Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mayıs '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
862
 

(9) Uzak sandığım meğer yakınmış (b)

(9) Uzak sandığım meğer yakınmış (b)
 

Kadın karşısındaki enerjiden kendisine gelen ışıkta siyah bir karaltı farketti. Çok ufak bir karaltıydı ama ışık öyle parlaktı ki, ufacık bir karaltıyı bile belli ediyordu.

Kadın “lekesiz olsun” dedi. Buraya kadar lekesiz olsun diye uğraştım. Kadın o lekenin orta noktasına gitmeye karar verdi. Kendisini lekenin içerisine bıraktı. Lekenin içerisine bıraktığında bunun küçük bir girdap olduğunu gördü ama korkmadı. Çünkü kadın iyi yüzücüydü. Bilirdi ki denizdeki girdaplara girdiğinde kendini bırakırsın ve dibe indiğinde girdaptan kurtulursun.

Kadın bu bilgisini ruhsallığında da kullandı ve karşılaştığı girdaba kendisini bıraktı. Sonuçta girdabın dibine geldiğinde kadın çok gizli bir kutuya kavuştu. İçinde ne olduğuna açıp baktığında; bir anahtar vardı. Üzerinde şöyle bir not vardı “Ben gizlilerin gizlisinin anahtarıyım. Beni ancak öyle bir kişi bulmalı ki, o da kendi anahtarını gizlilerin gizlisindeki anahtarını bulmuş olsun ve bana gelsin. Bunun dışındakilere ben kapalıyım.”

Kadın bunu gördüğünde anahtarın bağlı olduğu beyaz ipi çözdü ve anahtarı aldı. Aslında çalma ya da bir başkasına sormadan birşeyini almak onun üslubu değildi. Ama kadın daha önce kendisini küçümsememeyi öğrenmişti. O yüzden anahtarı almaya hak kazandığını farketti. Çünkü gizlilerin gizlisini bulmak kolay bir iş değildi.

Kadın anahtarı aldıktan sonra girdap kayboldu. Kadın onunla buralarda girip neleri açabileceğine baktı. Kadın bunu bulabilmek için anahtar olmaya karar verdi ve kadın o anahtarda kayboldu. Çünkü kadın herhangi birşeyi çözebilmek için, karşısındaki düğüm olmayı öğrenmişti. Böylece kadın anahtar oldu. Anahtarın aslında aşk anahtarı olduğunu buldu.

Çok yükseklerden denizlere atlarken denizlerin dibindeki anahtardı. Aynı masallardaki denizlerin dibindeki hazine gibi. Kadın denizin bir insan olduğunu, insanın içindeki gizli hazinenin aşk olduğunu, aşkın içindeki Tanrı olduğunu anahtar olunca farketti.

Kadın anahtar olduktan sonra karşısındaki kalbin bütün kapılarını açmaya hak kazandı. Çünkü çok yol katetmişti. Kadın kırk yaşındaydı ve çok önemli bir hazine ele geçirmişti. Kırk yaşın hep bir dönüm noktası olduğunu bilirdi. O yüzden kadın "kırk yaşında bir keramet var" diye düşündü ama kendisini akışa bıraktı.

Karşısına çıkan ilk kapıda korku yazılıydı. Kadın anahtarı kullandı. Bir anahtar olarak kapıyı açtı. İçerisi karanlıktı ama kadın ışığı yakmayı biliyordu. Kadın ışığı yaktı ve oda aydınlandı. Herşey bu kadar basitti. Kadın odayı aydınlattıktan sonra bembeyaz koltukların üzerine girip oturdu. Oraya şöyle bir not bıraktı; “ O kadın geldi, artık korkma emin olabilirsin” oraya kendi enerjisini bırakıp odadan dışarı çıktı.

Yan tarafta başka bir kapı daha vardı. Kadın orayı da açtı. Çünkü kapının üzerinde güven yazıyordu. Işığı yaktı, oda birdenbire aydınlandı. Oda aydınlandığında kadın oraya gidip kendi enerjisini bıraktı. Dedi ki; "O kadın geldi, bana güvenebilirsin."

Kadın dışarı çıktıktan sonra başka bir odaya geldi. Odada irade yazıyordu. Buraya girmesi gerekiyor muydu? Bir insanın iradesine karışmamayı öğrenmişti. Ama aşk her kapıyı açıyordu ve kadın buraya kadar çok uzun bir yoldan gelmişti, o zaman kapıyı kibarlık olsun diyerek tıklattı.

İçeriden “gir” sesi geldi ve kadın kapıyı açtığında iradenin harekete geçirme bölümünü açtığını gördü. İçeride yıllardan beri aradığı erkek terasta duruyordu. Oraya doğru yaklaştı. “O kadın geldi” dedi.

Erkek ona sarıldı. Çünkü O da bir terasta yalnız başına, aslında atladığı denizin dibindeki evinin içinden denizin içini seyrediyordu. Kadın ona sarıldı ama yıllardan beri aradığı coşku bu değildi. Kadın hala birşeylerin eksik olduğunu farketti. Tamamlaması ona düşüyordu. Çünkü erkek tamamlamış ve onu bekliyordu.

Tekrar görüşünceye kadar sevgiyle kalın

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Farkındağınız, seziş ve kavrayışınızda ki güce hayranlık duydum, birkez daha....Saygılarımla. Sevgi ve ışıkla, Ayna

Ayna 
 01.05.2007 9:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 101
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 5120
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Ege Üniv. İşletme Fakultesi'ni, daha sonra da Harward Üniversitesi'nin Master programını Türkiye'de ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster