Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '17

 
Kategori
Magazin
Okunma Sayısı
1173
 

"Bursalı Hazar Tuna Hollywood'da"

"Bursalı Hazar Tuna Hollywood'da"
 

Hazar Tuna Hollywood'da çekimlerde


Her şey hayal kurmakla başlar derler ama bu hiç bir zaman yeterli değildir, hayalleri gerçekleştirmek için her zaman yolda olmak gerekir.

Bursa'nın Orhangazi ilçesinde doğup büyüyen Hazar Tuna, lise öğrenimini  yapmak için ailesi ile birlikte  Fomara'ya yerleşir. Lise öğrenimini yaparken Bursa'da tiyatrolarda eğitim alıp, oyunculuğa başlar. Liseyi bitirdikten sonra Müjdat Gezen Konservatuvarı, tiyatro bölümünde okumak için İstanbul'a gider ama hep aklında çocukluk hayali Hollywood vardır. Bu arada tiyatro, sinema ve dizilerde küçük rollerde oynar. O sırada İstanbul'a gelen New York Film Akademisi'nin bursunu kazanır ve Hollywood'a gitme şansını yakalar. Orda onu zor zamanlar bekler. Artık Amerika'dadır yaşam zordur, hayalinden vazgeçmeyen Hazar Tuna kısa film teklifi alır, biraz teredüt eder ama bu teklifi kaçırmaz. Hazar Tuna'nın yeteneğini, Hollywood'da  fark eder, oyunculuk yaptığı kısa film ödüller alır ardından Hazar Tuna'ya Amerika'da ulusal kanaldan teklif gelir ve anlaşma sağlar.

2018 yılında Amerika'da Ulusal kanalda yayınlanacak "Enlightenments"  adlı  dizinin  kadrosuna seçilmiştir. Senaryosunu yazıp yöneten Wilson Mbiavanga'nın dizisinde "David Smith" adında gözü kara bir gazeteciyi canlandırıyor. Dizinin 1.sezonu çekildi ve 2. sezonda rol alacak.

Sadece 3,5 yıldır Amerika'da yaşamasına rağmen yeteneği ve azmi ile bu teklifi alan Hazar Tuna ile sohbet etme fırsatını yakaladım ve güzel bir sohbet gerçekleştirdik, bu sohbeti aşağıda sizinle paylaşıyorum.

 

Haluk Yalçınkaya : Bursalısın diye bilgiler aldım. Bursa'nın neresinde yaşadınız?

Hazar Tuna : Aslen Bursalıyım. Orhangazi ilçesinde büyüdüm. 19 yaşımda ailemle birlikte Bursa'nın Fomara semtine taşındık. Gecikmeli lise hayatıma Bursa Tophane Endüstri Meslek lisesinde devam ettim. Dedemin Fomara'da bir evi vardı ailem ile birlikte iki yıl kadar orada yaşadım. Sonra kısa bir dönem, oyunculuk eğitimim için İstanbul'a taşındım bir yıl kaldıktan sonra tekrar Bursa'ya geri döndüm, planım altı ay kadar ailemle zaman geçirip tekrar İstanbul'a dönmekti ama bu süre içinde yerel bir belediye tiyatro ekibine katıldım, ilk sezon Hüseyin Türe ile çalıştım sonrasında devlet tiyatrosu sanatçısı Bora Özkul'a ve yeni kurulmuş ekibimiz ile dört yıl kadar çok güzel işler yaptık. Benim için çok değerli yıllardı, o günleri özlüyorum. Bu süre zarfında da Nilüfer de yaşıyordum. 

 

Haluk Yalçınkaya : Tiyatroya veya Sinemaya başlangıcınız nasıl oldu ve İstanbul çalışmalarınız nasıl başladı?

Hazar Tuna : Müjdat Gezen Konservatuvar Tiyatro mezunuyum. Eğitimim süresi boyunca yoğun bir sahne ve oyunculuk eğitimi aldım. Bu durum beni sinemadan çok tiyatro sahnesine yöneltti, deneyimlerimde hep bu doğrultudaydı. Öğrencilik yıllarımda ve sonrasında, hem sektöre girebilmek hem biraz para kazanabilmek için, İstanbul'da ki ajansımın yönlendirdiği tv işlerinde çalıştım, hemen hemen hepsi küçük rollerdi, ve bir kaç reklam filmi dışında ekran deneyimim olmadı. Herhangi bir uzun metraj çalışma da yapma fırsatım olmadı. Sektöre yeni girmiş bir çok oyuncu gibi büyük ajanslara kabul edilmeye çalışırken, red ediliyor  ünsüz bir oyuncu olmanın bütün zorluklarını yaşıyordum. Bu süreç ben New York'a taşınana kadar devam etti. Sinema, oyunculuk hedeflerimde ve geleceğimde çok büyük bir yer kaplıyor, tiyatrodan kopmadan kendimi sinemasız bırakmayacağımdan eminim. Öyle görünüyor ki ekran ve Sinema kariyerim asıl Amerika'da başlıyor. 

 

Haluk Yalçınkaya : Peki İstanbul'dan Amerika'ya nasıl ve neden gittiniz?

Hazar Tuna : Büyük bir hayalim vardı ve bu hayal için yolum Amerika'dan geçiyordu. Benim için , Amerika'ya gitmek en büyük hayalimin ilk adımı idi. Konservatuvar öncesi hatta lise yıllarıma kadar uzanan bir hayal. Kariyerimi Amerika'da oluşturmak istiyordum, bu benim en büyük hayalimdi. Ne yaptıysam gerçekleştiremediğim bir plandı. Planlarıma göre mezuniyet sonrası ilk işim Amerika ya uçmaktı ama mezun olur olmaz çok cazip bir teklif aldım. Müjdat Gezen hocam ve Kandemir Konduk'un yazdığı Türk Tiyatrosunun klasik eserlerinden olan "Artiz Mektebi" oyununda Jön Ali'yi oynamam için sahne hocalarımdan Kıvanç Tiner  aradı. Müjdat hocamız o yıl Artiz Mektebi'ni okulumuzun tiyatrosu dediğimiz,  Kadıköy Müjdat Gezen Tiyatrosunda tekrar sahnelemek istiyordu, Kıvanç hocam da yöneteceğinden, hocam ben Amerika'ya gidiyorum dememe rağmen işe yaramadı tabi, o sezon Artiz Mektebi'inde Jön Ali'idim, iyi ki de kalmışım. Ferdi Merter, İlhan Daner, Rahmetli Erdoğan Tuncel, Ateş böceği Ercan abi gibi Türk tiyatrosunun çok önemli sanatçılarıyla aynı sahneyi paylaşma fırsatı buldum. Bu durum daha güzel deneyimler edinmem için vesile oldu. Kendi Tiyatrom olan Tiyatro Patika'yı kurdum, ilk ve tiyatroma adını veren oyunum Patika ve sonrasında Marilyn de Marilyn adında 2 oyun yazıp yönettim. O Dönem New York Film Academy İstanbul'a geldi ve bir yetenek sınavı düzenlediler, sınava katıldım okula kabül edilince bir miktar burs ile New York'a davet edildim. Okula hiç başlamadım ama New York'a geliş biletimi hızlandıran güzel bir basamaktı. Kısacası buraya zaten gelecektim.

 

Haluk Yalçınkaya : Amerika'da yaşadığınız zorluklardan bahsedermisiniz?

Hazar Tuna : Sanırım, röportajın en zor ve en uzun bölümü burası olsa gerek ama kısaca cevaplamaya çalışacağım. Amerika'dan ziyade New York deneyimim demeliyim çünkü çok uzun süre New York'dan hiç çıkmadım. Herşeyden önce, en büyük problem, dil. Bu benim için daha da büyük bir problemdi çünkü hiç İngilizcem yoktu.   İkinci sırada Statü geliyor. Yaşayanlar bilir. New York'a öğrenci olarak gittim ve öğrencilerin yasal çalışma izni yok. Konunun temeline inecek olursanız. Başka bir ülkeye gidiyorsunuz, ama dilini konuşamıyorsunuz, hayatta kalmak için çalışmak zorundasınız ama çalışma izniniz yok. Kendi ülkenizde üniversite mezunusunuz, bir mesleğiniz ve bir sürü deneyiminiz var ama bunların hiç bir önemi yok. Tabiri caizse tamamen su'dan çıkmış bir balık gibi hissediyorsunuz. Ve herşeyi yeniden keşfetmek öğrenmek zorunda kalıyorsunuz  ve inanın bütün bunlar yaşayacağınız zorlukların sadece başlangıcı. Bir oyuncu için her şey çok daha zor elbette, çünkü herhangi bir vasıfla başka bir ülkeye giden herhangi birinden daha zor ve daha karamsar oluşuyor herşey. Örneğin bir müddet sonra herkes ingilizce konuşabiliyor ama eğer bir oyuncuysanız ingilizce konuşmakla kalmayıp, gerektiğinde bulunduğunuz ülkenin aksanını öğrenmek zorunda kalıyorsunuz. Eğer bu ülkede bir kariyer başlatıyorsanız bu aşamalardan geçmeniz şart, çünkü bir oyuncu her rolü oynayabilmeli, kendinizi kısıtlamak gibi bir lüksünüz yok. Bu büyük koşuşturmanın içinde zaman çok hızlı geçiyor ve bazen acaba zaman mı kaybediyorum dediğiniz bile oluyor ama bana soracak olursanız böyle bir deneyim tamamen böyle bir yola neden çıktığınızla alakalı, çok insan geri adım atıyor çünkü hiç bir garantisi olmayan bir yolda zaman sürekli aleyhinize işliyor. Ama gerçek bir amacı ve hayali olanlar biraz daha cesur ve sonuna kadar gidiyor. Yine hiç bir şeyin garantisi yok ama bence bu macerayı eşsiz bir deneyim yapanda bu zaten.

 

Haluk Yalçınkaya : Amerika'daki dizi projeniz hakkında bilgi verebilirmisiniz ?

Hazar Tuna : Daha önce de söylediğim gibi dil benim için çok büyük bir problemdi. Öğrenmem zaman aldı. Oyunculuk adına hiç birşey yapmaya cesaret edemiyordum. Gelen ufak tefek işleri bile red ediyordum. Halbuki hepsi birer deneyimdi ama ingilizcemin yetersiz olduğunu düşünüyordum. Eğitimini New York da tamamlamış başarılı bir yönetmen olan arkadaşım Nergis Şentürk, bir gün beni arayıp Wilson Mbiavanga nın "Six Years a Memory" adlı kısa metraj film projesinden bahsetti. Ben o an'a kadar kısa metraj film sektörünün Amerika da bu kadar önemsendiğini bilmiyordum. İlk cevabım, galiba bir oyunculuk deneyimi için henüz erken olduğunu söyledim. Çünkü ingilizceme gerçekten güvenemiyordum. Nergis en azından seçmelere katılabileceğimi söyledi ayrıca filmin konseptinin biraz farklı olduğunu, hiç replik olmayacağını ve tamamen gri tonlarda bir aşk filmi olacağını söyledi. Filmde konuşmam gerekmiyorsa olabilirdi. Bir kaç gün içinde seçmelere katıldım. Wilson o gün rolün benim olduğunu söyledi, proje bu şekilde başladı. Set'in son günü Wilson bana, sana en az 2 festival garanti ediyorum, çok iyi bir performanstı dedi. Partnerim Chelsea Sheets ile çok uyumlu bir iş çıkartmıştık, Chelsea çok yetenekli ve gerçekten gelecek vaat eden oyuncu. O dönem Wilson ve ortağı Jamaal Green uzun soluklu bir TV dizisi için Los Angeles'da bazı görüşmeler yapıyorlardı ama konu ile ilgili çok fazla bilgi sahibi değildim. Aynı dönem "Six Years a memory" bazı film festivallerinden teklifler alıyor, gösterildiği festivallerden çok güzel yorumlar alıyorduk. Son olarak American Movie Avards'dan Jüri onur ödülü ile döndü.  Bir süre sonra Wilson Mbiavanga' nın projesi Hollywood da bir yapımcı tarafından kabul edilince hızlı bir şekilde çalışmalar başladı, Wilson'un benim için projede bir rol düşündüğünü öğrenince projeye dahil oldum.  Enlightments, temelleri 2014 yılında atılmış önemli evrelerden geçmiş çok zaman harcanmış büyük bir bütçeye sahip, konu olarak da çok iddialı bir tv serisi olacak. Şu aşamada Proje hakkında çok fazla detaya giremiyorum maalesef ama projedeki tek Türk oyuncu ben olacağım. İlk sezon çekimleri tamamlandı, ilk sezon yayınlanırken eş zamanlı olarak 2. Sezon çekimleri başlayacak. Serinin 2. Sezonunun ilk bölümünden itibaren gözü pek bir gazeteciyi oynayacağım. Umarım bana verilen bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirebilirim ve herşey güzel olur. 

 

Haluk Yalçınkaya : Türkiye de Sinema ya da Tiyatro hocalarınız kimler?

Hazar Tuna : Konservatuar öncesi Bursa Devlet Tiyatrosu sanatçısı Bora Özkula hocam ile bir belediye tiyatrosunda 4 yıl kadar çalıştım. Konservatuvar eğitimim başladığı andan itibaren Müjdat Gezen, Göksel Kortay, Ayşen Gruda, Can Doğan, Ahmet Gülan, Burçak Evren gibi Türk tiyatro ve sinemasına gerek oyuncu gerek yönetmen gerek ise eleştirmen olarak emek vermiş çok değerli sanatçılarından ders alma şansım oldu. Aynı zamanda Evrim Solmaz, Evren Duyal, Burak Tamdoğan, Kıvanç Tiner, Derya Karadaş gibi genç kuşak Sanatçılardan da ders aldım. 

 

Haluk Yalçınkaya : Türkiye'de ve dünyada beğendiğiniz oyuncu ve yönetmenler kimler?

Hazar Tuna : Türkiye' de iyi oyuncular var ama Erdal Beşikçioğlu ve Rahmetli Tunçel Kurtiz'i hepsinden ayrı tuttuğumu söyleyebilirim. Yönetmenlerden Nuri Bilge Ceylan favorimdir, umarım birgün çalışma sansım olur, Ayrıca Ezel Akay'ı çok beğenirim. Fatih Akın, ve Zeki Demirkubuz dikkatle takip ettiğim yönetmenlerdir. Dünya genelinde Al Pacino en sevdiğim aktördür ona karşı çok büyük bir hayranlığım var ve dünya üzerinde ondan daha büyük bir aktör olmadığını düşünüyorum, o benim için tam bir ilham kaynağı. Meryl Streep, Daniel Day Lewis yine dikkatle takip ettiğim oyunculardır. Daha da eskiye gidecek olursak Marlon Brando'yu asla es geçemem. Robert de Niro, Denzel Washington, Tom Hanks gibi listeyi uzatabiliriz. Yine yönetmenler olarak, Alfred Hitchcock listemin başında gelir, en iyi klasiklerin yönetmeni olarak anılır. Martin Scorsese, Quentin Tarantino Francis Ford Coppola, Clint Eastwood oyunculuğunuda çok beğenirim. Roman Polanski, Brian De Palma ve Christopher Nolan ve David Fincher projelerini takip ettiğim yönetmenlerdir. 

 

Orhangazi'de doğan Hazar Tuna'nın hikayesi bu, azim ve en önemlisi çalışmak çalışmak çalışmak, sabır ve bıkmadan usanmadan çalışmak. Bursalı bir sanatçının, genç yaşında Hollywood'daki çalışmaları takdire şayan tebrikler, Hazar Tuna çıktığın yolculukta başarılar dilerim. Bu sohbet için teşekkür ederim, başarılarının devamını dilerim. İyi seyirler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 12916
Kayıt tarihi
: 09.05.15
 
 

Anadolu Üniversitesi, İşletme Fakültesi mezunuyum. Bursa Karagöz Sinema Atölyesinde Sinema 1 yıl ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster