Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '17

 
Kategori
Fotoğraf
Okunma Sayısı
165
 

"Ben Olmasaydım, Türk edebiyatı 'Yüz'süz Kalacaktı!"

"Ben Olmasaydım, Türk edebiyatı 'Yüz'süz Kalacaktı!"
 

Ara Güler - Neslihan Yazıcılar, Kolumdaki imza


Neslihan YAZICILAR
 

9 Ocak 2013
Ara Güler’le bir an ve anı.

“Yaşam size verilmiş boş bir filmdir. Her karesini mükemmel bir biçimde doldurmaya çalışın.”  Ara GÜLER

Usta fotoğrafçı Ara Güler, Merih Akoğul’un sunumuyla, Akbank Sanat’ın konuğu olarak geceye davet edildi ve bu geceye katılan izleyicilerden olabilmenin keyfini yaşayan olarak bu buluşmayı sizlerle paylaşmak istedim.

9 Ocak 2013

Tarihtir çünkü zaman!

 

Fotoğrafa ilgi duyan herkesin hatta sanata gönül veren tüm sanatçıların bir kez de olsa Ara Güler’i tanıma ya da dinleme şansına sahip olmasını dilerim. Bir sanatçının kendini samimiyetle sorgulamasına yardımcı olurken, kendini bulmasına yol açacak deneyimlerinden ve ipuçlarından kişinin kendisini bu sürecin içinde tanımasını sağlıyor.

Ara Güler’in farklı dönemlerde çektiği fotoğraflarından oluşan gösteriden sonra, belgesel fotoğraf, foto muhabirliğinin Türkiye’deki geçmişi, değişen İstanbul, Magnum fotoğrafçılığı, fotoğraf ve diğer sanatlar gibi konular, anı ve anekdotlarla birlikte ele alındı. Kâh güldük kâh düşündük sohbeti izlerken.

Fotoğrafa yüklediği anlam öylesi sade ve yalındı ki hayata bakışı ve yaşam biçimiydi ve mütevaziydi Ara Güler, fazlasıyla mütevazı! Ruhunda ki muzip çocuğu kaybetmeden yaşadıklarını anlatırken zamana damgasını vuran şair, yazar ve birçok ünlünün fotoğrafını çekerken heyecanlandığını ve onları sevdiği için çektiğini söylerken gözleri zaman zaman dalıyordu ve söylediği söz öylesi etkiliydi ki;

"Ben olmasaydım, Türk edebiyatı 'yüz'süz kalacaktı" evet biz bu yüzleri görmekten mahrum kalacaktık, ötesi var mı bu sözün…

 

Fotoğraf tarihin belgesidir sözü kendini yeniden yineliyor.

“Eski İstanbul’un fotoğraflarını çekmeseydim geçmişteki halini nahh görürdünüz diyor!” kahkahalar atıyor olsak da bu sözlerine, lâkin gerçekliğinde ayan beyan ortada olduğunu görüyorsunuz…

 

Sanatçı olmak kolay değildir, evliyadır sanatçı! der Ara Güler

İnsanın gittiği yol ne kadar bilinçli ve derinse o kadar hayatın içindesindir, sanatçı olmak yaşamı adamaktır diyen Ara Güler, her konuşmasında sanatçı olmadığını iddia etse de, oldum demenin aslında bittiği gün olduğunu biliyordu.

Çok zeki olmasının yanında hafızasının hala işlevliğini koruduğunu görmek insanı hem hayrete düşürüyor hem de etkileniyorsunuz. Okuduğu kitapları söylerken öğrenecek ne çok şeyin olduğunu hatırlatıyor, sizi kendinizle gizli bir muhakemeye bırakıyor ve sıralıyor coğrafyayı, tarihi, hayata iz bırakan nice insanın hayatını, felsefeyi bilmeniz gerekliliğini ısrarla vurguluyor.

 

Ara Güler en iyi fotoğrafını çekemeden bu dünyadan gideceğini düşünüyor; çünkü insanın daima en iyiye doğru yürüdüğünü; ama oraya ulaşamadan hayatını tamamladığına inanıyor. “İnsan doğduğu andan itibaren ölmeye başlar. Elli, altmış, yetmiş sene boyunca neyi bekleriz, ölmeyi tabii ki, arada da oyalanırız işte.” diyen Ara Güler, her güne ‘yeni ve güzel bir gün’ gözüyle bakarken hayata da bir o kadar bağlı.

 

Gündelik iş gibi çektiği portre fotoğraflar da dostluğun izleri de yatıyordu. Fotoğrafını çektiği topluma mâl olmuş ustaların hayatlarını da biliyordu, ezbere değildi hiçbir çekim. Onlara yakın olmak önemliydi. Picasso’nun fotoğrafını çekerken neden benim fotoğrafımı çekiyorsun dediğinde sen ünlüsün demişti ve aynı alçakgönüllülükle Picasso’da ona ünlü olduğunu söylemiştir. Onlar ünleriyle değil, ürettiklerindeki başarının gizli sevincini yaşıyorlardı. Bu diyalogdan anlaşılacağı üzere sanatçı naiftir ve mütevazılık insana her zaman için kazandırır. Şimdilerde kendine sanatçı diye çok insan var diyor Ara Güler, içinden de ince ince sallıyor küfürlerini.

Sanatçı olma unvanı kişinin kendine verdiği değil, yakıştırılandır sözünü yeniden hatırlamamıza yardımcı oluyor!

Sanatçı bize yaşamayı öğretir bakmayı öğretir diyor Ara Güler…

Şimdi ki gençlik çok şeyi bilmiyor, öğretilmiyor! Yakınmakta ne kadar haklı, sistemde gençlerimizi ezbere itiyorlar, sanatçı olmak farklı bir ruh diyor. Bunun ezberi yoktur. Picasso yaptığı resimlere yeni bir göz eklemiştir bir ekolü yıkmıştır o nedenle Picasso olmuştur derken, günümüz sanatçılarına ince bir gönderme yapıyor.

Sizi 3000 yılında kimse hatırlamıyor olabilir diyor Merih Akoğul, Ara Güler hiç umurumda değil diyor başını sıvazlayarak. Onlar Atatürk’ü bile hatırlamayacaklar diyor. Düşündürücü! O zaten yapabileceklerini sanata katacaklarını katmış ve bunu yaşarken gören nadir insanlardan, ne şanslı diye düşünüyorsunuz içinizden ne şanslı!

Çünkü çok yazar, şair, oyuncu aynı saadete erişememiştir.

Ara Güler fotoğraflarından neden bu kadar etkilendiğinizi anlıyorsunuz!

Çünkü her kare onun önceden beyninde çektiği kareler, nasıl çekmesi gerektiğini biliyor, kendi tarzıyla çektiği sanatçıları farklı açılardan yakalıyor çünkü çekilen kişinin tarzıyla ilintili vermek istediği fotoğrafın içeriği.

Orhan Veli’nin yüzü, sigarasını tutuşturduğu kibritin aleviyle aydınlanmıştı, inanıyorum ki hepimizin gözleri bu fotoğrafla tanıdı Orhan Veli’yi…

Başında hasır şapkası, ayağında keten pantolonuyla deniz kıyısında olmalı Sait Faik; saçlarını özenle yana tarayan Behçet Necatigil’in yüzünde hep o ailesine düşkün müşfik baba hali... Necip Fazıl, Halide Edip, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Eflatun Cem Güney, Füruzan, Oğuz Atay, Tarık Buğra, Nazım Hikmet, Peyami Safa, Attila İlhan ve nicelerini, Ara Güler imzasıyla kazıdık gözlerimize. “

 

Kendisi popüler olmadığını söyleyince; ben de eski zamanlarda kişiler ünlü insanları gördüklerinde imzalarını eline, koluna attırırlardan yola çıkarak bütün muzipliğimle koluma imzasını atmasını istedim. Yaptığım ironiyi fazlasıyla anlamış lakin tavrını yine bozmadan,  suratıma garip garip bakıp bana sorduğu şey “kolun acımaz mı” oldu, bu an’ı yaşamak benim için büyük mutluluktur Ara hocam. Canımın acıdığı yer var elbette değerli şairlerimizin, edebiyatımızın yeteri kadar ilgi görmemesidir. Değil mi ki siz şairlerimizin ölümsüz yaptınız bu imzayı onlar adına taşıyorum kolumda, ne mutlu size onları tanıma şansına sahipsiniz ve şimdi ki nesil sizin karelerinizle tanıyor onları…

Ara Güler: Eğer fotoğraf çekiyorsan çektiğin insanı tanı onunla dostluk kur ve kişinin ruhuna yakışır fotoğraf çek, yoksa çektiğin vesikalıktan başka şey olmaz! Bu söz kulağıma küpe oldu ve konumum gereği Filmsan Vakfı basın arşiv sorumlusu olarak ne zaman Yeşilçam sanatçılarını çeksem, o değerli sözünü anımsıyorum önce onları tanıyor, yakınlaşıyorum sonra deklanşöre basıyorum.

Kendi adıma çok büyük bir ders aldım, dilerim bu öğüdü fotoğrafa yeni başlayanlar adına bir yol çizer.

O hep aynı yorumuyla ben bir foto muhabiriyim derken gözlerinde ki asıl sevincini ve samimi duygusunu algılayabiliyorsunuz. Onun asıl mutluluğunda bu dünyaya imzasını atan insanların kaybolup gitmemesini önlemenin, anı durdurarak yapabilmiş olmanın derin mutluluğu yatıyor objektif gözlerinde. Haklıydı da bu sevincinde.

Geçmişe tanıklık eden geleceği daha iyi görüyor.

 

“Sanat olmasına lüzum yoktur fotoğrafın. Fotoğraf tarih olayıdır. Tarihi zapt ediyorsun, bir makine ile tarihi durduruyorsun.” Ara GÜLER

 

Şiirin üstatlarına rahmet olsun, şiirleriniz ve yüzlerinizle yaşıyorsunuz.

Hayata ve sanata kattıklarınız için Teşekkür ederiz Ara Güler.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Benim tatlım gelmiş, ne iyi etmiş Sabişini de sevindirmiş...

Sabiha Rana Melekler Yüreğinizden Öpsün 
 27.10.2017 12:11
 

Hoş geldin tatlım... Semi MB ta görmek çok hoş... Sevgilerimlesin.

Sabiha Rana Melekler Yüreğinizden Öpsün 
 26.10.2017 21:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 506
Kayıt tarihi
: 25.10.17
 
 

    24.07.1969 Eskişehir doğumlu, İstanbul'da ikamet etmektedir. Aznavur Sanat Mrk. Kuruc..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster