Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '14

 
Kategori
Öğretmenler Günü
Okunma Sayısı
253
 

“24 Kasım” Kimlerin Günü?

“24 Kasım” Kimlerin Günü?
 

Öğretmen olmak bir sevdadır.


Bu da sorulur mu?” diyeceksiniz. Haklısınız. Herkes bilir, ancak her geçen yıl sadece “göstermelik belli etkinliklerin yapıldığı bir gün” olarak kutlanan, bu yıl da eskisinden bir farkın olacağını sanmadığım, heyecanı, coşkusu yıl geçtikçe azalan,  anlam ve önemini yitirmeye başlayan bir gün oldu, diyebilirim.

Günümüzden 33 yıl önce, Atatürk'ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında, 24 Kasım’ınher yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanması kabul edilmişti.

24 Kasım Atatürk'ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği gündür.

 “Öğretmenler Günümüz” öyle 1 günde gündeme getirilip, göstermelik kutlamalarla geçiştirilmemeli.   “Yap-boz sistemli” eğitim anlayışından  kaynaklanan, yıllarca biriken  öğretmen sorunlarının – göstermelik kutlanan 24 Kasım’larda - 1 günde  çözümlenecekmiş  gibi ele alınması,  göz boyamadan başka bir şey değildir. Bu konularda –öğretmenlerin de görüşleri alınarak - kalıcı çözümler getirilmelidir.

Bir hüzün kaplar içimi “Öğretmenler Günü” gelince. 1969 -1990 yılları arasında öğretmenliğimdeki samimi, sıcak, duygu yüklü öğretmenler günü kutlamaları ile günümüzdeki kutlamaları karşılaştırdığımda,  bir hüzün kaplar içimi.

Her yıl bu günde hatırlanır öğretmenler, onlardan övgüyle bahsedilir. Varlıklı semtlerdeki okullarda, sınıf annelerinin gayretiyle, öğretmenlere büyük-küçük hediyeler de verilir. Hiç önemsenmeyen yerler de vardır. Yıllardır “Huzur Evleri”nde tek başına kalmak zorunda olan sevgili öğretmenlerimiz hatırlanır sadece bu günde.

Göstermelik programların yapıldığı  “24 Kasım Öğretmenler Günü”nde, - daha önce çok izledim - öğretmenlerimizin spor, tiyatro, koro ve solo konser, resim sergisi ve benzeri etkinlikleri sergilenir. Aday öğretmenlere de mesleğe “hoş geldiniz” denir. Emekli olanlara da “başının çaresine bak” “güle güle”.

Dedim ya “Öğretmenler Günü” gelince, bir hüzün kaplar içimi. Neden mi?

Onları öğretmen okullarında “dört dörtlük” yetiştirebildik mi? Öğretmenlerimizi alanlarında “uzman” olması için tamamını “hizmetiçi eğitimde” mesleki açıdan yetiştirebildik mi? Yıllardır atama bekleyenleri sevindirebildik mi?  “Neresi olursa olsun, giderim” diyenlerin can güvenliğini ve kalacak yerlerini sağlayabildik mi?

 Maaşıyla zor geçinen çalışan öğretmenlerimize,  ilerleyen teknolojiye uygun donanım verdik mi? Emekli öğretmenlerimiz ay sonunu nasıl getiriyor, diye hiç düşündünüz mü? “Zorunlu kredi kartlı” –aktarmalı borçla – “3 kuruş emekli maaşını” beklediklerini hiç mi aklınıza getirmediniz?

Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum.” diyen Hz. Ali’nin sözünü hatırlatmak isterim. Öğretmene verilmesi gereken değeri ne de güzel anlatıyor.  

Öğretmene verilen değer ve önem,  onun mesleki yetiştirilmesinde ve toplum içindeki yeriyle, hak ettiği sosyal yaşantısıyla belli olur.  Sizce belli oluyor mu?

Eğitimin en önemli unsuru olan, geleceğimizi şekillendiren insan mühendisi fedakâr  öğretmenlerimize gereken  önem ve  değeri verebiliyor muyuz?

 

Ne demişti  Önderimiz,  Başöğretmenimiz ATATÜRK?

 

“Gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir.”

Acaba “Öğretmenler Gününde” de 01 Mart 2012 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı’nca hizmete sokulan “eğitimle ilgili talep, şikâyet, görüş-öneri ve ihbar hattı.”diye tanımlanan Alo 147’ye öğrenci ve veliler tarafından yapılan ve işleme konulan, eğitim yuvalarında başta öğretmenler olmak üzere herkesi tedirgin eden,  huzursuzluğa neden olan  asılsız ihbar ve şikâyetler yine olacak mı?

Sevgiliöğretmenlerimize verilen değer ve duyulan saygı,  Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından ne güzel ifade edilmiş.

Dünyanın her yerinde öğretmenler toplumun en özverili ve en saygıdeğer öğeleridir”. "Milletleri kurtaracak olan yalnız ve ancak öğretmenlerdir."

Eğitimci olarak soruyorum; maddi ve manevi ihtiyaçları günümüz şartlarına göre karşılanması gereken öğretmenlerimize verilecek en güzel armağan nedir?

“Çalışkan, dürüst ve insani değerlere sahip insanlar olmamız”.Sevgi dağıtıp içimizi aydınlatan “insan mühendisi” öğretmenlerimize verebileceğimiz en güzel armağan işte budur.

Ebediyete intikal etmiş bütün öğretmen ve eğitimcileri rahmetle anıyorum.

Şu küçük dizelerle sevgili öğretmenlerimizi  saygıyla anıyorum.

“İki kere ikiyi, türlü türlü bilgiyi, öğrendiğim her şeyi, öğretene saygılar.”

 Değerli meslektaşlarıma, sevgili öğretmenlerimize çalışma arkadaşları ve öğrencileriyle daha mutlu ve başarılı, sevenleriyle de sağlıklı ve huzurlu yaşamalarını diler, sözde 24 Kasım “Öğretmenler Günümüzü” içimi kaplayan hüznümle kutlarım.

Sevgi ve saygılarımla.   18.11.1014

            Ali İhsan ÖZÇAKIR

            MEB. Bakanlık Başmüfettişi (E)

            e-mail: aliihsanozcakir@hotmail.com

 

Tülay EKER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 75
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 4777
Kayıt tarihi
: 07.04.09
 
 

50 yıllık eğitimciyim. İngilizce öğretmenliği ve Bakanlık müfettişliği yaptım. Bunca yıllık eğiti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster