Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '09

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
394
 

''Sosyalizmir''

Kadın, otobüsün arka kapısının yanında ayakta duruyordu. Uzun siyah ve dar bir etek giymişti ama iç çamaşırı giymemişti bariz bir şekilde anlaşılıyordu bu. Hava oldukça güzeldi. Oldum olası sevmemişimdir güzel havaları şöyle parçalı bulutlu bir öğle vakti için şiir bile yazabilirim. Otobüsdeyiz şehir içi bitmez bir yolculuktayız. Kalbim otobüsün penceresinde acil durumlarda kırınız. Ve ben sekiz yıl sonra bu olayı öykü yapacağımın bilincinde olmayarak kadına bakıyorum. Sarı at kuyruğu saçlarına bakıyorum. Uzun boyuna nasılda yakışmış siyah, uzun, dar etek.

Yanımda Deli Yıldırım (Herkes ona deli diyor acaba deli olduğu için mi herkes ona deli diyor yoksa herkes ona dedi dediği için mi o deli gibi davranıyor bilmyorum.) İçimden Yıldırıma şu kadının nereye gittiği öğrenelim ona aşık oldum demek istiyorum ama beni anlayacağını sanmıyorum. Zaten o yüzden içimden söylüyorum. Ama o hala ayakta duruyor hoş bende ayaktayım ya ama onun ayakta duruşu rahatsız ediyor beni. İlk durakta inecekmiş gibi bir hal taşıyor ayakta duruşu. Oysa benim ayakta duruşum tamamıyla yer yokluğundan kaynaklanıyor ve beklenen son.. indi üstelik bir daha görüşmemek üzere.
Neden en büyük aşklar bir daha birbirini asla göremeyecek insanlar arasında yaşanır? Neden en büyük yalnızlıklar iç çamaşırsızdır? Neden en büyük hasretler uzun siyah ve dardır? Neden pişmanlıklarımız yıllar sonra bile hiç bir şey kaybetmez ilk hallerinden?

İndik otobüsden ben ve deli yıldırım karşıyakada sahildeyiz. Karşıda Konak onlara göre biz karşıdayız bize göre onlar karşıda. Herkes birbirine karşı aynı fikrin kıyısında. Yıldırım denizin mavi olduğunu konusunda ısrarlı. Onun mantığıyla bakarsak geceleride siyah olmak zorunda deniz. Hoş baktığımız şey körfez ya biz deniz diyoruz.

Yıldırım bu konuda ısrarlı ama onu hor görmüyorum zira denizin mavi olduğunu sanan şairlerimizde var. Oturmuşuz denizin kıyısına bira içiyoruz. Daha ziyade biraya eziyet ediyoruz. Önümüzden kızlar geçiyor sürü sürü çığlık çığlık. Tanrım ne çok kız var bu şehirde. Hepside birbirinden güzel birine aşık oluyorsun ama çok sürmüyor bu sevda sancısı diğeri geçene kadar işte. Birine merhaba diyebilsem bu absürd türk filminin içinde. Öyle Abdurrahman Palay dublajıyla da olması şart değil hani. Biraz Ahmet Kaya biraz Mükremin Çıtır karışımı bir merhaba işte. Ne de olsa konumumuz şark çıbanı bu sahilde. Birine merhaba diyebilsem belli mi olur bakarsın bu sebep olur çıplak bir yaz günü izmirde sosyalist bir aşka...

Murat ÇELİK
8 Nisan 2005 tarihli Ergani Haber Gazetesinde yayımlandı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yüreğinede. Ergani ve bu kadar akıcı uslup,arı dil. bence yazmayadevam etmelisin. Sevgiler.

Kamber Güneş 
 02.02.2009 14:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 507
Kayıt tarihi
: 27.12.08
 
 

Murat Efe Çelik 1980 yılında Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Erga..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster