Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '09

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
5244
 

"Allah'a borç vermek" ne demek?

"Allah'a borç vermek" ne demek?
 

Afrika'da aç çocuk ve misyoner


İslam hakkında yazılmış bazı kitaplarda, “Muhammed’in Allah’ı insanlardan borç ister. İnsanların özel yaşamlarına karışır.” diyerek Kur’an’ın ilahi bir kitap değil de, Hz.Muhammed tarafından yapılmış bir derleme olduğu ima edilir.

İslam’da yardımlaşma, sürekli hayır ve iyilik için faaliyette olma esastır. Kur’an’da yardımlaşma ile ilgili olarak, zekat ve infak konusu yüzlerce yerde geçer.

Zekat, vergi gibi toplumun ihtiyaçları için, yönetim tarafından, kişilerin kazançlarına göre miktarı belirlenmiş bir ödemedir.

İnfak ise, sahip olunan mal ve olanaklardan yakınlara ve ihtiyacı olduğu bilinenlere, kişinin istediği zamanda ve miktarda yardım etmesidir.

<ı>“Ve sana neyi ‘infak’ edeceklerini de soruyorlar. De ki:’Helal kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olanından artanını verin.” (Bakara, 92/2, 219)

<ı>“Sadakalar/zekât malları Allah’tan farz olarak sadece şunlar içindir: Fakirler, düşkünler, sadakalarla ilgilenmeye memur edilenler, kalpleri yaklaştırılıp ısındırılacak olanlar, özgürlüğünü yitirmiş olanlar, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmış kişi. Allah Âlim’dir, Hakim’dir, ”(Tevbe, 113/9, 60)

<ı>“Doğrusu şu ki, siz yetime ikramda bulunmuyorsunuz. Yoksulun doyurulmasını teşvik etmiyorsunuz. Mirası derleyip toplayıp yiyorsunuz. Malı, devşirip depolatacak bir sevgiyle seviyorsunuz. İş böyle gitmeyecektir!” (Fecr, 10/89, 17-21)

<ı>“Allah, rızkta kiminizi kiminize üstün kılmıştır. Fazla verilenler, rızklarını ellerinin altındakilere aktarıp da hepsi onda eşit hale gelmiyor. Allah’ın nimetini mi inkar ediyor bunlar?”(Nahl, 70/16, 71)

<ı>“Onlara, ‘Allah’ın size lütfettiği rızklardan dağıtın’ dendiğinde, nankörlüğe sapanlar, iman edenlere şöyle derler:”Allah’ın dilediği takdirde yedirip doyuracağı kişiyi biz mi doyuracağız?”(Yasin, 41/36, 47-49)

Herkesin kazancında, yakınlarından başlamak üzere, ayrılması gereken bir pay vardır. İnsanların, kendi bedenleri de dahil olmak üzere, hepsi yeryüzündeki maddelerden, topraktan yapılmış ve sonuçta, yine toprağa dönüşecek olan şeyleri biriktirmesi yerine ihtiyaç sahipleriyle paylaşması önerilmiştir.

Gerçekte, bencillik ve açgözlülük, yalnız kendisi için istemek ve biriktirmek, çaresiz-çözümsüz bir yoksulluk ve yetersizlik duygusudur. Bu kişiler nelere sahip olurlarsa olsunlar, sahip oldukları şeylerden hep daha fazlasına ihtiyaçları vardır. Ya da ihtiyaçları olan şeylerin hepsine sahip değildirler. Paylaşmak ise zenginlik ve doygunluk duygusudur. İnsanlar ancak var olanı veya olduğuna inandıkları şeyleri paylaşabilirler.

Sevgiyle yardım etme ve paylaşma, eşit ilişkilerde bulunma, kendine ve başkasına değer verme, bir şey olma, bir şey yapabilme, başarı, mutlu olma ve mutluluğu paylaşma duygusudur. Aynı zamanda, gerektiğinde kendi yanında bulunacak insanların varlığını bilme olarak, kendine ve başkalarına güven duygusudur.

Daha çok mal, mevki edinme ve biriktirme tutkusu insanı hem sadece bu dünyadaki yaşama bağlayacak, hem de daha fazlasını elde edebilmek için, başka insanlara haksızlık etmesine neden olabilecek bir tuzaktır.

Gösteriş tutkunu insanlar, aynı şeylere sahip olmak isteyip de olamayanların gözünde sevilen değil kıskanılan, yani özünde düşmanca duygular beslenilen;

kendilerinde bu türden tutkular veya değer ölçüleri olmayan insanlar için, kendileri değersiz olup, sahip oldukları para veya statü ile değer kazanmaya çalışan insanlardır.

Dini açıdan, güç ve olanak arttıkça sorumluluk daha artmaktadır. Sadece kendine yetecek kadar malı ve gücü olanın sorumluluğu ile başkalarına yardım edebilecek durumda olanların sorumluluğu, buna bağlı olarak Allah katında verecekleri hesap aynı değildir. Onun için de Hac ziyareti sadece zenginler, yani henüz başkaları için de bir şeyler yapabilecek maddi gücü ve sağlığı olanlar için öngörülmüştür.

<ı>“O dedi: ‘Bu servet bana, bendeki bir ilim sayesinde verildi.’ Peki o bilmedi mi ki Allah, önceki nesiller içinden ondan kuvvetçe daha zorlu, sayıca daha çok olanları bile helak etmiştir.”(Kasas, 49/28, 78)

<ı>“Allah yolunda harcama yapmanıza engel ne var ki?... Göklerin ve yerin mirası zaten Allah’ındır.” (Hadid, 112/57, 10)

<ı>“Çağırır sırtını dönüp uzaklaşanı, Toplayıp kasada yığanı/depolayanı.” (Meariç, 79/70, 15-18)

İnsanlar kendi bedensel ve zihinsel güçleri oranında sorumluluk taşırlar.

<ı>“Allah hiç bir benliğe gücünün yeteceğinden daha azını yüklemenin dışında bir teklifte bulunmaz. Her benliğin yaptığı iyilik kendi lehine, işlediği kötülük kendi aleyhinedir/kişinin hem kendisi hem başkaları için kazandığı onun lehine, yalnız kendi nefsi için kazandığı onun aleyhinedir/kişinin kendi emeği ile kazandığı lehine, başkalarının sırtından kazandığı aleyhinedir.”(Bakara, 92/2, 286)

<ı>“Geniş imkana sahip olan bu geniş imkanından harcasın. Rızkı kendisine ölçü ile verilmiş olan da Allah’ın kendisine verdiğinden ‘infak’ etsin. Allah hiçbir benliği, kendisine verdiği şey dışında yükümlü tutmaz. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.”(Talak, 100/65, 7)

Cimrilik kadar, israf etmek de kötüdür. İsraf etmek, hem var olana şükretmek ve değerini bilmek yerine yok saymak, yani nankörlük; hem de ihtiyacı olan insanlara verilebilecek her türden mal, eşya veya parayı saçıp savurarak haksızlığa sebep olmaktır.

<ı>“Yiyin, için fakat israf etmeyin. Allah israf edenleri sevmez, ” (A’raf, 39/7, 31)

<ı>“Akrabaya hakkını ver! Çaresize, yolda kalana da. Fakat saçıp savurma! Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleri olurlar. Ve şeytan, kendi Rabbine nankörlük etmiştir.”(İsra, 50/17, 26)

Mal düşmanlığı, başkalarını kıskanarak onlara zarar vermek veya elindekini almak yasaktır. Herkes için en iyi olan kendi emeğinin karşılığı olandır.

<ı>“Onlardan bazı çiftlere, kendilerini imtihan etmek için iğreti hayatın süsü olarak verdiğimiz nimetlere, gözlerini dikme! Rabbinin rızkı hem daha hayırlı hem daha süreklidir.” (Taha, 45/20, 131)

‘İnfak ‘ etmek, kendileri hiç bir çaba göstermeyenleri beslemek zorunluluğu değildir. Ayrıca, elindeki her şeyi başkalarına dağıtıp, bir lokma bir hırka felsefesiyle yaşamak da önerilmez:

<ı>“Elini bağlayıp boynuna asma. Ama onu büsbütün de salıverme! Sonra kınanır, hasret içinde bir köşede büzülür kalırsın.”(İsra, 50/17, 29)

<ı>“Allah’ın sizin için ayakta durma aracı yaptığı mallarınızı kendini bilmez beyinsizlere vermeyin, o mallar içinden onlara rızk ayırın, onları giydirin ve onlara tatlı ve işe yarar bir söz söyleyin.”(Nisa, 98/4, 5)

‘İnfak’ta miktar değil oran ve niyet daha önemlidir. Verecek bir şeyi olmayanın gönül alması da değerlidir:

<ı>“güçsüzlere, hastalara, ‘infak’ edecek bir şey bulamayanlara, Allah ve resulü için öğüt verdikleri takdirde bir günah yoktur. Güzel davrananlar aleyhine bir yol yok. Allah Gafur’dur, Rahim’dir.”(Tevbe, 113/9, 91)

<ı>“Güzel, yapıcı bir söz, bir bağışlama, ardından bir eziyet gelen sadakadan daha üstündür.”(Bakara, 92/2, 263)

Başkalarına yardım etmek için önce her şeyin garantiye alınması, en son artık elde kalandan ve ölüm korkusu sarınca bir şeyler yapmayı düşünmek faydasızdır.

<ı>“Sizden birine ölüm gelip de, ‘Ey Rabbim, yakın bir süreye kadar beni geciktirseydin de içtenliğimi belgelemek için bir şeyler vererek iyilik ve barış sevenlerden olsaydım!’ demesinden önce, size rızk olarak verdiklerimizden dağıtın.”(Münafıkun, 103/63, 9-10)

İnsanların ihtiyaçları olmayan eskilerini, kullanmadıkları eşyaları vermeleri sadaka değildir. Belki israf etmemek doğrudur; ancak makbul olan alanın sevinçle kabul edeceği şeyleri vermektir. Amaç insanlara ne kadar iyi olduğunu göstermek veya yardım edileni borçluluk duygusu altına sokmak değil, ihtiyacı olana incitmeden yardımcı olmaktır.

Allah insanların yaptıkları bazı yanlışları, günahları affedip cezalandırmayarak karşılıksız bırakacaktır. Ama Allah yapılan her bir iyiliği, hiç kimse bilmese ve hatta yardım edilen kişi yardımın değerini bilmese bile, karşılıksız bırakmayacaktır.

Her bir iyiliğin karşılığı Allah tarafından karşılıksız bırakılmayacak, mutlaka ve fazlasıyla ödüllendirilerek ödeneceği için, iyilik yapmak, Kur’an’da bazı yerlerde, “Allah’a borç vermek” olarak da geçer.

<ı>

<ı>“Ey iman sahipleri! Kazandıklarınızın ve yerden sizin için çıkarmış olduklarımızın temiz ve güzellerinden ‘infak’ edin. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmadığınız pis/bayağı şeyleri vermeye kalkmayın.” (Bakara, 92/2, 267)

<ı>“Allah’a kim güzel bir borç verecek ki<ı>, O onun verdiğini kat kat artırsın. Böyle birisi için onur verici bir ödül de vardır.” (Hadid, 112/57, 11)

<ı>“Sadakaları açıklarsanız bu da güzeldir. Ama onları gizler ve yoksullara bu şekilde verirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır; günahlarınızdan bir kısmını örter.”(Bakara, 92/2, 272)

<ı>“Mallarını; gece ve gündüz, gizli ve açık ‘infak’ edenler var ya, işte onlar için Rableri katında kendilerine özgü ödüller vardır.”(Bakara, 92/2, 274)

Önerilen yol orta yoldur. İnsanların kazançlarından kendileri ve aileleri için gereken miktarı ayırdıktan sonra ihtiyacı olanlara yardımcı olmaları istenmiştir. Hem kendi ailesinin ihtiyaç miktarını, hem de infak edilecek miktarı belirlemek için insanın çevresine, kendi ülkesine ve diğer ülkelere bakarak aklı ve vicdanı ile karar vermesi gerekir.

Örneğin,

· Dünyanın bazı yerlerinde yaşayan pek çok insanın eziyet olarak görüp yakındığı işe gitmek, alış veriş yapmak, yemek pişirmek, çamaşır yıkamak, temizlik yapmak gibi işler, dünyanın bir başka yerinde yaşayanlar için lükstür:

Yeryüzünde milyardan fazla insanın temiz içme suyu, işi ve parası, yiyeceği ve giyeceği, başlarını sokabilecekleri doğru dürüst bir evleri yoktur.

· Dünyanın bazı yerlerinde insanlar hem çok yaşamaya, hem de hep genç kalmaya çalışmakta, bu uğurda mücadeleye, özel ilaçlara, kozmetiklere, estetik operasyonlara servetler harcamaktadırlar.

Dünyanın başka yerlerinde yaşayan yüz milyonlar için ise, yaşlanabilmek bile lükstür: Afrika’da ortalama yaşam süresi 45-50 yıldır. Dünyada her yıl 10 milyon çocuk açlıktan ve yoksulluktan hayatını kaybetmektedir.

· Yılda, sadece ABD’de 41 milyar dolar, Almanya’da 4 milyar avro evde beslenen kedilerin ve köpeklerin özel mamaları, oyuncakları, kuaförleri, giysileri, gözlükleri, terapistleri vb. için harcanmaktadır. Bu rakamlar bile, dünyadaki en yoksul bir kaç ülkenin toplam yıllık bütçelerine eşittir. [1] Bu, kısa sürede büyüyen, büyüdüğünde anne veya kardeş kavramı olmayan, şanslı hayvanların doğal yapılarından farklı olarak, yetişkinler tarafından uzun yıllar boyunca korunmaya, okşanmaya, beslenmeye, eğitilmeye ihtiyaç duyan, anne-baba, kardeş, akraba gibi sosyal kavramların farkında ve ihtiyacında olan yüz binlerce, ana- babasız, korumasız, eğitimsiz, sokaklarda yaşayan çocuklar vardır. Bunların sayısı zengin ve yoksul arasındaki farkın çok büyük olduğu, ülke kaynakları zengin ülkeler tarafından sömürülen ve/veya insanları birbirine düşürülerek iç savaş çıkarılmış, dulların ve yetimlerin sayısı artırılmış ülkelerde daha çoktur. (Dünyada yılda ortalama 60 milyar dolar estetik operasyon harcaması yapıldığı, tüm açları doyurmak içinse 40 milyar doların yeterli olduğu da söylenmektedir.)

Sadece yukarıdaki örnekleri verilen harcamaların bir yıllık tutarı olan milyarlarca dolar dünyanın çeşitli yerlerinde yüzlerce ev, okul, yurt, hastane yapmaya, yol, su, elektrik götürmeye, iş yeri kurmaya yeterlidir. Bunlara her yılın modeli ve modası izlenen arabalar, markalı giysiler, mücevherler, telefonlar, milyoner ve milyarder olanların ayırabilecekleri pay dahil edildiğinde rakamlar bir kaç katına çıkar. Sonuçta, dünyadaki parası olan insanların sadece bir yıl ve sadece gereksiz harcamalarını kısarak yapacakları ve güvenilir yardım kuruluşlarına gönderecekleri veya ihtiyaçlarını bildikleri insanlara doğrudan yardım yapmakta kullanabilecekleri miktar bile milyonlarca kişiye aş, iş, okul, giysi, barınak olmaya yetecek kadardır.

[1] Hayvan sevgisi olması gereken ve anlaşılabilir bir şeydir. Ama sadece kendini eğlendiren veya sevgi dolu bir insan, ya da zengin imajına katkı sağlayan hayvanları sevmek ve gereksiz harcamalar yapmak, ya da sadece sokak köpeklerini ve kedilerini korumak hayvan severlik değildir. Doğa ve hayvan sevgisi, onların tümünü kapsar ve doğalarına saygıyı da içerir. Her gün yüz milyonlarcası kesilerek piyasaya sürülen çiftlik hayvanlarının da yaşam koşullarına; dünyada bildiğimiz canlıların yarısının ve bu arada daha biz varlığını öğrenemeden soyunu tükettiğimiz bilemediğimiz sayıda canlının yok olmasına karşı da aynı duyarlılığı ve çabayı göstermek gerekir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bloğuna en içten dileklerimle katılıyorum ve yorumumun başlığı gibi tşkler dilerim.Biz insanlar yaradılışımızda nefsimizle yaratıldık , yani yüce ALLAHIN yarattığı diğer varlıklar gibi değiliz .nefisle mucadele var içimizde ve tek başımıza bunu aşmakta zor. Meşhur bir geçmiş olay var , harud ile marudun hikayesi okuyan bilir orada nefis ve insan mucadelesini.Bu durumlarda bir kılavuzun olması gerekir , resmi bir kılavuz.Bu kılavuzda devlettir , devlet milli bir politika uygulayacak insanların maddi dunyasına yön gösteren maneviyatını yükseltecek çalışmalara yapacak o zaman emin olalım herşey ne kadarda farklı olacak. tşkler başarılar dilerim

NEBULKADNEZAR 
 30.10.2009 22:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 174
Toplam yorum
: 110
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 4356
Kayıt tarihi
: 19.06.09
 
 

1958  doğumluyum. Arkeologum. Evliyim. Çocuğum yok. Çalışmıyorum. Yıllarca çalıştıktan sonra, zam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster