Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '17

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
417
 

“Başkana ne gerek var?” Lider, Başkan, Toplumun ruhu, çarpan yüreği, akan gözyaşıdır

“Başkana ne gerek var?” Lider, Başkan, Toplumun ruhu, çarpan yüreği, akan gözyaşıdır
 

Kararı siz veriniz. Bu her ne olacaksa. Kararınızın iyiliği veya isabetsizliğini siz yaşayacaksınız. Size akıl verenler değil.


Osmanlı içerisinden 36 padişah çıkarmıştır. Peki, bunlardan kaç tanesi halkın çarpan yüreği olmuştur? Dediğimizde, aklımıza kaç sultan gelecektir? Cevabı, I. Dünya Savaşı sırasında Sivas yöresinde yakılan bir ağıta bırakıyoruz.

Bizden selâm eylen Sultan Reşad’a

Kınalı beşikler kaldı köşede

Sultan Hamid gerek asker yaşada

O da hal edildi devrâna bakın.

Sivaslı aşık ne demektedir:

-Sultan II. Abdülhamid iktidarda olsaydı, çocuklar kınalı beşiklerinde öksüz kalmazlardı. Peki, gerçekten de öyle mi olurdu?

Sultan II. Abdülhamid, 33 yıl iktidarda kalmasına rağmen, içerisine itildiği 2 savaş (’93 Harbi ile ‘313 Teselya Harbi) haricinde halkını bir sıcak çatışmaya sokmamış ve eğitimli-öğretimli altın bir nesil yetiştirmiştir.  

Ancak, bu altın nesil (Milli Mücadele’yi yapan ve Cumhuriyeti kuranlar bunlara dahildir.) Ne yazık ki bugün hala nedenleri, sonuçları tartışılan Çanakkale Savaşları’nda, (lise talebeleri dahil) ülkenin iyi eğitimli on binlerce evladı) Çanakkale üzerinden memleketin bedeninden adeta bıçakla kazınmıştır.

Çanakkale Savaşları, iyi değil, çok iyi analiz edilmelidir.

Sultan II. Abdülhamid, çağına uygun, modern manada, yaklaşık 10.000 (onbin) ilkokul açmış, 30.000 km. telgraf hattı döşemiştir. Milli Mücadele'de M. Kemal Paşa'nın çok yoğun kullandığı hat Sultanın eseridir.

Bunlarla birlikte İslam Alemi’nin mali katkıları ve Osmanlı teknik insanlarının emeği ile, yaklaşık 1500 km.de Hicaz demiryolu hattını döşetmiş, çok sayıda modern sivil-askeri hastahane, meslek okulları, üniversiteler açtırmıştır.

Onun döneminde hem kız okulları vardır, hem de karma ilk okullar. Dileyenler kadınlarımızın ilk kez devlet hizmetinde ne zaman çalışmaya başladığını da araştırabilirler.

Peki, bu hizmetleri yapan Sultan’ı, başkanını bu kadim millet unutmuş mudur?

Vefatından yüzyıl sonra dahi, cennetmekanı rahmetle andığımıza göre unutmamıştır.

Başarırsın,

Eğer, hem milletine, hem de kendine inanıyorsan

Neden Er-Doğan?

Bir ülkenin orman yangınlarına müdahalesinin onun teknolojik gelişimindeki göstergeler arasında sayıldığını biliyor musunuz?

Orman yangınlarının söndürülmesinde kullanılan ileri teknolojiyi Bakan Eroğlu bize bakınız nasıl özetlemektedir:

-“Yangına müdahalede en ileri teknolojiye sahibiz… Yangına müdahalede dünyada hiçbir ülkede olmayan teknolojiye sahip olduklarını belirten Bakan Eroğlu,

-“Türkiye avucumuzun içinde. Nerede yangın çıkarsa anında görüyoruz. 10 dakikada yangına müdahale ediyoruz. Şu anda en ileri teknoloji bizde. Bir çok ülkeden teknoloji ve eğitim için bize geliyorlar...

-Uzaklığa bağlı olarak 10-15 dakika arasında yangınlara müdahale edebiliyoruz. Helikopterlerimiz 10 saatin üzerinde sürekli havada kalabiliyor… Ayrıca uçaklarımızı ve helikopterlerimizi yangın harekat merkezinden sürekli izliyoruz.

Türk Hava Yolları kısa sürede nasıl bir dünya devi olabildi?

THY, 2003’teki değerlendirmede Avrupa’nın 27’inci; 2009 yılı sonu itibariyle yapılan değerlendirmede 4’üncü sıradadır. Peki, ne oldu da birkaç yıl gibi kısa sürede Lufthansa, British Airways, Air France’dan arkasından dördüncü olabildiler? Ve en sonunda başarıları ile Alman Havayolu şirketi Lufthansa’yı da geçebildiler.

THY yetkilisi anlatmaktadır.

-“2003’ten, 2010 yılına kadar THY’ye hostesler hariç hiç lise mezunu personel alınmamıştır. Alınan personelin tamamı üniversite mezunu ve çok büyük bir oranı da master ve doktora yapmıştır. Bunlarla birlikte THY kadroları, Avrupa ve Amerika’nın önemli üniversitelerinde master yapmış kişilerle zenginleştirilmiştir...

Birçok projemiz var. 300’e yakın bilgisayar yüksek mühendisi çalışıyor. Türkiye’nin belki de en büyük bilgi teknolojileri personeline sahibiz. Birçok programı biz satıyoruz. Teknolojileri geliştiriyoruz. Yapamadıklarımızı dışarı veriyoruz. Hazır programları alıyoruz.

Başarının altında bu ekibin imzası var.

Toplam gelirde yüzde 86 artış yaptık. Net karımız yüzde 128 arttı. Baktığınız zaman geçmişle kıyaslanmayacak kadar iyileşmeler var. Daha da iyi olması için çaba sarf ediyoruz.

THY, 2005 yılında Avrupa’nın tüm yolcu pastasından 4.1 pay alırken, 2009 yıl sonu itibariyle bu pay 7.6’ya çıkmıştır. Bu 7.6’lık pay bize Avrupa üçüncülüğünü getirmiştir.

Milli gururumuz, teknoloji üretim üssümüz ASELSAN

2002 yılında birçok tesisi kapanma noktasına gelmiş olan savunma sanayi sektörü, hükümetin azim ve kararlılıkları ile Türk Silahlı Kuvvetleri ihtiyaçlarının yurt içinde karşılanma oranının 2003 yılında yüzde 25 seviyelerindeyken; 2007 yılı itibariyle bu oranın yüzde 42’ye, 2010 yılında yüzde 47,5 ve bu yılın sonunda bu rakamı yüzde 50’ye çıkarılması hedeflenmiştir. (Bu oran 2016’da yüzde altmışlara ulaşmıştır.

ASELSAN’da, 2168’i  mühendis, 1084’ü teknisyen olmak üzere toplam, 3851 personel çalışmaktadır.  Çalışanlarımızın yaklaşık 60’ı mühendistir. Halen ASELSAN’da çalışmakta  olan mühendislerin, 1184’ü ODTÜ, 348’i Hacettepe Üniversitesi,184’ü Bilkent Üniversitesi,  160’ı İstanbul Teknik Üniversitesi,107’si Gazi Üniversitesi mezunudur.

ASELSAN’da çalışmakta olan mühendislerin, 78’i  doktora mezunu, 1053’ü yüksek lisans ve 1037’si lisans mezunudur.

 “Adaleti Savunanlar Derneği” Genel Başkanı emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi bakınız bu konuda ne demektedir:

Teknoloji var, irade yok!

“İnsansız uçaklar veya çeşitli silahları yapabilecek teknoloji, birkaç gömlek düşük de olsa Türkiye’de var. Ancak bu noktada 3 konu çok önemli.

-Öncelikle teknolojiye sahip olacaksınız.

-Sonra mali kaynak

-Ve bu kaynağı sürdürebilir hale getirmek için pazar bulmanız gerekir.

60 tane İslam ülkesi var. Ve hepsinin de bu silahlara ve uçaklara ihtiyaçları var. Ancak bunu gerçekleştirecek siyasi irade yok. Türkiye’nin İslam ülkelerine açılmasıyla pazar sorunu giderilebilir. Ve bu konuda ileri teknolojiyi yakalayacak kaynak da temin edilmiş olur.

Bir silahı üretmek için bir fabrika yapabiliriz, ancak seri üretime geçerek maliyeti düşürmek gerekir.

ABD, bizim gibi ülkelere silahı veya uçağı satıyor ama modernizasyonunu İsrail’e yaptırın diyor.

Dolayısıyla ABD ve İsrail’e bağımlılık oluşuyor. Ve bu sektörde dehşet paralar dönüyor. İslam ülkeleri ortak hareket ederek silah sanayini geliştirirse, hem bağımlılıktan kurtulur, hem de kaynaklarını dışarı akıtmazlar. Bu gerçekleşirse, Irak, Afganistan ve Filistin gibi halkı Müslüman olan ülkelerin işgal edilmesinin önüne geçecek güçlü bir irade de ortaya konulmuş olur.”

“Türkiye özgüven patlamasını yaşıyor’

Alman Cicero dergisi, “Türkiye’nin, AB’ye girme konusundaki o amansız isteği, çabası ve gayretleri çoktan geride kaldı. Ülke şu sıralar kendini de aşan bir öz güven patlaması yaşıyor” denildi.

…Cicero dergisi Türkiye-AB ilişkilerine ilişkin yorumunda Türkiye’nin yüzünü artık Berlin, Paris ve Washington’dan çok giderek Doğu’ya çevirdiğini öne süren dergi,

“Sonuç olarak karşımıza çift haneli ekonomik büyüme, Balkanlar’da, Rusya’da, Arap ve Asya coğrafyasında etkili ve ikna edici görüşmeler ile çok sayıda askerî iş birliği çıkıyor” dedi.

‘Öz patlamasının temel çıkış noktası İstanbul’

…Cicero, “Türkiye’nin bu yeni öz güven patlamasının temel çıkış noktası“gayriresmi başkenti” İstanbul” ifadesini de kullandığı yorumunda İstanbul için şunları da yazdı:

“Turistler ve kültür meraklıları şehri her dönemde ziyaret ederken, şimdi son dönemde yapılan çok sayıdaki beş yıldızlı oteli dolduran yeni bir grup dikkatleri çekiyor: Zengin Araplar ve Asyalı iş adamları Türkiye’de yeni yatırım arayışındalar.

Üstelik bu arayışlar meyvelerini de veriyor çünkü 2001 ile 2010 yılları arasında Türkiye’ye doğrudan giren Asya sermayesi bir milyardan 18 milyar dolara yükselmiş durumda.” (1)

Peki, ne değişti de, "Türkiye özgüven patlaması yaşıyor?"

...

İnsan, mevcut bilgi ve deneyimi ile düşünerek bir sonuca giden varlıktır.

İnsan olmanın en büyük göstergesi, kendi iradesi ile bir sonuca gidebilmesidir.

Önümüdeki referandumda, kararı siz veriniz, bu her ne olur ise.

Çünkü, bunun yarar veya sıkıntısını siz yaşayacaksınız. Size akıl verenler değil.

...

Bilgi, eşek yüküdür. Eğer, siz ondan ihtiyacınız olan yeni bir bilgi üretemiyorsanız.

Başarı: İnanmak, geriye bakmadan, “ama” demeden çok çalışmaktır.

İnanırsan oluyor.

 

www.canmehmet.com

(1)Daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/turkiyede-ne-degisti-de-ozguveni-patladi-ileri-teknoloji-uretmeye-basladi.html

 

ali açıköz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Pek değerli Mehmet bey, yazdıklarınız bana İran fıkralarını hatırlattı.AKP dönemi ile ilgili yazdıklarınıza katılıyorum da, şu on bin ilk okul ve otuz bin kilometre telgraf hattı biraz komik geldi.II.Abdülhamit devrinde nüfus ne idi. Kaç vilayet vardı.1O bin okula nasıl öğretmen buldu? 1950 yıllarında Adana'yı hatırlıyorum da, topu topu beş adet ilkokul vardı.Nüfus 150 bin idi.Bu hesapla şehirler dışındaki yerleşim merkezlerini göz önüne alsak demektir ki her köyde bir okul varmış.30 BİN KM TELGRAF HATTI DA pek normal değil.Türkiye'nin eni 1500 km.Yani her tarafta telgraf varmış.O kadar telgraf memuru nasıl yetişmiş.Gerçekse tebrik etmek lazım.1950'lerde Adana postanesinde 6 tane mühendis, 8 tane de teknisyen vardı.Teknisyen olarak çalışanların çoğu ilk okul mezunu idi.Nereden bunları biliyorsun dersen,Adana postanesi lojmanlarında oturuyorduk, babam baş teknisyendi.Mühendisler de lojmanlarda oturuyorlardı.Sağlıcakla kalın.

yılmaz çetingöz 
 17.02.2017 2:08
Cevap :
Değerli Yılmaz Çetingöz, Kişisel çalışmaların öne çıkarılmasını fazla sevmeyenlerdeniz. Bununla beraber, yazdıklarımızın hangi boyutta ciddiye alındığını görmek için kişisel web sitemize bakılmalıdır. Makalelerimizi: Wikipedi, Ekşi sözlük, vb. kaynak göstermekte, Brüksel çıkışlı "AB haber" ile Can Dündar (dahil) makalelerimizi web sitelerinde yayınlamaktadır. Peki, neden? Çünkü kaynağı olmayan hiçbir bilgi tarafımızdan kullanılmamakta, önemli konularda iddia ve karşı iddia sahipleri birlikte verilmektedir. Abdülhamid'in,10.000 ilkokul, 1500 km. Demiryolu,30.000 km. telgraf hattı ciddi kaynaklara sahiptir. Size bu doğru bilgilerin ilginç! gelmesi: Aydınlarımızın tek taraflı okuyarak, kendilerini zehirlemesindendir. İhtimaldir ki buna siz de dahilsiniz. Web sitemizde (okuduklarımızdan) önerilen kitaplara bakıldığında; özellikle cumhuriyetle ilgili her türlü görüş sahibinin eserinin okunduğu görülecektir. Yorumunuz için teşekkür ediyorum. Farklılık zenginliktir. Sağlıcakla kalınız.  17.02.2017 15:35
 

Ben tek cümleyle EVET, diyeceğim Mehmet Bey...Selamlarımla

ali açıköz 
 12.02.2017 12:23
Cevap :
Değerli Ali Bey, Bizler, Milli Mücadele'ye başlarken, İşgalcilerin bizlerin hakkında verdikleri hüküm çok uzun yıllar evvelinden bellidir. Bu hüküm, "Şark Meselesi" olarak özetlenebilir. Özeti: Müslüman Türkleri, kendilerine bir medeniyet kurduran İslam'dan ve mıktatıslık yaptıkları İslam Alemi'nin liderliğinden uzaklaştırmak, Avrupa'dan (atmak) kazımaktır." Bunun ilk ayağı, 1912-1913 Balkan Savaşları'dır. Lozan Ant.(Bilinenin aksine) Yeni devlet için onay değil, Osmanlının tasfiyesi, mirasçılarının da arkasına düşmemeleridir. "bunun sözü veya garantisi alındı!" demeyelim de "bunun tartışılması gerekir!" diyelim. (bir bakış açısı ile) "Lozan, siyasi bağımsızlık sağladı", dediğimizde, iktisadi bağımsızlık verilmedi, diyebiliriz. İktisadi bağımsızlık, Rahmetli Erbakan'la başladı, talebeleri (Erdoğan ve ekibi) ile devam etmektedir. "Evet" İktisadi bağımsızlığımızın sağlanması demektir. Bunun ne anlama geldiği ile ilgili bir dizi hazırlıyoruz. Teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  13.02.2017 16:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 894
Toplam yorum
: 2468
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1589
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisinde öğrenciliğim sırasında bir kamu iktisadi kuruluşunda başladığım çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster