Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1511
 

(18) Akıl almaz bir boyuttayım

(18) Akıl almaz bir boyuttayım
 

Kadın aşık olmazdan önce aşk vadisine girmeyi planlamıştı. Zannediyordu ki aşk vadisine girdiğinde herşey kendiliğinden çözülecek, herşey yolunda gidecek. Aşk vadisine girer girmez herşey istediği gibi sonuçlanacak. Ama kadın aşk vadisine girdiğinde hiçte öyle olmadı aşk vadisinin uçsuz bucaksız sonu olmayan ve çok büyük bir yer olduğunu gördü. Bu ülkede mutlaka birisi ile karşılaşacaktı. Bu ülkede mutlaka sevdiği ile karşılaşacaktı. Peki sevdiği kimdi?

Kadın sevdiğini bulduğu zannettiği kişi ile havai fişekleri ve evrenleri patlatabilmişti. Evet ama kadın o kadar onların rüyasına dalmıştı ki, onun güzelliklerine öyle dalmıştı ki tekrar bir daha o güzellikleri yaşamak istedi. Çünkü aşk insana hep güzellik yaşatırdı. Çünkü Tanrı aşkı insana zulüm etmezdi, sadece güzellikleri oluştururdu. Çünkü koşulsuz sevgide artık egonun hünerleri kalmazdı. O yüzden kadın içindeki sıkıntıların, zaman zaman oluşan ufak tefek endişe ve şüphelerin gidişatına bakarak egonun arada sırada işine karıştığını farketti. Aşk vadisinde egosu karışmış bir kişiyi kimse istemezdi.

Kadın o yüzden egosunu temizlemeye karar verdi. Egosunu temizleyebilmek için; “Ben herşeyi iyisi mi olduğu gibi kabul edeyim” dedi. Bunların hepsinden kurtulabilirim. Bütün dağlardan, bütün sıkıntılardan, eski kalmış eşyalardan, birikimlerden hepsinden biraz daha göndereyim. Eski yırtık pırtık elbiselerimi üzerimden çıkartayım. Üzerimdeki herşeyi çıkartayım ve yenileri giyinerek burada yola çıkayım.

Kadın böyle düşünürken karşısında sevdiği erkeği gördü ve sevdiği erkeği buldu. Ona baktı onu seviyordu. İçinde ona karşı akışlar başlamıştı. Morlar, yeşiller, beyazlar ve pembeler her renk akıyordu. Bilmediği başka morlar, başka yeşiller her renk akıyordu. Ama erkek bir türlü ona gelmiyordu. Karşı dağın vadisinden yada yan dağın tepesinden, uçan bir martıdan, denizin dibinden nerede olursa olsun erkek ona bir türlü gelmiyordu.

Kadın buna bir türlü anlam veremedi. Bu nasıl bir karmaşaydı? Kafası öyle yorgundu ki, yeşil çimenlerin yanına uzandı. Çok yorulmuştu. Güneş tepeden içine doğru giriyordu. Aşk vadisinde çöl, yeşil çimenlerin üzerinde yatıp aşk güneşinin insanın içine girmesiyle oluşuyordu. Eğer sevdiğini bulamazsan çölde kalmış gibi oluyordun. Aslında yeşil otların içinde ama çöldeydi. Çünkü aşk insanın içini kurutuyordu. Eğer ki aradığın suyu bulamazsan, insanın içini yiyip bitiriyordu. Aslında aranılan su karşısındaydı ve kadın yalvarıyordu bana bir damla su diye. Ama bir türlü su akmıyordu. Üstelik meyili de kadından yanaydı.

Kadının çok sevdiği bir arkadaşı vardı. Hep ondan akıl alırdı. Arkadaşı aşk vadisinde değildi ama onun sesini duyabiliyordu. Ona yukarıdan seslendi; “Bana yardım et, ne yapacağımı şaşırdım. Burası tam bir karmaşa. Buraya geldim ama bana yardım edecek Tanrıdan başka hiç kimse yok. Ben Tanrıdan yardım isteyince aklıma seni getirdi. Ne yapmam gerekiyor?” Arkadaşı ile birbirlerini görmüyorlardı ama seslerini duyabiliyordular.

Arkadaşı ona dedi ki; “Bütün olanları bir gözden geçireyim. Sen sakin ol” Çünkü kadının aşktan başı dönmüş, ağzı kurumuştu. Hiçbirşeyi düşünemiyordu. Sadece aşk vadisinde öylece kalmış, herhalde ben aşk diyerek burada öleceğim düşüncesiyle vadiye uzanmıştı. Kadın çok yorgundu ve kalkması gerektiğini biliyordu. Bu arada da sürekli yardım istiyordu.

Kadın yardım isterken şunu söylüyordu; “Tanrının bana aşk ile geldiğinden eminim. Eminsem bu susuzluğum niye? Kendine gel!” Kadın tam bir karmaşa içindeydi. Bu sırada arkadaşının sesini duydu; “Birşey buldum! Birşey buldum! Evet birşey buldum Ladonna. Hani senin karşıdaki sevgilin var ya. Karşı dağdan sana koşa koşa gelen sevgilin! İşte bence o sensin. Senin erkek tarafın.”

Kadın bunu duyunca şöyle bir dönüp baktı; “Evet, benim erkek tarafım. Ben yıllardan beri vermeye alışmışım. Ben yıllardan beri sevmeye alışmışım. Ben hiç sevilmedim ve ben hiç almadım. O yüzden dengede değilim.”

Aşık olabilmek için ilkönce dengede olmak, sonra aşık olup tekrar dengeyi bulmak gerekiyor. O yüzden kadın karşısındaki kendisine, aslında erkek yönüne baktı ve ona dedi ki; “Seni farkettim, içimdeki erkeği farkettim. İçimdeki erkeği ve kadını farkettim. Onları birleştiriyorum ve tamamlıyorum.” Böylece kadın suyun kendisine akmadığı için şükretti. Çok susuz kalmakla içindeki erkeği farketmişti. Aşk vadisi hem coşturuyor, hem havai fişekleri patlatıyor, hem evrenleri uçuruyor, hem de susuz bırakıyordu. Aslında aşk vadisinde herşey vardı. Yani aşk herşey demekti ve sadece herşeye katlanabilecek olan aşkı öğrenebiliyordu.

Kadın bu vadide çok cesur olduğunu farketti. Gerçekten çok korkusuzdu. Ormana girerken gerçekten korkusuzdu. Peki nasıl korkusuz olmuştu? Çünkü kadın Tanrıya güvenmişti. Hiç bilmediği bir ormana girerken Tanrının herhangi bir şekilde yardım edeceğini biliyordu. Kadın yerinden doğruldu içine sular akmıştı. İçine mutluluk dolmuştu. Aşık olmak harika bir duyguydu.

Arkadaşına seslendi, dedi ki; “Ben Aşk vadisinde sarhoş olarak gidiyorum, yaşıyorum ve sana anlatıyorum. Lütfen dünyadakilere haber ver, bunları öğrensinler.”

Kadın gitmeye devam ediyor. Kadının dünyadakilere mesajı şu;

“Hep sevip verdiyseniz aşk vadisine girmek için sevilmek ve almanın zamanının gelmesi gerekiyor.

Hep başkalarında suç arayıp şanssız olduğunuzu düşünüyorsanız, aşk vadisine girebilmek için karşılaştığınız her insanın kendinizin bir bölümü olduğunu bilmeniz ve arınmanız gerekiyor.

Aşk vadisine girebilmek için, koşulsuz sevgi için, Tanrının size bir insanın kalbinde geldiğine inanmanız gerekiyor.

Aşkın zorlu olduğunu ve korkusuz olmamız gerektiğini bilmeniz gerekiyor. Aşkta korkuya, süpheye ve endişeye yer yoktur. O zaman zaten bu koşulsuz sevgi olmuyor. Buna hazırsanız aşk kapısından içeriye girebilirsiniz. Ben de daha bu dört maddeyi biliyorum gerisini anlatacağım.”

Tekrar görüşünceye kadar sevgiyle kalın

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaşamın keyife, mutluluğa açılan yolu kendini tam keşiften geçiyor.Yüreğinize sağlık.

Papatyasultan 
 17.05.2007 12:03
 

Bu kadar olur.Nasıl ifadelendirilebilir,nasıl anlatılabilir ki bu diye düşünürken yazınızı okudum.Başka türlü anlatılamazdı.Ender insanlardansınız.Saygılar.

caca 
 15.05.2007 11:36
Cevap :
Çok teşekkür ederim sevgiler  15.05.2007 13:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 101
Toplam yorum
: 157
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 5034
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Ege Üniv. İşletme Fakultesi'ni, daha sonra da Harward Üniversitesi'nin Master programını Türkiye'de ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster