Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Şubat '15

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
241
 

"Ağzına biber sürerim "

"Ağzına biber sürerim "
 

FAHRETTİN KOYUNCU’DAN DİL YANLIŞLARI ÜZERİNE YARARLI  BİR YAPIT:

“AĞZINA BİBER SÜRERİM”

İnsana kimlik kazandıran, anlamlı, erdemli kılan, çoğaltan, donatan en önemli olgu, dilidir. İnsanoğlunu öteki canlılardan ayıran en belirgin yanı yine dilidir. Hiç kimse  dilden ayrı olamaz. Yaşamımız boyunca çevremizle konuşmak, iletişim kurmak zorundayız; bunu da ancak dilimizle sağlayabiliriz. Bu bilinç ve sorumluluk içinde olan kişi elbet diline de sahip çıkacaktır.

Dile, Türkçe'ye sahip çıkmak, anlaşılır kılmak, özenle kullanmak ve korumak, varsıllaştırmak, yazarlar, şairler, düşün insanları için öncelikli görev olmalı diye düşünürüm.

Bilge insan, dil devrimine, Türkçe'ye yaşamını adayan Ömer Asım Aksoy boşuna şunları yazmadı: “Dil devriminin gelişmesini geciktiren etkenlerden biri de kimi yazarlarımızın ‘dil kaygısı’ çekmemeleri, dilin özleşmesine karşı ilgisiz bulunmalarıdır. Bunlar, anlatımı Türkçeleştirmeyi, yabancı sözler yerine Türkçelerini kullanmayı iş edinmemekte, konuyu umursamamaktadırlar.”  (*) Konu dil olunca,  Türkçe olunca  yazı yazmak, kalem oynatmak sanıldığınca kolay değil, biliyorum. Arı, duru sözcüklerimizi şiirimde, yazımda kullanmanın yüce tadına varıyorum her zaman. Karşılıkları varken ağdalı, yavan, batı ya da doğu kaynaklı sözcüklerin kullanılması, doğrusu ya içimi acıtıyor.

Kişiyi ayrıcalıklı kılacakmış gibi bu sözcükleri kullananlar da rahatsız ediyor beni. Arapça, Farsça düşkünlerine içerliyorum. Onlara dil bağnazları, aymazları diyesim geliyor.

Dedim ya dili savunmak, korumak zorundayız. Neden savunmalıyız’ı sevgili Hidayet Karakuş de ne güzel anlatmış  bir yazısında: ”Dil, bizim özgürlüklerimizin hepsidir de onun için. Dil, aşkımızdır, annemizin sütüdür, ninnisidir; babamızın sevgisidir, dostluktur, barıştır, kardeşliktir de onun için. (**)

Sevgiye, dostluğa, özgürlüğe, erdeme, saygıya, aydınlığa, çağdaşlığa denk düşen dil için, Türkçe için aydınlanmaya inanan, yazan, yapıtlar üreten, gazetelerde köşeler kapan, öğreten, öğrenen herkesin görev üstlenmesi, sorumluluk alması zorunlu.

Gazete haberlerinde, kimi köşe yazarlarının yazılarında, ülkeyi yönetenlerin demeç ve konuşmalarında, bilgisunar sitelerinde dil bozukluklarına, yanlış kullanımlara rastlayınca üzülmemek olası mı? Televizyon haberlerinde, izlencelerinde bay-bayan sunucuların kullanım yanlışlarını duymanın da ne denli rahatsızlık verdiğini söylemeye gerek var mı?

Böyle durumlarda Türkçe'ye emek veren dil ustaları gelir usuma. Ölenleri, yaşayanları, ilerlemiş yaşlarına karşın umutla, özenle bu savaşımı sürdürenleri düşünürüm. Dil konusuna duyarlı, Türkçe'ye saygılı  yazarlarımızın yayımladıkları yazıları, çıkardıkları kitapları ilgiyle, sevgiyle okurum. Bu ülkenin dile, Türkçeye emek verenleri Ömer Asım Aksoy, Nurullah Ataç, Rıfat Ilgaz, Beşir Göğüş, Dağlarca, A.Gündüz Akıncı, A.Dilaçar, Ceyhun Atuf Kansu,  Tahsin Saraç, Cahit Külebi, Ali Püsküllüoğlu gibi ustalar özlemle anılmaz ve aranmaz mı hiç?

Türkçe'nin doğru kullanımı konusuna duyarlı Emin Özdemir, Adnan Binyazar, Doğan Aksan, Ahmet  Miskioğlu, Feyza Hepçilingirler, Sevgi Özel, Kemal Ateş, Hüseyin Yurttaş, Hidayet Karakuş, Bekir Yurdakul gibi yazarlarımız da unutulur mu? Onlar da yazıları ve yapıtlarıyla yıllardır bu alandaki boşluğu doldurmaya çalışıyorlar.

Fahrettin Koyuncu da dil kullanımındaki yanlışlara duyarlı bir şair ve yazar. “Ağzına Biber Sürerim” (**) adlı kitabını kullanım yanlışlarına dikkat çekmek için yayımlamış.

Fahrettin Koyuncu, Manisa’da 1965’te doğmuş. Ege Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı’nı bitirmiş. Halen öğretmenlik görevini Denizli’de sürdürüyor.  1988 yılından bu yana  şiirleri, yazıları bir çok yazın dergisinde yayımlanıyor. Bugüne dek  şiir, değini, günlük, deneme, şiir-inceleme, çocuk yazını dallarında 14 kitap yayımlamış yazar. Bildiğim kadarıyla yıllardır Denizli’de “Sunak” adlı yazın dergisine de emek veriyor.

Koyuncu, izlediği televizyonlardan, okuduğu gazete ve dergilerden Türkçe kullanımındaki yanlışları, kendi deyişiyle “Türkçe'ye batan, batırılan dikenleri” not etmiş defterine. Öylesine birikmiş ki bu notlar, küflenip gitmesin, kalıcı olsun diye kitaplaştırmış çalışmalarını.

Dil kullanımdaki yanlışlara vurgu yaparken, bunu yapanların gazeteci, şair, yazar olmasının düşündürücü olduğunu belirtiyor. Gene onun göz altında tuttukları arasında ünlü siyasiler de var.

Önsöz yerine yazdıklarının sonunda söyledikleri de anlamlı: “Havanda su dövmeyi bırakmanın zamanı geldi de geçiyor. Bu dil, kısır tartışmalardan, karalamalardan, ‘Türkçeyi biz daha çok seviyoruz’lardan bıktı. Hepimiz ‘Türkçe gemisi’ndeyiz. Unutmayalım.” Koyuncu’nun bu görüşlerine katılmamak olası değil.

“Dil Burcu, Türkçe'ye Buyurun, Türkçenize Bakalım” gibi bölümlerin yer aldığı kitabı okurken, kullanım hatalarının güzel Türkçemize ne denli zarar verdiğini bir kez daha anlıyoruz. Oysa hem  yabancı sözcüklerden arınmaya çalışacağız, hem de Türkçeyi doğru kullanacağız. Yazarı, şairi, gazetecisi, öğretmeni, öğrencisi, okuru ile bu dile  emek verenlerin yapıtlarını eksik etmeyeceğiz yanı başımızdan.

Fahrettin Koyuncu yazım ve kullanım yanlışı sözcüklerin, deyimlerin, tümcelerin doğru kullanımını da örnekliyor.

Okurun, izleyicinin, dinleyicinin karşısına çıkan sunucular, sanatçılar, gazete köşe yazarları, kitap çıkaranlar, öğretmenler, ekin ve bilim insanları, siyasiler, aydın kişiler dillerine de özen göstermek zorundalar. Yazılı ve görsel yayın organlarına bu bağlamda daha çok iş düşüyor. Türkçe düşünmek, Türkçeyi doğru-düzgün kullanmak öncelikleri olmalı.

Dil konusundaki yayınları, yazılanları izlemek, paylaşmak, salık vermek de her yazanın, okuyanın, aydının sorumluluğudur aslında. Okullarımızdaki Türk dili öğretmenleri de  öğrencilerini bilgilendirmeli, öğretmeli, yapılandırmalıdır. Bu tür yapıtları aymazlık, bağnazlık, tutuculuk göstermeden okullarımızda öğrencilerin yararına açılmalıdır. Bunlar içimden, gönlümden geçenler.

Fahrettin Koyuncu’nun  “son söz yerine” yazdığı  “Türkçe'ye Sevgi” şiirinden iki dizeyi de paylaşmak istiyorum: 

Çağıldayıp duran dilde elimi yüzümü yudum

Dilim dedim çağladım, Türkçe dedim duruldum 

Benim de umudum Türkçe'nin aydınlık, devingen, bilinçli genç kuşağında…

(*)    Gelişen ve Özleşen Dilimiz, TDK y. 1968

(**)  Y.Bekir Yurdakul’un “Sözüm Doğru Desene” kitabına H.Karakuş’un   

yazdığı yazıdan

(***) Ağzına Biber Sürerim, Fahrettin Koyuncu, Boy Yayınları, Denizli 2014, 80 sayfa

      

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 178
Toplam yorum
: 278
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 1432
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

1946 yılında Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde doğdum. İlkokulu aynı ilçede, ortaokulu Ceyhan’da, li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster