Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
479
 

"B" planı

"B" planı
 

Acaba, 27 Nisan tarihe nasıl geçecektir? Her şey; Cumhurbaşkanlığı seçimi yüzünden başladı. Ülkemizde diğer makro dengeler yerli yerindeyken, başka ülkelerde hiç sorun olmayan Cumhurbaşkanlığı seçimi, bizde her zamanki gibi, krize girmemize neden oldu.

AKP iktidarı, en çok yarayı kadrolaşma yüzünden aldı. Türban, AB' de reddedilince, birden AB ile ilişkiler eski hızını kaybetti. 301 konusunda da yeterli bir gayret gösterilmedi. Bunlar zaten seçime çok az bir süre kalmışken, AKP iktidarını yavaş yavaş yıpratacak nedenlerden bir kaç tanesiydi. Fakat; gerçek anlamda bir muhalefetin bulunmayışı, AKP’yi, ulusalcı partilerin karşısında, alternatifsiz bırakıyordu.

Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda uzlaşılması gerektiği vurgulandı. Tamamen, demokratik yollarla tek başına iktidara gelmiş bir parti, neden uzlaşsın ki? Efendim... "İşte halkın çoğu temsil edilmiyor" falan… Seçim kanunu aynı değil mi? Şimdide aynı kanunla seçime gidilmiyor mu? Yenimi, aklımız başımıza geldi. Ben anlamıyorum. AKP tek başına iktidar değil mi? Koalisyon olsa uzlaşma, gerekir. Neden uzlaşsın ki? Elbette onun göstereceği aday Cumhurbaşkanı olacak. Tabi eğer hukuk devletiysek. Değilsek; o zaman özür dilerim.

Bundan sonra iktidara gelen hiçbir parti "367" yi bulamayacağına göre, Cumhurbaşkanını halk seçmesi gerekmez mi? Efendim ... "Tek başlı olur, başkanlık sistemi olur, halk ikiye ayrılır" vs...

Halkın oyuyla iktidara gelen partiden korkulur mu? Üstelik ülkemiz hep istikrarsızlıktan ve koalisyonlar yüzünden gelişmesi yavaşlamadı mı? Yüzde on (10) barajı güçlü iktidar isteğine cevap verebilmenin amaçlarından biri değil mi? Daha iyi değil mi? Güçlü ve tek başlı bir iktidar. Hukukun düzgün ve bağımsız çalıştığı yerlerde, güçlü iktidarın ne zararı var? Şimdi ne olacak? Parlemento seçemedi. Buyurun halk seçsin. Hazretleri, hazır hemen “olmaz”. Peki nasıl olsun? “Benim istediğim olsun” Atanmışlar ve seçilmişler savaşı. Bir ülkeyi seçimle işbaşına gelen iktidar yönetir. Sorumlu odur. Atanmışlar değil. Bizim vergilerimizle maaşlarını ödediklerimiz, bizim seçtiklerimize karşı. Böyle hukuk, böyle sistem nerede var?

Halkı kutuplaştırma çalışmalarının da meyvesi alınmaya başlandı. Başbakanımız artık şehit cenazelerinde bile yuhalanıyor. Çok ayıp. Terörün sorumlusu durumuna düşürüldü. Aslında; Şemdinli’ yle başlayıp, rahip, Hıran Dink, Malatya cinayetleriyle devam eden halkanın, gerisindekilerin ortaya çıkarılmasında gösteremedikleri, cesaretin bedeli, şimdi AKP nin başına, Ulus ve diğer olayları sararak devam ettirecektir ödetilmeye.

Neredeyse, bütün emekli askerler sınıra yığınak yapılmadan önce, terörden AB ve ABD'yi sorumlu tutarak, Irak’a bir an önce girilmesi gerektiğini savunuyorlardı. Hatta, ordumuzda, meclis yetki verirse "Biz hazırız, " diyordu. Bir yandan terörün isteğini "Bizi Irak batağına çekmek istiyorlar, " diye tanımlarlarken, bir yandan Irak’a girme hazırlıklarını tetikliyorlardı. Son olarak "Ulus"taki terör eylemi sonunda, Başbakanımız "Asker isterse izin veririz, " dedi

Şimdi emekli askerler de, Irak’a girmeme konusunda demeç vermeye başladılar. Peki, ne gerek vardı ki bunca tahrike? Bu konular MGK'da konuşulur, şapka öne eğilir ve düşünülür. Ülkemizin menfaati neredeyse ona göre karar alınıp uygulanır. Şimdi Irak’a girilecekse bile, bu artık AKP iktidarı ile yapılmayacak, en azından belli oldu. Fakat kesin olan şudur, oraya girildiği zaman artık "savaş"tır bu. Bu da seçimlerin ertelenmesi demektir.

Üzüldüğüm şey 1919 şartları gibi, olmayan şartlar yaratıldı ülkemizde. Biz bunu haketmedik. Herkese karşı savaşılamaz. Irak’a desteksiz yani ABD’siz girilemez. Yapılacak bir darbe veya Irak’a girme, çok korktuğumuz bölünmeyi de beraberinde getirecektir. Ben inanıyorum ki bunların hesabını, bizi yönetenler yapmıştır. Mutlaka “B” planları vardır.

Foto: arte en blnoc y negro

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu yazınızı sanki daha okumuşum gibi geldi. Yine de seçim barajı konusu farklı; ama parlomentoya yansıma uygun değildi; Toplam seçmenin 1/4 oyuyla, 2/3 çoğunluğu almak; pek "adil" olmasa gerek.

derinmavi.. 
 11.06.2007 22:23
Cevap :
Doğru adil değil. Bundan önce konuşmalar farklıydı. Şimdi hatalı olduğu ortaya çıktı. Duruma göre seçim sistemiyle oynayıp duruyorlar.  12.06.2007 21:41
 

Merhaba, katıldığım ve katılmadığım noktalar o kadar fazla ki. Bir önceki yorumdan başlayayım. Haklısınız; CHP olsa uzlaşmazdı. Haksızsınız; Yazılı kuralların önünde bir de yazılı olmayanlar vardır. Uzlaşma hiçbir hukuki metinde yer almaz, bir kültür olarak gelişir. Haklısınız; Kanunen AKP'nin istediği kişiyi seçme hakkı vardı, Haksızsınız; kanunlar her zaman hukuk demek değildir ve her zaman tek başına meşruluk kaynağı olmayabilir, Haklısınız; Krizi yaratan tek başına AKP değildir, Haksızsınız; İktidar olarak sorumluluğun çoğu AKP'dedir, Haklısınız; AKP hiçbir zaman tam bir iktidar olamadı, Haksızsınız; Toplumsal dayanağı sakat bir seçim kanununa ve eksik bir oy yüzdesine sahip bir parti demokratik teamüller içinde uzlaşması gerekirdi, Haklısınız; Karşısında uzlaşacak bir siyaset göremedi, Haksızsınız; AKP eğer bu çarpık siyaset sistemimiz bir katkı sunmak isteseydi, üzerinde uzlaşacak bir AKP'liyi önerirdi ama AKP'de bir üst basamağın siyasal kültürüne sahip olmadığını gösterdi.

Bibliyofil 
 01.06.2007 20:26
Cevap :
Kaybeden Türkiyemiz olduktan sonra, haklı olmanın ve haksız olmanın ne önemi vvarki sevgili bibliyofil. Teşekkürler.  02.06.2007 22:12
 

Yazınızı okuyunca ülkede yaşayan insanlarımızın meydanlarda tepki göstermesini gereksiz bulmak olası. Ömrünü tamamlamış bir meclisin "Cumhurbaşkanını halk'ın seçmesi" gibi temel bir değişikliği sadece mecliste seçtiremedim, halk seçsin anlayışı ile açıklanabilir mi? Neredeyse rejim değişikliği anlamına gelen bu çabalar neye hizmet ediyor? Türkiye Cumhuriyeti belediye şirketi gibi yönetilemez..Demokrasinin temeli "UZLAŞMA" size bir şey ifade ediyor mu? Tüm seçmenin %25'inin,seçime katılanların%34'ünün oyu ile %100' ü ilgilendiren temel değişiklikleri ve çabaları nasıl yorumluyor sunuz? Cumhurbaşkanlığını ele geçirilecek "son kale" olarak gören anlayış bu sürecin sorumlusudur. Tepkiyi verenler değil ortamı yaratanların aynaya bakıp özeleştiri yapmaları gerekmez mi? Neyse fazla uzatarak vaktinizi almayayım.. Sorun zaten şekilci bakış açılarından kaynaklanıyor. AKP'yi bu noktaya galiba sizin gibi düşünenler getirdi.Son bir not daha.. "Asker isterse izin veririz" söylemi her şeyi açıklar

Necati TÜFEKCİ 
 27.05.2007 15:36
Cevap :
Mitinglerde tepki verenleri gereksizlikle yargılamıyorum. Demokratik bir tepkidir bu. Yazımda nelere mal olacağı açıkça bellidir. Ben her defasında hukukun üstünlüğüne dem vuranlar için söylüyorum. Sizin için değil. Bu hak AKP iktidarına verilmişmidir? Hemde 12 Eylül Anayasasıyla. Verilmiştir. Neyin tartışmasıdır bu. Kimle uzlaşılacaktır? CHP iktidarda olsa uzlaşacakmıydı? Koalisyonlar uzlaşır. İktidarlar değil. Seçmen hesabını düşünmem ben. Hukuka bakarım. Tabi varsa? Ortamı yaratan parti bellidir zaten. Şekilci bakış açısını açarmısınız biraz, anlayamadım kastınızı. Başbakanın "izinle" ilgili söylediği cümle, her şeyi açıklıyor dediğiniz gibi. Bunu yazımda bulabilirsiniz. Son bir not daha... Ben AKP li değilim. Gerçek bir hukukseverim. İlginize teşekkür ederim. Yorumunuzdan, bakış açınızı yakalayarak yaralanacağım.  28.05.2007 0:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 138
Toplam yorum
: 559
Toplam mesaj
: 168
Ort. okunma sayısı
: 904
Kayıt tarihi
: 06.02.07
 
 

Gazete ve kitaplara hep tersten göz atar, daha sonra okumaya başlarım. Bu özelliğim devrik cümlel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster