Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '11

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
3805
 

"Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır" derler, ya "böylesi"nin?

"Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır" derler, ya "böylesi"nin?
 

Böylesi:)


Birden o mis koku yakalayıverdi beni; hani şu bildik yasemin kokusu… Balkonumdayım, dinlenen günün ardından gelen gecede dinlenebilmek umuduyla; kararan havaya inat aydınlık ve mavi. Hava da bana inat kızıl mı kızıl. Kızıl ve mavi… Ve yasemin kokusu. Ben bu kokuyu bir yerden daha anımsıyorum; hani bahçenin girişinde, evin önündeki, üstü kapatılmış balkona çıkılan o birkaç basamak merdivenden önce, evi dışarıya kapatan birkaç karış yüksekliğindeki demir kapıyı itip içeri girerken, saçlarınıza dokunan yaseminler. Kocaman beyaz çiçekleri ve bembeyaz kokusuyla yaseminler.

Sevgili Ayşen’le birlikte oturduğumuz saatlerde kimbilir kaç kez yüreğimizden yakaladı bizi o yasemin kokusu. Sadece yasemin kokusu değildi yüreğimize dokunan. Aynı sokağa bakan komşulardan, Murat Efe’den, Mümin Abi’den, gelen telefonlardan, aradıklarımızdan ve ille de blog sayfalarından… arta kalan zamanlarda neler neler konuşmadık ki!.. Konuştukça yüreğimize dokunduk, yüreğimize dokundukça konuştuk. İlk akşam; cuma akşamı, gecenin ilerleyen saatlerinde, esnemelerimin getirdiği uykumla yanında olamasam da ertesi gece acısını çıkardık ve ben de neredeyse sabaha kadar oturdum. Peki peki sabaha kadar değildi ama en azından üçü geçmişti. Benim için sabahlamak sayılır değil mi yaseminden yansıyan Gülüm?

Beni garajdan aldıktan sonra ki eşi; Mümin Abi ile birlikte gelmişlerdi, hemen sofra kuruldu. Ayşen neler neler yapmamıştı ki; sıcaklar, soğuklar, salatalar ve ille de börülceler. Bir bamya pişirmemişti ya neyse :) Bir haftanın yorgunluğunun üzerine, hele benim gibi çabuk acıkan biriyseniz, hazır bir sofraya oturmak kadar güzel bir şey olamaz. Bir de sevgiyle açmışlarsa size yuvalarını; deymeyin keyfinize!.. Ve üstelik o keyfime daha ne keyifler katmadı ki sevgili Ayşen bilemezsiniz.

Bir kere Murat Efe bizi denize götürürken arabada öne ben oturdum ki olamazamış. Çaylar yapıldı sevgiyle ki hiç anlamadım poşet çaymış. Kahveler yapıldı az şekerli, dantel kağıtlar üzerinde, yanında minik porselenlere konmuş tadına göre farklı renkli çifte kavrulmuş lokumlar, sakızlı-tarçınlı kurabiyelerle sunulan fincanlarla ki herkese yapılmazmış. Neskafeler yapıldı o güzel porselen fincanlarda, özel tekniklerle ki hiç kimseye yapılmazmış.

Ve bütün bunlardan sonra kadın bir de sormaz mı; “Tedirgin olmadın değil mi?” , “İyi geçti günlerin değil mi?”...

Kendimi prensesler gibi hissettim diyeceğim ama… Ama yaşım kraliçeliğe erdi :) Sen ne diyeceğimi sandın? "Yine gel” diyorsun ama her hafta sonu gelemem be Ayşen!..

Sevgili Ayşen ve sevgili Mümin Abi ve ille de evlat; Efe Murat, bana evinizi açtığınız; hem de sevgiyle konukladığınız için sizden aldığımı size sunuyor; sonsuz sevgilerimi yolluyorum; aydınlık şehrimden yasemin kokularıyla


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dostluk şahane...Kahve bahane..Kahve dostlukların tanıklığını yapar...Fincana mühürler...Ufuk Hanım,herşeyin, güzel ve duygulu yüreğin gibi renkli olsun...Selamlar...saygılar...

Mesut Selek 
 18.10.2011 16:44
Cevap :
Tanıklık yapar ve mührü basar. Yaşanılanlar ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Çok teşekkürle bu içten yorumlarınız için. Sevgiler, dostlukların tanıklığını yapan kahvelerden yansıyan mavilerle.  18.10.2011 17:22
 

Dostluğun daim olsun arkadaşım ne güzel ikramlar bunlar inan imrendim, börülceler deniz börülcesi miydi:))) Bayramını geç de olsa kutluyorum sevgilerimle

kevser şekercioğlu akın 
 31.08.2011 21:41
Cevap :
Neyse ki aş erme dönemi çoktannnn bitti :) Sevgili arkadaşım, bu sayfalardan biraz uzak kaldım şu sıra; bayram kutlamalarında sen geç kaldın, ben hepten yokum :( "Bizler bir başkaydık" diyecek kadar da yıllandık sanki burda ve yorumun bu cümlemi haklı çıkarıyor :)) Bayramınız kutlu olsun; senin ve ailenin ille de ikizlerin. Görüşmeyeli ikizler el öpecek kadar büyüdüler mi yoksa :):) Sevgiler, aydınlık şehrimden, şeker tadında masmavilerle. Not: Oğluşum İstanbul Üniversitesi (İTÜ değil) makine mühendisliğine gidiyor bu yıl, ondan kalan zamanları doldurmak adına belki daha fazla ilgilenirim bu sayfalarla.  31.08.2011 23:04
 

Kahvenin kokusu buraya kadar geldi:)) Ve de yaseminlerin... Doğrusu dostluğunuza imrendim. Dilerim dostluğunuz hep baki kalır. Sevgi ve muhabbetle...

Melek Koç 
 22.08.2011 20:25
Cevap :
Dileğiniz dileğimdir :) Sağolun kahvemize ve yaseminlerimize katıldığınız için. Sevgiler, aydınlık bir sabahtan, aydınlık selamlarımla.  23.08.2011 9:04
 

Hem de bensiz!!! Nereye? Teyzesiz hiç bir yere gidemezsin yiğinim!!!En son sözü tiyzeler söyler!! Kuşadası her daim seni bekler. Hatta bu hafta herkesler seni sordular..Nerede, niye gelmedi? Dediler... Teyzesinden Gülüne sevgiler, mavilerin en aydınlığından...

Ay Şen 
 13.08.2011 2:30
Cevap :
Ayşen teyzeeeeeee; günaydın :)))) Yaaa, bi yere gitmiyorum ben; evimdeyim :) "Her hafta gelemem" derken tıpkı bugün olduğu evimde olmak istiyorum demiştim. Şimdi balkonumu yıkayıp, çay demleyip güzel bir kahvaltı yapacağım ve sonra; çalışma planım var :) O güzel komşualarına sevgilerimi, selamlarımı yolluyorum. Belli mi olur bir gün hepiniz toplanır bana gelirmişsiniz :) (Post-itime not: Anlaşıldı bundan sonra ya Ayşen'e gidilecek ya da Ayşen'le gidilecek; buldum kaybetmezsem :) Sevgiler, balkon sefalarından yansıyan masmavilerle.  13.08.2011 10:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 206
Toplam yorum
: 2551
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 3250
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

Yazmak... Öyle güzel, öyle hoş ve öyle derin bir eylem ki!.. Olmazları bile oldurabiliyorsun. "Ke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster