Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '11

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
4366
 

“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü”nde Kadınlara Jest

“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü”nde Kadınlara Jest
 

Türkiye’de bir ilk yaşandı.

Türkiye, “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ni, imza atan ülkeler arasında, parlamentosunda ilk onaylayan ülke oldu. 

Sözleşmenin onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısını kabul ederek, yasalaştırdı.  Ve bu önemli karar 25 Kasım’a denk geldi.

Aslı “25 Kasım Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslar arası Mücadele ve Dayanışma Günü” olan bu günün hikayesi,  Dominik Cumhuriyeti’nde, diktatörlüğe karşı mücadele eden harekete dahil olan 3 kız kardeşin hikayesiyle başlıyor.

25 Kasım, Mirabel Kardeşler’in diktatörlüğün askerleri tarafından, tecavüz edildikten sonra vahşi bir şekilde katledilmesinin yıl dönümüdür. Bir utanç ve insanlık ayıbının yıl dönümüdür ama bu kardeşler, bu şekilde öldürülen ne ilk kadınlardır ne de toplumsal bir gösteriye katıldığı için saçlarından sürüklenen ya da vahşi bir şekilde aile içi şiddete maruz kalıp öldürülen son kadın.

Mirabel kardeşler, ülkelerindeki siyasal özgürlük için kararlılıkla mücadele ederek latin Amerika'daki diktatöre (Rafael Leonidas Trujillo) meydan okurlar. Bu yüzden diktatörlük tarafından zulme uğrayarak pek çok kez hapsedilir ve en son olarak da 25 Kasım 1960 yılında arabalarından zorla indirilerek tecavüz ve işkenceyle katledilirler.

Sonrasında, bu katliam kayıtlara kaza olarak geçecektir. Bizdeki faili meçhul kayıpların, ölümlerindeki sır perdesinin kaldırılma çalışmalarındaki devlet tarafından ortaya sürülen hep aynı gerekçeyi hatırlatıyor bana. Ya kaza olmuştur, ya da intihar etmiştir.

Konumuza dönersek; Bu üç kız kardeşin birinin kod adının kelebek olmasından da esinlenerek, o günden sonra bu hareket, dünyada “kelebekler” adıyla efsaneleştirilerek anılmaya başlar.

Önce 1982 yılında Dominik’te toplanan Latin Amerika Kadın Kurultayı’nda 25 Kasım, “25 Kasım Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslar arası Dayanışma Günü” olarak kabul edilir. Daha sonra 1985 yılında, BM tarafından “25 Kasım, kadına yönelik şiddetin yok edilmesi için uluslar arası mücadele günü” ilan edilir.

1981’den bu yana dünyanın dört bir köşesinden kadınlar, efsaneleşen bu üç kelebeği anıyorlar

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, savaşa, ırkçılığave milliyetçiliğe karşı kadın dayanışmasını öneriyor, seslerini yükseltiyorlar. Adeta bu günün bu mücadeleyle anılmasına vesile olan Mirabel kardeşlerin ruhlarının bir kelebek gibi uçuşmalarını izliyorlar. Ölümlerinin üzerinden yaklaşık 52 yıl geçti, ölümleri bu mücadeleye simge oldu ancak ülkemizde ve dünyada kadına yönelik şiddet artarak devam ediyor.

Dün mecliste onaylanan sözünü ettiğimiz sözleşme kapsamında bundan sonra neler olacak sorusuna dönersek;

Sözleşme; taraflara, zorla gerçekleştirilen evlilikler, psikolojik şiddet, taciz, fiziksel şiddetve tecavüz dahil olmak üzereşiddet, cinsel şiddet,zorla kürtajve kısırlaştırma, kadın sünneti, sözde namus adına işlenen suçların cezalandırılmasına yönelik, gerekli hukuki ve diğer önlemleri alması konusunda yükümlülük getiriyor.  

Devlet, cinsel suç faillerinin tekrar suç işlemesini engelleyen tedavi programlarının oluşturulması için önlem alacak. Şiddet mağdurlarına, yasal ve psikolojik danışmanlık, mali yardım, konut, eğitim, öğretim ve iş bulma desteği sağlanacak. Emniyet güçleri şiddet mağduruna koruma vermek zorunda kalacaklar.

Sözleşme, uluslararası alanda kadına yönelik ve aile içi şiddetle ilgili ilk bağlayıcı belge olma özelliğini taşıyor. Sözleşmede, devlet kurumlarının ve görevlilerinin kadına karşı şiddet uygulanmamasını sağlaması, kadına karşı ve aile içi şiddetin önlenmesi, cezalandırılması, ulusal düzeyde veri toplanması ve eşgüdümden sorumlu bir resmi kurumun tespit edilmesine yönelik düzenlemeler de var.

Mahkemeler karar verirken bu kararı dikkate almak zorunda kalacaklar ve yasa, kültür, örf ve adet, din, töre, gelenek ve namus gibi kavramların şiddetin gerekçesi olamayacağını kabul edecekler.

Kadınlar, dünyanın her yerinde ulusal, sınıfsal, cinsel sömürüye maruz kalıyorlar. Oysa biz kadınlar çok iyi biliyoruz ki doğanın bize verdiği annelik içgüdülerimizle toplumun yapılanmasında, barış içinde yaşamasında doğal görevi olan toplum yapı taşlarıyız.

Sermaye gibi, şiddetin de vatanı, milleti, dini ve mezhebi olmuyor. Bugün bu sömürü biçimleri milliyet, ülke, bölge ayrımı gözetmeksizin dünyanın her yerinde var ve ne yazık ki var olmaya devam ediyor.

Umarım bu yasayla en azından azalacaktır. Umarım…

 

Şükran Demirtaş

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu toplumda çok kolay harcanan varlıklar...Onları bilinçlendirecek; haklarını gözetecek her davranış kutsaldır.. Bunun için çaba göstermeniz sizi saygın kılıyor. Teşekkürler ..

Erdal Ceyhan 
 26.11.2011 18:23
Cevap :
Çok teşekkür ederim Erdal bey. Bir kişinin bile bilinçlenmesi. haklarının farkında olması kazançtır. Saygılarım ve sevgilerimle....   27.11.2011 9:18
 

Şükran hanım, "YAŞAM" insanoğlunun en doğal hakkıdır. Şiddet konusunu kavrayamıyorum. Neden, niçin şiddet? Temelinde aileden alınan kötü örneği uygulamak mı olabilir? Farklı kültürlerle yetişmiş iki insanın evlilik müessesesinde tek çatı altında modern zihniyetlerle, insani duygularla birlikte hayatı güzelleştirerek yaşamasını becerememeleri aklıma sığmıyor...Ömür o kadar uzun değil...Şiddeti Avrupa Parlamentosu ve Ülkemiz Mücadele ve dayanışma günü olarak kabul etse de, yasalar ve yönergelerle resmiyet kazandırsa da, bu resmiyet, arızalı beyinlerin sokak kapılarından içeriye hatta yatak odalarına girebilecek mi? Yapılması gereken tek şey, toplumsal zihinlerde terapi...Aksi durumda (biraz basit bir ifade ama) adam odun gibi, karısını "mal" gibi gördükçe, şiddet devam edecektir. Gerçekte dışarıda pasif, edilgen erkekler şiddet yanlısı oluyorlar kanaatimce...Selam ve sevgilerle...

Yurdagül Alkan 
 26.11.2011 12:42
Cevap :
Sevgili Yurdagül hanım, şiddet tarih boyunca hep olmuş ve bundan sonra da hep olacaktır. Ama haklarımızın farkında olmamız gerekiyor. Hoş farkında olsak ne oluyor değil mi, son zamanlarda yaşanan mahkeme kararları gösteriyor, kafaların içi değişmedikten sonra, bireylerin itiraz etmesi işe yaramıyor. Biliyorsunuz N.Ç. kararından geri dönülmedi. Şiddetten uzak bir dünya özlemimle sevgilerimi gönderiyorum.Sağlıkla kalın...  27.11.2011 9:28
 

Yaşamları ve trajik ölümleriyle, adınların toplumsal ve siyasal mücadelesinde unutulmayacak olan Mirabel kardeşleri andığın, bu önemli günü ve uygulanacağını ummak istediğimiz sözleşmeyi tanıttığın için teşekkürler sevgili Demirtaş... Sevgiler, selamlar...

Vildan Sevil 
 25.11.2011 20:55
Cevap :
Umarız lafta kalmaz ve en azından bundan sonra mahkemeler karar verirken altına imza attığı sözleşmeyi düşünürler. Bakın N:Ç.kararından geri dönülmedi onandı bile. Teşekkürler yorumunuza Vildan hanım. Sevgiler, selamlar...  26.11.2011 2:46
 

Eğitim düzeyi, sosyal beşeri ilişkiler, toplumsal yapı kanunların uygulanmasında birinci amildir... Öncelikle bahsettiğiniz gibi "annelik iç güdüsünün meyvelerinden istifade ederek daha huzurlu ,daha mutlu bir toplum yaratabiliriz. Bu anlamlı mücaddele gününü derinlemesine araştırıp bizi bilgilendirdiniz. Yüreğinize sağlık Şükran hanım. Sevgi ve saygılarımla...

Metin TOPÇU 
 25.11.2011 13:47
Cevap :
Teşekkür ederim Metin Bey. Umarım bundan önceki altına imza atılan sözleşmelere benzemez. Lafta kalmaz yani. Selam ve sevgiler...   25.11.2011 14:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 254
Toplam yorum
: 1541
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 1020
Kayıt tarihi
: 19.03.11
 
 

Doğup büyüdüğüm şehirde, İstanbul'da yaşıyorum. Emekliyim. Gezmeyi, görmeyi, keşfetmeyi sevdiğim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster