Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Aralık '08

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
1871
 

''Yemekteyiz'' veya ''Zehir zıkkım olsun inşallah!''

''Yemekteyiz'' veya ''Zehir zıkkım olsun inşallah!''
 

Kaynak: sevimli.seytan.sitemynet.com


Sevgili yapımcı ağabeylerim, ablalarım..
Anladık! Hepiniz son derece başarılısınız! Akıllısınız, zeki ve çeviksiniz! Ama sıktınız sanki artık biraz!

Ben yaklaşık beş yıl önce kaleme aldığım bir eleştiri yazımda aynen şu cümleleri kurmuştum:
"Bugün evlilik senaryosu yazmayı kendine iş edinen yapımcılar yarın potansiyel katilleri (belli suçlardan cezaevine girip çıkanları mesela) aynı eve tıkarak ‘’Naklen Cinayet’’ senaryosu yazarlarsa şaşmamak gerek diye düşünüyorum. Ama yapımcı sıfatıyla bu muhteşem programlara imza atanlar geleneksel ve toplumsal değerlerimizi hırpalayan ‘’BOZUMCU’’ olduklarının farkındalar mı, işte bunu bilemiyorum.’’
(Meraklısına, söz konusu cümlelerimin geçtiği blog yazımın tamamı için;
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=1011)

Evet sevgili ‘bozumcu’ yapımcı ağabeylerim-ablalarım!
Dediğim gibi çok başarılıydınız geçmişte ve bugün de öylesiniz, görebiliyorum.
’’ Biri bizi dikizliyor olmalı’’ döneminden tutun, ‘’Bana gelin bulur musun’’, ’’Kaynanam olur musun’’, ‘’Pop Star’’, ‘’Top Atar’’, ‘’Buzda kayar 24 ayar star’’, ‘’Gübecik attır benimle’’, ‘’Haydi birlikte şarkı-türkü çığıralım, eşek gibi anıralım’’, ‘’Jürinin aynalısı yarışma rezilliğinin kaymaklısı’’ gibi şaheserlerden(!) sonra, geldik günümüzün ‘’Lafla ev sahibi pişirmekteyiz, yemekteyiz’’ ve ‘’Komşu komşu huu, oğlun geldi mi’’ dönemine!

Ama bu yarışmalar artık bizi kesmiyor maalesef! İçinde sadece çemkirme, dedikodu, aşağılama ve entrika olan yarışmalar bize, yarışma sofralarına gelen yemekler kadar (ben demiyorum, yiyip de kötüleyenlerin yalancısıyım) YAVAN kalıyor. Tatsız, tuzsuz ve renksiz buluyoruz!
Ekşın istiyoruz artık ekşın!
Kıpırdanın artık biraz. Titreyin ve kendinize gelin, hareket geçin ve geçirin!
Bence izleyenleri kesmesi için, artık yarışmalarda insanların da birbirini kesmesi lazım. Karınların deşilmesi, boğazların kesilmesi ve benim yıllar önce iddia ettiğim gibi naklen adam boğma, kafa koparma ve tecavüz gibi ekşın sahneleri lazım.
Deşilen karınlardan sarkan bağırsaklarla kokoreç sarılması, mumbar doldurulması.. Kalça nahiyesindeki kaba etlerin külbastılık olarak ayrılması.. Ve hatta deşilen ciğerlerden gömlekli sarmalar sarılması, Arnavut usulü kavrulması, kırılan bacaklardan paça çorbası yapılması lazım.

Benden uyarması; yarışanlar birbirini kesmediği sürece bu yarışmalar da artık bizi kesmez! Biraz doz aşımına gidilmesi ve ekranların bu konuda evrim geçirmesi bence şart!

En azından ‘yemekteyiz’ yarışmacılarından bu konuda ufak tefek alıştırmalar bekliyorum ben artık. Öyle masa başında ağız burun büzmeler, beğenmediğini belli etmek için mimik enflasyonu yaratmalar, iğrenme efektleri az geliyor. Ev sahibi servis yapmak üzere mutfağa gittiğinde, arkasından dedikodu yapmak, bardaklarda sümük kalıntısı, tabaklarda kıl-tüy aramak falan da yetmiyor. Ben şahsen artık, kaynar çorba tenceresinin ev sahibinin başından aşağı boca edildiğini ve (servis çatalıyla bile olsa) karnının deşildiğini, damak tatları birbirine uymayan konukların da birbirinin gözlerini oymalarını falan bekliyorum.

Ekranlarımızı güzelleştirecek ve renklendirecek sahneler bunlar olmalı.
Ve siz tüm bu yenilikleri, heyecan bombalarını henüz neden denemediniz anlayamıyorum sevgili yapımcı ağabeylerim/ablalarım!

Benden söylemesi!
Ben çok ön(ceden) görüşlü bir seyirci olaraktan, sizlerden ekşın beklediğimi yinelemek istiyorum.
Kameralarınız kayda girmeden önce bence benim sözlerimi kayda alınız derim!

….


Gelelim şimdi işin ciddi kısmına..

Son günlerin bombası ‘Yemekteyiz’ yarışmasının orijinalini Alman televizyonlarından ‘Vox’’ kanalında ‘Das Perfekte Dinner’ adıyla yıllardır severek izliyordum.
Ama programcılığın tozunu yutmuş, televizyon dünyasını tanıdığını düşünen biri olarak bile, bir ‘güzelliğin’, orijinalinin bu kadar dışına sürüklenerek ‘rezil’ edilebileceğini ve raydan çıkarılabileceğini tahmin edemiyordum.

Evet..
Bir güzelliği nasıl bu kadar kolay çirkinleştirebildik, anlayamıyorum!

Amacı ‘’güzel ortamlar yaratabilmek, hem yaşayana hem de izleyene keyif vermek’’ olan bir formatın, ters yüz edilerek ‘’hem katılanı hem de izleyeni çıldırtan’’ bir insanı bozum etme/aşağılama programına dönüşebileceğini asla (asla asla) hayal edemiyordum.

İşin en acı tarafıysa; kamera arkasını yeterince deneyimlemiş biri olarak, o yarışmaya dâhil edilen insanların, ‘bozumcu yapımcı’ zihniyetin elinde ne denli yanlış ve çirkin yönlendirildiğini görüp izledikçe, bugün kahrolmadan edemiyorum.


Televizyon dünyasına uzak olanlar (maalesef) yarışanlardan bu terbiyesizliklerin, reyting canavarının karnını doyurmak üzere ‘yem’ amaçlı, ‘özellikle istendiğini’ bilmiyorlar, fark edemiyorlar!

Maalesef o yarışmacı adayları, çekimler öncesinde bir kenara çekilerek, kendilerinden ‘dürüstlük maskesi altında’, bodoslama/kafa göz yararak/gönül kırarak konuşmaları gerektiği yönünde dolduruluyorlar.
‘’Bir eksik gördüğünüz takdirde söylemeye sakın çekinmeyin, beğenmediğiniz bir şey olursa bunu açık açık (hatta mümkünse abartarak, kızarak, hesap sorarak) belirtin, eleştirin, vs’’ şeklinde yönlendiriliyorlar ve bunların ‘’format gereği’’ olduğu hikâyesi anlatılıyor kendilerine uzun uzun.
Konuk oldukları eve bir hoşluk yaşamak için değil, ‘’nahoşluk yaşatmak’’ için gitmeleri de garantilenmiş oluyor böylece.

Verilecek puanları 1 ile 10 arasında kullanabilecekleri değil, en başta ellerinde 10 puanları olduğu ve tespit ettikleri eksiklikler karşısında 10 puandan aşağı doğru kırarak puanlama yapmaları gerektiği aşılanıyor ısrarla.
Ve ben o görüşmelerde olmadığım halde, aynı odadaymışım gibi duyabiliyorum kendilerine anlatılanları.
Ve zaten mevcut tecrübelerimle de kulaklarım dopdolu, biliyorum yaşanmış ve yaşanması muhtemel konuşmaları!


Böylelikle hedef on ikiden vurulmuş oluyor!
İnsanların ‘insani’ ayarlarını bozmak suretiyle yapımcılık(!) yapılıyor..
Ve kapı arkalarında ‘’gelsin tartışmalar/reytingler/paracıklar’’ şeklinde eller ovuşturuluyor hevesle.

Ve ne yazıktır ki, yurdum insanı da bu mizansenlere kurban edilmek konusunda sınırsız bir bolluk yaşatıyor yapımcı geçinen bozumculara!

Üç otuz paraya kurban ediliyor efendilikler, emekler ve terbiyeler. Çorbalara terbiyeler ekleniyor ama ruhların terbiyesi eksiliyor.

‘’Afiyet şeker olsun’’ demesi gereken diller ‘’Zehir zıkkım olsun, boğazında kalsın inşallah’’ demek için döndürülmeye çalışılıyor nerdeyse.

Ve yine ne acıdır ki; ekranlardaki kirliliğe ve ruhlarımızın paslandırılma çabasına her geçen gün biraz daha alışılıyor.. Alışılıyor.. Alışılıyor!

Ve yine ne acıdır ki; çok önemli manevi değerler ‘üç kuruş para’ kazanmak için harcanıyor!

Afiyet olsun ey ‘bozumcu yapımcı’lar.. AFİYET OLSUN(!)

* Dün akşam izlediğim yarışmada, Boşnak kökenli ev sahibinin sunduğu 'isli, kuru et' tadımı karşısında bir bayan yarışmacının terbiyesizlik düzeyini aşan iğrenme tepkileri vardı ki; görülmeye değerdi (!) İnsanların yemek kültürleri ve damak alışkanlıklarıyla, 'pabuçlarımın gurmesi' edasıyla 'safsata' ve terbiyesizlik boyutuna varan konuşmalar yapıl(maya çalışı)lması da cabası! Sanırım ben 'Yemek' konusunda bir iki yazı daha kaleme alacağım gibi görünüyor...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

reyting uğruna adam bile keseriz biz. televizyoncuyluk bu işte. ve ben beni kan tuttuğu için mesleğimi yapmıyorum ne yazık ki!!!

beenmaya 
 27.12.2008 0:20
Cevap :
''anlıyorum'' desem, anladığımı anlatabilir miyim dersin Özom :))) Biz onların niyetlerinini de anlıyoruz zaten ama sistemi anlayamıyoruz. Onun için de kimse bizi anlamıyor :))) Biz 'başarısız' oluyoruz onlar 'başarılı'(!) Ne diyelim?.. Allah başarılarını daim etsin inşallah! Her türlü doyuyor karınları.. İnsanı insan kılan değerler, yığını topluma dönüştüren kültürler, vs.. Hepsi bir servis tabağına özenle doldurulup, çatır çatır yeniyor... Afiyet olsun hepsine! Kolay değil biliyorum ama AĞIZ TADIYLA KAL arkadaşım..  27.12.2008 10:59
 

O gün eve erken gitmiştim. Merak ettim ve tv. açtım nedir bu cidden böyle mi diye. Kusura bakmayın ama ben 5dk. zor tahammül ettim bu basitliğe Ve iyi ki televizyon seyretmiyorum dedim.:-) Kişilerimiz kalitesizleşmeye ve görgüsüzlüğe pirim veriyorlar ki bunlar gözümüze sokuluyor beğeniyorsun safsatası ile. Vah benim ülkem vahh insanlarımmm...

Güher 
 26.12.2008 11:26
Cevap :
Nasıl bir denge olduğunu ben biliyorum aslında ama işin sakat tarafı, bu denklemin çok kazandıran bir formül olduğunu yapımcıların biliyor olması :) Kolay kolay arınacak gibi görünmüyor ekranlar. Hatta sanırım daha da kirlenecek bu gidişle :(( Katkın için çok teşekkür ederim arkadaşım. Yılbeşı gecesi buluşabilmek ümidiyle, AĞIZ TADIYLA KAL! :))  26.12.2008 16:55
 

Artık reytıng uğruna saçma sapan yarışma programlarının ardı arkası kesilmediği gibi bir de yapılan yemekler ile dalga geçilmeye dudak burun kıvrılmaya yerden yere vurulmaya başlandı...Niçin 10 Bin ytl için mi?? çok yazık ??Amaç... program yapımcıların yüzü gülsün avuçlar okşansın keyifler yerinde seyirci pürdikkat izlesin yapımcılar da parayı götürsün .. Görüntü kirliliğinden başka hiçbirşey değil...Bizler bu tür önceden yazılmış sahte senaryoların oynanmasına alıştık ve inanmıyoruz da artık bu sahteciliğe ....AĞIZ TADIYLA KALIN)))

pelin demirci 
 26.12.2008 11:18
Cevap :
Yaşşşaassııııınnnnnn :))))) Bana da ''AĞIZ TADIYLA KALIN'' dendi sonunda. Para, pul, mevkii, vs.. Hiç biri önemli değil! Yeterki ağzımızın tadı bozulmasın değil mi? :)) Aynı fikirlerde buluşmak çok keyifli. Çok teşekkür ederim. Siz de AĞIZ TADIYLA KALIN! :))  26.12.2008 13:23
 

elime bi sopa alıp atacağım dolduracağım onları bi gecekonduya. önlerine kuru eklek, kemik... hadi bakalım yer misiniz yemez misiniz... daha kaç nesilin kanına girecek bu arsız yapımcılar.

seringel 
 25.12.2008 14:17
Cevap :
Bu da bir yöntem :)))))) Çok teşekkür ediyorum katılımınız için. AĞIZ TADIYLA kalın..  25.12.2008 15:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 889
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2029
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1969 İstanbul'unda açmışım gözlerimi bu dünyaya... Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu, şimd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster