Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mart '13

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
753
 

"Aşkımız yaşasın" dediler, kendilerine "aşk ormanı" kurdular !

"Aşkımız yaşasın" dediler,  kendilerine "aşk ormanı" kurdular !
 

KOKO ve İFO, aşkları için orman diktiler, aşkları kendilerinden sonra yaşasın diye.


 

Aşk, daima eski bir öyküdür. Aşk daima sonsuzdur. Ve onun sonsuzluğu ebedidir. Kimine göre de aşk, eski bir yalandır. Kimine göre de dünyanın en eski bir yalanıdır. Kimine göre en güzel bilmece, kimine göre paradır. Bozdur bozdur, harca.

Aşklar uğruna nice tahtlar, taçlar tepilmiştir değil mi? Günümüze gelince. Eski ve yeni aşklar birbirine öyle girmişlerdir ki, hangisinin  öne çıkığını kestiremezsiniz.

Eski aşklar kimine göre “bardak olmuştur.”  Para nın geçerli olduğu  çağımızda, “ aşk’ın esamisi okunmuyor!”

Aşk kimine göre  “elma şekeri” dir. Yalarsın, yalarsın, sapı elindekalır.

Aşka gelerek, adam, sevgilisi için   “Aşkın eğer bir sabun ise, köpürt beni Pakize. İmza, Sabuncu Rıza” demiş. Adam iyi sabuncuymuş!

Sevdiğinin ismini, kimisi gömleğine işler. Kimisi de derisine. Bu röportajda Korhan Beyi tanıdık. Evinin duvarını örerken, taştan, duvarlara, sevdiğinin ismini işlemiş.

“Aşk üzerine, örnek bir çift tanıdık Foça’da. Sizler için röportaj yaptık sevda üzerine. Muhitte dillere destan aşklarını konuştuk.  Yıllar yılı el ele, göz göze, dudak dudağa her yerde her zaman, nasıl böyle dipdiri kalabilmenin sırrına ermek istedik.

Yaşları 45 ile 50 arasında. Bir aşk ki, dağlar taşlar dayanmaz. Kalp kalbe, gönül gönüle bu aşk kervanını birlikte yürütüyorlar çıt çıkarmadan. İlk başlardaki müşküllere gık demeden, üzmeden.  kırılmadan, el ele gönül gönüle sermişler sevda halılarını. Üzerinden yürüyorlar yıllar yılı, ve de bu güne kadar gelmişler.

Aslen Manisalılar. Orada tanışıp evlenmişler. Mucizevi yoklukları, yine de mucizevi bir şekilde dağları taşları delercesine tırnakları, ile delerek aşmışlar, bu güne gelmişler. Onlar şimdi Foça’da birer Romeo Jületi oynuyorlar. Bir Roma  Tatili yaparcasına, birbirlerini yaka paça aşkın kuyusuna atıp atıp çıkarıyorlar. İlk günlerin zehir zemberek yokluklarını güle oynaya aşarken, onların aşk motoru hiç durmadan çalışarak çiftlere  ışık saçmış, rehber olmuşlar.

İsimleri İfakat. Eşi Korhan Müstecapoğlu. Kısaca onlar Koko – İfo olarak anılıyorlar. Köpeklerinin adı da Happy. E-mail adresleri bile koko, ifo ile başlıyor. Onlar esasında Foça’nın  “Rio aşıkları.”

Evlilik hikayeleri şöyle. Yıl 1988. Evleneli üç yıl geçmiş. Yokluklar tepelerinde  bir kılıç gibi sallanıyor. Patatesle karın doymuyor. Ama varsın olsun. Aşkları var ya. Onunla karınlarını doyuruyorlar. Koca’nın tekne  ve deniz sevdası var, bu yoklukta üstüne üstlük.

Arkadaşları masraflarını karşılayıp, onları Antalya’ya götürmüş gezmeğe. Kemerde turistlerin küçük tekneler kiraladığını görmüş. Heyecanlanmış. “Ben de yapabilirim” demiş. Demiş ama, hani para? Ekmeklerinin üzerine serecek  salçaları bile yokmuş.

Bu hayallerle dönmüşler Manisa’ya. Ödünç para alıp İzmir’lere gitmişler. Her yere eşini de götürürmüş Korhan’cık. Oralarda teknelere  hayranlıkla baka baka yutkunmuşlar karı koca.

Kahramanımız  boş bir arsada yarısı  kesik bir araba bulmuş. Arkadaşınınmış. Bu arabadan kurtulmak istiyormuş. Kafasında şimşek çakan aşığımız, soluğu  K.Yaka tersanesinde alıyor. Orada gözüne kestirdiği bir tekne varmış. Sahibi  elden çıkarmak istiyormuş. Nihayetinde adamla  takas yapmışlar yarım arabayla. Alan memnu veren memnun.

Uçarak İzmir’e dönmüş. Tekne, Antalya’ya  götürülecek. Ama, yine para yok. N’apsın? Yalvar yakar vinçli  kamyoncuyu ikna etmiş.  Tekne yüklenmiş, haydi yola. Ama,  mafya teknenin denize indirilmesine razı olmamış. Ekmek bölünüyor diyerekten. Sonra asker arkadaşından yardım istiyor kahramanımız. Çekici ile götürüp, denize yakın akarsu kenarına bırakmışlar tekneyi.

Karı koca teknede yatıp kalkmağa başlarken, bir yandan da tekneyi kalafatlayarak tamir etmeğe çalışmışlar. Daha sonra suya indirip, diğerleri gibi para kazanacaklar. Ama ne mümkün! Bu sefer omzunda apoletleri olan bir adam dikilmiş karşılarına “ Belgen yok. ruhsatın yok. Bu tekneyi suya indirtmem!” deyip kestirip atmış.

Kalmışlar yine açıkta. Para yok, pul yok, durduk yerde bir tekne  edinmişler. Şimdi de deniz  yok. Adam liman Başkanıymış meğerse. Derken akşamdan da sipariş almış, müşterileri gezdirecek. Eli ilk defa para görecek. N’apsın gariban şimdi?!

“Karşı restorandan çağrıldım. Onlar da duymuşlar.” Ve ekliyor:  “Motoru çalıştırdığım an, savcılığın yolu  gözükecekti.” Diyor. Ama, İçlerin biri “gel dostun” demiş.. “ Ben buranın savcısıyım. Yolcunu da al, motorunu da çalıştır. Muamele arkadan gelsin” demez mi? Şapkasını  fırlatıvermiş sevinçten.

“Altı ay karaya çıkmadan karı koca teknede yaşandık. Eşimle denizciliği öğrendik. Son seferimizde bir müşteri çıktı. Yüklü bir para istedim. Adam kabul etmez mi? Üste arabasını da verdiler. Döndük Manisa’ya. Yoksa  14 metrelik tekneyi Manisa’ya götürmek icabedecekti. O taşıma parasından da kurtuldum. ” diyor.

Dostların hikayesi bu kadar. Şimdi  Foça’da ev almışlar. Koskoca bir orman yetiştirmişler elleriyle. “Adı aşk ormanı”  Belediye demiş “ Belediye olarak o semtte sen varsın” Ormanı fidan halindeyken onlar suluyormuş. Kendisi de ormanın  teknik bakımlarını yapıyor.

Kapısının önünde bir tekne var, askıya alınmış. Onu çekecek minibüs de başka bir köşede.  Minibüs’ün  içi, karavan stilinde.

Tekne sevdası, eşiyle birlikte onları o günlerden bu günlere getirmiş. Evin mühendislik isteyen tadilatını bile kendisi yapmış. Salon duvarlarının dekoratif  taşları arasına taşları öyle bir dizmiş ki “İfo” okunur halde gelmiş. ( İsminin kısaltılmışı) Elinden her iş geliyor. Evin bütün işlerini görüyor.  Eşinin eli, sıcak sudan soğuk suya değmiyor. Çocukları yok. İstememişler. “Happy” onlara yetiyor. Anca beraber, kanca beraber, yokluklara aldanıp yuvayı yıkmadan, örnek bir sevda sergilemişler o günlerden beri hiç eksilmeyen. Ve de “ Foça aşıkları “ olarak anılan.

Sorduk en sonunda Tekne sevdası mı  aşkın sevdası mı , hangisi ağır basıyor? Diye. Ayni anda cevapladılar: “ Bizim için ikisi de bir”.

Şimdi onları, kendinden sonra yaşatacak, kapılarının önünden uzanıp giden ormanları var: Adını “Aşk ormanı”  koymuşlar.  Böylece  “aşklarını yaşatacaklar.” Orman durdukça aşk’ları da yaşayacak.

 

  

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Üstadım yazıyı bir solukta okudum. Eve götürmek istemedim. Şu sizin yazının altındaki ardı arkası kesilmeyen fotoğraflar çıkıyor yazıcıdan, renk dayanmıyor. Çok para. Şimdi yazıya gelelim. Öncelikle nereden bulursunuz böylesine heyecan dolu kişileri ve konuları. Hele bir de adı aşksa yaşanan evrenin. Herkes aşk kelimesini duyunca koşar. Aşk herkese göre değişiyor. Üstadım söylemek gerekirse aşk kutsal ve duru, güçlü ve güzel yaşanmışsa değme keyfine hayatına güzel anılar bırakıyor ve ekiyor. Geleceğe taşınıyor, ömrünce güzel duygular katıyor. Sevgi sonsuz aşk güzel.. Çiftlere gelince yüzlerinden o kıvılcım çıkıyor hayata dair aşk. Elleri ile gönülleri ile hayata ektikleri yaşam ve aşk kıymetli. Hayatlarına evlerinin duvarlarına yansımış. Ne güzel bize kutlamak düşer, böylesine ve çabayı. İşte bunun ürünü hayatları...Sizi ve onları kutluyorum, sevgilerimi iletiyorum. Çok zevkle okuduğum yazıydı, teşekkürler, çokça sevgilerrrr üstadım.(N.K)

Nabide Kılınç 
 26.03.2013 17:21
Cevap :
"Aşk üzerine" uzun soluklu bir yazı. Aşk üzerine söyleşilerine ilk defa rastlıyorum. Onları bir de yakından görmelisin, tanımalısın. Biz tanıdık, kopamadık. Onlar, muhteşem sevgililer. Onlar Rio Aşıkları. Onlar Roma sevdalıları, Onlar Romeo ve Jüliet. Adam cin gibi. Bir fırsat doğsa da eşime şiir yazsam diye kıvranan biri. Kadın desen, durgun akan "Volga" Genç yaşına eza ve cefayı "Aşk'ın" o yüksek hatırı için çekmiş ve dayanmış. Acılarda, sıkıntılarda, hüzünlerde bile aşk bulmuş.Onları o haliyle sevmişler ve bu güne gelmişler. Ormanları, hemen evlerinin karşısında. Telefonlarını vereyim. Foça garajından seni alsınlar. Bir de sen dinle onları. Değişik cepheden röportaj yap onlarla. Benden daha çok farklılıklar bulacaksın. Ben resim çekemedim, sen çek bari. Kadının kalbi üzerice eşinin adı kazınmış: KOKO diye Kocasının da bileğinde karısının ismi yazılı İFO. Korhan Bey o yazıyı, Tatto'cuya değil. Çuvaldız gibi bir şeyle kendisi bileğine kazımış.Bu iki resmi çek .Selamlar.Teş.ederim.   26.03.2013 23:08
 

BAYILDIM. Ne kadar uyumlu bir çift, bende seviyorum, ama eşim biraz zorlanır... BİZ., böyle kalalım. ADADAN SELAMLAR.

Göksel47 
 21.03.2013 16:23
Cevap :
"Alın, buradan yakın" Eninde sonunda, okuyuculardan böylesi sesler gelecekti. Ahan da geldi işte. Bu çiftlerin durumu imrenilecek cinsten. "Aşkımız da baki ama, unutulmayalım, geride kalan çiftlere hatırlatma yapalımö" diyerekten koskoca orman yaratmışlar. Bakımı da kendiler,ne ait. Evlilikleri boyunca yokluklara "gıg" dememişler. Her şeye birlikte sarıulmışlar. Sandalın küreklerini çekmişler birlikte. Sintinenin suyunu birlikte boşaltmışlar taslarla. Ama kadın, "Ay, ojelerim... Ay tırnağım kırıldı" dememiş. Kırılsa, boyası çıksa da: " Bu aşk bizim aşkımız" diyerek sahiplenmişler ve bu güne gelmişler. Nereye baksanız, nereye dokunsanız, kendi elleriyle yapmışlar, onarmışlar, kotarıp dev eserler meydana getirmişler el ele. Kısa ve öz yorumunuz, bana bu ilhamı verdi, uzun uzun anlatmış oldum. Teşekkürler. Sevgilerle.  22.03.2013 9:09
 

Çok değerli üstadım, yaşamayı bilmek, keyifler içinde yaşamak bir sanattır. Üzüntü ve sıkıntı veren her türlü şeyden uzak, keyif veren zararsızlara yakın olarak, başkalarını özendirecek bir yaşantıya imza atarak...Yukarıdaki yazı kahramanları ile, bu yaşamı tuşlarla bize nakleden değerli bilinç gibi mesela...Selam ve saygılarımla...

Yurdagül Alkan 
 20.03.2013 10:18
Cevap :
Demektesiniz ki "başkalarını özendirecek bir yaşantıya imza atarak...Yukarıdaki yazı kahramanları" imrenilecek bir hayat. Doğrudur. Biz burada yaşanmış bir olayı parasızlığı verdiği acıyı, parayla saadet olmaz demeğe getirdik. Parasız da saraylar edinmişler. Bunun adı aşk. Hele orman vücuda getirmeleri ise enfes. Bu çağda böylesi çift kaldı mı? Bu devirde, eşek eşeeeeeği bie ösünç kaşıyor. Selam sevgi teşekürlerle.  20.03.2013 17:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 867
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster