Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '16

 
Kategori
Doğal Hayat
Okunma Sayısı
89
 

Bodrum'da yanan 240 hektarın hesabını kim verecek?

 Bodrum'da yanan 240 hektarın hesabını kim verecek?
 

 Bugün kahvaltıdan sonra bizim küçük adamı aldık, annesi ve eşim gezmeye çıktık. Artık kızım araba kullanabiliyor. Bugün bebeğimiz 25 günlük oldu. Yavaş yavaş gezmelere çıkıyoruz. Sokaklar çok sıcak olduğu için daha ziyade büyük Alışveriş merkezleri , kapalı restoran ve kafeler tercihimiz. Buraların en güzel mevsimi mart ile mayıs , eylül ile kasım arası imiş. Bu mevsim oldukça sıcak oluyor buraları. Hoş ülkemde de çok sıcak var bugünlerde.

 Bugünkü gezimizde önce bir büyük mağaza, daha sonra da ünlü bir hamburgerciye gittik. Bebeğimiz sokakta ve kafelerde sesini hiç çıkartmıyor ve sakin bir şekilde uyuyor. Anlaşılan gezmeyi çok seviyor. Annesi hamileliğinin son günlerine kadar konserlere devam ettiği ve bu konserler için devamlı araba kullanıp uzun yol yaptığı için gezmeyi, araba yolculuğunu ve müziği neden çok sevdiği kolay anlaşılıyor bizim küçük bacaksızın.

 Hamburgerciden sonra alışverişl merkezini gezdik biraz. Biz kadınlar hangi yaşta olursak olalım mağaza gezmeyi çok seviyoruz.Erkeklerin bunu anlaması imkansız. Almasak biie elbiselere,çantalara,mücevherlere bakmak, incelemek tarifsiz bir zevk veriyor bizlere.

 Bu Moll gezisinden sonra arabamıza bindik ve bir şehir turu yaptık. Pensacola Okyanus kıyısında 300 bin nüfüslü bir yerleşim.Nüfusu  az diye düşünmeyin. İki tane Üniversitesi, hava alanı, büyük alışveriş merkezleri, lüks otelleri ile büyük bir yerleşim.

 Şehir turumuzda ünlü bir dondurmacıdan dondurmalarımızı da aldık. serin klimalı bir otomobilde dondurmalarımızı yiyerek bu güzel şehri turlamak çok keyifliydi. Şehir tamamen asırlık ağaçlar içinde , doğal dengesi bozulmamış bir yer. Çok lüks, her biri Holivood filmlerindeki malikaneleri anımsatan villalar bu devasa ağaçların arasına serpiştirilmiş.Bu sakinlik,doğa ve bu ihtişamlı evler bir masal aleminde hissettiriyor insana.

  Biraz evvel  eve döndük. Evin ahalisi küçük adam da dahil olmak üzere gezinin rehaveti ile yorgun bir yerlerde uykuya daldılar. Ben de internetten haber okumak istedim biraz. İlk okuduğum haber içimi fena acıttı. Dünkü Bodrum yangınında 240 hektar makilik, içindeki ağaçları, canlıları , tavşanları, kuşları, hayvanları ile yanmış kül olmuş.

  Bir kaç saat önce  gezdiğim dev ağaçlar arasına yerleşik Pensacola şehri aklıma geldi.Eloğlu doğayı ve bunun  içinde  yüz yıllık ağaçları bozmamış şehri yapılandırırken.

  Biz ise doğamızı, coğrafyamızı yok etmek için ne mümkünse yapıyoruz elbirliği ile. Birden bu sabah yazdığım komik yazı geldi aklıma. Hani şu evine giren yılanı öldüren ve sonunda para cezasına çarptırılan adamın serüveni. 

  Evine  giren yılanı  öldürdü diye bir kişiyi para cezasına çarptırıyoruz. Öbür taratta hektarlarca ağacın,içindeki canlıları ile yok edilmesine seyirci kalıyoruz.

 Bu ne biçim bir tezattır anlayamadım.

 240 Hektarın kül olmasından ,içinde yok olan canlılardan kim sorumlu.Onun cezasını kime keseceğiz?

 Birisi beni aydınlatsın bu konuda. Artık kafam almıyor.

 

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Önce küçük bebeğinize sağlıklı günler diliyorum. Bodrum'u çok iyi biliyorum, birkaç yıl önce sık sık gelip gidiyorduk. Çünkü benim kızım devlet hastanesinde görevliydi. Ünlü denizci yazar Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın iki yerde büstü var. Her iki yerde de doğum tarihleri birbirini tutmuyor. Öte yanda Neyzen Tevfik'in heykeli, H. Ali Yücel'in büstü, Zeki Müren' in Müzesi,Nazım Hikmet'in sokağı, yanındaki yaşlı ağaçları,belediyenin yanındaki Kıratlı Atatürk heykeli(şimdi onu kaldırmışlar, turistler korkmasın diye ), onun yerine çağdaş bir heykel dikmişler.Öte yanda iki dikli koca taş daha var, onlara bir anlam veremedim. Yeni yeni yazılan uyduruk bir şiir gibi... Zaten memleket yanıyor. Güneydoğu diye bir şey kaldı mı Sayın GÖKOVA? Öyle giderse BODRUM'da yanar...Benim bir şiirimde iki dize var: Sevdiğim bir aileden / Gelinler, damatlar / Gençler BODRUM'DA / Onların kökleri de yanıyor bodrum'da...Bodrum'un yanmamasını dilerim. Esen kalını

Abdülkadir Güler 
 21.06.2016 8:38
Cevap :
Cennet yurdumun hiçbir yanı yanmasın ne Bodrum ne de Güney Doğu. Ecdadımız o vatanın her bir karesi için canlarını verdiler. Bu kadar kolay mı?Yüreklendirici yorumunuz ve iyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Size de yaşamınızda mutluluk ve huzur dolu günler dilerim. Saygılarımla  21.06.2016 16:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 811
Toplam yorum
: 1052
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1007
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster