Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ağustos '15

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
200
 

"... sessizlik ve suskunluk hakim olur..."

“Seni hatırlıyor muyum?”

“Bilmem ki?”

“Sesin tanıdık gelmedi! Ama yüzüne baktıkça seni hatırlıyor gibiyim. Aslında ses tonun da çok güzel; şarkı gibi konuşuyorsun. Yine de anımsayamadım seni! Gözlerin gözlerimin içine sımsıcak bakıyor. Beni seviyor olmalısın, öyle mi?”

“Seni sevmek mi? Ya da daha doğrusu bir erkeği sevebilmek mi? Oysa bir erkek yüzyıllardır benden onun vücuduna dokunabilmemi bekliyor. Sevmek kelimesi de nerden çıktı? Görmüyor musun, muhteşem bir görünümüm var. Bak şu bacaklarıma hem sütun gibi, hem de mermer gibi pürüzsüz. Ve birçok erkek bu bacaklar için neler vermez!”

“Ne garip değil mi? Dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz. Oysa senden duygularını anlatmanı beklerdim, yoksa arzularını değil! Senin arzun benim arzum. Yıllardır bunda herhangi farklılık yok ki! Sanki –mış gibi göstermek, dünyaya geliş sebebimizi, yani üremeyi, değiştirmeyecek! Seninki -yani kadınların anlattıkları- bir oyundan ibaret ve en az biz erkeklerinki kadar kirli! Benim aslında kızdığım bunun konuşulması, oysa sevişmek her insanın hakkı! Benimle beraber olmak için olmak istemiyorcasına arzı kısman seni, beni değil, cinselliğimizi öldürüyor. Yani o kadar laftan sonra varmaya çalıştığım nokta çok farklı; cinselliğin sevgi ile bir ilişkisi yok. Şöyle düşün çocukların için ne hissediyorsan benim için de benzer şeyler hissetmelisin!”

“Fütursuzca eleştiriyorsun biz kadınları! Bu seni başta enteresan yapabilir ama sonsuza kadar sürmez bu imajın. Biz kadınlar çiçek gibi sevgiyle, ilgiyle, komplimanla beslenmek isteriz. Evet, doğrudur söylediğin, her şeyi zorlaştırmak için uğraşırız. Bu nitekim zor olduğumuz anlamına gelmez, sadece kolay olmadığımız gerçeğini hatırlatmak üzerine bir planlamadır, ya da sadece küçük bir oyun diyelim...”  

“Denize bak! Bir boğa burcu olarak bu dalgaların ötesini görebilen bir erkeğim ben! Gücümü bir süper kahraman gibi güneşten alabilirim. Şu kuş seslerini duymuyor musun? Köpeğimizin havlaması kulağımıza bir saadetmiş gibi gelmiyor mu? Kedimize bak, tam karşında bir temizlik seansı geçiriyor. Şu balıkçılın uzun bacaklarıyla sopayı andırması veyahut da Ankara’da Kuğuluparkta kuğuların sessiz ve sessiz dolanıp kanatlarını açması? Doğa bu kadar mükemmel işlerken sen ve ben hep birbirimizin sorularına maruz kalıyoruz! Bunun temel sebebi farklı gezegenlerden dünyaya düşüp de bu dünyada ortak bir zeminde buluşup hem sevişmeye, hem de konuşmaya çalışıyor olmamız olabilir. Farkındayım söylediklerim bir o kadar karışık, bir o kadar da mantıklı şeyler!”

“Dünyevi hayat için harcayacağın enerjiyi benimle birlikte olmak için kullanmalısın çünkü şu anda, tam da bu tartışmanın ortasında, seninle beraber olmak için hazırım! Bunun en önemli sebebi, ihtiraslı bir adam olman ve bu da seni seksi yapıyor. Çok şey bilen erkekler seksidir. Tıpkı Okan Bayülgen gibi! Doğrudur kepçe kulakları vardır, yerden bitmedir ama gerçekten ihtiraslı bir erkektir. Onda hayatı çözmek ve üzerine konuşmak gibi benim hiç anlayamadığım ama onun hep yaptığı bir durum söz konusu ve çok seksi bir şey bu! Açıkçası onu anlamak umurumda değil. Ben her şeyi yani hayatımı duyumsamak üstüne kurdum. Evet ağladığım için bana duygusal diyorlar ama ağladığım için tam tersi duygularımdan arınabiliyorum. Oysa sen, seksisin ama kazık gibisin. Gerçi kazık gibi olman yatakta işime yaramıyor değil, ancak sadece yatakta işe yarıyor!”

“Zeki misin, akıllı mısın yoksa kurnaz mısın? Hatta şeytan mı? Doğal mısın? O makyajla doğal olman mümkün müdür? Şortunu bacaklarını mı yoksa poponu mu göstermek için o kadar kısa giyiyorsun? Evet, gözüme çok hoş görünüyorsun! Ne var ki benimkisi yorgun bir yürek! Kalbimin zaman, zaman ağrıyıp sabahlara kadar karabasan olarak beni uyutmadığını söylesem bana inanır mısın? Beni ancak kollarımın arasındayken görüyorsun. Onun dışında varsa yoksa sen varsın! Kendini bu kadar güzel göstermek üzerine verdiğin çaba yerine yüreğime dokunsan, kalbimi okşayıp sevsen, sence, sana daha iyi davranmaz mıyım?”

Ve daha fazlasıyla konuşulacakken her şey –perde- kapanır ve bir sessizlik ve suskunluk hakim olur. Erkek karanlıkta parlayan bakışlarıyla kadının ayna gibi parlayan vücuduna dokunur. Ve o dokunma hali ikisi arasında bir uzlaşı kültürüdür. Kadın nazikçe erkeğin elini tutar. Vücudunda dokunması gereken yerleri gösterir. Ve artık o şevkatlidir, erkek ise her zamanki gibi sert! Sonsuz cümlelerin ortasından bir ışıltı doğar, yaşamaya dair! Hayaller, çizgiler, yaşamlar ve bütün düşünceler, bu anlar üstündeki o anda, yok olurlar! Ve yüzyıllardır süren mücadele kendini telaşsız bir mutluluğa bırakır. Ne hüzündür hissedilen, ne de bir galibiyettir! Aslolan anları ve anları yaşayıp hayat çizgisinde yollar almaktır.

Hayat bir tirattır:

“Seni seviyorum”...

“Ben de seni”...

 

Ersin Kabaoglu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu güzel, akıcı ve duyarlı diyaloğu okurken iki değerli yazarın motto tarzı anlam yüklü sözü çınladı kulaklarımda: Birincisi; büyük oykucumuz rahmetli Haldun Taner'in"...Sessizlikte sonsuzluğa acılan bir pencere vardır daima, onu söz ile bozmanın alemi var mi?"diye soran, ikincisi ise önde gelen felsefecimiz Prof. Ahmet İnam'in "Cinsellik de aslında bir tur haberlesmedir" diyen sözleri...Sevgi ve selamlarimla...

Ersin Kabaoglu 
 17.08.2015 13:57
Cevap :
Harika yorumunuz için teşekkür ederim; gururlandım... Selamlar dost  18.08.2015 9:20
 

Hayata bakışını antik çağ kahramanları gibi görüp aktaran bir tarzın var. Kendimi örneğin Hamlet'i okuyor gibi hissettim bir an. Kadın ve erkek birlikteliğine duru ve temiz ama bir o kadar da gerçekçi bir bakış açısıyla her iki cinsin düşüncelerinden bir kesit sunan bir blog. Aslında bu tür diyaloglar zordur. Çünkü her iki cinsi iyi tanımak gerekir. İç dünyasını, tutkularını, zayıflıklarını çözümlemek hele ki bunları yazıya dökebilmek herkesin harcı değildir. Sen bunu sık yapıyorsun :-) Hep duygusal olmadığını söylesen de çok duygusalsın dostum. Ama çelik gibi bir mantığın var ve bu duygularını o kadar derine itiyor ki... Sevgiler.

Güz Özlemi 
 12.08.2015 16:13
Cevap :
Beni ben yapan en önemli özelliklerimden biri gözlem yeteneği. Evet yazarken aynen Shakespeare gibi kurgulamıştim. Ve aynı şekilde sinirlarda geziniyor. İnsan duygularını akitabilecegi bir insan bulduğu zaman duygusal olmalı ve bu aralar böyle biri yok. Teşekkürler dostum   13.08.2015 7:04
 

Kendimi okumaya kaptırmış giderken hatta “Olaylar neden bu kadar hızlı gelişiyor”a dahi kafamı yormazken Okan Bayülgen de nereden çıktı Anıl kardeşim? Çok şey bilen bastıbacaklar eğer parası varsa seksidir! Okan ve Cem akıllarını paraya çevirememiş olsalardı aynı ihtirasa sahip olup da Türkiye’nin en güzel kadınlarıyla birlikte olabilirler miydi? Erkeği aklıyla ön plana alan kadın nedense kendini sütun gibi bacakların himayesine bırakır! Düşünmez ki beyni bacak arasında olmayan erkeğin de derdi 90-60-90 değildir! Sevişme öncesinde ve sırasında değil de ertesi gün söylenen sözler daha önemlidir bence:) Hayat tirat mıdır sahiden de? Düşündüm acaba ben kaç es verdim diye! Günümüz ilişkilerini kadının ve erkeğin gözünden en doğal haliyle mükemmel aktarmışsın. Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 12.08.2015 12:13
Cevap :
Aslında Okan Bayülgen'i yazıma koyarken tam da dediğiniz sebepten kinaye yapıyorum. Fakat o kadına sorsanız aynen yazdığım gibi cevap verecektir. Bu tip yazıları zevkle yazıp karşılığını pek alamıyorum. Begenmenize sevindim. Slmlar   13.08.2015 6:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1644
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 284
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster