Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Eylül '18

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
1470
 

"Bir Zamanlar Çukurova" Demode ve Senaryo Hatalarıyla Dolu Bir Dizi Olmuş!

"Bir Zamanlar Çukurova" Demode ve Senaryo Hatalarıyla Dolu Bir Dizi Olmuş!
 

Soru şu; önceden tahmin edebileceğiniz diziyi izler misiniz?


Biz,,, 2009 yılında Kanal D 'de yayınlanan Hanımın Çiftliği dizisinde, Bir Zamanlar Çukurova benzeri bir hikayeyi izlemedik mi?

İzledik...

Bu örnekleri çoğaltmak tabii ki mümkün ama ben en bilineni, en sevileni olduğu için Hanımın Çiftliği örneğini veriyorum.

Garip ve en çok da saçma...

Hani farklı bir bakış açısı sunarsın, olur.

Ama dün akşam izlediğim dizide Hanımın Çiftliği'nden farklı bir bakış açısı da yoktu.

Yani...

Bundan dokuz yıl önce izlenen ve sevilen bir işten sonra; "yeni ne vaat ediyorlar" da biz bu diziyi izleyelim?

Hadi gelin bu iki dizinin konularını şöyle bir karşılaştıralım.

Bir Zamanlar Çukurova konusu nasıl?

1970'li yıllar... Yer Adana... Bir terzide çalışan Züleyha ve motor ustası Yılmaz birbirine aşıktır. Evlenme planları yaparlar. Züleyha'nın üvey ağabeyi kumarda büyük para kaybeder. Borcuna karşılık Züleyha'yı satar. Yılmaz bu durumu öğrenir ve Züleyha'nın satıldığı adamı öldürür. Adana'ya kaçarlar. Yaman ailesinin çiftliğine taşınırlar. Çiftliğin sahibi Demir Yaman, Züleyha'yı tesadüfen ilk kez tren istasyonunda görünce etkilenir. Çiftlikte karşısında gördüğündeyse, Züleyha'nın kaderi hiç kimsenin tahmin edemeyeceği biçimde değişecektir.

Peki Hanımın Çiftliği konusu nasıldı?

1950'li yıllar... Yer Adana... Güllü aynı fabrikada makinacılık yapan Kemal’i sevmektedir. Güllü’nün babası Cemşir, onu da diğer kızları gibi paralı birine satmanın hayali içindedir. Bölgenin güçlü ve zengin toprak ağası Muzaffer Bey’in yeğeni Zaloğlu lakaplı Ramazan Güllü’ye uzun zamandan beri göz koymuştur. Cemşir, Güllü’yü Zaloğlu’na vermeyi kafasına koyar. Cemşir’in planlarından habersiz olan Güllü ve Kemal ise, bir kaç ay sonra evlenmeyi düşünmekte ve gelecek güzel günlerin hayallerini kurmaktadırlar. Ancak altı aylık bir Avrupa seyahatinden dönen Muzaffer Bey, Güllü’yü tesadüfen fabrikasında görünce, Güllü’nün kaderi hiç kimsenin tahmin edemeyeceği biçimde değişecektir.

Eğer Bir Zamanlar Çukurova dizisinin önermesi  "aradan 20 yıl geçse de Çukurova toprakları hep aynı kaderi yaşıyor" ise; "hı hı" der, bir kez daha sesli gülerim.

Bir Zamanlar Çukurova dizisi konusu nedir?

Bir Zamanlar Çukurova reyting bilgilerini de vereyim, bölüm notlarıma öyle devam edeyim. :)

14.09.2018 reyting sonuçları; 

Total'de Bizim Hikaye 7.21 reyting ile birinci, Bir Zamanlar Çukurova 6.18 reyting ile ikinci sırada yer aldı.

AB'de ise Bizim Hikaye 6.58 reyting ile birinci sırada, Bir Zamanlar Çukurova 5.68 reyting ile ikinci sırada yer aldı.

Şimdi bazı reklam sever tatlı bünyeler Bir Zamanlar Çukurova reytinglerde birinci oldu diye yayın yapacaklar.

İşin aslı öyle değil...

Yani Total ve AB'de değil,  6,53 izlenme oranı ile Bir Zamanlar Çukurova, 20+ABC1’de birinci oldu.

Siz de onlara benim gibi "hı hı" deyip, olay mahalini hemen terk edin.

Bu arada ilk bölüm için Total ve AB'de alınan 6.18 ve 5.68 için "iyi reyting almış" denilebilir.

Lakin Avlu ve Jet Sosyete henüz sahaya çıkmadı.

Ayrıca TRT1'in Kut'ül Amare dizisi de var.

Aynı gün ve dönem işi olarak bir alternatif...

Kanal D'nin Bir Umut Yeter dizisinden bahsetmek bile istemiyorum çünkü benim o diziyle ilgili en ufak umudum yok.

Yani rakipler sahaya çıktığında Bir Zamanlar Çukurova bu rakamlarda kalabilir mi, işte ondan biraz şüpheliyim.

Dört beş sınırına da gerilerse, bu bütçeleri reklam gelirleri ile karşılayabilirler mi, hiç sanmıyorum.

Yani demem o ki; yapılmış bir hikayeyi, farklı bir bakış açısı sunmadan, 50 günde çekip, bu kadar para harcamanın mantığı ne, ben anlamıyorum.

 

Gelelim Bir Zamanlar Çukurova 1. bölüm notlarıma...

Soru şu;  önceden tahmin edebileceğiniz diziyi izler misiniz?

Ben izlemem, net bilgi...

Ve evet, bazen seyirci olacakları bilip, "ana karakter ne yapacak" sorusunun peşine de takılabilir.

Ancak bu; ana hikaye içindeki, her bölüm ortaya çıkan ve genelde de bölüm sonunda çözüme kavuşan küçük çatışmalarda kabul gören, çalışan ve seyircide de karşılığını bulan bir yoldur.

Yani ana hikaye için bu geçerli değil.

Olması da zaten saçma olur.

Bir Zamanlar Çukurova dizisini izleyen herkes, ilerleyen bölümlerde üç aşağı beş yukarı neler olacağını biliyor, tahmin ediyor.

Çünkü dizi; ilk bölümünde bütün bilgileri avaz avaz bağıra bağıra verdi.

Hatta Vahide Perçin'in canlandırdığı Hünkar'ın "Demir'in çocuğu olmalı " diye ant vermesi bile kör göze parmak bir hamleydi.

Dolayısıyla da artık kimin kiminle birlikte olacağı, Demir'in kuzeninin kızı okuldan döndüğünde ne olacağı belli...

Sonuç olarak; Bir Zamanlar Çukurova'nın neyini merak edip de izlememiz gerekiyor, gerçekten anlamakta zorlanıyorum.

Bir Zamanlar Çukurova senaryosu, tüm olaylar denk getirilerek yazılmış... 

Dolayısıyla da hikayesiyle; "ben kurguyum" diye, bölüm boyunca izleyicilerin kulağına "dır dır" edip durdu.

Züleyha ve Yılmaz'ın Adana'ya kaçması gerekiyordu;

Züleyha kumar borcuna karşılık hayat kadınlarının satıldığı eve götürüldü, anında Yılmaz'a haber uçuruldu, haberi uçuran kadın nasılsa o evi ve kadını biliyordu, tabi tahmin edeceğiniz gibi Yılmaz da biliyordu.

Böylece Yılmaz adamı öldürdü.

Kaçtılar ve trene bindiler.

Züleyha ve Yılmaz'ın ellerinin kollarının iyice bağlanması ve köşeye sıkışmaları gerekiyordu;

Trende uyudular ve Yılmaz'ın cebindeki bir tomar para çalındı.

Yahu zaten ustandan almışsın parayı, ne olacağın belli değil, yanında sevdiğin kadın var.

İnsan cebinde parayla uyur mu?

Ayrıca ne derin uykuymuş o?

Yatağında yorganına sarılmış gibi fosur fosur...

Züleyha ve Yılmaz'ın Yamanların çiftliğe gitmeleri gerekiyordu,

Hop,,, Yılmaz koca Adana'da amele pazarında zamanı tutturup askerlik arkadaşı Gaffur'a denk geldi.

Züleyha ile Demir arasında bağ kurabilmek için, Yılmaz ile sevgili olduklarını söylememeleri gerekiyordu;

Çiftliğe girer girmez, "hanım herkesi evlendiriyor, sevmez öyle sadece dini nikahlı" diye çalışanlar tarafından bilgi verildi.

Hop,,, Züleyha biz kardeşiz demek zorunda kaldı.

Yılmaz'ın tarlada çalışmaktan bir üst mertebeye geçmesi ve Demir ile dirsek temasında olması gerekiyordu;

Motor ustası ya, hop,,, uçağın motoru bozuldu.

Koca uçak mühendisi arızayı bulamadı, bizim Yılmaz üç metre öteden dinleyerek "bujilerden biri ateşlemiyor olmasın" dedi.

İki saniyede sorun çözüldü.

Askerlik arkadaşı kahya Gaffur, Yılmaz'ın ayağını kaydırmak istiyor ya, kaydıramaması gerekiyordu;

Evin hanımı Hünkar Gaffur'a "artık hane başına bir çuval dağıtalım, elektrik paralarını da biz ödeyelim" dedi.

Bu konuşmayı her Türk dizisinde olduğu gibi, Züleyha kapı aralığından duydu.

Gaffur dört haneye bir çuval vereceğiz dedi, elektirik paralarını da cebe indirdi.

Yılmaz bu yolla "cebine indirdiklerini söylerim" diyerek Gaffur'a ayar verdi...

Bu sayede de Gaffur'un eli kolu bağlandı.

Neler neler var daha...

Her şey o kadar denk gelmiş ki; Bir Zamanlar Çukurova'da samimiyet ve gerçeklik duygusu yerle yeksan olmuş.

İnanmıyorsunuz hikayeye...

Şimdi bir soru daha...

Hem ne olacağını bildiğiniz, hem de her şeyin denk gelmesiyle inanmadığınız bir hikayeyi izler misiniz?

Senaryonun bir diğer sıkıntısının da; hikayeyi gereksiz yaymaları ve gereksiz ayrıntılarla boğmaları olduğunu söyleyebilirim.

Son kırk elli dakika ile her şeyi anlatabilirlermiş ama yapmamışlar.

Çiftliğe gelene kadar, gereksiz yere uzatmışlar da uzatmışlar.

Bir dizinin seyirciye merhaba diyen ilk bölümü böyle olmaz.

Çat çat çat diye derdin neyse açmazlarını rotaya koyar, seyirciye vaat edeceklerini eder, hikayenin içine çekersin.

Ama Bir zamanlar Çukurova konusu; özellikle ilk 90 dakika, bir türlü açılmak bilmedi.

Gereksiz ayrıntılarla boğuldu.

Sonra bir de saçmalamalar kısmı var...

Demir uçakla gelir.

Hünkar atıyla pistimsi yerde durur.

Demir hışımla uçaktan iner ve Hünkar'a "niye çekilmedin, ya duramasaydım" der.

Hünkar "daha kaç kere söyleyeceğim, o uçağa binmeni istemiyorum" diye cevaplar.

Demir "bu uçakla uçtuğumda neyi hatırlıyorum biliyor musun? Babamı" der.

Yahu bin kere bu konuyu konuşmuşsunuz, hatta kavga etmişsiniz...

Niye ilk kez konuşuyormuş gibi, "bu uçağa bindiğimde neyi hatırlıyorum" diye, Yılmaz açıklama yapıyor.

Daha önce bu bilgiyi söylemedi mi yani?

Olabilir mi böyle bir şey?

Hünkar Yılmaz ile konuşur ve niye kaçtıklarını sorar.

Amacı alttan alta bilgi toplamaktır.

Sonra Demir'e gider ve "bence yalan söylüyor, silahlı milahlı işler var" der.

Hani peşinde adamlar olduğunu düşünebilir de, niye silahlı milahlı?

Yani nasıl anladı?

Daha sonra da Züleyha ile konuşur.

Züleyha'nın yalan söylediği, acayip abartılı mimikleri ve göz kaçırmaları ile belli...

Anlamamak için avanak olmak gerek...

Hop,,, Hünkar "inandım ben" der.

Halbuki Züleyha'nın yalan söylediği belliydi ama Yılmaz'ın söylediği belli değildi.

Ve gelelim Yılmaz'ın şoför olma mevzusuna...

Yılmaz uçağın motorunda ne olduğunu bulunca, Demir alır onu ve garaja götürür.

Arabanın modelini sorar.

Motor ustası Yılmaz, çat çat okur bilgileri...

Demir otur arabaya der.

Yılmaz oturur.

Çalıştır der.

Yılmaz çalıştırır.

İn der.

Yılmaz iner.

Ve...

Sahnenin nasıl bağlandığını düşündükçe hala sesli gülüyorum...

Demir "ben bu arabayı kimseye teslim edemiyorum, kıymetlim, ama senin muameleni beğendim, şoförüm olacaksın" der.

Yahu ne muamemelesi yaptı da beğendin.

Manyak mısın?

Arabayla çukura yavaş mı girdi, yağını mı sık sık kontrol etti?

Arabayı çalıştır dedin, çalıştırdı.

İyi sıhhatte olsunlar...

Bu arada Adana'ya ilk geldiklerinde kaldıkları otelde yatarken, Yılmaz ceketini çıkarıp niye kendi üzerine örttü?

Züleyha'nın üzerine örtmek yerine...

Yoksa Yılmaz bencil biri mi, Züleyha'yı sevmiyor mu?

Daha çok notum var ama hepsini yazarsam bu yazının sonu gelmez, net bilgi.

Evet, güzel resimler var mı, var.

Para harcandığı belli mi, evet belli.

Ama bence bu senaryo için, bu paraları harcayarak ceplerine yazık etmişler.

Bu arada müzikleri de sevmedim.

Züleyha ile Yılmaz bitap bir halde, çamur içinde tarlada çalışıyorlar.

Yaşam savaşı veriyorlar.

Fonda Ferdi Tayfur "Bende Özledim" şarkısı...

"Bende özledim ben de
Resmin var şu an elimde
Sana koşmak isterim
Derman yok dizlerimde"

Tövbe tövbe...

****************************

Bloguma da beklerim... 

http://www.bibaksana.com.tr/

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 168
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1635
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

Okur, gezer, izler ve yazar...                 ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster