Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
216
 

‘Bir Başkadır Benim Memleketim’de Ölmek

‘Bir Başkadır Benim Memleketim’de Ölmek
 

Duydunuz mu, Türkiyemiz ölmek için 1’inci sırada imiş. Yaşamak için ise 51’inci...
The Economist dergisinin yaşam kalite endeksini dikkate alarak yaptığı “Dünyaya Gelmek İçin En İyi Ülkeler” listesinde ilk sırada İsviçre yer almış.
Yaşamak için İsviçre’ye gidip, ölmek için memleketimize dönmemiz gerekliliği sonucunu mu çıkartmalı buradan anlamadım…
Derecelerimiz sadece 1’incilik ve 51’incilik değil.
Dünya Çalışma Örgütü’nün ölümlü iş kazaları istatistiklerinde Türkiye Avrupa’da ilk sırada, dünyada ise üçüncü.
Ülkeler; coğrafi faktörler ve zaman içinde çok yavaş değişen demografi, sosyal ve kültürel karakteristiklerin de sabit olarak tutulduğu araştırmada, zenginlik, suç oranı, kamu kurumlarına güven gibi göstergelere göre sıralanmış.
Listeye bakıyorum da; oturduğumuz yerden burun kıvırdığımız ülkeler bile bizden ilerlerde.
Kısacası dünya ülkelerinin kıskandığı yeni Türkiye’nin profilinde "Hasbel kader yaşayıp, pisi pisine ölmek" var.

“Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın.” der Albert Camus.
“Medeniyetsiz yaşamak ecelsiz ölmek gibi bir şey” der Namık Kemâl.
Hepsi aynı kapıya çıkar.

Geçen hafta akademik odaların ‘yol’u, yolu yapanların da sürücüyü suçladığı, art arda iki ölümlü trafik yaşandı Dobruca-İnkaya Yolu’nda.
Hafta sonu deli gibi yağan yağmurda Bursa’nın kıyısını köşesini değil, göbeğini sel aldı. Atatürk Caddesi’nde, Kızılay’ın önünden aşağıya akan azgın sulara kapılan bir kadın çevredekiler tarafından güç bela kurtarıldı.
Bursa’dan İstanbul’a geçersek; çok katlı bir inşaatın asansörü 32. kattan yere çakıldı ve 10 işçi öldü.
Nerde iş güvenliği denetimleri, nerde onca sertifika, nerde kurallara uymak, nerde kazalara engel olmak…
Biz uyardık ama! diyorlar her seferinde. Tek başına uyarı ne işe yarıyorsa!

Biraz gerilere, senenin başına gidersek;
15 Mart’ta Sirkeci’de arabalı vapura binmek üzereyken arabalı vapurun hareket etmesi sebebiyle denize düşen otomobilde bulunan 5 yaşındaki Ece Su Yılmaz ile anneannesi Şaziye Güleren yaşamını yitirdi.
13 Nisan’da, Bursa- Nilüfer’de kontrolden çıkan otomobil otobüs durağına daldı. Durakta bekleyen yolculardan 14 yaşındaki Furkan A. ve 16 yaşındaki Serkan A. yaşamını yitirdi, her ikisi de 13 yaşında olan Mert Birlikbaş ve İbrahim Çankaya da yaralandı.
13 Mayıs’ta, Soma’daki bir kömür madeninde çıkan yangın nedeniyle 301 madencinin ölümüyle sonuçlanan o facia. Yangın, vardiya değişimi sırasında meydana gelmiş ve 787 işçi patlama sırasında yer altında kalmıştı.
13 Haziran’da, Ankara’dan Kayseri’ye gelen iş müfettişi 29 yaşındaki Naci Ayvalıoğlu ile inşaat mühendisi Baki Güneş, 8 katlı inşaatın 5’inci katında denetim yaparken iskeleden düşerek öldü.
16 Temmuz’da, Trabzon Pelitli Mahallesi’nde satın almak için ev bakan ailesiyle birlikte inşaası süren 10 katlı apartmana giren yedi yaşındaki Sudenur Reis, kabini olmayan asansörde beton zemine düşerek ağır yaralandı ve kurtarılamadı.
27 Temmuz’da, TEM-Kavacık mevkiinde Tuzla-Topkapı arasında çalışan özel halk otobüsü yol ortasında yanmaya başladı. Frenleri tutmayan otobüs yol kenarındaki bariyerlere çarparak yaklaşık 100 metre sürüklendi. Otobüs sürüklenirken arka kısımda başlayan yangın otobüsün içine sıçradı. Yanan otobüste bulunan 4 kişi yaşamını yitirirken, 15 kişi de yaralandı.
2 Ağustos’ta, Galatasaray Florya Metin Oktay Tesisleri’ne antrenmanı takip etmek üzere gelen Sabah Gazetesi foto muhabiri Erkan Koyuncu, tesisin demir kapısına sıkıştı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen Koyuncu kurtarılamadı.
4 Ağustos’ta Bursa’da kontrolden çıkan otomobil, otobüs durağında bekleyen, 54 yaşındaki Rasim Güngör ile kızı 24 yaşındaki Tunay Güngör’e çarparak ölümüne neden oldu.
6 Ağustos’ta, İzmir-Konak-Gültepe’de yağmur nedeniyle yolda kalan bir araca yardım etmek isteyen 16 yaşındaki Ümit Özkan, diz hizasını biraz geçen ancak eğimli caddede çok şiddetli akan sel suyuna kapılıp sürüklendi. Yol kenarında park etmiş bir kamyonetin altına sıkışan ve ayağa kalkamayan Özkan, şehir merkezinde boğularak yaşamını yitirdi
17 Ağustos’ta Kumburgaz’da deniz bisikletiyle denize açılan 5 gençten birinin cesedi bulundu. Diğerleri halen kayıp. Aramalar sonlandırıldı.
24 Ağustos’ta Siirt-Botan Çayı kenarında piknik yapan 6 kişi, LİMAK Grubu’na ait baraj kapaklarının açılması sonucu yükselen suya kapılarak can verdi. Bu olayın bir benzeri aynı yerde 3 yıl önce de yaşanmış ve 3 kişi hayatını yitirmiş.
3 Eylül’de, İstanbul Avcılar’da kimyasal madde yüklü bir tankerin çarpması sonucunda, yaya üst geçidi çöktü. Bu esnada üst geçitten geçmekte olan 2 kişi hayatını kaybetti.
7 Eylül’de bunun bir benzeri Bursa’da yaşandı. Damperi açık halde alt geçide giren kamyonun damperi geçidin üstüne çarptı. Araç sürücüsünün yaralanmasıyla sonuçlanan olayda can kaybı yok. Aynı olay yıllar önce, üst geçitte her şeyden habersiz yürüyen simit satıcısı bir delikanlının canını almıştı.
Daha öncesi de trajikomik ölümlerle dolu. Şişli’de tepesine yağmurda gevşemiş beton blok düşen, Beyoğlu’nda yürürken kafasına koskoca cam düşen, anaokulunda üzerine lavabo düşen, bahçedeki pota düşen, kale direği düşen, yıkılan duvar altında kalan, okulun demir bahçe kapısının altında kalan, selin ortasında kalan, bir fabrikanın servis minibüsünde boğulan, feribotun kopan halatının çarpmasıyla yaralanan ve kurtarılamayan, yoldaki rögara düşüp kanalizasyon suyunda boğulan...
****
Memleketimde ölmek de öldürmek de çok kolay. Bir dellenmeye bakar.
Kız meselesi, namus meselesi, töre, adet, gelenek, kıskançlık, arkadaşlık, evlilik ya da boşanma teklifinin reddi, trafik, emniyet kemeri takmamak, alacak-verecek, iş kazaları, maç ya da düğünde fazla coşup sağa sola ateş etmek, dinli-mezhepli-ateist-laik-taraftar-tarafsız-namuslu-namussuz olmak, yazmak-çizmek-düşünmek, eylem yapmak, turist olmak, asker olmak, en çoğu en çoğu da kadın olmak yeter de artar bile...
Hani insan gibi yaşayamıyorsak da insan gibi ölelim diyor insan.
Bir üst geçidin güvenliği içinde yürürken değil…

Ölümlerden ölüm beğen deseler yatağında huzur içinde son nefesini vermek isteriz değil mi? Ya da heyecanı seven bir tip isek en azından sevdiğimiz bir işi yaparken gitmek isteriz. Bungee jumping yaparken, paraşütle atlarken, yalçın kayalıklara tırmanırken, denizlerin derinliklerine dalarken.
Ya da sahnede. Biraz artistik, biraz teatral, biraz sofistike bir şekilde.
Ama kalkıp da hiçbir dahlimiz olmayan şekilde ölmek istemeyiz.
Hele bir de bunlara takdir-î ilahi densin, hiç istemeyiz.
Niyeyse bizim gibi toplumlarda yaşamak da ölmek de hep kader.

Ölümlerdeki 1’ciliği bize sağlayan işte bu bilinçsizlik, bilgisizlik, tedbirsizlik, öngörüsüzlük, bencillik, adam sendecilik, vurdumduymazlık, adam kayırmacılık, küçük hesaplar, yasaları delme densizliği, para hırsı ve bir dolu menfaat.
Kısacası hepimiz canımız cebimizde geziyoruz.
Sabah evden çıkıp da akşama eve dönebilmeyi büyük bir marifet sayıyoruz.
“Bugün de eve dönebildik ya Rabbim sana şükür!”
Bunları normal sayıp bayır aşağı kaptırmaya devam edeceğimize kendimizi iyileştirmeye gitsek de İsviçre’deki, bilemedin Norveç’teki insanlar gibi yaşayıp ölsek.
Olmaz mı?
Hakkımız değil mi?
Kendi sorumun cevabını yine ben vereyim.
İnsanca yaşamayı önce biz kendimize hak bulmazsak, elbet değil…

9 Eylül 2014 / C.E.Y.
****
9 Eylül 2014 tarihinde yazdığım bu yazı her geçen gün uzuyor.
İhmalkârlık, dikkatsizlik, bilinçsizlik ve bilgisizlik sebebiyle listeye her gün yeni bir acı ekleniyor.

Tarih: 15 Haziran 2016
Kadıköy'de bir kamyondan ağaca takılan betonlar kaldırımda yürüyen kadının üzerine devrildi. Kadın hayatını kaybederken, kamyon şoförü kaçtı.

Tarih: 30 Kasım 2016
Adana Aladağ’da yaşları 11-14 arasında değişen 11 öğrenci ile bir eğitmenin ölümüyle sonuçlanan yangının meydana geldiği özel öğrenci yurdunun yönetmeliklere aykırı olduğu ortaya çıktı.

Tarih: 8 Temmuz 2018
Tekirdağ’ın Çorlu ilçesi yakınlarında Uzunköprü-İstanbul seferini yapan 362 yolculu trenin 6 vagonu, raylardan çıkıp devrildi. Kaza sonucunda 24 kişinin öldü, 318 kişi de yaralandı.
Facianın lokomotif ve ilk vagonunun geçişinden sonra, menfezin altındaki toprağın kayması sonucu rayların boşlukta kalması sonucu meydana geldiği açıklandı.
(Kapak fotoğrafı DHA)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 229
Toplam yorum
: 70
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 222
Kayıt tarihi
: 22.03.16
 
 

Bursa / Karacabey Lisesi / 1979 ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster