Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ağustos '12

 
Kategori
Resim
Okunma Sayısı
344
 

"Çakıl taşının sesine kahkaha duyan çocuk hala içimde"

"Çakıl taşının sesine kahkaha duyan çocuk hala içimde"
 

Setenay Özbek - Zeliha Demirel


(Setenay Özbek ile Resimleri ve Öyküleri üzerine…)

Zeliha Demirel : Sevgili Setenay Özbek, öncelikle kutluyorum çalışmalarınızı bizimle paylaştığınız için. Sergi salonuna girer girmez bizi önce renkler kucaklıyor, hem de birbiriyle geçinemezmiş gibi düşündüğümüz renkler. Rengin peşinden giden yolculuğunuzdan başlasak söyleşiye. Bu parlak, temiz, kroması kırılmamış, şeffaf yolculukta resim nerede? Ressam nerede?

Setenay Özbek :Gök kuşağının renklerinden evrene ve daha sonra zihnimize ulaşan renkler, şurada, burada, duran. Ressamın tuvaline yansıyan renkler ve böylece nerede durduğu ve ne şekilde durduğu bilinmeyen, ressam o renklerden kucak dolusu tuvaline taşır… Kimi renkleri çalar, kimi renkleri dostlukla çağırır. Kimi inatçı renklere de sihirli sözcükler fısıldayarak resmin büyülü alanından sızan sözlerle inatçı renkleri ikna edip renklerin dünyasını zapt eder.


Zeliha Demirel : Sizi resim, edebiyat ve sinema alanlarında çalışmaları olan çok yönlü bir sanatçı olarak tanıyoruz. 2009 Uluslararası Beşinci Taşkent Bienali’nde “En İyi Çağdaş Resim” ödülünü aldınız. Sanatın farklı dallarında çalışmalar yapmak duygu akışı mı? Yoksa söylemek istediğinizi ifade etme genişliği mi?

Setenay Özbek :Bir daha söylemek gerekirse iki farklı disiplinden söz ediyoruz. Resim ve yazı… Kelimelerin çağrışımları, manaları ve bin yıllık sihirli geçmişiyle bize aktardığı öylesine muhteşem bir dünya var ki, o dünyanın içerisinde ben belki de küçük sandalımın ambarında, varlığımı oluşturan  kelimelerle bir köprü kurmaya çalışıyorum. Kısaca edebiyat dünyamdaki serüven böyle devam ederken, tuval karşısında kelimelerin renklere dönüşümü hayretle izliyorum. Kah kırmızının coşkusuna, kah mavinin letafetine, kah siyahın yasına bürünüyorum. Bu değişim,dönüşüm benim yeni renkler ve biçimlerle tanışmama vesile oluyor.



Zeliha Demirel : Öyküleriniz ve öykü kitaplarınız var biliyorum. Ateş adlı öykünüz “Bu düşsel yolculuğa çıkarken yaşam düzlemimden maddesel ve ruhsal olarak yüz basamak aşağıdayım” cümlesi ile başlıyor. Bu cümle aynı zamanda sanatın içinden geçen yolculuğunuz gibi geldi bana. Bu cümleden hareketle ruhsal yeraltınızı açar mısınız?

Setenay Özbek : Her sanatsal yapıtın dinginlik ve doygunluk noktaları vardır. Benim çalışma üslubumda tıpkı yaratılışta olduğu gibi sıfırdan başlayıp, nesneleri, objeleri tekrar ve yeniden biçimlendiriyorum. Bunu yaparken edebiyatta ise giriş gelişme sonuç ilişkisini gözardı etmesem de, post modern bir çalışma içindeysem, bu süreçte o akımın kurallarını tıpkı yap-boz gibi yeniden tasarlarım…

 

Zeliha Demirel :Yeniyi aramak, bulmak, yeniye ulaşmak, yeni olanı denemek bir bakıma dramatik yapıyı, kitsch olanı, ikonaklast olanı kırmak elden geldiğince. Resimlerde figürler içinde bulundukları yine soyut mekanda iç monolog halindelermiş gibi. Ve bu monologdan öykülerinizde kurulan monologa götüren iç alegorik devinimi açar mısınız?

Setenay Özbek :Üstte de bahsettiğim gibi hiçliğin sarmallarına öyle sıkı sıkıya sarılıyorum ki, bu zihinsel süreçteki vecd hali. Edebiyatta ve resimde seni soyutlanmış bir dünyanın ortalık yerine bırakıyor. İşte burada kalem bir at oluveriyor, fırça bir tavus kuşuna dönüşebiliyor. Başarı oranı ise benim at üzerindeyken tavus kuşunu yakalamam diyebiliriz.

Zeliha Demirel : Sergideki sohbetimizde “ Artık öfkelerimi serbest bıraktım” dediniz. Hem resimde hem de yazıda çağdaş dilin ve malzemenin olanaklarıyla yeniyi üretme çabanız çok güzel. Biz de hem resimde hem de yazıda soyut olanı ( imge ve simge yoğunluğu olanı, daha kapalı anlatımı, daha çok art okuma isteyen üretiyi) ve kavramsal olanı üretmede kadınlar sanki daha az.

Setenay Özbek :Bir reddediş öfkem… Bunu yaparken, imgelerden var olan değer yargılarını, metaforlar oluşturup mitolojinin kayığıyla simgeler topluyorum… O simgelerden de semboller oluşturup altın postu arıyorum… Bana göre soyut düşünce aslında kadın ağırlıklı bir deneyim. Size katılıyorum, günümüz resim ve edebiyatında soyut düşünceyi kullanmak sanki hastalıklı bir halmiş gibi sanatçılar soyut üretimden mümkün olduğunca kaçıyorlar. Oysa ki deyişlerimizden bile soyut anlatımın izleklerine rastlayabiliriz: “Manda yuva yapmış söğüt dalına….”, “Denizin dibinde Hatçem demirden evler…”  sözlerinde olduğu gibi.


Zeliha Demirel : Ve “Ateş” te “Gece yavaş yavaş solarken gün ağarıyor”. Özgürlük arayışı olan meteforlar ve alegoriler var yazdıklarınızda ve resimlerinizde. Yazmak veya resim yapmak; yaşamsal sıkıntılarınızı, tutsaklığınızı, bir nebze olsun hafifletiyor mu? İnsanlığın ortalama evrensel insanlık durumunu yakalaması konusunda umudunuz var mı?
Setenay Özbek : Yaşamasam yazamam, yazdıklarım yaşadıklarım değildir! Evrensel insanlık durumuna gelince, top yekün bir sağlıklı iyileşme dönemine giriyoruz… Farkında olanlar evrensel insanlık değerlerini diğerlerine aktaracaklar. Sanatçı bu süreçte susmamalı, özgür olmalı, özgürlüğün bedeli her ne ise onu da vermelidir.


Zeliha Demirel : Anlatım diliniz öyküde bana Marguerite Duras’nın öyküleme dilini çağrıştırıyor. O da anlatılarını görsel planlar tasvirleyerek pekiştirir. Bu dili kurmanızda resim yapmanızın ve resimsel dilin etkisi var mı? Bunu Kitsch olana düşmeden yapabilmenin sırrı nerede saklı?

Setenay Özbek :Resimden gölgelerin sembollerin ve renklerin oluşturduğu dev bir saraydayım. Bu saraydan yazı odama gittiğimde, çağrışımlar ve kurduğum atmosfer öylesine dengeli olmalı ki,o zaman “kitsch” üstüne bir tül perdesi çekerek yazımı tamamlıyorum.  

Zeliha Demirel : Sizin serginizde sanki ben de yıllardır peşinden koştuğum renklere ulaşmışlığın hazzını yakaladım ve işte dedim aradığım bu. Eklemek istedikleriniz var mı?
Setenay Özbek : İçinde yaşadığım duyguları, tuvalimde sizlere aktarabilmekti derdim. Bu hazzı size sunabildiysem ne mutlu bana…

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 66
Toplam yorum
: 41
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 661
Kayıt tarihi
: 05.03.09
 
 

Konya Akşehir doğumluyum. İnşaat Mühendisliği mezunuyum. Yirmi yıldır aktif olarak plastik sanatl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster