Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '08

 
Kategori
Çocuk Sağlığı
Okunma Sayısı
14420
 

"Bakıcı Kadın Sendromu"

"Bakıcı Kadın Sendromu"
 


Çocukta Bakımında "Bakıcı Kadın Sendromu"

Son yıllarda ortaya çıkan ve “bakıcı kadın sendromu” adı verilen hastalık, uzmanları bir hayli uğraştırıyor. Türkiye Pediatri Birliği Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, hastalığın temel sebebi olarak klip ve reklamların çocuklara izlettirilmesini gösteriyor.

Pediatristler son günlerde şimdiye kadar bilinmeyen yeni bir ruhsal çocuk hastalığını konuşuyor. ‘Bakıcı kadın sendromu’ adı verilen bu hastalık otizme çok benziyor. Ancak ortaya çıkışı ve tedavi yollarıyla otizmden ayrılıyor.

Bakıcılarla büyüyen çocuklarda başgösteren ruhsal gerilemeler anne babalarda endişe yaratıyor. Bazı pedagoglar, bu yeni ruhsal hastalığı 'bakıcı kadın sendromu' diye tanımlarken, bazıları tanımlanmış bir hastalık olmadığını söylüyor. Ortak kanı, kötü bakıcı ile büyüyen çocuklarda zeka geriliğinden yeme bozukluğuna kadar, hem ruhsal hem de fiziksel problemler yaşandığı. Uzmanlar, bakıcı ile büyüyen çocuklarda görülebilen sendromları şöyle yorumluyor.

Bakırköy Psikiyatri Tedavi ve Araştırma Merkezi'nden Psikiyatrist Ayhan Akçan: 'Bakıcıların çocuk üzerinde yarattığı etki, otizme benzer hastalık belirtileri gösteriyor. Aileler öncelikle şu endişeleri yaşıyor. Acaba çocuk bakıcıya benzer mi, bakıcının karakterinden ne kadarını alır. Özellikle ilk 5 yıl çocuğun annesi ve babasıyla geçireceği zaman çok önemli.

Sosyal öğrenme ve çocuğun davranış kalıplarını otomatik olarak aldığı dönemdir bu. Dolaylı yoldan mimikler, jestler, hissetme bu dönemde kazanılır. Eğer bakıcı sürekli baskı kurarsa, empati yeteneği yoksa, yani çocuğun duygularını anlamaktan yoksunsa, çocuk psikololojisinden anlamıyorsa, çocuk için ruhsal sorunlar başlıyor.

Çocuk bakıcılığı yedirip içirme, altını temizleme, uyutma olarak algılanıyor ise çocuğun bu hastalığa yakalanma riski var. Bu durumda çocuk hareketsiz, iletişimsiz, iletim problemi yaşayan, kendini ifade edemeyen, konuşamayan, karşısındaki insanların duygularını ve karşısından gelen uyarıları anlamayan, otomatiğe bağlamış hareketler gösterir. Yani robot gibi olur. Çocuklara kayınvalideler ya da yakın akrabalar bakarsa, çocuk bu kişilere genetik ve çevre olarak yatkın olur, risk almaz. Bakıcı bakıyorsa da çocuk psikolojisinden anlayan birileri olmalı. Yoksa tek odaklı, kendi dünyasında yaşayan çocukların sayısı artar.'

Problem çoğunlukla annesi çalıştığı için bakıcılara emanet edilen çocuklarda görülüyor. Anne-baba şefkatinden mahrum kalan bebek ve çocuklar, gün boyu bakıcıdan da ilgi görmeyince kendi içine kapanıyor. Gerek bakıcısı gerekse annesi tarafından ‘oyalansın’ diye saatlerce televizyon karşısına oturtulan çocukların çevrelerinde meydana gelen etkilere ilgi ve duyarlılığı gittikçe azalıyor.

Bu çocuklarda iki yaşına geldiği halde konuşamama, göz teması kuramama, etrafını algılayamama, aynı hareketi sürekli tekrarlayan mekanik cihazlara saatlerce bakma gibi belirtiler baş gösteriyor.

Türkiye Pediatri Birliği Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, son yıllarda ortaya çıkan bu sendromun, bulguların benzerliği sebebiyle otizmle karıştırıldığını ifade ediyor. Otizmle ‘bakıcı kadın sendromu’nun farklı sebeplerle ortaya çıktığını aktaran Murat Tuncer, “Bu sendrom, çabuk fark edildiği takdirde, çocuk eğitimi ve gelişimi uzmanlarının uygulayacağı terapilerle ortadan kaldırılabiliyor.” diyor.

Prof. Dr. Tuncer’e göre ‘bakıcı kadın sendromu’nun temel sebebi klip ve reklamların bebek ve çocuklara izlettirilmesi. Sevgisiz kalan çocuğun ilgisini televizyona verdiğini belirterek, “Çocuk televizyonda akan klip ve reklamları pasif şekilde seyrediyor, arka arkaya gelen ses ve görüntülerden hiçbir şey anlamıyor. Bu davranış, tekrarlanan hareketlere karşı çocuğun ilgisini artırıyor. Bazı çocuklar çamaşır makinesinin dönen kadranını, oturup saatlerce seyrediyor.” diye konuşuyor.

İlgisizlik ve televizyonun çocuğu tepkisiz ve pasif bir karaktere soktuğunu dile getiren Tuncer, “İki yaşına gelen çocukta 5-10 kelimenin dışında konuşma yeteneği gelişmiyor. Maalesef bu durum çok geç fark ediliyor.” uyarısında bulunuyor. Murat Tuncer, televizyon, bilgisayar gibi teknolojik ürünlerin asla anne sevgisi ve şefkatinin yerini alamayacağını vurgulayarak, şöyle konuşuyor: “Çocuğu annesi büyütmeli. Bu olmuyorsa öncelikle yakın akrabalardan yardım istenmeli.”

Gazi Üniversitesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Peyami Cinaz ise ‘bakıcı kadın sendromu’nun artmaya başladığını vurgulayarak gelecekte daha büyük bir sorun olabileceğini kaydediyor. Çocuğun ebeveyn şefkatini hissetmesi gerektiğine dikkat çeken Cinaz, “Çocuğu oyalamak için televizyon yerine zekasını geliştiren eğitici mekanik oyuncaklar ve oyunlar tercih edilmeli.” diyor.

Çocuk hekimlerini meşgul eden bu yeni hastalığın ne sıklıkla görüldüğüne ilişkin henüz net bir çalışma yok. Türkiye Pediatri Birliği, bu hastalığın yaygınlığını tespit etmek için bir çalışma başlatacak. Ancak uzmanlar, son birkaç yıldır otizm şüphesiyle gelen pek çok çocuğun aslında ‘bakıcı kadın sendromu’na yakalandığını tespit ettiklerini anlatıyor.

Beyinsel bir rahatsızlık olan ve sebebi tam olarak bilinemeyen otizm doğuştan geliyor. ‘Bakıcı kadın sendromu’ ise bebeğin büyütülme tarzından kaynaklanıyor.


ANNELERE TAVSİYELER

çalışan anneler dikkat çocuk sahibi olmadan önce bakımla ilgili tüm planları yapın. Çocuğunuzu bakıcı yerine anneniz, kayınvalideniz gibi yakınlarınıza bırakın. Alternatifiniz yoksa bakıcınızı iyi seçin. Bakıcıya bebek bakımı dışında iş yaptırmayın. Bazen habersizce ziyaret ederek bakıcıyı kontrol edin. Çocuğu mümkün olduğunca televizyondan uzak tutun.

VAK'A LAR AZ DEĞİL

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Büyüme ve İştahsız Çocuk Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Benal Büyükgebiz: 'Merkezimiz yeni açılmasına rağmen çok sayıda çocuk, büyüme ve beslenme geriliğinden merkezimize tedavi amaçlı getiriliyor. Bunun en önemli nedenlerden biri bakıcıyla büyüyen çocukların ihmal edilmesi. Bakıcı sendromu çocuklarda büyüme geriliklerine de neden oluyor. Çocuğun zamanının büyük bir kısmı bakıcıyla geçiyor. Bakıcı çocuğa psikolojik gelişiminde etkili olması gereken uyaranları vermiyor. Zayıf ve boyları kısa çocuklar oluyor. Geç yürüyen, boyları kısa bu çocuklarda sadece psikolojik değil, fiziksel gerileme de meydana geliyor. Bakıcı beslenme becerisi geliştiremediği için çiğneme ve yutkunma problemleri oluşuyor. Çocuk

1 yaşına geldiği halde pütürlü gıdayı çiğneyemiyor. Çalışan anneler, çocuklarının bakımı için bir bakıcıdan destek alıyorlarsa, mutlaka çocuklarının beslenme becerileri bakımından gelişimlerini yakından takip etsinler.'

Bu hastalIk tanImlanmış değil

ACIBADEM Kadıköy Hastanesi'nden Pedagog Ayşegül Salgın: 'Bakıcı sendromu diye tanımlanmış bir hastalık yok. Ama çocuklarda kötü bakıcıların yarattığı olumsuzluklar var. Çocuk 1 yaşına kadar çevresinden veri topluyor. Bu verileri doğru uyarıcıların sunması önemli. Çocuk uyaransız kalması, onunla konuşulmaması, sürekli televizyon karşısında oturtulması durumunda, sadece izlemeyi öğrenir. İletişim kuramaz. Problemli bakıcılarla büyüyen çocuklarda bu sorunlarla karşılaşıyoruz. Çocuğun yakın ilişki kuran birine ihtiyacı var.'

Tanyeli

'BENİM en büyük fobim dadı fobisi. İşimden ötürü zamanımın çoğunu dışarıda geçiriyorum. Beş yaşında Teoman adında bir oğlum var. Çok dadı değiştirdik. Benim bu konuda pek kısmetim yok. Gelenlere çocuğumu emanet ediyorum ama gözüm arkada kalıyor. Bu konuyla ilgili bir de olayı paylaşmak istiyorum. Benim oğlum havuzun kenarında oynarken düşüyor ve dadı yanında yok. Dadıya sorduğumda 'uyuyakaldım' dedi. Benim sahnede uyuma lüksüm var mı?'

Merve İldeniz

'BİZİM dadımız olmadı. Bundan dolayı dadı fobimiz de... Kızım Leyla'ya kendim bakıyorum. Arada bir arkadaşına gider. Arkadaşının annesi benim arkadaşımdır. Bir de babaannesine gider. Eğer ben bakmasaydım, dadıyı özenle seçerdim.'

Neşe Erberk

'FOBİ demek istemiyorum, sadece böyle bir sıkıntımız var. Ben dadı değil de, yardımcı demek istiyorum. Yardımcı bulmak inanın çok zor. Çünkü çocuklarınızı teslim ediyorsunuz. Ben istemesem de altı ayda bir yardımcı değişikliği yapıyorum. Ama maalesef hayalinizdeki birini bulamıyorsunuz. '

Nurgül Yeşilçay

'BEN çocuk bakmaktan ne anlarım? Tabii ki çocuğumun bakıcısı var. Hem de en iyisini bulduk desem yeridir. Kendisi Azerbaycanlı, adı da Afet. Ona çok güveniyorum. Bu anlamda hiçbir sıkıntı da yaşamıyorum.'

Eda-Metin Özülkü

'BİZİM de Eda'nın hamileliğinde bakıcı fobisi vardı. Ancak şu an çok güvendiğimiz bir insan bakıyor. Aynı zamanda yakınımız. Birtakım denemeler yaptık. Ve hislerimiz doğrultusunda bu güven oluştu. Böylece dadı fobimiz ortadan kalkmış oldu.'

Deniz Pulaş

'DADI fobisi yaşamadık. Ben serbest meslekle uğraştığım için çalışma günlerim bellidir. Bu yüzden çocuğuma ben baktım. Benim olmadığım zamanlarda babaanne veya anneannesi baktı. Tabii televizyonlarda izliyoruz yaşananları. Bu olaylar ebeveynleri endişelendiriyor. Düşünsenize kan bağı olmayan birine evladınızı teslim ediyorsunuz. Böyle bir durumda benim gözüm arkada kalırdı. Ama genelleme yapmak yanlış olur. Çünkü gerçekten bu işi çok iyi yapanlar da var.'

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 9748
Kayıt tarihi
: 12.05.08
 
 

KOÇLUK DANIŞMANLIK ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster