Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '09

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
789
 

''Sev beni; seveyim seni ...''

''Sev beni; seveyim seni ...''
 

şimalrüzgarı.com 'dan...


Sağlıklı yaşam için sevgi gerek...

Sevgi, hissedilir...Herkes sevilmek ister...

Bir duygu akımıdır...

Kişinin önce kendini sevmesi gerekir...

Kişi,kendini olumsuzluklarla değerlendirse, içine kapanır...

''Ben yeterliyim ''dediğinde, kötü olan enerjisi daha geniş potansiyele dönüşür...

Sevginin oluşması için empati gerekir...Yani ,başkasının yerine kendisini koymak...

''Ben ,şimdi O'nun yerinde olsaydım ;acaba nasıl davranırdım ?..'' diyebilmek...

Bir bakıma, '' İğne -çuvaldızı '' örneği gibi...

Önce karşımızdakinin insan olduğunu bilmek gerekir...

Hep eski dostlukları ararız da kendimizi hiç irdelemeyiz,değil mi ?..Halbuki sorunun da çözümün de odağı bireydir...

''Ben nasıl bir dostum ?..Bugün kime gülümsedim ?..Hangi kuşa yem verdim ?..'' diyebilmeliyiz...

İnsan, insana hep ihtiyaç halinde olacaktır...Çünkü ,yok oluşun son saniyesine dek,insan hep olacaktır...

Bilimsel buluşlar,insana mutluluk getirmekte midir ?..Hayır !..

Ömrümüzü tüketen,yaşayan tüm canlılara dünyayı zindan eden;küresel ısınmadan,çevre kirliliğine kadar tüm olumsuzlukların altında ''bilimsellik '' yatmaktadır...

Bu gidişle,son nefesini veren ,en son insanoğlu da bilimsellik zehiriyle perdeyi kapatacaktır...

Tüm öldürücü savaş araçlarının satışında da bilimsel savaşlar yatmaz mı ?..

O halde,kısacık ömrü asık suratla geçirmek neden ?..

Umuyorum...Bir gün, çağdaş ve barışçı dünyayı yaratacak olan çocuklar,empati-sempati yoğunluğunda yaşayan çoğunluklardan çıkacaktır.

İşte o zaman, çocuk katillerinin, dünyayı kana bulayan aptal liderlerin mezarlarındaki kemikleri müzelerde bile yer alamayacaktır...

Kirli kemiklerinin külleriyle, atmosferi bile kirletmelerine izin verilmeyecektir...

O halde sevin !..Kuşa, çiçeğe, insana âşık olun...Henüz vakit geçmeden...

Kemiklerimizi de düşünmek gerek ...

..........

Apartmanda, ''kaşlar havada gelip geçenler çok ;ama selâm yok...''

Hem de kapı komşusuyla küs olmak !..Kime ne kazandırmıştır ?..

Eğer, bende sevgi varsa selâm veririm...

Beni ''soğuk bulan '' bir komşuma ,kendimi affettirmek için hiç uzun lâflar tüketmedim...

Bir sabah,karşılaştığımda, elimi uzatıp gülümseyerek,''Günaydın !..'' demek yetti !..

O,şimdi benim en iyi dostum...Ne kaybettim ?.. Dost kazandım...

''Selâm verdim rüşvet diye almadılar.'' diyen Fuzûli ne kadar haklıdır ?..

Selâmın karşılığını vermeyen ya dalgındır ;ya da kendisini sevmeyendir...

Hep dışarıyı eleştiririz...'' Toplantıya katıldım ; kimse bana,bir merhaba demedi !.. '' diye sızlanırız...

'' Acaba,ben ne kadar sempatiktim ?..'' sorusunu soranlar azdır...

Sevgi, çocukken gelişen bir olgudur...

0-6 yaş gurubu çok önemlidir...Çocuğa çiçek resmi çizdirirken,sadece çizimle değil,

''Haydi,çiçeği daha canlı boyayalım !..'' dediğimizde sevgi gelişir...

Parkta,kuşlara yiyecek veren bir çocukta kendini ,canlıyı sevme ve yardımlaşma duygusu gelişir...

Olayları değerlendiririken,'' karşımızdakilerin içinde bulunduğu duygu nedir ?..Neden böyle davranmıştır ?..'' diyerek,kendimize sormalıyız...

Anlayış göstererek kişiyi olduğu gibi kabullenme gerekir...

Empatide ille de karşıdaki gibi olmak yoktur...O'nu,sağ duyuyla anlamak yeterlidir...

Sempatiyse,duyguları paylaşmaktır...

İlişkilerde,şu üç unsur çok önemlidir:

1 -Anlamak, 2-Olduğu gibi kabul etmek, 3-Affetmek...

Bir gençle ,anlaşamayan diğer gencin: '' Ben hep böyleyim,benden adam olmaz !..'' demesi yanlıştır.

''İlişkileri düzeltebilirim'' demelidir...

Derslerinde başarısızlıkla karşılaşan öğrencinin,'' Eğer proğramlı çalışırsam, ben bunu altederim... '' diyerek öz güven duygusu yaşamalıdır...

Zamanında birisine kırılmışsak geçmişi bir kenara atıp,şu anda ne yaşadığımıza bakıp barışmalıız...

Hemen tüm kırgınlıklar gidecektir...

Sevgisiz ilişkilerde ,çatışma olur...

Çoğu boşanmalarda aşkı, karsısındakine baskı unsuru olarak değerlendirmek yatar...

Beni seviyor ya !..''İstediğimi yaparım !..''

Medyadaki cinâyetlerin altında yatan en büyük sorun,empati ve sempati yoksunluğudur...

Kendini seven,herkesi sever...Bir parkta gezinirken ağacı, martıyı, havayı, kuşları görmek gerek...Hissetmek !..

B.Necatigil 'in dediği gibi:''Kalbinizdeki duygular,kalbinizde hapis kalmamalı...''

Sevgileri yarınlara bıraktınız,
Çekingen, tutuk, saygılı...
Bütün yakınlarınız sizi yanlış tanıdı;
Bitmeyen işler yüzünden


Siz böyle olsun istemezdiniz ...

Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi...
Kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı,
Siz geniş zamanlar umuyordunuz...

Çirkindi dar vakitte bir sevgiyi söylemek
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk geçeceği,
aklınıza gelmezdi.


Gizli bahçenizde açan çiçekler vardı
Gecelerde ve yalnız
Vermeye az buldunuz yahut
Vakit olmadı.

. . . . . . .. . . . . .
(B. Necatigil )
. . . . . . . . .. . . .


Günü yaşayan kişi ,geleceği de tatlandırır...

Mekanik yaşam süren insan,kendini farkedemiyor...Asılda farketmeli bedenini,ruhunu...Vakit geçiyor !..

Montaigne, yirmi yıl boyunca ,gezerek insan davranışlarını incelemiş...

Sonra,''Denemeler'i ''yazmış...Sonra neler söylemiş...

* * * * * * * * * *

''Önemli olmayı göze al; bu yola gir...

İyi yaşamayı sonraya bırakan; yolunda bir ırmağa rastlayıp da geçmesini bekleyen köylüye benzer;ırmak hiç durmadan akıp gidecektir.

“Korunmak saldırana hem istek veriyor hem de hak kazandırıyor. Her korunma savaşçı bir kılığa girer ister istemez. “

“Karı koca arasındaki sevginin, arada bir ayrılmakla gevşeyeceğini sanırlar.”

“Yalnız yaşamanın bir tek amacı vardır sanıyorum; o da daha başıboş daha rahat yaşamak.”

İnsan önce içindeki sıkıntıyı dağıtmazsa yer değiştirmek daha fazla bunaltır onu.”


''İçi arınmamışsa, neler bekler insan...
Kendi kendisiyle ne savaşlar eder boşuna,
Tutkular içinde ne kemirici kaygılar,
Ne korkular içinde kıvranır insan !
Ne çöküntüler yapar bizde gurur, şehvet
Öfke, gevşeklik ve tembellik ! ”

* * * * * * * * * *

Sevgiyi yaşayan kişi ,güzel adımlar atar...

Her şey, insanda başlar...İnsanı olduğu gibi kabul etmeli...Kendimizi değiştirmek isteyenlere, tavrımız nasıldır ?..

Sevgiyi kötüye kullanma yoktur...Paylaşım vardır...

Hükmetme yoktur..Sevgi iletişimle başlar...Bilişsel sevgide ,farketmek,paylaşmak ve affetmek vardır.

Karşımızdakini dinlersek, kibar davranırsak, gözlerimiz gülerse ne kaybederiz...

Evine kendini kapatıp,yalnız başına TV izlemektense, var olan yeteneklerimizi insanlarla dışarda paylaşmak ne güzeldir...

Şiirlerinizi,resimlerinizi,şarkılarınızı;fıkralarınızı,anılarınızı ;birikimlerinizi size çok ihtiyacı olan insanlarla paylaşınız...

Verdiğinizden fazlasını alırsınız...Çünkü, onlar da birer hazinedir...

Hiç sevmedinizi söylediğiniz insanlara güleryüzle yaklaşın bakalım...Varsın şımarsınlar...

İnsanlık sizde kalsın...

Siz denize yem attınız ya !..

''Balık anlamazsa hâlik anlayacaktır...''

Çevre ve dünya barışına ne kadar katkınız olduğunu anlarsınız...

Savaşı yok etmenin yolu, sevgi dolu insanları örgütlemekten geçer...

Sevgiyi söylemek yetmez ;göstermek gerek !..

Sevgisiz kalmayın...

...............

Bir öneri : http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=59543

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

- “Öfke düşmandır, onu kendine musallat etme.” (Hz. Ali) - “Öfke ile beraber akıl da uçup gider.” (Lessing) - “Öfkeyle değil, gülmeyle öldürür kişi.” (Nietzsche) - “Öfkenin ateşi önce sahibini yakar, kıvılcımı düşmana ya varır ya varmaz.” (Şeyh Sa’dî) - “Öfkeyi şefkatle, kötülüğü iyilikle, zulmü affetmekle, yalanı doğruyla yatıştıralım.” (Sophokles)

Mesut Selek 
 04.02.2009 21:03
 

İnsanları sevmek için onların da bizi sevmesini beklememiz gerekmez bence. Güneş, iyi kötü demeden herkesi ısıtır ve aydınlatırken bir karşılık beklemez. (Anımsarsanız bu anlama gelen bir söz olacak.) Onun için "güneş" olabilmeli insan. Esen kalınız...

Melek Koç 
 04.02.2009 18:27
Cevap :
Mevlâna, ''Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, Hataları örtmede gece gibi ol, Tevâzuda toprak gibi ol, Öfkede ölü gibi ol, Her ne olursan ol, Ya olduğun gibi görün, Ya göründügün gibi ol...'' demiştir...Doğadaki sinerjiyi insan da yakalamalı...Örnek almalı...Güneş örneğiniz de çok güzel...Bu yazımda da sevgiyi söylemenin yetmeyeceğini;sevgiyi göstermek gereğini vurgulamıştım...Sevginin ve güleryüzün açmayacağı kapı yoktur...Hep ilk adımın karşıdakinin atması beklenilmemeli ;hoşgörü ve fedakârlık onur meselesi yapılmamalıdır.Teşekkürler...Saygılarımla...  04.02.2009 20:07
 

HOCAM MERHABALAR..! ANCAK BU DEVİRDE GÖRÜYORUZ Kİ BAZI İNSANLARA YUKARIDAKİ BAŞLIKDAKİ GİBİ *SEV BENİ,SEVEYİM SENİ* DE ARTIK KİFAYETSİZ GELİYOR HERHALDE Kİ.. *SEV BENİ,YİNE DE SEN BENİ SEV* POZİSYONUNA GİRMİŞ VAKALAR ve OLAYLAR, EKTEKİ LİNKİNİZDEKİ *SEVGİ* İLE İLGİLİ YAZILARDA ARTIK TARİH OLACAK BEN EN ÇOK ONA KORKUYORUM BU GİDİŞATIN DURUMUNU..! NE DEMİŞER *SAVAŞMAYI BIRAK... SEVİŞMEYE BAK..!" NEREDE O GÜNLER ACABA..??? DİYE SORABİLİRİZ ARTIK KENDİ KENDİMİZE...! SEVİLER ve SAYGILAR...! NECİP KÖNİ - ADANA / TR

Necip Köni - Adana / TR 
 04.02.2009 14:59
Cevap :
Aslında sevgi dolu insanlarımız da az değil.Fakat ''Başakların içi,dolu olanlardır ki boynu bükük durur.'' örneğinde olduğu gibi,içi insan ve hayvan sevgisiyle dolu olanlar,hak,hukuk,adalet,hoşgörü,empati,sempati gibi erdemlerle yüklü olduklarından gittikleri yolda karıncayı bile ezmek istemezler...Sevgiden mahrum kalan yaratıklar da hırs ve yok etme dürtüleriyle iyilerin,mazlumların sırtına binerek yücelmek istediklerinden gerek kapitalleriyle ;gerekse namussuz cesaretleri sayesinde hep ön planda görünürler...Tarih,kötüleri lânetlemektedir...İyilerin ve namusluların ,en az namussuzlar kadar cesur olacağı günler geldiğinde, insanoğlu, ''kendi kurdu olmaktan kurtulup'' dünyayı daha da yaşanılır hâle getirecektir...Biz görmesek de...Saygılarımla...  04.02.2009 16:25
 

Sevgi üzerine çok güzel ve anlamlı yazmışsınız. Hele empati ihtiyacını özellikle sevilmek üzerine iyi oturtmuşsunuz. Sevmek yetmez, sevilmeyi de öğrenmeliyiz. Buraya kadar çok iyi ve tutarlı bir yazı; ancak bilmsellik üzerine yazdıklarınıza katılmıyorum. Bilimsellik değildir insanı mutsuz eden. Bilimi şeytanın hizmteinde kullanan insandır kötü olan; tıpkı sevgiyi de kötülük için bir kapı açmaya kullananlar gibi. Doğrudan bilimselliği suçlamanız bir yanılgı bence; bilimsel sonuçları kötüye kullananları suçlamalısınız. Kaldı ki bilimsel yaşam olmasa da kötülük kendine bir yol bulurdu. İlkel zamanların kötülükten arınmış zamanlar olduğunu söyleyemem doğrusu.

Muharrem Soyek 
 04.02.2009 13:12
Cevap :
Bilim adına yapılan çalışmalarda, sözümona insanlığın refahı için yapılan;fakat doğayı ve hayvanları linç eden devâsa lüks konforlu binalar;çevreyi kirleten gösterişli araçlar;mazlum ülkelerin topraklarını ele geçirmek amacıyla çocuk katliamlarına yol açan son model bilgisayarlı ve kimyasal silahlar ;kanser üreten telefonlar ve baz istasyonları;insanı içine kapatan;iletişimi koparan bilgisayarlar;tembelliği körükleyen akıllı evler;kitap okumayı bitiren cd'ler ;komşuluğu kesen appart binalar vb. kasdediliyorsa,ben bunlarsız bir yaşamı yeğlerim.İnsan ömrünü uzatmak için tıp alanında ''devede kulak '' kalan ve eğitim için çabalanan çağdaş gelişmelere vb. gibilere de elbette varım...Fakat iyi ile kötüyü terazide tartmaya kalktığımızda,maalesef , insan yok edici bilimselliğin ağır bastığı görülür...Kötülerin köküne ''kibrit suyu '' diyelim :) Muharrem Bey,Anlamlı yorumunuz için teşekkür ederim...Sağlıcakla...  04.02.2009 16:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1522
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1577
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster