Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '09

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
2113
 

"Ben bilmem, beyim bilir"(!)

"Ben bilmem, beyim bilir"(!)
 

İmageshack sitesinden


Selma: 30 yaşında, işletme mezunu, bir fabrikada insan kaynakları sorumlusu olarak çalışıyor. Evli. Bir çocuğu var.

Hatice: 30 yaşında, ilkokul mezunu, çalışmıyor. Evli. İki çocuğu var.

Selma aileyi ilgilendiren bir konuda tek başına karar vermiyor, Hatice’de öyle. Fakat aralarında, kurdukları cümle bakımından çok önemli bir fark var:

Selma: “Bana göre mantıklı, fakat bu konuyu eşimle de konuşup; ikimizin ortak kararını sonra söylerim” diyor.

Hatice; “Ben bilmem, beyim bilir.” diyor.

 

Sonuç: Bir toplumdaki Haticelerin yüzdesi, o toplumun gelişmişlik düzeyinin göstergesidir!

 

“Ben bilmem, beyim bilir” tavrı, kadının al-ama-dığı eğitim ve ona bağlı olarak oluşturduğu bakış açısıdır. Daha doğrusu kendine ait olmayan bir hayatta, suret olarak var olup; aslı yok, bedenden ibaret olmaktır!

Birileri sizi kullanır; etinizden, sütünüzden yararlanır ve verimden düştüğünüzde de; yine üzerinde hiçbir söz hakkınızın olmadığı bir kurallar ve (varsa) haklar bütününden payınıza ne düşerse ona razı olursunuz.

 

Yukarıda örnek olarak verdiğim iki kadından ekonomik özgürlüğü olan ve kendine has bir dünya görüşü olan “aydın” kadın, bırakın kumayı, aldatılmayı bile kabul edemez. Ama Hatice için aynı şeyi söyleyebilmek mümkün değil. Hele hele dini ve örfi öğretilerle baskılanarak büyütülmüş ve de ekonomik özgürlüğü sıfır ise; fıkradaki gibi; “bizimki daha güzelmiş” demek zorunda kalır(!)(*)

 

“Ben bilmem, beyim bilir” ifadesi, aynı zamanda geri kalmışlığın hem nedeni hem de sonucudur.

Nedenidir; çünkü gelişme ve büyüme ancak kadın ve erkeğin omuz omuza birlikteliği ile mümkündür. İki tekerlekli bir aracın tekerlerinden biri patlamışsa; o araç yürümez. İki gözünüzden biri körse; dünyayı çepeçevre göremezsiniz. Bacaklarınızdan biri yoksa; koşamazsınız.

Geri kalmışlığın sonucudur; çünkü cahil kadınların çoğunlukta yer aldığı toplumlar yeniliklere açık olamaz; yeni fikirler üretemez, düşünüp değerlendiremez. Kısacası bir fikri olamaz.

Peki fikri olmayan kadının zikri nedir? Beyinin fikrine tabii olmak. Artık beyinin, beyni ne kadar gelişmişse(!)

Konu ile ilgili içler acısı bir örnek Mali’den:

Afrika’nın en büyük yedinci; dünyanınsa fakirlikte birinci ülkesi, Mali. Topraklarındaki altın ve uranyum Fransa tarafından yıllarca sömürülmüş; posası çıkınca serbest bırakılmış, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bir ülke.

Bu ülkedeki kadınların % 75’inin okuma yazması yok, % 45’i ise çok eşlilik altında yaşıyor.

Sadece bu bilgilerle bile bakıldığında; Mali’deki kadın profiline acımak geliyor insanın içinden.

Ama sıkı durun:

Geçenlerde parlamentoya gelen bir yasa değişikliği için; o acınası kadınlar sokağa döküldüler. Hem de nasıl biliyor musunuz? “Kadın erkek eşitliğine, HAYIR!” nidalarıyla!

Yasada, boşanan kadının ve evlilik dışı çocuğun miras hakkı genişletiliyor, çocuğun velayetini babaya veren maddedeki ‘baba’ ibaresi ‘anne-baba’ ile değiştiriliyor, evlilik, lâik bir düzenleme olarak tanımlanıyordu.” (Gazetelerden)

Üzerine yorum yapmaya gerek duyulmayacak kadar traji-komik bir durum, değil mi?

Peki, kadına bunu yaptıran nedir?“Ben bilmem, beyim bilir,” anlayışı olmasın sakın! Beyi bilmiş; "batı medeniyeti günahtır ", demiş; o da kendisinin yararına olacak bu değişime “hayır” diyerek beyinin bilgisine onay vermiştir!

 

Aşağıdaki linkte Focus dergisinin Dünya Kadınlar Günü sebebiyle yaptığı “Dünya kadınlarından insan manzaraları” başlıklı araştırması var. Kadın ve erkeği eşit tutan toplumlarla, kadını ikinci sınıf gören toplumların fakirlikle at başı giden sosyal statülerini görmek açısından güzel bir araştırma: http://www.focusdergisi.com.tr/kultur/00372/

 

Atatürk sayesinde aydınlıklara koşarken; O’nun ölümüyle birlikte ayağına çelme takıla takıla, yarı aydınlık kalmış ülkemin, ılımlı İslama sıcak bakan, nemalı yazarlarına sormak istiyorum:

Ya siz Mali’deki durumu nasıl yorumluyorsunuz?

 

 

 

(*) Gelelim fıkraya:

Karı koca yemek yiyor. O sırada masaya yaklaşan heykel gibi güzel bir esmer, adamı selamlayıp geçiyor. Adamın karısı soruyor: "Kim bu afet?"
Adam: “Eğer mutlaka bilmek istiyorsan söyleyeyim, metresim!” Kadın: “Bir de bu kadar pervasızca söylüyorsun. Boşanıyorum senden!” Adam: “Yani Etiler'deki apartmanı, Kandilli'deki yalıyı, Göcek'teki tekneyi ve Nice'deki villayı bırakıyorsun...” Uzun bir sessizlik olur. Çift yemeğini çatallarken kadın birden sorar: “Şu arkada oturan Fuat değil mi? Yanındaki kadın kim? “
Adam: “Fuat'ın metresi.”
Kadın: -“Ay bizimki çok daha güzel!” (!!!!)

...

 

"Peki, çözüm nedir?"

" Ben bilmem, beyim bilir (!)"

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Savaş belki bir şekilde yine kazanılırdı, ama ya sonrasındaki devrimler…ATATÜRK, her konuda yol göstermiş : “Kadının en büyük vazifesi analıktır. İlk terbiye verilen yerin, ana kucağı olduğu düşünülürse bu vazifenin ehemmiyeti lâikiyle anlaşılır.” Kadınlar, gelecekteki beyleri doğurup, ilk eğitimi verdiklerdi için o büyük Adam “Kadınlarımız, hatta erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli ve daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar” diyor. Emine Hanım, çok güzeldi yine yazınız.Tam içim karamıştı…Fıkrayla, kahkahayı bastım. En içten sevgilerimle.

Gül AYAN 
 13.10.2009 18:13
Cevap :
Gülme nedenleriniz çok olsun sevgili Gül hanım :))) Yorumunuza da bin teşekkürlerimle... Sadece Atayı rehber edinmek yetecek aslında. Başka rehber aramaya hiç lüzum yok... Sevgimle size.  13.10.2009 18:19
 

Okumamış bayanın eşim bilir yaklaşımı anlaşılır bişey.Eğitimli bayanın bunu yapmıycağını biliriz de.Benim aradığım cevap eğitimli çiftler de boşanma oranı niye diğerlerine göre çok fazladır bu bir.Eşlerinden dayak yiyen bayanların çoğunluğunu üniv.mezunu bayanlar niye oluşturur bu iki.Eşine dayak atan erkeklerin çoğunluğunu neden tahsilliler oluşturur.Verdiğim bilgiler istatistiki verilerdir.Bu sonuçların açıklaması nasıl yapılır?...Sevgiler...

selma alp 
 13.10.2009 10:20
Cevap :
Sevgili Selma Hanım harbiden yaman çelişki gibi görünüyor değil mi? Kaba kuvvet oranının fakulte bitirmişler arasında daha yaygın görünüyor olması belki istatistiki bir tanılgıdır. Hani cehalet aynı zamanda saklamayı da getirir ya o bakımdan. Ayrıca fakulte mezunu olduğu halde dövüyor ya da dövülüyorsa ona eğitim almak diyemiyorum ben. Öte yandan günümüzdeki boşanma oranlarını da yine kadının ekonomik özgürlüğünün neticesinde, işte o dayak gibi çağ dışı davranış şekillerine boyun eğmemesini gösterebiliriz. Yani harbiden bir yaman çelişki değil; bir kuramsal doğru orantı meselesi sanırım. Okuyor ama üzerindeki hayvanlığı okul alamıyor, ekonomik olarak özgürleşiyor öyleyse çekmiyor gibi bir durum ortaya çıkıyor. Ben de çekmemesinden yanayım. O zaman da çocuklar meselesi çıkıyor ortaya tabii. Ama huzursuz ortamda büyümesindende, tek ebeveynle büyümesi efdaldir derim. Teşekkürler yorumunuza. Saygılar size.  15.10.2009 19:24
 

Bahsi geçen bayan yazarlarımızın bu konuya bakış açılarını tahmin edebiliyorum. Biz bilmeyiz, hükümetimiz bilir! Sevgiler

TC kaan kartal 
 11.10.2009 16:31
Cevap :
Nerelerdesiniz siz sevgili Kaan? Öncelikle, hoşgeldiniz. Ve o yazarların diyeceklerini ne güzel tahmin etmişsiniz! Teşekkür ederim. Ben de öyle tahmin ediyorum. Onlar bilmez; hükümetleri bilir. Gün gelir, biz biliriz. Biz bildiğimizde de onlar ne biliyor olacaklar merak ediyorum :) Çok teşekkür ederim bu güzel yorumunuza. Var olun ve kaybolmayın :)  11.10.2009 17:34
 

diğer yanda güdülenler. Ak koyunlarla kara koyunlar... Ama koyunlar varsa koyanlar da var elbette. Mağrur koyunlar diyecek ki, olsun en azından yaşıyoruz. Mağdur koyunlar diyecek ki, olsun buna da şükür, zevk alıyoruz. Nâzım da buna demiyor muydu: ? Koyun gibisin kardeşim, gocuklu celep kaldırınca sopasını sürüye katılıverirsin hemen ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye"______Her vakit Pür Ateş vaziyet.Kimsenin söndürmeğede niyeti yok..Haklar verilir haklar kullanılmaz farkında bile olunmaz geçer gider boşuna zaman ha birde kabulleniş var bizimkisi daha güzelde olduğu gibi bu dahada kötü .. Ne kadar güzel yazım şekliniz hayran oldum. Saygılar..Sevgiler..

Pür 
 11.10.2009 12:26
Cevap :
Pür ateş, kızıl gerçek, duru söz, saf yorum olmuş yazdıklarınız. Katılmamak ne mümkün? Çok teşekkür ederim koyunlarla dolu halkımın, koyanlara "eyvallah" dediğini gördükçe... gördükçe... gördükçeeee... ölen... ölüp ölüp dirilen bir ferdi olarak.... Merhaba merhaba... Hoş geldiniz... Sevgim ve saygımla size, Pür âteş...  11.10.2009 17:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 3783
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2995
Kayıt tarihi
: 23.07.08
 
 

Eğitim sürecinin bazı bölümleri Almanya ve İngiltere'de olmak üzere en son PAÜ'den eğitim uzmanlı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster