Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '06

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
689
 

" Lan bu ne biçim eylem!!! "

" Lan bu ne biçim eylem!!! "
 

Dün, iş bırakma eylemi yapan Eğitim Sen’ in çarşı meydanında yaptığı basın açıklaması sırasında, meydana toplanan yaklaşık 200 kişilik gruba ve hemen arka taraflarda bekleyen polislere baktığımda, yıllar öncesinden kalma yukarıdaki sözü anımsadım.

Malumunuz, Silivri’de öyle eylem meylem olmaz pek. Hatta hiç olmadı şimdiye dek. Zaman zaman kimi günler için düzenlenen yürüyüşler olur; onlar da birkaç slogan ve alkışlarla, pek bir sakin biçimde gerçekleşir. Nedir mesela bunlar? İlk aklıma gelen, Uğur Mumcu’nun ölüm yıldönümü! Genellikle CHP tarafından düzenlenen yürüyüş ve çelenk merasiminde; “Türkiye laiktir laik kalacak”, “Susma, sustukça sıra sana gelecek” sloganları atılır, kortej çarşı içinden geçerken eşe dosta selam verilir, tanıdık esnaflara el sallanırken, düğün halayına davet eder gibi, “Gel de bi yürüyek” denir, kapı önünde ağzında sigarayla bekleyen esnafın “Aman yav, ne gelecem şimdi; siz bakın dalganıza” mealindeki yüz ifadesiyle dudak büküp kafasını aheste aheste yukarı kaldırışıyla karşılaşılır, grubun ön tarafında sloganlar atılırken arka tarafta şakalaşmalar vs gırla gider, tören alanında çelenk sunumu ve basın açıklaması yapılır vs vs vs…

Yıllar önce Silivri’de yine böylesi bir Uğur Mumcu’yu anma töreni düzenleyen CHP’nin yürüyüşüne katılan sıkı sosyalist bir ÖDP’li abimiz (ki kendisi vakti zamanında İstanbul’daki bilumum eyleme katılıp, çeşitli arbedelerden geçmiş bir kişiliktir), yakın arkadaşı olan bir diğer CHP’li abimizle yan yana yürümektedir. ÖDP’li olan, başlarda birkaç slogan atar; ancak bir süre sonra tamamen susarak, asık bir yüz ifadesiyle devam eder yürüyüşe. Arkadaşının keyifsiz olduğunu fark eden CHP’li, dayanamaz; “Hayırdır, niye sustun?” diye sorar. Kafasını çevirmeden yanıtlar diğeri; yürüyüşün çok sakin ve olaysız geçmesinden muzdarip: “Ne susmiicam! Sizin yapacağınız eylem de yürüyüş de bu kadar olur. Ne polis var etrafta, ne müdahale eden. Lan bu ne biçim eylem!”

Hani mesela diyorum: Silivri’de, belki de ilk defa çarşı ortasında ‘eylemsi’ bir hareket oldu dün. Hükümetle yapılan toplu görüşmeler sonrasında istediği sonucu alamayan KESK, Türkiye genelinde iş bırakma eylemi kararı aldı. KESK’e bağlı olan Eğitim Sen’in Silivri Temsilciliği de, bu eyleme katılarak işbaşı yapmadı. Türkiye’nin birçok noktasında büyük mitingler düzenlenirken, ufak tefek de olsa kimi olaylar yaşandı. Oysa Silivri, her zamanki sakin tavrını korudu. Eğitim Sen’in basın açıklaması yaptığı eylemi izlerken, arka sıralarda bekleyen polisler çekti dikkatimi ve bir şeyi fark ettim: Ne bizde bir eylem alışkanlığı var; ne de Silivri polisinin bu konuda tedbiri ve tecrübesi. Elbette ki ‘panzerler olsun, tazyikli sular sıkılsın, coplarla gruba dalınsın, eylemciler Molotof kokteyller atsın, dükkânlar hasar görsün, cam çerçeve aşağı insin, ortalık savaş alanına dönsün, yaralılar sedyeyle taşınsın’ beklentisi ve temennisinde değilim. (Hmm… Şimdi düşündüm de; ‘mükemmel’ bir haber malzemesinden bahsediyormuşum! E acemisiyiz tabi hala haberciliğin; insani tarafından bakıyoruz olaylara hep) Benim takıldığım konu, Silivri neden bu kadar hareketsiz ve durağan geçiriyor böylesi olayları.

Misal yani şimdi; yurt genelinde yapılan eylemlere, Silivri’den kalkıp giden ciddi bir grup olduğunu biliyoruz. E Allah bereket versin; çevrede yeterince fabrika ve proleter sınıf da var. Hani yani mesela, her 1 Mayıs’ta aksatmadan İstanbul’daki eylemlere katılanlar, bilumum mitinglere iştirak edenler, bu etkinlikler için Silivri’de bir örgütlenme çalışması yapsalar, mesela önümüzdeki 1 Mayıs Silivri’de kutlansa nasıl olur? ÖDP’si, CHP’si, DSP’si (DSP biraz ütopik oldu ama neyse) Eğitim Sen’i, Eğitim İş’i (ki bu da çok uçuk oldu), ÇDD’si vs gelse bir araya, inseler Atatürk Anıtı önüne veya Uğur Mumcu Meydanı’na, yapsalar şöyle babalar gibi bir eylem; hem Silivri’de örgütlü toplum modeli oluşması açısından, hem Silivri polisinin görev hayatına renk katılması açısından daha iyi olmaz mı? Ki bizim de gazeteciliğin keyfine varacak olmamız da cabası yani…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yıllar öncesinde öğrenciyken, daha önce bu adamlar ne düşünür acep diyip sağlı sollu aşırı uç illegal yapıların içerinde bulundum Kemalist kimliğimle :D Bide 20 yaşında biten liseden dolayı bi ağırlığımız vardı bölümde... Herşeyin kanunlar içerisinde yapılabileceği konusunu gündeme getirip eylemde kavga isteyen sloganistlerle epeyde güreşmişliğim de... Mutlu olan yok orası kesin... Ama abuk sabukluklar nedeniyle eylem yapacak da yok diyebilirim... Eski SES İl Yönetim Kurulu üyesi eski sendikalı olarak sendikalarada inancımın kalmaması bu yüzdendir... Hatta yazayım bide bunu... Gerçekten benim beklediğim şeyler var... kaos gelecek ki çok uzak değil... Ama ne yapalım ki eylemler artık bir anlam ifade etmiyor... Yani gazeteci olarak sen de hareketleneceksin... Ne bileyim kafam da dağıldı... Öyle işte... Sevgiler...

Barış 
 15.12.2006 21:27
Cevap :
Yok be Sevgili Barış; bazen hakikaten de şööyle 'babalar gibi' esip gürlemek gerekiyor. Yani ki kanun dediğin şey, seni git gide 'diğerlerine' benzetmek için verilen çabalar silsilesiyse, varlığını yok saymaya programlanmış sözlerse eğer kanun dediğin, bazen esip gürlemek gerekiyor sanırsam... Ve fakat haklısın yine de: Ne siyasi partilere ne de sendikalara da 'inanılıyor' artık. Ehven-i şerdir diyerek, bireysel 'takılmaktansa' kitlesel olmak iyidir yine de. Dur şimdi; benim de kafam dağıldı :)  16.12.2006 0:39
 

heyecan arıyosun sanırım:)) böyle sönük eylemler de galiba çocukların amerikada "daha fazla şeker istiyoos" eylemlerine benziyor giderek. ama demek ki herkes mutlu bu ülkede. mutsuz olanın da bağırıp çağıracak hali yok. selamlar.

Başak ALTIN 
 15.12.2006 17:37
Cevap :
Aslında bu aralar yeterince heyecan var işimde. Mesela gecenin yarısı 30 kişilik eli sopalı bir grubun arasında çembere alınmak, mesela 15 Aralık tarihinde Ana Haber Bültenlerine çıkan Silivri'deki özel hastaneyle ilgili habere ilk olarak ulaşmak, mesela baskıdan dönen arabamızın 3 takla atması gibi :))) Ama evet yani, bunca "mutluluğa" da akıl sır erdiremiyor insan bir şekilde işte. Şeker tadındaki örneğin için gerçekten teşekkür ederim :) Vaaaaleykümselaaaammmm ;)  16.12.2006 0:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 79
Toplam yorum
: 411
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1521
Kayıt tarihi
: 23.07.06
 
 

Milliyet Blog'un ilk yazarlarındanım. Uzun yıllar gazetecilik yaptım, sonra bir sabah uyandım ki ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster