Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '09

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
535
 

"Bol çiçekli ve renkli" blog yazısı yazabilmek!

"Bol çiçekli ve renkli" blog yazısı yazabilmek!
 

MB'de, günce yazmanın en çok sevdiğim yönü, sıcağı sıcağına not aldığım gözlemlerimi ve günlük anılarımı unutmadan yayınlamak ve bunları arşivlemektir.

Eskiden, '' soluk sayfalarda bir anı olarak kalan bu gözlemler'', şimdi bloglarda yayınlanıp geniş kitlelere ulaşabiliyor.

Az önce, not defterime karaladığım bir güncemi, MB'de yayınlamak için klavyenin başına geçiverdim.

Bugün, ''Sanat ve Kültür Evi '' olarak değerlendirmeyi düşündüğüm ufak bir mekânın pazarlığını yapmak ve kent merkezindeki bu dükkânı detaylı biçimde incelemek amacıyla yola düşmüştüm ki çarşıda iki küçük çocuk gülümseyerek bana doğru koştular.

- Günaydın amca !..

- Günaydın çocuklar !..

- Şeeyy !..Bizi tanıdınız mı ?..

- Özür dilerim!..Tanıyamadım ;ama gözüm bir yerden ısırıyor !..Keh...Kehh !..(Gülerek zaman kazanma )

- Hani şenliklerde siz, bizlere su üzerinde resim yaptırmıştınız ya !.. Tam 62 kişi olmuştuk ya !..

Çocuklar, birer çiçek gibiler...Her gün değişik renkteler...O gün de çok kalabalıklardı !..Fakat, kısa sürede anımsamıştım onları !..

- Ooooo !.. Tanıdım tabi !..Görmeyeli daha da bir güzelleşmişsiniz !..( Kıkırrr kıkırr gülüyorlardı.) Artık sizlerle daha çok resim yapabilmek için bir Kültür Evi açmayı düşünüyorum...Fakat, param bu dükkanı almaya yetmiyor...Bana biraz borç verir misiniz?..(Birden ciddileşiyorlar...Ellerini ceplerine atıyorlar...)

-Ama , amca bizim o kadar paramız yok ki !..
(Onlarla konuşurken başka çocuklar da çevremizi sarıyorlar...Ellerinden tutup birlikte dükkâna dalıyoruz... )
...............

Kentimizde yapılan 20.barış şenlikleri boyunca , açmış olduğum Ebru sergimi en çok, gençler ve çocuklar gezmişti...

Velilerin, çocuklarıyla birlikte gelişleri çok hoşuma gitmişti. İkinci gün, akşam üzeri, toplam: 62 çocuğun, tekne başında, kitreli suya salladıkları fırça darbeleriyle birlikte yapmış oldukları muhteşem Ebru'yu çerçevelemiştim ve '' gözüm gibi ''saklıyordum.

Aliağa'da her yöreden gelen ailelerin çocukları sayesinde, nüfusumuz çok genç sayılır...

Fabrikalar kenti olmamızdan dolayı, Edirne'den, Kars'a ; Urfadan, Milas'a kadar bir insan konfetisi yağıyor buraya...

Herkesin ortak derdi, fabrikaların ve mütevazı evlerinin bacalarını tüttürmek..
.

Şehir merkezindeki lokanta, tatlıcı, çaybahçesi, kebapçı, yemişçi, kokoreçci gibi işyerlerinin patronlarının çoğu da Doğu ve Güneydoğu'lu...

Gemi söküm, deniz ticareti gibi sektörlerin '' zengin patronlarının '' çoğu da Batman'lı...
.........

Ebru sergisine , akın akın çocuklar geliyordu...

Renk renk, çocuklar...Siyah erik gözlü;kırmızı çilli yanaklı...Uzun örük saçlısı; mavi gözlü sarı papatya tokalısı...

Ama hepsinin bir tek özelliği var :Safiyâne çocuk olmaları...

Gülen, eğlenen, soran, sorgulayan; tüm duygularıyla öğrenmeye açık çocuklar...

Aileleriyle konuşurken çok duygulanmıştım.

Görme özürlü genç kızını yanına alıp gelen annenin, sabırla tüm resimlerimi yavrusuna anlatışı gözümün önünden gitmiyor...

Başı kapalı , türbanlı kadınlar; sarı perma saçlı, ojeli kadınlar;sade kadınlar...

Beyaz bermuda şortlu babalar; kravat takıp gelen dedeler;yetmişlik al yanaklı nineler...

Çoğu da ziyaretlerini tamamlayıp , sergideki anı defterime birşeyler yazıp gitmişlerdi.

On iki yaşındaki Zeliha, öyle güzel ve ilginç şeyler yazmıştı ki gözlerime inanamamıştım...

''Benim diyen yazara taş çıkarırcasına !..''

Çocuk deyip geçmemek gerek; defteri iyi okumak gerek !..

''Ebru Resim Destanını ''yazan çocuklar...Çoğu , Aliağa'da doğmuş...

Kimi memur, kimi işçi, kimi serbest meslek sahibi ;kimi de işsiz ailelerin çocukları...

Gözlerinin içi gülmeyen çocuk yok !..

1. çocuk :Nesrin...Eskişehir, Mihallıçık'tan...

2. Çocuk :Barış...Aliağa, Çaltıdere'den...

3. Çocuk : Ege...Foça'dan...(Aslı Mardin'li )

4. Çocuk : Çilem...Erzurum'lu...

5. Çocuk: Zeliha....Urfa'lı...

6. Çocuk : Ceyda...Kars'lı...

7. Çocuk : Berk...Antakya'lı...
.......

28.Çocuk : Zeynep...Lice'li...
...........

35. çocuk: Nazlı:Bergama'lı...
.........

57. Çocuk :Melis: Nallıhan 'lı...
........
62. Çocuk: Uğur: Elazığ-Maden'li...

Her yöremizden, binbir çiçekten bal alıyoruz...

Bu çocuklar, gelecekte bu ülkeye sahiplenmek istiyorlar...

Benim kuşak, tüm okul yaşantısını ateş çemberinde geçirmişti...

Önce, 60 ihtilâli ...Arkasından Kıbrıs Savaşı...Arkasından ...80 İhtilâli...12 Mart'lar vs...vs...

Hep gerilim, kan, gözyaşı...Ve kendimi bildim bileli, '' Bölündük...Bölüneceğiz... ''kâbuslarıyla patlayan bombalar...

Gırtlağı patlarcasına yırtınarak nutuk atan;asık suratlı liderler...

Yetmedi mi bu kadar kötü yönettiğiniz bu ülkeye, yaşattığınız uğursuzluklar !..


Hep savaş, işsizlik, kötü eğitim; sağlıksız yaşam mı olmalı kaderimiz !..

Şapkanızı önünüze koyun da düşünün artık !..

Siz, kendi çocuklarınızla oynayın artık !..

Rahat bırakın çocuklarımızı !..

Yoksa projeniz; yeteneğiniz ;yönetemiyorsanız bu ülkeyi ,

Bırakın çocuklara, işgal ettiğiniz yerleri !..
.........

Ebru teknesi başında çocuklar, çiçek resimleri çizdiler...Çiçek bahçesi gibi şen 'diler o gün !..

Tüm çocuklarımız, renkli, lâleli, gül'lü resimler yapmak istiyorlardı...

Ortaya ''Türkiye '' resmi çıkardılar...Her yöresi aynı renkti...Çiçeklerin rengi...

Sadece '' bir şey '' yoktu, o resimde...

Elinde, '' el bombası patlayan '' çocuklar...


Ve parçalanmış vücut resimleri..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ooo naber nasılsın, iyisin, taş gibisin, dipçik gibisin, maşallah falan filan, el-ense derken muhabbet bitince uzaklaşılır... zevce hazretleri sorar "kimdi?" diye... vallahi hatırlayamadım da bozuntuya vermedim derim :)))

Murat HACIOĞLU 
 01.09.2009 9:37
Cevap :
Çocuklar atlatılmaya gelmiyor...Mutlaka,hatırlayarak ikna etmeniz ve gönüllerini almanız gerekiyor...Yıllar geçse de sizi unutmuyorlar...''Yetişkinlerle ''karşılaşınca benim de unutkanlığım oluyor tabi...Böyle durumlarda ''Tiyatroculuğumuzu '' konuşturmaya başlıyoruz :)) Muratcığım,Yenge Hanım da sizin tiyatrocu olduğunuzu biliyordur:)) Selâm ve sevgilerle...  01.09.2009 12:44
 

Yorumlardan birine "yeni atölyede kahve molası..." demişsiniz. O civarlarda olup da ebru derslerine katılamadığım için o minikleri kıskanmaya başladım. Katılıp yaş ortalamasını yükseltmek isterdim :))

Nilgün Akad 
 31.08.2009 18:31
Cevap :
Ebru Sanatı, bir canlı yaratmak gibi kutsal ve keyifli;aynı zamanda sorumluluk isteyen bir uğraş...Ney dinleyerek yapıldığında,müthiş bir terapi kaynağı...Ebru'yu 5 asırdır tanıyan bu toplum,son 40 yılda, unutmaya başladı...Önemli ustaları da sırayla rahmetlik oldular... Onların talebesi olan beş on kişi kalmıştık ki şimdi, 5 yaşından 75 yaşına kadar yüzlerce sanatseveri, bu muhteşem san'atla tanıştırmaktan onur duyuyorum.Keşke çocuklar kadar, bu ülkenin Kültüründen ve Eğitiminden sorumlu makamlar da duyarlı olabilseler !..Sizinle de Ebru yapmaktan keyif alırım...:) Tekne başında, yaşı genç olanlardan ziyade ''Ruhu genç olanlar '' başarılı oluyorlar...:)) Selâm ve sevgilerimle...  31.08.2009 21:52
 

Gökkuşağı renklerini özler olduk... Ebru sanatı bende 'sonsuzluk' etkisi yarattı her zaman...Küçücük bir beynin hayal dünyasının suya yansımasını tahayyül edemiyorum, olağan üstüdür! Orada olabilmek, o gözlerde umudu görmek isterdim...Yüreğinize, verdiğiniz emeklere sağlık... İyi ki varsınız...Saygılarımla.

Nurcan Çelik Yalun 
 31.08.2009 15:56
Cevap :
Sevgili Arkadaşım, Ebru sanatı, karşısında,sevgiyi algıladığında renklerini coşturuyor...Gökuşağını ellerinize konduruveriyor...Ebru,henüz kirliliklerden nasiplenmemiş ; billur kalpleri sevgi dolu olan çocukları da bu nedenle çok seviyor...Aşağıda link'ini verdiğim sergimle ilgili yazımdaki resimlere bakarsanız,(Boyu tekne'ye zor yetişen )Ebru yapan en küçük çocuk, benim en ufak torunum olan Ege 'dir...:)Çıkardığı Ebru'lar,yakında,ana okullarını süsleyecek :)) Teşekkür eder;uzun ve sağlıklı bir yaşam dilerim...Masallardaki gibi :)) Sevgilerimle... http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=197501  31.08.2009 22:39
 

Dayanamadığım ,çocuklar, yaşlılar, sokak hayvanları. Çocuk Kadar temiz olabilsek keşke. demişsiniz ya siz kendi çocuklarınızla oynayın, Bu söz harika! Bizlerin çocuklarının kaderi güneydoğu da asker olup şehit düşmek. Kendi çocukları ile oynamayanların değeri bedelli askerlik yapıp vatana hizmet etmek. Saygılar, Sevgiler,

Fatma Güneş ERGEN 
 31.08.2009 13:09
Cevap :
Bu tür yazılar, ''Sırça köşklerinde kedileriyle piyano çalan sünepelerin hoşuna gitmez.'' Kötü yönetimlerin beceriksizliklerinin ceremesini, zavallı suskun ve yoksul halk kitleleri çekiyor...''Bedellilerin'' bedelini de....Selâm ve sevgilerimle...  31.08.2009 18:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1522
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1552
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster