Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
20
 

"Abla"nın İşi Gücü Boşlayıp Kendini, Bebek Kedi Terapisine Bıraktığı Muhteşem Güzellikte Bir Dönem.


Hafta sonu buluştukları, yazdığı mantık ders kitabı TÜBA'dan ödül aldığından ağzı kulaklarında ortanca kız kardeşlerini yolculayan "abla" ile, evine gece yolculuğuyla dönecek küçük kız kardeş yılın en önemli operasyonu için hazır.

Birkaç gün önce, yazlıkçılardan evini kapatıp döneceğini bildiren bir hanım, uzun süredir girişe, masa altına yerleşmiş Çomar ve bebelerini alıp almayacağını sorup karşılığında "körün derdi bir göz, Allah verdi dört göz" diyen "abla"nın onayını alır. Yılın en önemli operasyonu, bebelerin, analarını huzursuz etmeden, yaklaşık beş bahçe boyunca taşınıp "abla"nın verandasına yerleştirilmesinden ibaretse de, benzer operasyonlar yaşamış kardeşler zorlukların farkındadırlar.

Cabbar cevval analığı süresince dört kez taşıdığı bebelerine yanaştırmadığı, ancak o ortalarda yokken küçükleri eve alıp seven, şaşkınlıklarını, "aaaa, sizi tırmalamadı, ısırmıyor da..." diye ifade ettikleri Çomar'ın diş ve tırnağından epey nasiplenmişe benzeyen ev halkı, operasyonu, tel kapı ardından izler. "Abla"nın küçük kız kardeşi, kokuları yadırgamasınlar diye havlu döşeli küçük leğeni, içinde üç bebe ile alır, kaçma çabalarını leğeni göğsüne bastırarak engellemeye çalışırken bir yandan da yürüyerek tipik bir Notre Dame'ın Kamburu Quasimodo çeşitlemesi sergiler. "Abla"nın işi biraz daha zor; ensesinden tutup gözü hizasında sallandırdığı bebesine karşın Çomar, dört kez terk etmekte oldukları eve dönüp acıklı acıklı bağırarak, aşmaları gereken -mendil büyüklüğünde- topu topu beş bahçe boyu uzaklığı "abla"nın beş futbol sahası gibi algılamasına neden olur.

İlk iş, verandadaki masa eski çarşaflarla örtülerek, terk edilen evdeki gibi, güvenli bir masa altı atmosferi sağlanır. Bir önceki kış Çomar küçücük bir kediyken, büyükler tarafından hırpalanmadan mamasını yiyebilsin diye "abla"nın ters çevirip üzerine kapattığı, içeri de bir bardak kuru mama attığı kırmızı plastik leğene, bu tür işler için hazırda tutulan pazen eski gecelik, yumuşak sabahlık özenle yayılır. Bebelerin ve analarının yanı başına bir tas su, bir tas yarım yağlı süt, bir tabak da kuru mama konur.

Aksilik bu ya, aynı gece şimşekli, gök gürültülü bir yağmur!

"Abla" ertesi sabah, masa örtüsünün yağmurla ıslanmış ucunu korka korka kaldırıp da analarının memesine yapışmış bebeleri görünce, "neyse Çomar hava muhalefetini benden bilip bebeleri taşımamış çok şükür" deyip deriiiiin bir "oh!" çeker.

İzleyen günlerde, "abla"nın, kuru mamayla tanışan bebelerin kakalarıyla tanışması çok sürmez. Masanın altındaki kuytuyu yıkadıktan sonra olay mahaline, orayı bellemesinler diye beyaz zambak kolonyası serper: Bu işe yarar! Birkaç işeme sonrası leğendeki yerini gazete kâğıdına bırakan sabahlık ve gecelikteki keskin koku, Çomar'ın, bir gün verandada hiç kedi göremeyip telâşa kapılan "abla"nın kulağına ulaşan çıtırtıların kaynağını ararken yukarıdan tanık olduğu bir sahneyle, tuvalet eğitimi vermesini sağlar: Çomar, çilesi hiç bitmeyeceğe benzeyen zakkumun dibinde tek tek bebeklerin kakalarını yapmalarını gözler, ardından koklayarak kakaların tam örtülüp örtülmediklerini denetler, eksik işleri tamamlar.

"Abla"nın işi gücü boşlayıp kendini, bebek kedi terapisine bıraktığı muhteşem güzellikte bir dönem başlamıştır: Bebelerin, yerde terlikleriyle oynamaktan, birbirlerini ısırmaktan yorgun düştüklerinde verandadaki şezlonga uzanmış "abla"nın kucağına çıkarak sızdıkları, arada uyanıp birbirlerini ısırıp tepmeye devam etseler de beş dakika içinde tekrar bayıldıkları; incecik tırnakları ve dişlerinden payına düşeni alan "abla"nın, kızına meme verdiği zamanki duygular benzeri huzur, mutluluk, dinginlik içinde salındığı harikulâde bir dönem.

Her güzel şey gibi kısa süren bir dönem.

Komşunun yeğeni birkaç günlüğüne gelir; Koçero da dahil olmak üzere, birkaç parça sucuğa, marka mamaya tav olan çekirdek kedi ailesi, bir üst evin verandasına taşınır orada barınmaya başlarlar.

Akşamüzeri denizden dönüşünde, delikanlı, veranda önünde diz çökmüş bebelere serenat yaparken bulduğu "abla"ya, bu gece İstanbul'a döneceği müjdesiyle beraber yarım paket de marka mama vermese, işler kötüye gidecek.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 591
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 43
Kayıt tarihi
: 27.07.15
 
 

İstanbul'da 20 yıldan fazla, tasarımcı grafiker olarak çalışırken bir kız çocuğu da yetiştiren "a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster