış Bodrum’da kalan arkadaşlarımızla (bir ikisi dışında amatör grup) bir tiyatro kurmaya karar verdik.

Bu grup Bodrum şartlarında 42 kişilik bir oyuncu kadrosuna sahip bir oyunu oynama riskini göze aldı.

İrlandalı ünlü ozan ve oyun yazarı Alfred Jarry’nin dünya tiyatro tarihinde klasikleşen ‘’Kral Übü’’ isimli oyununu bu amatör grup dekor ve kostümlerine varana kadar kendileri yaparak sahneye koydu.

Bu oyun çok seneler önce İstanbul’da Arena Tiyatro’sunda ünlü tiyatro sanatçımız Erol Keskin ve arkadaşları tarafından sahnelenmiş ve büyük ilgi görmüştü.

Bodrum’da 5 yıldızlı Karya Prenses Oteli’nin tiyatro sahnesi olan çok güzel salonunda bu oyun başladığında biz Tiyatromania oyuncuları olarak bir devrim gerçekleştirdik.

Ben bu oyunda "Yüzbaşı Kipislik", "Fas Kralı", "Saray Muhafızı" rollerini oynadım. Ve bu tiyatro tutkunlarının yarattığı başarılı performansın ardından 27 Mart Dünya Tiyatroları Günü’nde her birimiz Bodrum sokaklarında oyundaki kostümlerimizle "Bodrum’a Tiyatro Salonu istiyoruz" yürüyüşü yaptık.

Atatürk Anıtı önünde Bodrum Belediye Başkanı’na taleplerimizi ilettik. Eski Tansaş Salonu’nun bize tiyatro salonu olarak tahsis edilmesi için çoğunluğu turistler olmak üzere binlerce imza topladık.

Ve nihayet amacımıza ulaştık. Bu bina bize tahsis edildi. Ardından tahmin edin. Biz yolu açtık.

Bodrum’da dört tiyatro grubu oluştu. Bu bizim için gurur kaynağı oldu. Bodrum meyhanelerinde vatan kurtarmayı entelektüellik zanneden bazı aydınlarımıza sanırım model olmuşuzdur.

Bodrum’da harika oyunlar oynadık ve harika seyircilerimiz oldu.

Tiyatromania adını ise biz "tiyatro manyakları" olarak zevkle kullanıyor ve bu manyaklıkların ülkenin her yerine büyük hızla yayılmasını diliyoruz.

Karavanım hala Bodrum’da demir atmış ve beni bekliyor. Yakında kısa bir tatil için buluşacağız ve size paylaşımlarımızı anlatacağız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bülent Beyciğim; Öncelikle dilinizin akıcılığı ve özlemini duyduğumuz imla kuralları açısından çoğu insanımıza örnek olabileceğinizi umarak; Uluslararası önem arz eden Bodrum gibi (ki günümüzde resim sanatçılarının da mekanı artık.) bir mekana "Tiyatro"nun nüvesini atmış olmanın hazını sizinle paylaşmak istedim. Çok ama çok önemli bir görev, bir ilk ve son olmayan devamı gelen. Artarak devam eden. Bu tür örnek davranışlarınızın da ilki olmaması dileği ile. Mehmet Kapçak

Mehmet Kapçak 
 17.07.2007 11:24
Cevap :
Çok teşekkür ederim Mehmet bey. Ben de sizin ülke yararı adına yaptığınız başarılı çalışmaların izleyicisiyim. Saygı ve Sevgilerimle  17.07.2007 13:19
 

Gazetecilikte turizm yazarlığı meşakkatlidir.Yazınızdan,Karavan hikayenizi okudum.Bu konuda benim ''Ev Kaçkınları'' isimli bir yazım var.Sizin hikayenizin,başka bir versiyonu..Hayatta bu karavancıların ayrı ayrı hikayeleri var.Amaçlar aynı,değişmiyor: ''Doğa sevgisi'' ve macera..''Sizinki,bilimsel ''macera..Turizmi sevmeniz ne güzel.Ben turizm yazıyorum yazın..Bu vesile ise de tanışmış olduk.Başarı dileklerimse saygılar sunarım.

Muzaffer Cellek 
 08.07.2007 8:44
Cevap :
Benzer benzeri çekermiş derler. Karavan, turizm yazarlığı, doğa sevgisi derken konuşacak çok şeyimiz var anlaşılan. Sıra bunları konuşmak için bir mekana ve buz gibi rakıya kaldı. Onu da hallederiz inşallah. Sevgi ve saygılar  08.07.2007 15:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 137
Toplam yorum
: 548
Toplam mesaj
: 94
Ort. okunma sayısı
: 1034
Kayıt tarihi
: 05.01.07
 
 

1951 İstanbul doğumluyum. Bireysel ve Kurumsal Gelişim Danışmanlığı, Moda Tasarımı ve Marka Danışman..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster