Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '12

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
634
 

'Benyamin Sönmez' Süreyya Operası'nda anıldı

'Benyamin Sönmez' Süreyya Operası'nda anıldı
 

“Bana viyolonsel almasa, popçusunu benden üstün tutsa, pasaportuyla vize kuyruklarında beklesem bile ülkemden yine de vazgeçmem.”

Benyamin SÖNMEZ

~

(Konserde, Benyamin Sönmez’in hayatı, fotoğraflarla kendisinin çaldığı ‘J.S.Bach Cello Suites no.5 BWV 1011’ eşliğinde sunuldu bize ve ben yazıyı, bu eser eşliğinde yazdım. Okurken, dinlemenizi rica ederim. Link, http://www.youtube.com/watch?v=xFafl4NKEJc )

~


Kalbi durduğunda, henüz 28 yaşındaydı.
Kalp krizi ve yine, erken bi’ veda…
Haberi ilk duyduğumda inanamamıştım. Ölümü yakıştıramadım hiç, Benyamin Sönmez’e.
Yani, tamam… Tabi ki, kimseye yakışmıyor ölüm; özellikle de, gençlere. Ama bazı kişiler vardır ki, yaşadığınız şaşkınlık-üzüntü-kabullenememe daha bi’ derindir. Benyamin Sönmez, benim için, o isimlerden biriydi.

En sevdiğim müzik türü, klasik müziktir. Bazı enstrümanlar öne çıkar, bu müzik türünde ve onunla ilgili eserleri-sanatçıları özel olarak takip edersiniz.
Viyolonsel bu enstrümanlardan biridir, benim için. Dolayısıyla da Benyamin Sönmez, ölümünden önce duyduğum; internet üzerinden de olsa, izleme ve dinleme şansı yakaladığım bi’ sanatçıydı.
Neden ‘ölmeden önce’ dedim. Çünkü birçoğumuz –ne yazık ki- sevgili Benyamin’i ölümüyle tanıdık. Öyle sanıyorum ki, bu durum, ” viyolonselin Paganini’si “, ‘kuşağının önde gelen viyolonselcilerinden, tartışılmaz yetenek’ olarak anılan ve bizden bir değer olan sanatçımız Benyamin Sönmez ile ilgili, gidişinden geriye kalan en acı noktalardan biridir.

Sevgili Benyamin Sönmez’in hayat hikâyesini okuduysanız bilirsiniz, hayatında hep müzik olan, büyük zorluklar yaşamış, müziğe kendini adamış, hırslı, güçlü bi’ müzisyen; yanı sıra hassas, duygusal, tertemiz bi’ ruh taşıyan, içten, doğal bi’ insan görürsünüz.

Benyamin ile yapılan söyleşiyi paylaşıyorum, sizlerle. Kendi anlatımıyla kısa, özel ve güzel yaşamının içine dalabilirsiniz. Link, http://www.andante.com.tr/index.php?page=soylesi_detay&soylesiID=349

Evet… Bu genç beden, güzel ruh Ankara’da geçirdiği kalp krizi sonucu 1 Aralık 2011 tarihinde son nefesini dünya ile buluşturdu ve gitti. Cenazesi, ailesinin de yaşadığı, Fethiye’de…

Ölümünün ardından birçok anma töreni ve konser gerçekleştirildi. Bunlardan biri de, 5 Şubat 2012 günü ‘Kadıköy Süreyya Operası’nda gerçekleştirildi.
Böyle bi’ günde kesinlikle orada bulunmam gerekiyordu. Ruhum, son vazifesini yapmadan rahat etmeyecekti, biliyor(d)um.
Ve, ne mutlu ki, sevgili dostum ve ben orada bulunanlar arasındaydık.

Salona girdiğimizde Benyamin’in yüzü karşıladı, bizi. Derindi, bakışı; hiç gitmemiş gibiydi, içimizde yarattığı his. Konser başlayacak ve sahnenin sağında duran hüzün yüklü viyolonseli ile bize eşsiz dakikalar yaşatacakmış, gibi geldi bi’ an.
Ama… Neyse…

Abartısız ve etkileyici bi’ anma konseriydi. Birçok değerli isim, Benyamin Sönmez için sahnedeydi.

Konser, Benyamin Sönmez ile bütünleşmiş olan ‘S.Rahmaninov - Vocalise’ eserinin, Cana Gürmen (piyano) ve Çağ Erçağ (viyolensel) tarafından seslendirilmesi ile başladı. Çağ Erçağ, notalar eşliğinde konuştu Benyamin’le; bizler bu dakikalara, hüzünle eşlik ettik.
Ardından, sanatçımızın babası Ünal Sönmez başında kasketiyle sahnede göründü ve bi’ konuşma yaptı. O kadar içtendi ki ve o kadar üzüntülüydü ki, ‘belki, birazdan yığılabilirim buraya’, dedi,hüzünden titreyen sesiyle… Benyamin’i anlattı, başındaki kasketin hikâyesini. Benyamin, ailesinin yanına gittiğinde hep o kasketi takıyormuş; Ünal Sönmez de, o gün,bu anısını dabizimle buluşturmak istemiş.
Baba Sönmez, duygularını bizimle buluştururken öylesine sarsıldı ki tüm salon üzüntüden; gözyaşlarımızı tutamadık, hiçbirimiz… Samimiyeti ve doğallığı içimize işledi. Etkinliği düzenleyenlere teşekkürlerini sunduktan sonra ‘hiçbirinizi tanımıyorum, hepinizi merak ettiğim için geldim’, dedi. Biricik oğlu için orada bulunan bizleri görmek istemişti. Hüznünü paylaşarak hafiflemek istiyordu, belki de… Evlat acısı yaşıyordu, nasıl dayanılabilirdi ki bu acımasız acıya… Sonra, eşi Fatma Sönmez’i çağırdı yanına. Annesi, Benyamin’in kendisine yazdığı son mektubu okudu bize. Kırgın ayrılmışlardı, Benyamin bu mektup ile annesiyle dertleşmişti.
Ünal Bey mektuptan sonra, ‘birkaç saniye sonra ne olacağımızı bilmiyoruz, sarılalım sımsıkı sevdiklerimize…’, dedi ve eşine sarıldı. Benyamin’in tüm sevenlerini Fethiye’ye davet ederek evlerinin bahçesine, Benyamin’i yaşatmak için Benyamin’in sevdiği ağaçları dikelim, çağrısında bulundu. Bu güzel ve içten davet karşısında, hepimizin yüzünde bi’ tebessüm belirdi.

Fotoğraflar ile Benyamin Sönmez’i bize anlatan ve yaşatan sinevizyon gösterisine, Benyamin’in solo olarak seslendirdiği Bach Viyolonsel Süit eşlik ediyordu. Bir yaşam akıp gitti gözümüzün önünden, ruhumuzu acıtarak, geride kalan ‘an(ı)ları’ ile…

Konser, Atilla Aldemir(viyola) ve Cana Gürmen’in birlikte icra ettiği ‘H.Vieuxtemps - Elegie’ ile devam etti.
S.Tuluğ Tırpan(piyano), öncelikle, özgün stiliyle “F.Liszt - Harmonies poetiques et religieuses, ‘Funerailles’; daha sonra, Atilla Aldemir ile kendi bestesi olan ‘Tango Macabre’ eserini seslendirdi.
Benyamin Sönmez’in abisi Mehmet Sönmez(kontrabas) ise, Hakan Ali Toker(piyano)’in katılımı ile 'G.Bottesini - Elegia (Ağıt)' eserini çaldı. Etkisi derin dakikalardı. Bi’ abinin, kardeşinin ruhunu notalar ile selamlamasına şahit oluyorduk.
Ardından Hakan Ali Toker, Zeki Müren’in ‘Ayrılık Valsi’ bestesini, kendisine ait düzenlemeyle bizlere sundu ve  Benyamin’e veda etti.
Muhiddin Dürrüoğlu(piyano), önce kısa bir konuşma yaptı. Benyamin’den bahsetti bize; tanıdığım en temiz, en dürüst çocuktu, dedi ve ona en çok yakıştığını düşündüğü ‘S.Rahmaninov - Re Majör Prelüd’ü çaldı.
Ve… Ayla Erduran (keman) sahnedeydi. Erduran sırasıyla, 'J.S.Bach - Orkestra Suiti, Arya’ ve 'J.Brahms - Re Minör Keman ve Piyano Sonatı No.3, Adagio’ eserlerini icra etti. Erduran’a iki eserde de, piyanist Birsen Ulucan eşlik etti.
Borusan Quartet, Ahmet Adnan Saygun’dan '1.Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, Adagio’ ile Benyamin Sönmez’e, konserin son vedasını ilettiler.

Alkışlarımız ve alkışlar eşliğinde vedamız, ruhumuzda daima bizimle yaşayacak olan; notalara dokunuşuyla, her zaman ruhumuza da dokunan sevgili ‘Benyamin Sönmez’ içindi.

~

Son bi’kaç cümle; ruhuma ve düşüncelerime dair…

Benyamin Sönmez ile yaşıttık. Bu ölüm, bu açıdan da, beni çok etkiledi.
Kalbimi yokladım; ruhumu ve zihnimi. Ne kadar hazırlıklıyım zorluklara, dedim kendi kendime…

Benyamin hassastı ve belki de, bu hassasiyet müzik dünyasında genç de olsa parlamasını sağladı.
Ve, yine belki de, bu hassasiyet kalbinin erken yenik düşmesine neden oldu. Uçlarda yaşanan hisler çabuk tüketir, ruhu ve bedeni.

Acı olan şu ki, böylesine mükemmel bir değer başarıları ile değil ölümü ile adını duyurdu, ülkemize.
Maalesef ki, Benyamin Sönmez başarıları ile ulaşmak istediği ‘ölümsüzlüğü’, ‘erken gelen ölüm’ ile yakaladı!

Çaresiz hüznün, ölümün ardından kelimeler de ölüyor adeta... Suskunluk ve sadece hissedilebilen derin bi' acı, 'nefes alanlar'a kalan...

Hoşçakal,
Sevgili Benyamin…





Başak GÜZEL

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 51
Toplam yorum
: 26
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 450
Kayıt tarihi
: 12.07.11
 
 

Yazan & Okuyan & Sorgulayan   Burç : Başak Yükselen burç : Koç İlk nefes: 22 Eylül 1983, Perşembe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster