Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mayıs '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
918
 

(12) Yağmurlu bir gün (a)

(12) Yağmurlu bir gün (a)
 

Kadın yağmuru oldum olası çok severdi. Yağmurun herbir tanesi onun için bir melekti. Çünkü kadın yağmur tanelerinden içeriye indiği zaman aslında onların birer melek olduklarını farkederdi.

İş yapan melekler; toprağı canlandıran, çicekleri açtıran sonra gökteki gökkuşağını meydana getiren melekler. Herşey insanı mutlu etmek içindi. Meğerse insan ne kadar sevilen bir varlıktı. Allah herşeyi insanın emrine sunmuştu. Ama insan sadece bildiği kadarıyla insandı ve bildiği kadarıyla Tanrıydı. O yüzden de bildiği kadarını görebiliyordu. Herşey bir insanın pencereyi ne kadar açıp, ne kadar açmamasına bağlıydı. Eğer açmak istiyorsa açması için mutlaka yardım geliyordu. O yüzden bir insan için istemek çok önemliydi. Bir insan için isterken kelimelere dikkat etmek çok önemliydi. Kelimeleri unutmamak çok önemliydi.

Kadın yağmurlu bir günde bunları düşündü ve buldu. Bunları farketti. Ruhsallıktaki yaşadığı herşeyi ve bütün olayları aslında çok küçük bir çocukken Tanrıdan istediğini hatırladı. Tanrıyı o kadar çok seviyordu ki; bana bir insanın kalbinde gel demişti. Fakat çocuk şunu bilmiyordu; Tanrının bir insanın kalbine sığabilmesi için insanın insan olması gerekiyordu. Tanrı hep oradaydı ama insan Tanrısını farkedemiyordu. Çocuk o yüzden ilkönce kendi egosunu yenmeyi sonra çiçeklerdeki Tanrıyı, biraz daha büyüdüğünde hayvanlardaki Tanrıyı, Dünyadaki Tanrıyı, Metallerdeki Tanrıyı daha sonra da arkadaşlarındaki Tanrıyı, evrendeki Tanrıyı farketmeye başladı. Çocuk bunları farkettikten sonra kırk yaşında yedi yaşındaki dileği gerçekleşti.

Tanrı bir erkeğin kalbinde ona geldi. Çünkü kadın hep öyle istemişti. “Tanrı bana bir erkeğin kalbinde gelsin ve ben ona sarılayım. Öyle sıkı sarılayım ki, bütün herkes görsün. Tanrıya dokunulabiliyor mu? Dokunulamıyor mu? Ben aslında ona dokunduğumu düşünerek dokunabilirim”

Kadın dostlarında bunu deneyimlemişti ama aşk olarak deneyimlememişti. Tanrı; kadın kendi kalbindeki Tanrıyı farkedene kadar ona yardım etti. Kadın kendi kalbindeki Tanrıyı farkettiğinde, kalbindeki Tanrıyı farketmiş olan başka bir erkekle kadını karşılaştırdı. Aslında daha önce ruhsallıkta yaşanmış olan bu olay şimdi fiziksel bedende meydana geliyordu.

Kadın onu ilk gördüğünde, “işte o” dedi. Hep kitaplarda okuduğu gibi, insan kendi doğrusuyla karşılaştığında işte o diyordu. Kadın da “işte o” dedi. Daha önce rüyasında gördüğü, ruhsallıkta yaşadığı erkek; “onun çok hoş bir kadın olduğunu” söylemişti. Erkek ona; “çok hoş olduğunu” söyledi. Bu kelimeler onun aradığı kişi olduğunu farketmesi için Tanrı tarafından gönderilmiş mesajlardı. Kadın onun ne iş yaptığı ile hiç ilgilenmedi. Geçmiş yaşamında neleri olduğunu hiç dikkate almadı. Kadın onun kıyafetlerine ve ellerine bakmadı. Kadın onun bedenine de bakmadı. Kadın onu öylece olduğu gibi kabul etti. Dedi ki; “çünkü bana onu Tanrı gönderdi. Tanrı onun kalbinde bana geldi.”

Kadın yıllar sonra Hz Musa’nın hikayesini hatırladı. Çok küçükken, başkalarının okuduğu kitaplarda ve sohbetlerde konuşulurken dinlediği bir hikayeydi. Bu hikaye kadının yıllar yılı çok hoşuna gitmişti. Şimdi neden hoşuna gittiğini anlıyordu. Hz Musa bir sofra hazırlamıştı. Çünkü Hz Musanın kavmi Tanrı ile tanışmak istemişti. Hz Musa da Tanrıyı yemeğe davet etmişti. Ertesi gün sofra hazırlandı ve yaşlı bir kadın gelip yemekten biraz yemek istedi. Hz Musa ona; “Tanrıyı bekliyoruz, o gelsin hep birlikte başlayalım. Sen de bir kenarda bekle” dedi. Sonra bir çocuk geldi. Daha sonra yaşlı bir adam geldi. Ama Tanrı hiç gelmedi. O zaman Hz Musa kendisini mahçup ettiği için Tanrıya; “ Neden böyle birşey yaptığını ve neden sözünde durmadığını” söyledi.

Tanrı da ona dedi ki; “Ben geldim” dedi. “Yaşlı bir kadının kalbinde, sonra bir çocuğun kalbinde ve daha sonra da yaşlı bir adamın kalbinde. Ama sen bana yemek vermedin. Benim geldiğimi farketmedin ya Musa”

Bu hikaye kadının çok aklına yatmıştı ve kadın bunu dinlediğinde sadece yedi yaşındaydı. O zaman Tanrının bir insanın içinde gelebileceğini farketti ve her insanı da acaba bu Tanrı mıdır acaba? Diye araştırmaya başladı. İşte kadının bu olayı dikkate alması aslında daha önce ruhsallıkta olan bir olaydı.

Kadın onunla karşılaştığında o yüzden onu hiç araştırmadı. “Hz Musanın yaptığını ben yapmayayım” dedi. Böylece Hz Musaya ona bazı şeyleri farkettirdiği için teşekkür etti.

Tekrar görüşünceye kadar sevgiyle kalın

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok etkilendim. Masallarınızı, hikayelerinizi kaçırmayacağım. Teşekkürler...

sevgiii 
 07.05.2007 20:26
 

Alahattin Bey, yüreğinize sağlık.Bambaşka duygular, bambaşka bir dünya...Sevgiler...

_E...A_ 
 04.05.2007 10:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 101
Toplam yorum
: 157
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 5029
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Ege Üniv. İşletme Fakultesi'ni, daha sonra da Harward Üniversitesi'nin Master programını Türkiye'de ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster