Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '18

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
94
 

"Bizim Köy"lü Mahmut Makal

"Bizim Köy"lü Mahmut Makal
 

(Bugün kaybettiğimiz değerli edebiyat çınarımızın anısına saygıyla)

Bir el dürtüklüyor içimden. Her çözdüğüm insan, hayvan, eşya sanki ‘ Beni dile getir’ diye sesleniyor bana. Anadolu’nun bilinmeyen köylerini anlatmak istiyordum.”

1967 de Unesco tarafından dünya gençliğine örnek insan olarak seçilen Mahmut Makal, 1930 yılında Aksaray’ın Demirci köyünde dünyaya geldi. Konya Ereğlisi’ndeki İvriz Köy Enstitüsünü, daha sonra da Gazi Eğitim Enstitüsünü bitirdi. 

İvriz’de okula ilk başladığı yıllarda yaşadığı bir anı, onun sonraki yıllarda yapacaklarının ilk işareti oldu. Okula teftiş için gelen dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü İ.Hakkı Tonguç yurttaşlık bilgisi dersinde sınıfa girerler. Tonguç, küçük Mahmut’a “Nedir devletin vatandaşa karşı görevi?” Diye sorar.  Çocuğun heyecandan yanıt verememesi üzerine öğretmene dönüp şunları söyler: “Bunlar yedi yüz yıldır konuşturulmadıkları için çocuğun durumunu doğal karşılıyorum, konuşturun bunları. Konuşturun ve düşündüklerini söylemeye alıştırın. İlk yapacağınız iş bu!”

Mahmut Makal’in de yapacağı ilk iş bu oldu mezun olduğunda. Düşündüklerini söylemeye, gördüklerini yazmaya başladı. 

17 yaşında gencecik bir öğretmenken kaleme almaya başladığı köy notları Varlık dergisinde yayınlanmaya başlayınca dikkat çekti. Kentlilerin bildiği köy/köylü ile Makal’in anlattıkları birbirini hiç tutmuyordu. O, köylerde insanların hayvanlarıyla birlikte yaşadığını, tezek yakıp ısındığını, yazın yetiştirebildikleri sebzeyle, kışın bulgurla beslendiklerini –kış uzun ve sert geçtiğinde yiyecek ve yakacaklarının kalmadığını- sağlıksız, bakımsız, doktorsuz , sefalet içinde yaşadıklarından çocuk ölümlerinin çokluğunu, bürokrasinin köylünün sorunlarına uzak durduğunu, hatta hiç anlamadığını anlatıyordu: “Tezeği yakan köylüye, ‘Gübreyi yakmak deliliktir, tarlaya dök!’ derler. Bu konu üzerine bilimsel yazılar çırpıştıranları görürüz. A efendim, yakmaya tezek bulsak, öpüp başımıza koyacağız. Hem köylü tezek yakmasın da ne yaksın? Günahını mı?  Odun, kömür yüzü görmüşlüğü var mıdır, bir sorsanıza…” (Bizim köy/ Kışın Hesabı)

 Bu notlar kitap haline getirilip basıldığında ise iktidarın öfkesini üzerine çekti. Yazılarında köylerin ekonomik ve sosyal yapısını kötü gösterdiği ve komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanıp tutuklandı. Çünkü kimse köylerden yükselen yoksulluk çığlıklarını duymak istemiyordu. Köyleri yemyeşil, mutluluk ve huzur yuvası olarak gösterenlere karşı, buralarda hala taş devrinin yaşandığını göstermek yürekliliğini gösteren bu gence devlet dersini elbette verecekti(!) Önce konuşmasını isteyen bürokrasi, şimdi susturmaya çalışıyordu.

Köyde her yer kar altında ve ulaşım sağlanamazken genç öğretmenin kitabın kopardığı kıyametten haberi yoktu. Karlar erimeye başladığında ilk ziyaretçileri jandarmalar oldu. Mahmut Makal tutuklanırken, Bizim Köy çeşitli dillere çevrilerek ülke sınırlarını aştı. Öyle ki 1966 yılında Unesco tarafından Dünya Kültürüne Hizmet ödülü Bizim Köy’e verildi.

Köylünün hayat şartlarını gerçekçi bir dille anlatan Bizim Köy’ün yayımlanması Türk Edebiyat Tarihinin en önemli olaylarından sayılır. Bu küçük dev eser, enstitü çıkışlı köy romancılarının eserlerine öncülük etmiştir. Genç bir öğretmenin azim ve heyecanla köy sorunlarına eğilmesi, köylünün çaresizliğini gözlemlerine dayanarak anlatması ve köy gerçeklerinin ilk kez dile getirilmesi  Köy Edebiyatı için bir başlangıçtı.  Ardından gelen Köy Enstitülü Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Mehmet Başaran, Dursun Akçam gibi yazarlar onun yolundan giderek Köy Edebiyatı akımının devamını getirdiler.

 Bizim Köy’ de olaylar1940’larda Orta Anadolu’nun iki yoksul köyünde geçer. Köylerden biri yazarın kendi köyüdür, diğeri  bu köye 10 saatlik yürüyüş mesafesindeki bir komşu köydür. Konular belli başlı bölümler halinde okuyucuya aktarılır. Geçim Derdi, Köy Hayatından Sahneler, İnanışlar, Okul ve Okuma bölümlerinde toplanmış notlarla, kısa hikayelerden oluşur.  Sade bir dille yazılmış olması ve fazla edebi değeri olmamasına karşılık köy ve köylünün sorunlarına eğilişi, gerçekçi betimlemeleri, gözlemlerini bire bir aktarışıyla köy gerçeklerinin öğrenilmesini ve üzerinde düşünülmesini başardığı için bir baş yapıt olarak kabul edilir. Yazdıkları bazı çevrelerce sıradan köy notları olarak değerlendirilse de, Bizim Köy 50’li yıllardaki Anadolu köylerinin ve köylüsünün bir fotoğrafı, canlı tanığıdır.

Köylünün ekonomik ve sosyal yaralarının dışında, onların inanışları ve dine bakışları da bu hikayelerde yer alır. Aslında hemen her yapıtında Cumhuriyet sonrası Anadolu köylüsünün dine olan eğilimini, dayanağını, olumsuz inanışlarını aktardığını görürüz. Devlet okulları masadan, sıradan yoksunken, din okullarına yapılan siyasi yatırımları yine Makal’i okurken öğreniriz.

Özetlersek, köy gerçeklerini olduğu kadar, laikliğin temellerini sarsmaya yönelen girişimleri ve düşünceleri de açığa çıkarmış, bunlar da onun takibe alınmasına, tutuklanmasına ve sürgüne yollanmasına yol açmıştır. Ama o yine de tüm katı gerçeklere, olumsuzluklara rağmen yazılarında sevgiye ve umuda yer vermeyi unutmamıştır:  “Bebeler sacta pişecek lavaş ekmeği bekler. Katığı biraz yokluk, biraz sevgi. Peki ya umut, hiç uğramaz mı yanlarına?”

 Altı yıl köy öğretmenliği yaptıktan sonra, mesleğinde yükselmek ve edebiyat öğretmeni olmak için Ankara Gazi Eğitim Enstitüsüne giren Mahmut Makal, mezuniyetten sonra ilköğretim müfettişliğine getirildi. Ankara, Adana, Antalya’da görev yaptı.  1965 seçimlerinde Türkiye İşçi Partisinden İstanbul adayı oldu.

Bu arada yazmayı sürdüren Makal, kitapları ve düşünceleri yüzünden müfettişlikten öğretmen statüsüne indirilerek Sağır ve Dilsizler Okuluna Türkçe öğretmeni olarak tayin edildi. 1968 yılında ise buradan da istifa etmek zorunda kaldı. Bir süre Bizim Köy yayınlarını yöneten Makal, 1971-72 öğretim yılında Venedik Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyatı dersleri verdi.

Yayınlanan kitaplarının büyük bölümü başta İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça olmak üzere çeşitli dillere çevrildi. Fransız ve Belçika televizyon şirketleri köyünde belgesel filmler çekti. Yabancı edebiyat çevreleri ve basın kitaba büyük ilgi gösterdi.

Bizim Köy’ün yayımlanışından yirmi beş yıl sonra yazdığı “Bizim Köy 1975- Hayal ve Gerçek  1977 de Türk Dil Kurumu ödülünü aldı.

Yazarın diğer eserlerinden öne çıkanlarda ise, çok yakından bildiği köy sorunlarını yüreğimizi burkacak şekilde anlattığı ve köylünün kuru kuruya peşine düştüğü şeyleri ustaca yazdığı hikayelerden oluşan Kuru Sevda;  bilgisizliğe, bağnazlığa, kör inançlara, bozuk düzene karşı bir savaşın öyküsünü kaleme aldığı Köye Gidenler;  bakanlık emrine alındıktan sonra gittiği Doğu Anadolu’daki gözlemlerini aktardığı Yeraltında Bir Anadolu; öğretmen, sağlık memuru, ebe olarak eğitilen ve onların arasından çıkan enstitülülerin savaşımlarını, başarılarını, köylüyü uyandırışlarını anlattığı Bozkırdaki Kıvılcım: Enstitülüler; uzun bir süre kaldığı  İngiltere’deki gözlemlerini yansıttığı Ötekilerin Havası, günümüz siyasi ve düşünsel gerçeklerini anlattığı  Kamçı Teslimi’ni sayabiliriz.

 Günümüzde birçok sorununu aşmış olsa da iç göçü durduramadığımızdan, köylünün dertleri hala devam ediyor demektir. Dinsel gerçekler ise hayli huzursuzluk verici bir görünüme sahip. Bizim Köy’den modern Türkiye’ye giden yolun laiklik açısından tehlikelerle dolu oluşu, 70 yıldır bir şeylerin yanlış yapıldığı izlenimini yaratmıyor mu size de?

 

Melek Koç / Bizim Köy'lü Mahmut Makal / Yaba Edebiyat,Kültür Sanat Der. Sayı 108

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne güzel bir yazı. Ve ne acı bu yazının okur sayısının az olması. Kendi ülkesinin yakın tarihinin önemli bir unsurunu görmezden gelen okur kitlesi. Oysa biz bunları dönüp dolaşıp okumalı, tartışmalı, günümüzü bunlarla anlamaya çalışmalıyız. Haydi yaş almışlar bildiğinden okumuyor diyelim, ya gençler? Onlar bambaşka bir zihniyetteler. Onlar da bunları bilmeli. Bizlerin ve onların bir karışımına ulaşmamız gerek. Zor tabii ama olmalı. Çok teşekkürler... Saygılar...

aykar sönmez 
 18.08.2018 10:49
Cevap :
Siteminize katılıyorum. Mahmut Makal yerine herhangi bir dizi hakkında yazmış olsaydım, okuma sayısı çok farklı olurdu elbet.Olsun, ben yine de misyonumu yerine getirmeye çalışıyorum. Az da olsa edebiyatsever dostlarım var ve şu an da bir kişi daha eklendi mesela :) Sevgiyle kalınız...  18.08.2018 18:06
 

'Üç-beş kişi kaldı... Türkü diyenler...'

yeşilsoğan 
 11.08.2018 10:20
Cevap :
Ya, Pir Sultan'da olmasaydı?  11.08.2018 16:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 202
Toplam yorum
: 1785
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2089
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster