Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1621
 

''Ne kaa cehalet o kaa imkan''

''Ne kaa cehalet o kaa imkan''
 

17.Haziran.2008 tarihli ''Sevgilileriyle tatildeler'' haberi ve roportajından...


Magazin basının yeni gazası mübarek olsun! Vatanımıza milletimize hayırlı uğurlu olsun!
Memleketimizin iki güzide(!) insanını daha tanıttılar cümle âleme.

Gözümüzün içine içine soktular, kulaklarımıza tecavüz ettiler, beynimize girdiler! Velhasıl-ı kelam; ağzımızdan girip burnumuzdan çıktılar ve iki süper(!) kardeşi, yurdum insanına, Edirne’den Ardahan’a kadar ulaştırıp tanıttılar.

Esra ve Ceyda Ersoy kardeşleri tanımayanınız var mı? Çok abes bir soru olduğunun farkındayım. Elbette yok(tur).

Ama bu kutsal hizmette (tanıtma işinde yani) benim de iki fiske tuzum bulunsun istedim ve şu ölümlü dünyada eksik bilgisi olan arkadaşlara hikâyenin özünü anlatıp sevap kazanayım dedim.

Esra ve Ceyda Ersoy Kardeşler, karıştıkları bir trafik kazası sonrasında, polis güçlerine azimli direnişleriyle, zil zurna vaziyette magazin programlarına konu olarak geldiler ekranlara ilk kez. (Gelmişler daha doğrusu. Ben izleyerek değil, bu kızları üşenmeden yazan köşecileri okuyarak öğrenmiştim).

Sabah gazetesinin Günaydın ekinde TV program kritikleri yazan Yüksel Aytuğ, bu harika kızlar Mali’nin Çarkıfelek yarışmasına yarışmacı olarak katılınca 25.Nisan.2008 tarihli köşe yazısında ilk kez kaleme almış, hatta enfes bir öngörü ile yapımcılara tüyo vererek bağlamıştı yazısının sonunu. İki hafta kadar sonra da, 11. Mayıs tarihli yazısında şöyle yazmıştı kardeşler için:

‘’GEÇEN hafta Esra ve Ceyda Ersoy Kardeşler'in yarışmacı olarak katıldıkları Çarkıfelek'te milleti gülmekten kırıp geçirmelerini "Reytingin en saf hali" başlıklı bir yazıyla bu sütunlarda değerlendirmiştim. Yazının sonunu ise şöyle bağlamıştım: "Görüntüleri izlerken düşündüm: Acaba bu kızlar gerçekten bu kadar saf mı, yoksa ekranda şöhrete uzanan en kestirme yollardan biri olarak 'salağa yatmayı' mı tercih etmişler? Her ne olursa olsun, aklı olan talk show'cu, bu iki kardeşi ekrana çıkartıp, reytingin dibine vurur. Benden uyandırması..." Belli ki Mehmet Ali Erbil ve Çarkıfelek ekibi uyanmış! Geçen hafta iki kız kardeşi Çarkıfelek'in hostesleri olarak izledim. Yine kendilerine güvenenleri (!) mahcup etmediler.’’

Ve şöyle noktalamıştı yazısını (ki ben cevabımı yazımın finalinde vereceğim kendisine):

‘’Kızlar mı gerçekten saf, yoksa tüm televizyon alemini saf yerine koyup, hızla şöhret basamaklarını mı tırmanıyorlar, henüz kararımı tam olarak verebilmiş değilim.’’

Sonracığıma ne mi oldu?

Şaka yapmayın canım, biliyorsunuz ne olduğunu işte! Kızlar muratlarına erdiler ve meşhur oldular!

Hali hazırda 'Şarkı Söylemek Lazım' yarışmasında, Ümit Besen’in koçluğunda yarışmacı sıfatıyla ekrandalar haftalardır.

Yarışmayı izlemek konusunda henüz siftah yapmışlığım olmadığı halde, bu cevval kızların her hafta nasıl da ipi göğüslemekte olduklarını da bal gibi biliyorum.
Ve bu günlerdeki manşet mevzuları da, yarışmanın jüri ütesi Ayşe Özyılmazel’e ‘’Bayülgen’le öpüştüğünüz için mi jüridesiniz?’’ demiş olmaları. Hatta (canından bezdirmiş olmalılar ki), Ümit Besen’e ‘’Size artık Ümit Besen yerine Bezen diyelim’’ dendiğini bile biliyoruz.
Bakın! Ağızlarından çıkanları nasıl da ezberleyip öğreniyoruz! (Bu kadar yazılıp çizilince, ''Sıkıysa öğrenme derler adama!)
Eee? Kendileriyle özel röportajlar yapılıyor, sevgilileriyle tatile çıkmış oldukları söylentisi haber oluyor ve boy boy fotoğrafları çekiliyor yatlarda üşenmeden. Tabii ki öğreneceğiz, elimiz mahkum!


Bilkent Üniversitesi’nde okuduğunu söylüyor biri (hangisi bilmiyorum) ama ‘’Ak akçe kara gün içindir’’ atasözünün mealini ‘’Kara para yemeyin’’ şeklinde yapabiliyor bu kardeşler.

Evde hayvan beslenmemesi gerektiğini söyleyerek ve ‘’İllaki bir şey beslenecekse bebek beslenmeli’’ diyebiliyorlar. (Hangi cins bebek olduğu konusunda da fikir belirtselermiş keşke)

‘’Damlaya damlaya göl olur’’ atasözüne karşılık ‘’Göl iyi bişey tabüü, vs... Yaz geliyo, denize gircez ne güsel’’ dedikleri için meşhur ediliyorlar.


Saçmaladıkları ve saçmalıklarını ekranlardan çatır çatır saçtıkları için, kendilerine TV dünyasının bütün imkânları da o oranda saçılıyor!


Nasıl bir ülke olduk biz ya? Nasıl ve nereye bir gidiştir bu böyle?

Bilenlerin önünün tıkandığı ve bilmeyenlerin önüne tüm imkânların serildiği, rezilliklerin ve cehaletin böylesine prim yaptığı bir ülke daha var mıdır dersiniz?

Okumanın, kültürünü arttırmanın, emek harcayarak, tecrübe edinerek donanımını arttırmanın zerre kadar değer görmediği ve tam aksine ''boş olmanın, küp doldurmaya yaradığı'' bir memleket haline dönüştük.

Kıçını başını açanların, cinayet işleyenlerin, ağzını bozanların ve zır cahil olanların cilalarını parlatan bir medya yarattık ve bu medyanın parlatıp parlatıp ortaya sürdüğü yıldız(cık)ların(!) şakşakçılığına soyunan bir izleyiciler topluluğu olduk!

Değerli sanat etkinlikleriyle (gündem dışı kalan), gerçek sanatçıların, ekran neydanlarında aptal saptal işlere karışan ve aptal saptal inciler(!) döktürenler tarafından kündeye getirildiği bir memleket haline dönüştük!

''Ne kaa cehalet o kaa imkan'' diyebileceğimiz bir memlekette yaşıyoruz! Ne mutlu bize!

Hani Yüksel Aytuğ beyefendi soruyordu (yukarda) yazısının sonunda, ben cevabını veriyorum:
''Onlar tırmanmıyorlar bu basamakları Yüksel Bey, bizzat tırmandırılıyorlar!''

Hatta medyanın arkadan bu şekilde desteği ve iteklemesiyle, üçer beşer sıçrayarak tırman(dırıl)ıyorlar şöhret basamaklarını, haberiniz ola!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ben de geçen gün denk geldim kendilerine. biri onlar için gerçekler mi diye sormuş da "biz altın mıyız, para mıyız ki gerçek mi değil mi diye soruyorlar" diye sitem ediyorlardı...

beenmaya 
 16.07.2008 11:31
Cevap :
N'oluyo bu blog postalarına canım yaa? Üç gün olmuş yazalı ben tesadüfen girdim de haberdar oldum gelen yorumlardan. Posta almadım inan :(( Gecikmiş de olsa, hatunların değerlendirmelerine kocaman sırıtayım bari :))))) Kal sağlıcakla..  18.07.2008 23:52
 

vallahi benden çok dua aldın. Çünkü hiç haberim yoktu.:)) selam ve sevgiler

Ezgi Umut 
 15.07.2008 21:27
Cevap :
Alınacak sevabım varmış demek ki :)) Sen maaşallah, o etkinlik senin, bu festival benim gezerken kaçırıyorsun önemli (!) ülke gündemini. Bir katkı da benden sana olsun :))) Kal sağlıcakla..  18.07.2008 23:54
 

cehaletin hiç bir sınırı yoktur ! diye bir özdeyiş okumuştum bir yerlerde.İşte tam da bu nedenledir ki, ne kadar cahil bırakılırsak o kadar iyi. Uyuma ve uyutulma bu arada malı götürme adına. Ben bu anlattığın kız kadeşleri hiç bilmiyorum, cehaletimi bağışla Leylam. Gözlerim açıldı sayende:)) Kocaman sevgilerimle kucakladım seni....

Neşe İleri 
 14.07.2008 13:49
Cevap :
Çok sevap aldım çooook! On yüz bin milyon baloncuk kadar :))) Ben takipteyim, sen rahat ol büyük aslanım. Leyla Önder İstanbul'dan bildirdi :))) Kal sağlıcakla..  18.07.2008 23:56
 

O şarkı yarışmasının o kısmını tesadüfen izledim ve gözlerime inanamadım. Bunlara prim verenler utansın, özellikle Özdemir Erdoğan'ın onlara yüksek puan vermesi beni çileden çıkardı. Sesler öyle detoneydi ki birazcık kulağı olan bir kişi anlardı. Sevgimle canım...

Sema Sener 
 14.07.2008 12:19
Cevap :
Puanlar yeteneğe değil, rezalete gidiyor zaten Semoşum! Ne kaa rezalet o kadar prim! Özdemir Erdoğan, müzikteki ve ekranlardaki yozlaşmadan gerçekten, iddia ettiği kadar yakınıyor olsaydı, teklif edilen parayı elinin tersiyle itip, böylesi bir yozluğun göbeğinde yer almazdı bence! Almamalıydı! Neyse.. Kal sağlıcakla..  18.07.2008 23:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 889
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2055
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1969 İstanbul'unda açmışım gözlerimi bu dünyaya... Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu, şimd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster