Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mayıs '11

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
1424
 

“Çerkes Sürgünü 147 Yaşında”

“Çerkes Sürgünü 147 Yaşında”
 

21 MAYIS BÜYÜK ÇERKES SÜRGÜNÜ(RESİM INTERNETTEN ALINMIŞTIR)


Güneşin yüzünü gösterdiği ve mutluluk hissiyle insan ruhunu canlandırdığı bir bahar günü; kaybettiklerini hiç unutmayan, topraklarında barış ve huzur isteyen Kafkasya Halkları, yüzlerinde 21 Mayısta yaşadıkları “Büyük Sürgün”ün hüzünle yaslarını tüm dünyaya haykırmak için toplandılar. 

Yurtlarından sürülüp yollara düşerken, içlerine gömdükleri acıları ve yüzyıllar sürecek yurt özlemlerini en kuytularına sakladılar. Binlerce Çerkes, “Büyük Sürgün”ü 147 yıl sonra aynı üzüntüyle andılar. 

Çerkes Halkları, yaşadıkları soykırımının tanınması isteklerini yeniliyorlar. Dünyanın gözleri önünde yurtlarından sürülüp, vatansızlaştırılarak soylarına kast edilmesi gerçeğinin dünya tarafından kabul görmesi isteğiyle 21 Mayıs’ta kenetlendiler ve taleplerini yenilediler. 

Çerkes olmanın verdiği özellikleri kendi içlerinde yaşarken, bulundukları ülkenin yaşantısına ve milli değerlerine gösterdikleri saygı onları diğer azınlıklardan ayıran en büyük farklılık. 

Evlerinde, yurtlarından kendilerine kalan en değerli hazinelerinden biri olan; ana dillerini konuşup, büyüklerinden öğrendikleri Çerkes gelenekleri ile yoğrulurken yaşadıkları ülkenin gelenek ve göreneklerini de göz ardı etmemişlerdir. 

Milli birliklerinin bozulması, topraklarının istila edilmesi ve yüz yıllar sürecek sürgün hayatı. Çerkesler, yaşadıkları bunca eziyete karşın, yurtlarından sürgün geldikleri ülkelerin topraklarının bütünlüğü yolunda savaşmış, kendilerine ikinci yurt olan bu topraklar uğruna canlarını ortaya koymuşlardır. 

Tarih boyunca yaşadıkları farklı coğrafyalarda; güvenilir, güçlü, kararlı ve çalışkanlıklarıyla kendilerinden övgüyle söz ettirmişlerdir. Dedelerinin yurtlarında ve özgür olmak adına verdikleri savaşta gösterdikleri özveriyi kendilerine kucak açan yurtlar için göstermekten imtina etmemişlerdir. 

21 Mayıs “Büyük Sürgün” gününün Çerkes Halkı için ifade ettiği gerçek; acı, keder ve ardında bıraktıkları için tuttukları yastan ibaret değildir. 

Çerkesler, kendilerine uygulanan programlanmış soy kırımının diğer ülkelerce de tanınmasını istemekle birlikte, yaşadıkları coğrafyalarda gösterdikleri iyi niyet ve anlayışın kendilerine de gösterilmesini istemektedirler. 

Yurtlarından kalan bayrakları göğüslerinde, saygıyla yaslarını tutan Çerkesler, millet olmanın temel hakkı olan dillerinin korunmasını istemektedir. Dillerinin yeni kuşaklara aktarılabilmesi için gerekli özenin kendilerine gösterilmesini ve dillerinin öğretilebileceği eğitim kurumları özlemlerini dile getirmektedirler. 

Çerkesler, dünyanın gözü önünde yurtlarından koparılan, sürgüne gönderilen milletler. 

Onlar birliktelikten güç alan, bulundukları coğrafyada bir arada ve saygı içinde yaşam isteklerini yenilerken, kendi haklarına da özen gösterilmesini istemektedirler. 

Hiçbir zaman dedelerimize kapılarını açan yurtlar için kötü bir düşünce öğretilmeden, kendimizden önce yaşadığımız toplulukların yararını gözetmek gerekliliği ile büyütülen bizler; yaşadığımız coğrafyanın çok sesli topluluğu olarak, bu sesin uzun yıllar sürmesi için biraz anlayış ve iyi niyet bekliyoruz. 

Sürgün’ün yaşattığı özlemle yoğrulmuş bir ailenin neferi olarak, babamdan duyduğum ve çocukluğum boyunca kulaklarımızda dolanan nice hikayeler vardır “Yas” konusu yapılacak. 

Garip bir duygudur yurduna gidememek. Can yakıcı ve delici hatta. Böyle bir kış sonu duygusunu yansıtır aşağıdaki mısralar bende “Sürgünüm” derinde bir yerlerde… 

Kar ve Sürgün 

Kar topluyordu hava, güneşli ve keskin. 

Anlık karanlıklar, rüzgarla savrulup,  

Ani baskınlar yapıyor beyaz, beyaz. 

Telaşlı taneler, şehrin sıcağına inat. 

Tutunacak bir yer bulmak ümidinde,  

Yurtsuzluk hissini çağrışımlarken. 

Aklımda hikayeler, dedemden ve babamdan,  

Sürgünde halkım, yurtsuzluk yollarında. 

Kuzeyin soğukları delerken beyinlerini,  

Trenler dolusu insan, ayakta. Aç ve susuz. 

Havadan da yoksun vagonlar,  

Son durağı olmayan terende,  

Yol alırken gecenin karanlığında. 

Geceye inat parlak kar kristalleri,  

Aydınlatırken yollarını. 

Açtı yine güneş, toplarken beyaz dokunuşlarını. 

Sürgüne inat umutla beklenen,  

Yası bitirip yurduna varacağı günlerin özlemi… 

 

Sağlıkla ve mutlu kalın 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 245
Toplam yorum
: 257
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 690
Kayıt tarihi
: 11.03.09
 
 

Buradayım işte. Yaşamın tam içinde. Her anın benim olduğunu bilerek. Yaşamın sadece "Şimdi" olduğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster