Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
521
 

‘Büyükada Davası’ndan Yeni Bir “Geceyarısı Ekspresi” Filmi Çıkaramadılar

‘Büyükada Davası’ndan Yeni Bir “Geceyarısı Ekspresi” Filmi Çıkaramadılar
 

Türk Yargısı geçen hafta, kamuoyunda   “Büyükada Davası” olarak bilinen davanın yerli ve yabancı sanıklarını tahliye etti. Biliyorsunuz bunlar, 5 Temmuz 2017 günü Büyükada’da bir toplantıdayken gözaltına alınmışlardı. Aralarında Alman uyruklu kişilerin de olmasından dolayı olay, Almanya ile Türkiye arasında krize neden oldu. Merkel, gücü yetseydi, bu olayı bahane edip Türkiye’nin Avrupa Birliği müzakerelerine son verecekti. Ama olmadı. Başaramadı…

Eminim ki, Türk yargısı Büyükada Davası’nda” en adil ve en doğru kararı vermiştir. Hem de basınımızın bir takım aşırı heyecanlı(!)  yazarlarının öngörüsüzlüğüne rağmen.  Bunlar, attıkları ölçüsüz manşetlerle,  köşe yazılarıyla aslında hükümeti ve Sn. Cumhurbaşkanını, dolayısıyla Türkiye’yi zor durumda bıraktıklarının farkında değiller.

Neyse, bu konuyu bir tarafa bırakalım.

Gelelim asıl konumuza: Büyükada Davası sanıkları, Türkiye aleyhinde sürekli bir şeyler aramaya çalışan Alman medyasına büyük bir malzeme vermişti. Çünkü ancak Türkiye söz konusu olunca akıllarına gelen, “insan hakları”, “özgürlük”, “demokrasi” kavramlarının Batı kamuoyundaki gücünü kullanarak kirli propagandaya başlamışlardı. Bununla aynı zamanda Alman hükümeti ve siyasi partilerini de Türkiye’ye karşı sert bir tutum almaya zorluyorlardı.

Sadece Alman basını mı? Alman sineması da kulağını açmış, Türkiye’den gelecek “tutuklama” kararına çevirmişti. Çünkü tutuklama olsaydı, Oscar’a aday yeni bir “Geceyarısı Ekspresi” filmi çekilmeye başlanacaktı.  Muhtemelen senaryosu da hazırlanmıştı. Çünkü yeniden bir senaryoyu yazmaya da gerek yoktu. Çünkü nasıl olsa Türkiye hakkındaki her şey, bir senaryo değil mi?

Neden Büyükada Davası’ndan bir “Geceyarısı Ekspresi” filmi çıkartmak Batı için bu kadar önemliydi? Bunu anlamak için 70’lı yıllarda yapılan bu filme ve oluşturduğu olumsuz Türkiye algısının boyutlarına bakmak yeterlidir.

Filmi kısaca hatırlarsak;  İyi bir Amerikan ailesinden gelen, ama uyuşturucu bağımlısı Billy Hayes, 60 sonları-70 başlarında Türkiye’yi ziyaret eder. Kısa süre sonra üzerindeki 2 kilo afyonla yakalanıp tutuklanır.  Ve nedense, sırf bu suç yüzünden ömür boyu hapse mahkûm edilir.  Ancak sonra bir yolunu bulup Amerika’ya kaçar ve kurtulur.  Ve o artık Türk zindanlarından kaçıp kurtulmuş ve kapağı medeni Batı’ya atmış bir kurbandır ve bir kahramandır!

Türkiye karşıtları,  bu olayı abartarak Türkiye düşmanlığına dönüştürecek bir film yaptırdı. Filimde Türk adaletinden, polisine, hapishanesinden politikacılarına kadar her şey oryantalist bir bakış açısıyla eleştirildi. O kadar aşırı bir eleştiri yer aldı ki, hatta bazı Avrupalı yönetmenler tarafından  “CIA’inin yaptırdığı faşist bir film" diye söz edildi.

Buna rağmen Batı seyircisi filme çok büyük bir ilgi gösterdi. Tüm dünyada hasılat rekorları kırdı.  Hatta iki de Oscar aldı. “Âmâ asıl önemlisi, tüm dünyada Türkiye aleyhinde bir büyük nefret kampanyasının, görkemli bir haçlı seferinin en önemli aracı haline geldi. ”Filim, Batı kamuoyunu Türkiye’ye karşı öylesine etkiledi ki, olumsuz kalıntıları hala tam olarak silinmiş değil. Nitekim Büyükada Davası’nda bile Batı’da bu filim tekrar gündeme geldi. Hevesleri kabarttı. Ancak Türk yargısı bu kez, buna izin vermedi.

“Geceyarısı Ekspresi ”ne konu olan Hayes’in Türkiye’ye gönderilmesi ve tutuklatılması, hatta ömür boyu hapse mahkûm olması Batı’nın bir tuzağı idi. Başarılı da oldu.  O dönemin Türkiye’si bu tuzağa düştü; ülkeyi zor durumda bıraktı.  

Ama bu kez, Türk yargısı bu tuzağa izin vermedi.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Sabri bey...Aynı emperyalist-oryantalist kafa, Türkiyede afyon ekimini yasaklamak için hükumet devirdi...Hem Türkiye'yi uyuşturucu güzergahı gibi gösterip, hem uyuşturucudan tutuklanan kendi adamlarını savunuyor görünerek Türkiyeye saldırdılar...O zamanın güçsüz Türkiyesin bu hayasız saldırılara karşı yapacağı bir şey de yoktu...Bugün Büyük Ada "toplantısı"nı bahane edip film yapsalardı umurumuzda olmazdı..Zaten bu toplantının ne anlama geldiği tam açığa çıkmış değil..Bunlar kanarya sevenler derneği miydi, örneğin...Fakat, dediğiniz gibi esas olan yargının kararıdır...Artık dişlerinin geçmeyeceği bir Türkiye var, Hamdolsun...Selamlarımla

ali açıköz 
 03.11.2017 14:14
Cevap :
Ali bey ilginiz için teşekkür ederim. Siyasilerin meşhur bir sözü "Uluslararası İlişkilerde Kimse Kimsenin dostu değil" Bu gerçektir. Önemli olan, uluslararası sorunları basiretle çözmek ve stratejik davranabilmektir. Bu kez yargı bunu fark etti.  03.11.2017 18:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 81
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 599
Kayıt tarihi
: 18.10.17
 
 

1963 yılında dünyaya geldim. 1985 yılında Atatürk Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster