Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Eylül '10

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
706
 

''Sansürsüz'' adlı program yapandan ''sansür'' önerisi!

''Sansürsüz'' adlı program yapandan ''sansür'' önerisi!
 

Yiğit Bulut, ''Sansür Kurulu'' istedi.


Bu ülkenin insanlarına son günlerde bir haller oldu. Abuk sabuk konuşmalar oluyor. Mutlaka kem gözlü Avrupalıların ya da okyanus ötesi dostların nazarı değdi.

Biri çıkıyor; merhum Turgut Özal'ın eceliyle ölmediğini söylüyor. Biri dediğim kişi eloğlu da değil; en yakını, oğlu Ahmet Özal.

Diğeri fırlıyor; merhum Orgeneral Eşref Bitlis'in suikaste kurban gittiğini söylüyor. Hadi bakalım ayıkla pirincin taşını!

Bir Orgeneral çıkıp, ''Kıbrıs'ta cami yaktık, '' diyebiliyor. Hoppala bunca yıl sonra bayram değil seyran değil...

Rasim Ozan adında bir yazar da işini gücünü bırakmış Kadir İnanır'a ''KORKAK!'' diyerek saldırıyor.

Flaş... flaş... flaş. ''O gece Kadir İnanır korkup salondan kaçtı!!''

Rasim Ozan açıklıyor: Merhum Ahmet Kaya'ya çatal atıldığı gece, ''Orada yoktum, '' diyerek Kadir İnanır yalan söyledi.

Oysa Rasim Ozan'ın elinde o gece İnanır'ın da olay anında orada olduğunu belgeleyen fotoğraf varmış.

Farkında mısınız; hep geçmişle uğraşıyoruz. Sayın Başbakan bile merhum Adnan Menderes'i anıyor. Merhum İsmet İnönü'ye sataşarak oy toplamaya çalışıyor.

Durun!.. Durun!.. O da ne? Hep geçmişi kurcalayarak gündemi başka yönlere çekmeye çalışırlarken meydana bir ''YİĞİT'' fırlayıverdi!

Bu yiğit, Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni, ''SANSÜRSÜZ'' programının yapımcısı ve sunucusu Yiğit Bulut'tan başkası değildi. Bulut, Başbakan Erdoğan'ın, ''Medya ile Kahvaltı'' toplantısında söz alarak yaptığı ilginç öneriyle orada bulunan ve bulunmayan meslekdaşlarının öfke odağı oldu.

Yiğit Bulut, parmak kaldırıp Sayın Başbakan'dan, ''İnternet medyası için sansür kurulu'' getirilmesini istedi.

Ne yaman çelişki değil mi?

''Sansürsüz'' adlı program yapan kişi meslekdaşları için sansür kurulu istiyor! Çocuklar bile güler.

Bu Yiğit, bir zamanlar Enis Berberoğlu ve Bilal Çetin'le birlikte CNN'de sabah programı yapıyordu. Her sabah mutlaka izlerdim. Yakasındaki Atatürk rozeti ışıl ışıl parlıyordu. Vatan gazetesindeki köşe yazılarını da okurdum. Birgün Habertürk'e geçiverdi.

Bir süre sonra da kendinden geçiverdi. Bir haller oldu bizim Yiğit'e. İlk işi yakasında pırıl pırıl parıldayan Atatürk rozetini çıkarmak oldu. Havalandı birden. Bulutların üzerinde dolaşmaya ve insanlara tepeden bakmaya başladı.

Hayal kırıklığı yaşattı okurlarına... Ardından geçtiğimiz günlerde yaptığı ''İnternet Medyası'na sansür kurulu'' önerisiyle meslekdaşlarının tepkisiyle karşılaştı.

En çok izlenen haber sitelerini bünyesinde barındıran ''İnternet Medyası Derneği'' bir bildiri yayınlayarak: ''Yiğit Bulut'tan utanç duyuyoruz!, '' dediler.

Yazımın başında da söylediğim gibi bu ülke insanına bir haller oldu. Ağzımızdan çıkanı kulağımız duymuyor. Dilimizin ucuna geleni söyleyiveriyoruz.

Mutlaka nazara geldik!

Başımızdakiler bu işlerden anlar. Nazarı defetmek için sevabına bir kurşun döküversinler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gazeteci Ali Kemal vardı. Kurtuluş Savaşı'mızda ulusal mücadeleyi baltalayan Ali Kemal. Daha sonra yargılanmaya götürülürken İzmit'te halk bunu linç etti. Şimdi küresel sermayenin ağırlıklı olarak sahibi olduğu bağımsız(!) medyamızdaki bazı şahsiyetler Ali Kemal'i mumla aratır oldular. Kişisel, parti ve cemaat çıkarları adına basının bağımsızlığından ödün verenlerden ben de utanıyorum. Saygılarımla.

Uguristanbul 
 29.09.2010 20:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 233
Toplam yorum
: 181
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 948
Kayıt tarihi
: 07.01.10
 
 

İzmir doğumluyum. Ege Üniversitesi Gazetecilik Yüksek Okulu mezunuyum. Kısa denilebilecek bir sür..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster