Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mayıs '16

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1316
 

"Çalıkuşu" Romanında Notre Dame de Sion (Özel Fransız Lisesi) (3)

(Türk Eğitim Tarihi Açısından, Eğitimin Öğeleri Üzerine Bir İnceleme)

4) Öğrenciler

Romanda, öğrenciler ve görevleri hakkında doğrudan bilgi verilmemekte, öğrenciler hakkında verilen bilgiler şöyle belirtilmektedir:

Öğrenciler yatılı olup, okulda siyah önlük/forma) giymektedirler. Olaylar Feride’nin çevresinde dönmekte, çok az öğrenciye yer verilmektedir. Sadece, Feride’nin öğrencilik özellikleri anlatılıyor, denilebilir.

Feride:

Babası ile kayıt için okula gittikleri ilk gün, kayıt için beklerken biraz sonra içeri giren siyahlı bir kadın Feride’ye doğru eğilir. Başındaki beyaz başlığın uçları garip bir kuşun kanatları gibi saçlarına sürünür ve yakından yüzüne bakarak, yanaklarını okşar. Babası Sör Süperiyör ile konuşurken Feride, ortalıkta dolaşmaya, orayı burayı karıştırmaya başlar. Üzerindeki renkli resimlere parmağı ile dokunmak istediği vazoyu yere düşürerek kırar. Bu duruma çok kızan babası, kılıcını çıkartarak yerinden fırlar, telaşla Feride’yi kolundan yakalar. Kırılan vazonun sahibi Sör Süperiyör kızmak bir yana, bilakis güler. Ellerini sallayarak babayı yatıştırmaya çalışır.

Feride, etrafındaki hayata pek fazla kendini kapıp koyveren, hafif ve dikkatsiz bir çocuktur.

Küçükten beri resim yapmayı çok sever. Azar işitmesine, ceza çekmesine rağmen, köşkte tertemiz oda duvarlarına, mektepte heykellerin mermer kaidelerine, kurşun yahut boya kalemleriyle resimler yapar.

Yazı yazarken kalemi ağzına soktuğu gibi, fırçayı ağzına sokar. Kalem sapını kebap şişi gibi dişlerinin arasında çevirir. Bunun hikmetini doğrusu kendisi de pek anlamaz. Bütün bildiği, dudaklarından mor mürekkep lekelerinin eksik olmadığıdır…

Ders esnasında arkadaşları ile konuşur, uslu uslu oturup muallimi dinlemez. Çok yaramaz ve gevezedir. Yaramazlığından ve gevezeliğinden öğretmenler bıkmıştır. Onu arkadaşlarından ayırır ve bir köşede tek kişilik küçük bir sırada oturturlar. Feride bu durumu hiç unutamaz. Müdire tarafından, ders esnasında komşularını lakırdıya tutmamayı, uslu uslu muallimi dinlemeyi öğreninceye kadar orada bir sürgün hayatı geçirmeye, mahkum edilir. Edilir edilmesine de, Feride tek kişilik sırada bile boş duramaz. Pencereden dışarıyı seyreder, yanında bulunan kocaman direğin ötesine berisine, çakısının ucuyla yaracıklar açar.

Biçare Feride, bahçede ve sınıfta tek başına kalır. Arkadaşları adeta ona karşı bir esrar kumkuması kesilir, Sörlerden ziyade Feride’den çekinirler. Çünkü çok gevezedir ve aklında bakla ıslanmaz. Bahçe parmaklığı arasından bir komşu genciyle masum bir çiçek alışverişi duysa, bahçede tellal çağırır. Hasılı arkadaşlarının kendini aralarına almamalarını haklı görür. Buna rağmen, “Herkesten ayrı kalmak, koskoca bir kız olduğu halde zevzek bir çocuk muamelesi görmek pek de hoş bir şey değildir,” diyerek kendini eleştirir. 

Ailesinden, evinden ayrı okuyan tüm talebeler gibi Feride de, mekteplerin açılacağı günlerin yaklaştığını gördükçe sıkıntı duyar. Başı ağrır, gözleri kararır. Kamran ile Neriman’ı bahçede gece ay ışığında konuşurken ve boğuşurken gördükten sonra, o sene evden, bu insanlardan uzaklaşacağı günü iple çeker.

Feride, mektepte başarılı bir öğrenci değildir. Mektepte tam not aldığı tek ders resimdir. Nişanlanınca, notları daha da düşmüştür. Bültenler dağıtıldığı günün akşamı Sör Aleksi ile Feride arasında şöyle bir olay geçer: Sör, Feride’yi bir köşeye çekerek, “Notları beğendin mi, Feride?” der. Feride bedbin bir tavırla, başını sallayarak; “Epeyce bozuk Ma Sör” cevabını verir. Bunun üzerine Sör Aleksi; “Epeyce değil, pek çok. Ben sizin bu kadar düştüğünüzü hatırlamıyorum. Halbuki bu sene başka türlü çalışacağınızı umardım,” karşılığını verince Feride, “Hakkınız var. Bu sene geçen seneden bir yaş daha büyüğüm,” cevabını verir. Bunun üzerine Sör, imalı bir şekilde, “Sadece o kadar mı?” karşılığını vererek, Feride’nin çenesini okşar ve manalı manalı güler. Sör devamla, “Zannederim ki, bültendeki numaraları herkese göstermekten sıkılacaksınız. Bu sene sınıf geçemezseniz bir sene, bir uzun sene daha burada beklemek tehlikesi var,” deyince Feride, “Tehlike mi? Niçin tehlike?” diye, sorar. Sör, koket (kibar) bir tavırla, Feride’nin yanağına bir fiske vurur ve “Onu, sen kendi kendine bulabilirsin,” der. Sör böylece, tüm olaylardan haberli olduğunu bildirir. Feride, Sörlerin en küçük dedikoduları bile, kimden, nasıl öğrendiklerini –on sene aralarında yaşamasına ve alık, salak bir kız olmamasına rağmen- bir türlü anlayamaz.

Feride, nişanlandıktan sonra Kamran’ın mektup yazma teklifini, “Sörlerin, gelen mektupları Türkçe bilen birisine okuttuktan sonra yırtma adetlerinin olduğunu” söyleyerek reddeder. Onu böylece mektup yazmaktan vaz geçirir. Bir gün Feride, “Ziyaretleriniz biraz sıkça oluyor, burasının mektep olduğunu hatırlamanız lazım gelir, yolunda bir söz işitmek istemezsiniz…” diyerek, Kamran’ın okula gelmesini istemez. Kamran da bundan sonra okula, bir daha gelmez. Ayrıca Feride, nişanlı bir kız vaziyetine düştükten sonra hafta tatillerini mektepte geçirir. Üç ay içinde, ya iki, ya üç gece eve çıkar.     

Feride okulda, bahçede, etkinliklerde, her zaman en önde giden bir kızdır.

Yalnızlığına karşı koymak için gece geç vakitlere kadar hatıralarını yazar.

Sınıftaki bütün gürültülerin, yaramazlıkların elebaşısı olan Çalıkuşu, Sör Aleksi’ye ettiklerini Zeyniler Köyü’nde acı acı çektiğini belirtir.

Dans etmesini bilir; org, piyano çalar.

Mişel: Feride’nin mektep/sınıf arkadaşlarından biri olup, Türkçe bilmez.

Mari Pırlantacıyan: Feride’nin çalışkanlığı kadar, oburluğu ile de meşhur bir okul/sınıf arkadaşıdır.

Mektep açıldığı zaman, öğrenciler, bavullarının gizli bir köşesinde mektuplar, fotoğraflar, hatıra çiçekleri ve daha neler neler getirirler. Kendilerine hediye edilen renkli ve yaldızlı peygamber ve melek resimlerinin altında gençlere ait fotoğrafları saklarlar.

Öğrenci; kendi fiziksel ve toplumsal ihtiyaçlarını, toplumun ihtiyaç ve beklentileri ile uyumlu bir biçimde karşılayabilmek için gerekli olan bilgi, beceri, yetenek, tutum ve değerleri kazanmaya çalışan kişiye denir.

Okulda öğretimin etkili olabilmesi için, öğrencinin fiziksel, zihinsel ve toplumsal gelişim düzeyleri ile önceki yaşantılardan elde ettiği bilgi, beceri, tutum, duygu ve alışkanlıkların bilinmesi gerekir. Örencilere bu özellikleri kazanmaya çalışırken, öğrenmeye etki eden iki etmeni göz önünde bulundurmak gerekir. Bunlardan birincisi ‘bireysel’, diğeri ‘çevresel’ etmenlerdir.

Bireysel etmenler (iç koşullar): Sınıfta öğrenciler, aynı çevrede, aynı düzende bulundukları halde, farklı öğrenmeler meydana gelmektedir. Bunun kaynağı öğrencilerin “bireysel” özellikleridir. Öğrenmeye etki eden bireysel özellikler şunlardır: Genel sağlık durumu, gelişim düzeyi, öğrencinin genel yeteneği (zeka seviyesi), giriş davranışları (ön bilgi ve beceriler), çalışma strateji ve alışkanlıkları, dil becerisi, duyuşsal özellikleri (ilgi, inanç ve değerler, tutum, güdülenme, alışkanlık, kendine güven ve benlik tasarımı).

Öğrenmeye etki eden faktörlerin başında, genel sağlık durumu ve gelişim düzeyi gelir. Gelişim düzeyi, vücut organlarının kendilerinden beklenen görevleri yapabilecek duruma gelmesi demektir. Bundan sonra, genel yetenek gelir. Birey belli bir öğrenme potansiyeli ile dünyaya gelir. Çevre ile etkileşimde bulundurularak, bu potansiyel geliştirilmeye çalışılır.

Öğrencilerin okul başarılarını etkileyen en önemli değişkenlerden biri, onların geçmiş yaşantılarda kazandıkları ön bilgilerdir. Bunlara giriş davranışları da denir. Her yeni öğrenme, bir öncekinin üzerine inşa edilir. Bu nedenle öğrencilerin ön bilgileri ne kadar çoksa, yeni bilgiler kazanması, o kadar kolay olur.

Ön bilgilerin yanı sıra öğrencilerin çalışma strateji ve alışkanlıkları, öğrenmeyi önemli ölçüde etkiler. Örneğin, öğrencinin yeni metni kendi cümleleriyle özetlemeye, soruları yanıtlamaya çalışması, bunları yapmayan öğrencilere göre önemli ölçüde başarı farkı yaratır.

Öğrenmede duyuşsal özellikler de, örneğin öğrencinin okulu ve dersleri sevmesi, başarılı olacağına inanması, kendine güvenmesi, ders çalışmaya karşı güdülenmesi, öğrencinin başarılı olmasını sağlayan önemli faktörlerdendir (Fidan ve Erden 1998; Erden, 1998; Tekin, 2004).

Çevresel etmenler (dış koşullar); aile, öğretmen, diğer öğrenciler (okuldaki/sınıftaki öğrenciler ve arkadaş çevresi), basılı araçlar, gör-işit araçları, öğretim yöntemleri, pekiştireçler ve dönüt.

Aile çevresinin çocuğa sağladığı ekonomik olanaklar, uygun bir fiziksel mekan sağlaması, aile bireylerinin öğrenciyi akademik yönlerden desteklemesi, ona akademik rehberlik yapması, başarı beklentisinin yüksek olması, öğrencinin başarısını etkilemektedir.

Sonuç olarak, öğrenci ile çevresi arasındaki etkileşim demek, öğrencilerin iç koşullar ile dış koşullar arasındaki etkileşimi demektir. Bunun için de, öğrenci davranışında oluşturulmak istenen değişikliğin niteliğine göre, belli iç ve dış koşullar gerekir. Diğer bir deyimle, dış koşullar, iç koşullara göre düzenlenmelidir ki, öğrenci istenilen davranışları kazanabilsin, denebilir (Erden, 1998; Tekin, 2004).

Okul eğitiminde öğrencinin ayrı bir yeri ve önemi vardır. Okul içinde düzenlenen tüm etkinlikler öğrencilere yönelik olup, buna karşılık öğrencinin de okula karşı bazı sorumlulukları, derslere devam etme, derslere çalışma, öğretmen, yönetici ve arkadaşlarına saygılı olma, arkadaşları ile iyi geçinme gibi yapması gereken davranışlar vardır. Bu davranışların gösterilmesini, okuldaki öğretmen ve yöneticiler, öğrencinin ailesi, yakın çevresi, hatta toplumdaki diğer kişiler, öğrencilerden bekler.      

Okulda öğrenen durumunda bulunan öğrenciler genellikle aynı yaş grubunda bulunur ve 25-50 kişilik gruplar halinde eğitim görürler. Öğrenciler, sınıfta eğitim görürken bir yandan okulun normlarına uyarken, diğer yandan arkadaş grubunun normlarına da uymak zorundadır. Akran grupları, öğretim faaliyetlerinin yanı sıra, arkadaş grupları ile de etkileşim kurarak birçok yeni davranışın öğrenmesini sağlar. Öğrenciler içinde bulundukları grubun yargı standartlarına uyar ve olumlu ya da olumsuz davranış geliştirirler. Bu nedenle, öğretmen ve yöneticilerin, okul içindeki öğrenci gruplarının faaliyetlerini kontrol etmesi ve yönlendirmesi önem taşır. 

Okulda öğretimin etkili olabilmesi için, öğrencinin fiziksel, zihinsel ve toplumsal gelişim düzeyleri ile önceki yaşantılardan elde ettiği bilgi, beceri, tutum, duygu ve alışkanlıklar, onların, bir yandan eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesine yardımcı olurken, diğer yandan eğitim yoluyla onların hangi davranışları öğrenip, hangilerini öğrenemeyeceklerine işaret eder (Fidan ve Erden 1991; Erden, 1998).

Feride’nin, öğrenmeye etki eden bireysel özellikler olan genel sağlık durumu, gelişim düzeyi, öğrencinin genel yeteneği (zeka seviyesi), giriş davranışları (ön bilgi ve beceriler), dil becerisi, gibi durumlardan doğrudan bahsedilmemektedir. Başarısız bir öğrenci olması nedeniyle, zeka durumu hakkında bazı yargılarda bulunulabilir. Düzenli bir ders çalışma durumu, ders çalışma alışkanlığı olmadığı, derslerde sürekli konuştuğu, dersi dinlemediği, derslere karşı pek ilgisinin güdüsünün olmadığı, açıkça belirtilmektedir. Romanda dile getirilen bir husus da, yatılı okuyan öğrencilerin aile hayatını özlemeleri, -özel nedenler dışında- evlerinden ayrılmak istememelerinin vurgulanmasıdır. Sörlerin kayda değer bir davranışı da, okula kayıt sırasında yapılan bir yaramazlık karşısında bile, ilk izlenimlerin kalıcı olması nedeniyle, yaramazlığın hoş görülüp, Feride’ye iyi davranılmasıdır.    

Feride’nin akademik yönden, tembel bir öğrenci olup, sadece resim dersinde çok başarılı; sosyal yönden çok yaramaz, çok hareketli, hatta yaramazların elebaşı, sürekli bir şeylerle meşgul, arkadaşları ile ilişkilerinin çok zayıf olduğu ve hiç arkadaşının olmadığı, okulda/sınıfta bahçede tek başına dolaştığı, hafif ve dikkatsiz bir çocuk olduğu, derslerde çok konuştuğu açıkça belirtilmekte olup, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu konusunda okuyucuya ipuçları vermektedir.

5) Eğitim Programı

Romanda, eğitim programı hakkında doğrudan bilgi verilmemekte, program hakkında verilen bilgiler şöyle belirtilmektedir:

Okul programında, Roma Tarihi, Müzik, Fransızca, Resim ve Coğrafya derslerinin okutulduğu açıkça belirtilmektedir. Diğer derslerin adı geçmemektedir.

Kamran’ın Feride’ye getirdiği hediyeler arasında Noel Yortularında küçük çocuklara hediye edilen yaldızlı ve resimli bebek masalları kabilinden iki kitap bulunmaktadır.     

İmtihan için boyalı bir Coğrafya haritası hazırlıyordum.

Feride sık sık defterine günlük yazdığını belirtmektedir. Öğrencilere günlük tutma, günlük yazma becerisi kazandırılmıştır.

Sörler, mektebin ilk haftalarında bir Pazar günü öğrencileri Kağıthane tarafına gezmeye götürürler.

Toplumsal etkinliklere yer verildiği, dans öğretildiği anlaşılmaktadır.

Yaz tatili sonlarında mektep, bir zaman için kaynar, bu taşkınlık ancak birinci üç ay imtihanına doğru yatışır.

Sörler ile konuşurken; eller mektep gömleğinin göğsü üzerine kavuşturulur ve hafifçe boyun bükülür. “Beni affedersiniz” diye söze başlanır. Bu masum yalvarma jesti mektepte sörler ve dindar talebelerin Meryem ve İsa karşısında dua ederken aldıkları bir jesttir.

Sınıf Yönetimi ile ilgili olarak; öğretmenlikler, yaramazlıklarından, gevezeliklerinden bıktıkları öğrencileri, arkadaşlarından ayırır ve bir köşede tek kişilik küçük bir sırada oturturlar. Ders esnasında komşularını lakırdıya tutmamayı, uslu uslu muallimi dinlemeyi öğreninceye kadar orada bir sürgün hayatı geçirmeye mahkum ederler.

Hocalar cetvelleriyle hafif hafif kürsüye vurarak öğrencileri sukut ve ciddiyete davet ederler.

Program (Yunanca); bir işin bölümlerini, her bölümün yapılış sırasını, zamanını ve nasıl yapılacağını gösteren tasarı, anlamına gelmektedir. Eğitim de programlı bir iştir. Eğitimde “program” kavramı; Eğitim Programı, Öğretim Programı, Müfredat Programı, Ders Programı gibi değişik adlar altında kullanılmaktadır (Büyükkaragöz, 1977).

Eğitim Programı Saylor ve Alexander’e göre; Okulun, okul içi ve dışındaki bütün durumlarda arzu edilen sonuçlara ulaşmak için giriştiği çabaların tümü, olarak tanımlanmaktadır. Eğitim Programı; bir eğitim kurumunun çocuklar, gençler ve yetişkinler için sağladığı, Milli eğitimin ve kurumun amaçlarının gerçekleşmesine dönük tüm faaliyetleri kapsar. Öğretim, ders dışı kol faaliyetleri, özel günlerin kutlanması, geziler, kısa kurslar, rehberlik, sağlık vb. hizmetler ve fonksiyonlar bu çerçeve içine girer (Varış, 1978).

Eğitim Programları tanımlarında; amaçlar (Milli Eğitimin ve kuruluşun), öğretim ve ders programları, dersi içi etkinlikler (üniteler), ders dışı etkinlikler (eğitici kol çalışmaları, kurs, gezi, toplantılar, belli gün ve haftaların kutlanması, sağlık ve rehberlik çalışmaları), yöntem ve teknikler, zaman, değerlendirme etkinlikleri, ortak özellik olarak bulunur (Büyükkaragöz, 1977).

Dam dö Sion’un eğitim (okul) programında; Roma Tarihi, Müzik, Coğrafya ve Fransızca derslerinin okutulduğu belirtilmekte, bunun dışında ders adı verilmemektedir. Ders dışı etkinlikler olarak, gezi yapıldığı görülmekte ve rehberlik çalışmalarına yer verildiği (Feride’nin günlük yazmasından) anlaşılmaktadır. Ayrıca öğrencilere, büyüklerle konuşurken, Meryem ile İsa’nın karşısında duruş, gibi toplumsal davranışların özenle kazandırıldığı anlaşılmaktadır.

Sınıfta dersin yönetimi açısından; çevresindeki öğrencilerin öğrenmesine engel olan çocukların, arkadaşlarından ayrılarak, tek kişilik sıralarda oturtulduğu ve böylece kendisi öğrenmese bile, diğer öğrencilerin öğrenmelerine engel olunamadığı anlatılmaktadır. Ayrıca bu sürgün hayatının, öğrencinin uslanıncaya kadar devam edeceği belirtilmektedir. İstenmeyen davranışların engellenmesi konusunda basit ama ekili bir yöntemin nasıl uygulandığının anlatılması açısından, öğretmenlere verilebilecek güzel bir örnektir.  

6) Çevre

Romanda, çevre ve çevre ile ilişkiler hakkında doğrudan bilgi verilmemekte, çevre ile ilgili verilen bilgiler şöyle belirtilmektedir:

Birinin mesela, bahçe parmaklığı arasından bir komşu genciyle masum bir çiçek alışverişini duydum mu, bahçede adeta tellal çağırırdım.

 Görüş günü olmadığı halde biraz sonra teyzelerim beni görmeye geldiler.

Bunları sana kuzenin (Kamran) getirdi, dedi.

Okulun yakından ilişki içinde bulunduğu grup ve kurumlar, okulun çevresini oluşturur. Okul, toplumdaki bireylerin eğitilmesi işini üstlendiği için, birçok grup ve kurum, okullarda gerçekleştirilen çalışmalarla ilgilenir ve bu çalışmaları denetler.  Bunların en etkilileri, veliler, okul aile birliği, işverenler ve basındır. Çevrenin, okul üzerinde doğrudan ya da dolaylı olarak bir baskı ve denetleme gücü vardır.

Okul çevresindeki grupların beklentileri ile okulda yer alan çalışmalar ve okulun amaçları arasında bir denge kurulduğu zaman, bu gruplar okula destek olabilir ve eğitimin niteliğini olumlu yönde etkileyebilirler. Bu nedenle, çatışma çıkmaması için, çevre ile iyi bir iletişim kurulması ve çevrenin aydınlatılması gerekir (Fidan ve Erden 1991; Erden, 1998).  

Bahçe parmaklığı arasından, komşu genciyle masum bir çiçek alışverişleri ile öğrenci yakınlarının (Feride’nin akrabalarının) okula yaptıkları ziyaretlerin dışında, veli, okul aile birliği, basın, işverenler ve diğer okullar gibi hiçbir çevresel öğeden söz edilmemektedir.

Sonuç

Dam de Sion 1856 yılında, İstanbul Pangaltı’da ağaçlı bir bahçe içerisinde kurulmuş, çevresi bahçe parmaklıkları ile çevrilmiş, büyük bir taş binadır. Özel derslikleri, odaları ve koridorlara açılan pencereleri bulunan bir özellik taşımaktadır. Derslerde araç gereç kullanılmakta ve araç gereç odaları bulunmaktadır. Okulda çok sıkı bir yönetim anlayışı egemen olup, öğretmenler ve öğrenciler yöneticiden çekinmektedir. Öğrenciler, Feride’nin dışında, azınlıkların çocukları olup, genelde Türkçe bilmemektedir. Feride, hafif, yaramaz ve tembel bir çocuktur.

Öğretmenler, çok sabırlı olup, öğrencileri ile ilgilenmektedirler. Okulda, Roma Tarihi, Coğrafya, Resim, Müzik ve Fransızca dersleri, okutulan dersler arasındadır. Sosyal etkinliklere ve rehberlik alışmalarına yer verilmektedir. Çevre ile ilişki kurma etkinliklerine, hemen hemen hiç yer verilmemektedir.

 

KAYNAKLAR

Büyükkaragöz, S. Savaş. (1977). Program Geliştirmede “Kaynak Metinler”. Konya.

Çilenti, Kamran. (1988). Eğitim Teknolojisi ve Öğretim. Ankara.

Erden, Münire. (1998). Öğretmenlik Mesleğine Giriş. Alkım Yayınevi, İstanbul.

Eyigün, Sabri (2003). Edebiyatta Politik Roman. Aktif Yayınları, İstanbul.

Fidan, Nurettin, Münire Erden. (1991). Eğitim Bilimine Giriş, Repa Eğitim Yayınları, Ankara.

Fidan, Nurettin, Münire Erden. (1998). Eğitime Giriş, Alkım Yayınevi, İstanbul.

Güntekin, Reşat Nuri. (1962). Çalıkuşu. İnkılap ve Aka Kitabevleri, İstanbul.

Güntekin, Reşat Nuri. (2005). Çalıkuşu. İnkılap Kitabevi, İstanbul.

Url3: https://tr.wikipedia.org/wiki/Notre_Dame_de_Sion_Frans_Lisesi. (Erişim tarihi: 28.04.2016)

Sönmez, Veysel. (2003). Program Geliştirmede Öğretmen Elkitabı. Anı Yayıncılık, Ankara.

Tekin, Halil. (2004). Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme. Yargı Yayınevi, Ankara.

Uludağ, Mehmet Emin. (2008). “Çalıkuşu Romanında Vurgulanan Eğitim Problemleri ve Günümüze Yansımaları.” Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, C.7, S.25 (078-090).

Url2:www.ilkokul.nds.k12.tr/spip.php? article 4224. (Erişim tarihi: 28.04.2016)

Url4: www.nds.k12.tr/Genel bilgi. (Erişim tarihi: 28.04.2016)

Url1: www.nds.k12.tr/Tarihçe. (Erişim tarihi: 28.04.2016)

Varış, Fatma. (1978). Eğitimde Program Geliştirme: Teori ve Teknikler. Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayını, Ankara.

Yalçın, Soner. (2004). Efendi Beyaz Türklerin Büyük Sırrı. Doğan Kitapçılık A. Ş. İstanbul.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 282
Toplam mesaj
: 98
Ort. okunma sayısı
: 2874
Kayıt tarihi
: 06.12.06
 
 

Gazi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster