Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ekim '14

 
Kategori
Bebek - Çocuk
Okunma Sayısı
1795
 

“2 YAŞ SENDROMU İLE YAŞAMAYI ÖĞRENMEK”

“2 YAŞ SENDROMU İLE YAŞAMAYI ÖĞRENMEK”
 

İnternetten alınmıştır.Temsili Çıldıran Ebeveyn


“2 YAŞ SENDROMU İLE YAŞAMAYI ÖĞRENMEK” SEMİNERDEN NOTLAR

“Herşeye Hayır, Ne desem sürekli tersini söylüyor”

“Küsüyor, ağlıyor, tutturuyor”

“Her konuda inatlaşıyor, o pamuk gibi çocuğu tanıyamaz oldum”

Konuşmacının Psikolog, Oyun Terapisti Eğitimci Gül ÇELİK olduğu İKİ YAŞ SENDROMU seminerine katıldık JOU JOU Oyun &Aktivite Merkezinde yarı zamanlı ve dönüşümlü olarak eşimle. Eğitim çocuksuz olunca anne ve babaların aynı anda katılması zor oluyor haliyle.

Geç giriş yaptığım ve yarısında kızıma bakmak için çıkmak zorunda kalıp devamını dinleyemediğim keyifli ve önemli seminerden notlar:

** Öncelikle 2 yaş sendromu 4 yaşa hazırlıkmış sevgili anneler hazırlıklı olmakta fayda varJ. İki yaş sendromunu yoğun yaşayan çocuklarda 4 yaşa daha ılımlı girilse de bilinç düzeyi artacağı baş etmek için uygulanan taktikler de değişiyormuş. İlgilileri için önümüzdeki  günlerde Jou Jou da 4 yaş konu olan bir seminer daha verecek Gül Hanım.

·         Sendromun başlıca nedenlerinden biri düşünce becerisi hızla gelişen çocuğun konuşma becerisinin yetersiz kalması sonucu kendini ifade edememesi anlatamaması sonucu ÖFKELENMESİ

·         İtiraz etme, reddetme ve inatlaşma ile karakterize bir durum

·         Doğduğu andan itibaren en iyi bildiği yolu tercih eden çocuk bize anlamsız gibi de gelse AĞLAYARAK kendini ifade ediyor.

·         Bu dönemde Mesajını iletme yöntemi olarak BEDENSEL TEPKİLERİ kullanmayı tercih etme eğilimi gösteriyorlar ve bu durum genellikleISIRMA, TEKME ATMA ve VURMA oluyor. Çocuk bilinçli olarak yapmasa bile vücut tepsi verebiliyor.

·         Bu süreçte en önemli husus NET OLMA / KARARLI OLMA. Gül Hanım tam da bu noktada çok güzel bir örnek verdi kararlılık konusunda. İşlek bir ana caddede karşıdan karşıya geçerken çocuğumuzun elimizi bırakmaması konusunda çok net ve kararlı davrandığımız için çocuk çok fazla ısrar edemiyor bile oysa esnek davrandığımız kararlı olmadığımız zamanlarda ağlama krizleri, tutturmalar, ısrarlar başlıyor.

·         Bu sürecin bir diğer sık karşılaşılan durumu daTEKRAR TEKRAR AYNI SORUYU SORMA. Gül Hanım bu noktada da gayet açıklayıcı bir örnek verdi ve dedi ki çocuğunuz ard arda “Babam nerede?” diye soruyor. Siz babasının nerede olduğunu defalarca anlattığınız halde ısrarla sormaya devam ediyorsa yapılacak şey bir kez daha yavaş yavaş açıklamak ve akabinde “Sanırım Babanı özledin” diyerek çocuğun soru sorarken vermek istediği mesaja ulaşmakmış. Yani soru soran çocuğun asıl amacını bulmak ve bu bağlamda ona yardımcı olmak, onu anladığımızı göstermemiz gerekiyor.

·         Hareketliliğin arttığı bir dönem olduğu için 2 yaş yaramazlık da artıyor haliyle.

·         **OLMAZSA OLMAZ KURALLARI BELİRLEMEK önemli. Konu eğer olmazsa olmaz değil ve esneyeceğimiz bir konu ise en baştan inatlaşmamak en doğrusu. Not. Biz bu noktada çok yanlış yaptığımızı keşfettik Sudelina’nın bu döneminde. Biz bir süre sonra ağlayıp zırlamasına tahammül edemediğimiz için istediğini yapıyorduk ancak bu gün itibari ile başta uyku olmak üzere olmazsa olmazlar belirleyeceğiz kendimize. Aksi halde hepimiz kafayı yiyebiliriz.

·         Bu süreçtegenellikle Annelerin KURALCI babaların TOLERANSLI olduğu gözlemlenmiş. Sanırım biz anneler çocuk yetiştirme konusunda babalardan bir tık öndeyiz. Not: istisnalar kaideyi bozmaz.

·         *** Bence en en en önemli konu: BİZ ÇOCUĞUMUZA YAĞDIRIYORUZ.  Her şeyin en mükemmelini alıyor, çocuğumuza saygı duyuyor ve demokratik aile olmak için mücadele veriyoruz. Ve sorun da biraz bu noktada başlıyor. Herşeye ulaşmaya alışan çocuk tatminsiz, aşırı yüksek egoya sahip oluyor ve yapılamayacak talepleri olup yapılamayacağı bildirildiğinde hayal kırıklığı yaşıyor.  Milanyum kuşağı (2000 – 2021 arası doğan çocuklar) çocuklarının  geleceği sizce nasıl olacak? Eğitimde biraz bu konuyu tartıştık. Aşırı özgüven !!! Her zaman demokratik olmak gerekir mi? Her konuda çocuğa söz hakkı verilmeli mi? Burada Gül Hanım satın alarak taşınacakları evi çocuğuna seçtiren ebeveynlerden bahsetti. Nasıl yani? Sınırsız imkan dahilinde her istediği yapılan, daha iki yaşında oturacağı evi seçen çocuk ilerde ne ister diye de sordu bize. Evet ne ister sizce??

·         Yukarıdaki maddeye istinaden: Kuşak Farkları Ebeveynlik şeklimizi belirliyor. Kendi mahrum olduğumuz başta ilgi sevgi ve maddi imkanları fazlasıyla çocuğumuza vermek istiyoruz. Biz verdikçe onlar daha fazlasını talep ediyorlar.

·         “Bu çocuk neden bu kadar nankör?” Her istediğini yaptığımız, bir dediğini iki etmediğimiz, uğruna kariyerimizi bırakıp (ben) peşinde koştuğumuz çocuk hepi topu 2, 3 şeyi yapsın/yapmasın istiyorum onu bile yapmıyor. Evet yapmaz… Yapmayacak. Çünkü kurallar o kadar az ki onu neden kırmayayım diye düşünüyor. Kurallarla, sınırlarla yaşamaya alışık değil ki isteneni yapsın. Mevcut olan 2 3 kuralı da neden kırmayayım diyor. Israr ederse ebeveynin pes edeceğini biliyor. (Folik asit kuşağı)

·         SEÇENEK SUNUN, MUTLAKA BİRİNİ SEÇER… Giyinmek istemeyen, yemek yemek istemeyen, dışarıya çıkmak istemeyen, eve girmek istemeyen çocuğa seçenek sunun. Alternatifleri belirleyin 2-3 alternatif içinden kendisinin seçmesini sağlayın (not: satın alacağınız evi, arabayı, yazlığı değil tabii. Kendisi ile ilgi konuları.) Bu noktada eğitimde, gideceği okulu kendisi seçmeli mi sorusunu tartıştık. Gül Hanımın bire bir yorumu şu oldu: Çocuğa hangisini istersen ona gideceksin derseniz gidip bahçesi büyük olanı, masası kırmızı olanı, sevdiği oyuncak bulunanı seçecektir. Siz yeterlilik ve donanım anlamında denk gördüğünüz, hangisine giderse gitsin içinizin rahat edeceği 2 seçenek belirlediyseniz onun seçmesine izin verebilirsiniz.

·         SINIRLARIN BELLİ OLMASI ÖNEMLİ, kuralları sınırları belirlemek için iyi düşünün. Olmazsa olmazları belirleyin ve asla o konularda esnemeyin. Tabi burada eşlerin ortak kararı önemli. Birinin olmazsa olmazı değil, evin ortak olmazsa olmazları olmalı (nasıl cümle oldu bu böyle). Kurallarda SÜREKLİLİĞE, TUTARLILIĞA önem verin. Bir gün evet dediğinize yarın hayır demeyin. (Not: Anne babanın birlikte hareket etmesi çok önemli)

·         Bizim çocuklarımızın içinde bulunduğu jenerasyonun maalesef ki TATMİN ile ilgili sorunları olacak. TATMİNSİZ olmaması için her istediğini almayın. Öncelik belirleyin.

·         2 Yaş sendromu döneminin kimyasal boyutu: Bu dönemde DOPAMİN denen (haz) hormon hızla azalır,OPİOTİT PEPTİT (Umarım doğru anımsıyorumdur) seviyesi azalır ve STRESS (Kaygı)  artar. Sendromlu Çocuklarımızla mücadelede “Şu an bu çocuğun hormonu düştü” diye kendimize anımsatmakta fayda var. En azından elinde olmadan yaptığının bilinci ile bizim stres düzeyimiz daha da artmasın J

·         Bu süreçte, Çocuklarımızın beyni HAZ ERTELEME için etkin değil dolayısı ile ertelemeyi, beklemeyi bilmiyorlar ve derhal istediklerinin olmasını talep ediyorlar. Gül Hanımın örneği ile Biz tatil için yazı, terfi için onayı, dondurma yemek için sıcak havayı bekleyebiliyoruz ancak onların iç sesi onlara “şimdi ulaş” mesajı veriyor. Hazzı / taleplerini erteleyemiyorlar. Hazzı erteleyebilme çocuklarda 2,5 yaşında başlıyor ve 4 yaşında tamamlanıyor.

·         Bir kez daha anımsatmakta fayda var: 2 YAŞ 4 YAŞIN PROVASI… (Not: evet evet yanlış okumadınız, eyvah ki ne eyvah)Şimdi konuşma ve ifade becerileri çok kuvvetli olmadığı için kendini anlatma konusunda sergiledikleri inatlaşma 4 yaşta bilinçli inatlaşmaya dönecek. 4 yaş bilinç düzeyinin artarak bilinçli mücadeleye girdikleri dönem.

·         İNATLAŞMA sürecinde olan bir çocukla mücadele ederlen: -*ME –MA olumsuzluk eklerini kullanmayacağız. Kullansak hatta milyon kere söylesek de an itibari ile işe yaramayacak. * Beden duruşumuz, kararlılığımızı göstermemiz çok önemli (çocukla aynı seviyede hatta azıcık yukarda olabiliriz). Fazla kibar, kırılgan değil kararlı olacağız. Çünkü biz her ne kadar çocuğumuzu koruyup kollasak da 1. Sınıfa başladıklarında AKRANLARLA mücadele dönemi başlayacak ve hayat her zaman onlara karşı çok kibar, kırılgan olmayacak. Çocuğumuz hayatın toz pembe olmadığını bilmek zorunda çünkü hayat gerçekte toz pembe değil (hatta gri). Unutmayalım ki pamuklara sardığımız çocuğumuz çok değil 3 4 yıl sonra akranları ile mücadele edecek. Etmek zorunda!

·         Çocuğa vermek istediğiniz mesajı MASALLAR aracılığı ile verin. Masallar hayal dünyaları kadar bilinç altları ve mesaj almaları anlamında da çok önemli. Masallarınızı vermek istediğiniz mesajlarla süsleyin. Drama katın masallarınıza. Gül Hanımın örneği ile: Çocuğunuza paylaşmayı öğretmek istiyorsanız masallarınızda paylaşan öğeler işleyin.

·         Konu masala, paylaşmaya gelince PARK Hallerine kadar ilerledi. Parkta her türlü ebeveyn her türlü çocuk mevcut haliyle. Şiddet yoksa, yakın markajda olun, tetikte olun, takipte olun ama mühadil olmayın. Baş etmeyi öğrensin. Çocuklar arasındaHAKEM OLMAYIN.

·         Unutmayın ki VİCDAN DOĞUŞTAN GELİR ANCAK SONRA DA EKLENİR. Aile değeri olan vicdanlı çocuk yetiştirmek önemli. Ancak gerek parkta gerek sosyal yaşamda her zaman vicdanlı anne babalar, çocuklar çıkmıyor karşımıza. Farklı kültürden, farklı aile ve ebeveynlerin buluşma noktası ÇOCUK PARKLARI. Çocuklar arasındaki anlaşmazlıklarda müdahil olmayın, yüksek dozlu tepki vermeyin, karşı tarafın da psikolojisini düşünün. Not: Can tehlikesi varsa atlayın demen J müdahale serbest.

·         Bu süreçte ISIRMA çok revançta aman dikkat… Not: Aklıma ÖMERİKO geldi hemen, canım arkadaşım Nurçin’in kulakları çınlasın.

·         KRİZ OLMADAN ÖNCE ÖNLEM ALIN. Örneğin: Bir yere gitmeden önce anlaşma yapın. Ev için Alışverişe çıkarken “sana hiçbir şey almayacağım” diye baştan konuşun. Almayacağım dediyseniz de almayın sözünüzde durun. Aksi halde kuralı her daim ihlal edebileceğini düşünecek ve ısrar dozunu arttıracaktır. Diğer bir Gül Hanımın örneği: AVM de bir şey almak için tutturan daha önce anlaşma yaptığınız bir çocuğunuz varsa ona seçenek sunun: İstersen ikimiz de keyif alabilir alışverişe devam edebiliriz ya da bu şekilde ikimizde keyif almayacağımız için eve dönebiliriz” şeklinde seçeneklerinizi net olarak anlatın. Gerekiyorsa eve geri dönün. “Bu süreç bu şekilde devam edecekse, ikimizin de mutlu olduğu yere eve gidelim” şeklinde uyarın. Not: eve gelince onu çok fazla eğlendirmeyin ki her gittiğiniz yerde, nasıl olsa evde daha çok eğleniyorum diyerek EVE GİTME SEÇENEĞİNİ seçmesin ve huysuzluk yapmasın.

·         ÇOK HAZ ALDIĞI BİR ŞEYİ TERK ETMESİNİ İSTİYORSANIZ DAHA FAZLA HAZ ALACAĞI BİR SEÇENEK SUNUN. Aksi halde kriz çıkacaktır. Ona sunabileceğiniz en iyi alternatif ve en çok haz alacağı şey sizin onunla oynamanızdır. Her çocuk anne babası ile oynamayı her şeyden çok sever ve onları mutlu etmeyi ister.

·         CEZA sözcüğünüz kullanmayın.

·         “ODANA GİT” sözünü 2 yaş için önermedi Gül Hanım. Hem komutu anlamıyor hem de korku uyanıyor.

·         DUYGULARINIZI ÇOCUĞUNUZLA MUTLAKA PAYLAŞIN. Üzgün olduğunuzu, öfkelendiğinizi, sevindiğinizi söyleyin. İnsani duyguları tanımasını, ifadeleri kullanmayı öğrenmesini sağlamış olursunuz. İleride bir haksızlığa uğradığında müdürünün karşısına çıkıp “ o proje için çok çalıştım, o proje için emek verdim ve projeden beni aldığınız için çok üzgünüm. O projede çalışmak beni çok mutlu edecek ve çok verimli olacağım” şeklinde kendini ifade edebilsin.

·         DUYGULARINIZI SÖZCÜĞE DÖKÜN. Odana git demek yerine ona neler hissettiğinizi anlatın. Yaptığı davranış dolayısı ile öfkelendiğinizi, kızdığınızı, üzüldüğünüzü anlamasını sağlayın.

İşte eğitimin tam da bu noktasında eğitimden çıkmak zorunda kaldım.

Başta sayın Gül  ÇELİK olmak üzere, JOU JOU AKTİVİTE tüm ekibine ve Bahar Hanım’a teşekkürü bir borç bilirim. Eğitim kasım ayında tekrar edilecekmiş. Şimdiden söylemiş olayım kaçırmayın. Hem çok şey öğreniyor, hem aynı durumdaki farklı ebeveynlerin örneklerini dinleyebiliyor hem de motive oluyorsunuz.

JouJou Parti /Oyun ve Aktivite Merkezi

www.jou-jou.org

0232 362 72 74

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Günaydın :) okurken en son aklıma dadı programı geldi. Cezalısın deyipte çocuğa oda ,yer tayin ediyorlardı. Sonra bir baktım anneler çocuklarının elinden tutmuş odana ,koridora,oraya buraya ceza yağdırıyorlar güldüm valla :))Zaman değişiyor ,çocuklarda demekki,tarla,bağ,bahçe değiştikçe değil mi..2 yaş sendromu gerçekten deli ediyor ama bizde 2 tane bıcırık var bizde annelerine anlatacağım hemen :) sevgilerimle..

Tülay EKER 
 03.10.2014 8:50
Cevap :
:)) Ne güzel yazmışsınız. 2 çocukla Allah yardımcınız olsun. SEVGİLER  06.10.2014 0:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 65
Toplam yorum
: 113
Toplam mesaj
: 61
Ort. okunma sayısı
: 1735
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

Biricik Sudelina'sının annesi, kitaplar ülkesinin sarışın prensesi, kocasının bir tanesi, İzmir/K..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster