Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '14

 
Kategori
Kültür Turizmi
Okunma Sayısı
236
 

"Belgrad"...

Uzun bir aradan sonra tekrar Başkent "Belgrad"a doğru kısa bir gezi yapmak arzusu ile yol arkadaşım ile seyahatime başladım:) ... Beni manevi duygularla  "Balkanlar"ın bir diğer Şehri'ne nelerle karşılaşacağımı bilememenin verdiği merak, heyecan duygusu ile  (ki her seyahatimde olduğu gibi) üç gün'lük yolculuğuma başladım... Sabahın erken saatlerinde Belgrad-Nikola Tesla hava alanına indiğimde, otelimize doğru yol boyunca şehrin genel görüntüsü ile  ilgili olarak ilk izlenimim; Yollarda yaşanan yoğun polis ve asker olması idi, bindiğimiz taksinin şoförü ile sohbetimizde bu durumun "Putin"in Belgrad'a  gelmesi olduğunu öğrenmemiz oldu. Otelimize varışımızın ardından Başkent Belgrad'ın "Yeni ve Eski Belgrad " olarak iki kısımdan oluştuğunu gördüm. Biz yeni Belgrad'ta bulunan ve Dunav/ Tuna nehrinin o muhteşem huzur veren sakin güzel manzarası olan otelimizde yeni güne keyifle veee Putin' için yapılan devlet töreni eşliğinde marş'larla başladık:)... 

Kısa bir dinlenme molasından sonra şehrin diğer yakasına geçmek için yola revan olduk:) Öncelikle, Belgrad Kalesi'ni ve çevresinde bulunan tarihi yapıları görmeye gittik, Osmanlı Padişahı Sultan Süleyman'ın Şehri kuşatması ile aldığı Kale içinde tarihin o peşimizi bırakmayan izlerinde kaybolarak yürüyüşümüze devam ettik. Kale şehrin planlamasında önemli bir noktada kurulmuş olmakla, bir tarafta Tuna diğer tarafta Sava nehrinin birleştiği muhteşem konumu ile görülmesi gereken yerlerden birisi. Biz kale ve civarındaki doğal park, kilise, heykeller ile bezenmiş yerleri gezereken gökyüzünde yine Putin için düzenlenen savaş uçaklarının eşsiz gösterisi ile karşılaştık:).. Kale'den çıkıp şehrin en işlek caddelerinden biri olan "Knez Mihaliova" ya doğru giderken, şehrin başka bir yüzünü de izleme olanağı bulduk. Zira bir yanda Savaş'ın izlerini taşıyan binaların yanı sıra bu cadde üzerinde bulunan Rönesans döneminden kalma muhteşem sanat eserleriyle bezeli yapıları ile adeta bambaşka bir dünya ya adım attık. Yine,  Şık kafelerin, mağazaların, sokak sanatçılarının ve  restaurantların bulunduğu bu cadde de istediğiniz her şeyi bulmak mümkün. Dikkatimizi çeken bir diğer şey ise eğlence mekanlarının yok denecek kadar az olması idi. Daha çok kumarhanelerin bulunduğu şehirde birkaç sokak sonra yerel müzik yapan cafe-bar- restaurantların bulunduğu caddede Balkan müziklerinin coşkusu ile keyifli bir Belgrad gesesi yaşadık:)...

Birinci günümüzün sonunda "Belgrad"a ilişkin  izlenimim, insanların çok yardımsever ve güler yüzlü oluşu idi. Şehri ikiye bölen "tuna / sava" nehirlerinin şehrin her iki yakasında farklı görüntülere sahne olduğu,bir yanda Eski Belgrad diğer yanda ise Yeni (!)  Belgrad ki Tito döneminden kalma yapıları ile bizim kaldığımız Yeni Belgrad'ın  hem ekonomisinde  hem de şehrin genelinde halen yirmi beş yıl öncesi biten Savaş'ın izlerini taşıdığı bir kent görünümde olması şaşırtıcıydı.

İkinci günümüzde ise Belgrad'a yaklaşık 1 saat mesafede bulunan ve görülmesi gereken diğer bir şehir "Novi Sad" a doğru yola çıktık. Sonbaharın bütün güzelliklerini yol boyunca izleyerek merkeze gitmek üzere otobüse bindik, küçük bir ayrıntı bu ülkede şehir içi ulaşım ücretsiz yerli halk ve elbette bizler içinde hoş bir sürpriz oldu:)... Novi Sad geniş meydanları, Rönesans dönemini yansıtan eserleri, katedralii, tarihi kiliseleri, renkli insanları, şık kafeleri, şirin parkları ve içinizi ısıtan samimi insanları ile yüreğimde hoş bir seda bıraktı... Novi Sad sonrası Belgrad gecelerini görmek adına yola koyulduk:). Özellikle genç nüfusun eğlence anlayışını görmek amacıyla canlı müzik yapan mekana gittik yol arkadaşımla. Balkan müziği ezgilerini keyifle dinlemek oldukça mutluluk verdi bizlere:)...

Üçüncü ve son günümüzde ise Eski Belgrad'ın görmediğimiz kısmını keşfetmek üzere yine sabah erken saatlerde yola çıktık. Bu kerre şehrin önemli eserlerinden biri  Aziz Sava Katedrali[ ( Aziz Sava Tapınağı veya Aziz Sava Katedrali[1] (Sırpça: , Hram svetog Save - "Aziz Sava Tapınağı") Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da bulunan bir Ortodoks kilisesidir. Kilise, Sırp Ortodoks Kilisesi'nin kurucusu ve Orta Çağ Sırbistan'ında önemli bir kişilik olan Aziz Sava'ya ithaf edilmiştir. Vracar platosunda, Osmanlı Paşası Sinan Paşa tarafından 1595'te Sava'nın gömüldüğü düşünülen yere kurulmuş olan kilise mevkisi sebebiyle Belgrad şehir görünümünde göze çarpmaktadır. Her ne kadar, bir piskoposun yeri olmayışı sebebiyle - Belgrad Metropolitan Piskoposu'nun mekânı Aziz Mikail Katedralidir - teknik anlamda katedral olmasa da yabancı dillerde büyüklüğü ve önemi sebebiyle sıklıkla katedral olarak anılır. Özgün Sırpça isminde tapınak (hram) olarak anılır ve tapınak sözcüğü Doğu Ortodoks Kilisesinde kilise anlamında kullanılmaktadır)...

Ardından, St. Michael Katedrali (Sırpça: , Saborna Crkva Sv. Arhangela Mihaila) Belgrad'ın merkezindeki bir Sırp Ortodoks Kilisesi'dir. Sırbistan'daki en önemli ibadet yerlerinden birisidirSt.Michael Katedrali

Yine  Belgrad'da bulunan, kültür mirasımıza ait tek cami olan "Bayraklı camii"ni (Bayraklı Camii[1] (Sırpça:  / Bajrakli damija), Osmanlı devrinde bugün Sırbistan'ın başkenti olan Belgrad'da inşa edilen cami. Cami 1575 yılı civarında yapılmıştır.

Bayraklı Camiinin kim tarafından ve hangi tarihte inşa edildiği tam olarak bilinmemektedir. Bu konuda araştırmacıların çeşitli görüşleri bulunmaktadır.

Kare planlı olarak inşa edilen cami 10,2 m.'lik bir kubbe ile örtülüdür. Caminin kesme taştan inşa edilen sade bir minaresi vardır.

Belgrad'ın Pasarofça Antlaşması ile Avusturya'ya bırakılmasından sonra Bayraklı Camii 22 yıl kilise olarak kullanıldı. Belgrad'ın Osmanlılar tarafından geri alınmasından sonra tamir edilerek yeniden ibadete açılan cami, daha sonraki Osmanlı-Avusturya savaşlarında da büyük zarar gördü. 1867'de Belgrad'ın Osmanlıların elinden çıkmasından sonra Sırp Hükümeti tarafından resmi olarak Müslüman cemaate tahsis edilen cami 1893-94 tarihinde II. Abdülhamit tarafından tamir ettirildi.

Osmanlılar zamanında 250 kadar caminin bulunduğu Belgrad'da ibadete açık tek cami olarak kalan Bayraklı Camii, Kosova'da meydana gelen olaylardan sonra 18 Mart 2004'te yakıldı. Fakat daha sonra yeniden tamir edildi.) ziyaret ettik...

Daha sonrasında ise, günün yorgunluğunu atmak üzere "kosova restauran"ı  keşfettik. Burası, damak tadınıza uygun zengin lezzetli menüsü ve huzur veren atmosferi ile nefes alabileceğiniz dinlendirici bir mekan.. tavsiye olunur efendim)...

Günün geç saatlerinde Belgrad Knez Mihaliova caddesinde son alışverişlerimizi yol arkadaşımla yaptıktan sonrası keyifli geçen kısa seyahatimizin sonunda, sevgili arkadaşımın  (!)  beni tanımadığım bilmediğim bir ülkede tek başıma bırakmasıyla otelime dönmek zorunda kaldım...

Özetle; Balkanların samimi, sıcakkanlı insanlarının yaşadığı Başkent "Belgrad"da, huzurlu, keyifli bir seyahatin ardından her şeye rağmen güzel duygularla ayrılmak ve ülkeme dönmenin  sevinciyle başka bir zaman diliminde Yeni İnsanlar, kültürler ve şehirlerde buluşmak, siz değerli blog dostlarım ile paylaşmak üzere sevgiyle kalın...

25/10/2014

Naturistdaisy

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1384
Kayıt tarihi
: 17.09.07
 
 

Kelimelerin gücüne inandığım için yazmayı seviyorum. Düşüncelerimi, duygularımı, dünyaya bakışımı if..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster