Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Temmuz '19

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
80
 

"Bu Yazıyı Okumayın"

Küçük yaşlarda, daha henüz düzgün cümle kuramazken edindiğimiz okuma becerisi, bizim için oldukça hayati bir öneme sahip. Peki niye daha henüz hayatı yeni öğrenmeye, kavramaya başlarken bu beceriyi edinme gereği duyarız? Niye bu kadar hayati bir öneme sahip bunu hiç düşünmüş müydünüz? Burada yazının öneminden bahsedip zaten okumaktan sıkılmış olan(!) okuyucuyu iyice sıkmayayım. Sormak istediğim ve cevabının sizde olduğunu bildiğim soru şu; Bir yazıyı okumamızın sebebi varsa, okumamamızın sebebi nedir? 
 
Bu yaz için çalıştığım ev araç gereçleri satan kurumsal bir firmada, işimin yaklaşık birinci haftasında, diğer çalışan abilerim ablalarım bana "Görüşlerin nedir? İş nasıl, neler düşünüyorsun?" gibi sorular sorduklarında, onlara dikkatimi çeken ilk şeyin insanların (müşterilerin), onlar için yazılmış olan yazıları okumayı reddedişi olduğunu söylemiştim. Okumayı reddediş diyorum çünkü önünüzdeki yazı zaten sizin soracağınız soruya, merak ettiğiniz olaya cevap veriyor da siz hala başkalarına soruyorsanız durum tam anlamıyla bir reddediştir. Bunun altında çok büyük psikolojik etmenler yattığını düşünmekteyim. Bunlardan biri;  bir işi kendim yapmayayım, o sorumluluğu almayayım, başkası benim için yapıversin, yapıversin ki bir eksik, bir hata olursa, o yaptı, onun sorumluluğu diyebileyim düşüncesi. Bu düşünce sanki üzerimize sakız gibi yapışmış. Uzattıkça, her işe, her olaya uzatabiliyoruz. Bunun sebeplerinden biri, belki de tek sebebi, yine bir hocamın derste söylediği 'birey olmak' fikri. Şimdilik bu fikir bir köşede aklımızı kazıyadursun.
 
Edindiğimiz okuma becerisi, üzerinde ne kadarlık olduğu gösterilen , mağaza indirim kartlarının sadece miktarı yazan alanıyla, mağazadaki ürünlerin sadece etiketlerindeki fiyatlarıyla, üzerinde yüzdelik indirimler yazan afişlerin sadece yüzdelik kısmıyla sınırlı kalırsa, bizim yapmamız gereken işleri zaten başkaları bizim yerimize halledecektir. Tıpkı bizim istediğimiz gibi(!). Şu anda bu yazıyı okuyanların, bahsettiğim yazıların ek bilgi içeren, alt kısımlarını da okuyup, ürünün hangi alanda nasıl kullanılacağını, indirim kartlarının hangi tarihlerde son bulacağını ve afişlerdeki indirimin, hangi ürünlerde ve ne zamana kadar geçerli olacağını bileceklerine ben kefilim. Çünkü okuyor olacağız ve artık bunu sadece gözümüzle yapmayacağız. Tüm bunları yapan bir insan, eline geçen yazıyı okur ya da eline okuyacak yazı geçsin diye uğraşır. Bu uğraş içindekiler, okudukça bilgilenir, bilgilendikçe fikir sahibi olur. Fikir sahibi olanlar, yapabildiği her alanda üretim yaparlar. Bilgi üretimi, ilgi üretimi, sevgi üretimi, umut üretimi...
 
Bu yazının başlığı aslında bize yakındığım şeyi anlatıyor. Okunsun diye yazılan tüm o yazılar, bizi daha çok ilgilendirdiğini düşündüğümüz yazıların yanında adeta "Bu yazıyı okumayın, zaten gerek de yok, birine sorarsınız o söyler" düşüncesiyle silinip gidiyor. Önce ilgi, sonra bilgi sahibi olmalıyız. Olmalıyız ki, bilgisiz fikirleri alt edebilelim. Siz ise bu yazıyı okuyun, çünkü okuyanlar, okumayanlara anlatacak bilgi ve fikre zaten sahiptirler. 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 61
Kayıt tarihi
: 02.01.19
 
 

Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce İktisat 3.sınıf öğrencisiyim. Düşünce yazıları ve edebi yazıla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster